I. “Adalete Uygun Miktar” Ne Anlama Gelir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi, kişilik hakkı ihlal edilen kimseye hâkimin "manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesine karar verebileceği"ni söyler — ama bu miktarın nasıl hesaplanacağına dair tek bir rakam, formül ya da tarife vermez. Bu boşluk, altmış yılı aşkın süredir tek bir kararla dolduruluyor: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.06.1966 tarihli, E.1966/7, K.1966/7 sayılı kararı.1 Kararın verdiği mesaj sadedir: hâkimin takdir yetkisi geniştir, ama sınırsız değildir; manevi tazminat, ne mağduru zenginleştiren bir kazanç aracı ne de failin cebine giren bir para cezasıdır — duyulan elem ve ızdırabı hafifletecek, olayın özelliklerine göre "adalete uygun" bir miktar olmalıdır.
Kararın güncelliği, 60 yıl önce verilmiş olmasına rağmen tartışmasızdır. 2026 yılının ilk aylarında dahi Yargıtay bu kararı doğrudan uygulamaya devam ediyor.2 Ne var ki uygulamada asıl güçlük, kararın varlığını bilmekte değil; kararın koyduğu soyut ölçütleri somut bir dosyada nasıl "göstermek" gerektiğini anlamakta ortaya çıkıyor. Bu yazı, İBK'nın çerçevesini, bu çerçeveyi zenginleştiren doktrindeki güncel tartışmaları ve farklı dava tiplerindeki uygulamasını ele alıyor.
II. Manevi Tazminatın Yasal Dayanağı Nedir?
Manevi tazminatın temel dayanağı TBK m.58'dir. Madde, kişilik hakkı hukuka aykırı olarak zedelenen kimsenin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceğini; hâkimin bu tazminatın miktarını belirlerken, birinci fıkrada öngörülen tedbirlerin sonuç vermemiş olması durumunu da göz önünde tutacağını düzenler. İş kazası ve benzeri bedensel bütünlük ihlallerinde ise mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi (yeni TBK m.56 ile karşılığı) uygulama alanı bulur; Yargıtay bu maddenin uygulanmasında da aynı 1966 İBK'sına atıf yapar.3
Bu maddi hukuk çerçevesi tek başına yeterli değildir; Anayasa m.141/3 ve HMK m.297 uyarınca her kararın gerekçeli olması zorunludur. Hâkim, manevi tazminat miktarını "hakkaniyete göre" belirlerken bu hakkaniyetin hangi somut olgulara dayandığını kararında göstermek zorundadır — aksi hâlde karar, gerekçesizlik nedeniyle bozmaya açık hâle gelir. 1966 İBK'sının pratikteki en önemli işlevi de tam burada ortaya çıkar: hâkimin gerekçesinde değinmesi gereken asgari ölçütler listesini sunar.
III. Hâkim Miktarı Belirlerken Neleri Gerekçelendirmeli?
A. Manevi Tazminatın Fonksiyonu: Doktrindeki Teorik Ayrışma
1966 İBK'sının koyduğu ölçütleri anlamak için önce manevi tazminatın "ne işe yaradığı" sorusuna bakmak gerekir. Doktrinde manevi zarar kavramı üç farklı teoriyle açıklanır: sübjektif teori zarar görenin iç huzurundaki bozulmayı esas alır; objektif teori manevi zararı kişilik değerlerinde meydana gelen objektif bir eksilme olarak görür; karma teori ise bu eksilmenin ayrıca hissedilmiş olmasını da arar.4 Benimsenen teoriye göre manevi tazminata yüklenen işlev de değişir: tatmin fonksiyonu zarar görende bir tatmin duygusu yaratılmasını, denkleştirme fonksiyonu acının azaltılmasını, önleme-caydırma fonksiyonu failin fiili tekrarlamasının engellenmesini, telafi fonksiyonu ise manevi zararın nakden karşılanmasını amaçlar.5
Bu ayrım soyut bir akademik tartışma değildir; miktarın nasıl belirleneceğini doğrudan etkiler. Zira 1966 İBK'sının kendisi, manevi tazminatın zarar görende "bir tatmin hissi" sağlaması gerektiğini söyleyerek sübjektif teoriden doğan tatmin fonksiyonuna yaklaşır6 — ki bu, doktrinde savunulan ve Yargıtay içtihadının da fiilen yakın durduğu bir çizgidir. Uygulayıcı için sonuç şudur: dilekçede yalnız "acı çektim" demek yetmez; hangi fonksiyonun (tatmin mi, telafi mi) hangi somut olguyla gerçekleştiği anlatılmalıdır.
B. 1966/7-7 Sayılı İBK'nın Koyduğu Somut Ölçütler
İBK'nın gerekçesi, hâkimin dikkate alması gereken hususları iki başlıkta toplar: olayın özellikleri ve zarar görenin özellikleri. Olayın özellikleri bakımından kişilik hakkı ihlalinin ağırlığı, zararın şiddeti, ihlalin süresi ve etkilerinin devam edip etmediği değerlendirilir; örneğin kalıcı maluliyet doğuran bir olayda manevi zararın daha ağır kabul edilmesi gerekir.7 Zarar görenin özellikleri başlığı altında ise yaş, cinsiyet, meslek ve sosyal durum ile tarafların (varsa) müterafik kusuru incelenir; doktrinde vurgulandığı üzere psikolojik açıdan kalıcı bir izin kabullenilmesi gençler için yaşlılara göre daha güç kabul edildiğinden, bu husus da miktara yansıyabilir.8 Ekonomik ve sosyal durumun dikkate alınması gerekliliği konusunda doktrinde görüş ayrılığı bulunsa da, hakkaniyete daha uygun görülen yaklaşım bu durumun tazminatı artırıcı değil, dengeleyici bir unsur olarak ele alınmasıdır.9
Yargıtay'ın güncel uygulaması bu ölçütleri istikrarla tekrarlar. Örneğin bir iş kazası kararında Yargıtay, manevi tazminatta kusurun aranmadığını ama kusurun takdirde etkili olabileceğini; ölçütlerin İBK'da açıklandığını ve her olayda değişebileceğinden hâkimin bunları kararında objektif ölçülere göre göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.10 2025 tarihli bir başka kararda ise aynı ilke tekrarlanarak, İBK'nın gerekçesinde "özel hal ve şartların açıkça gösterildiği", bunların her olayda değişebileceği ve hâkimin objektif ölçülere göre bunları göstermesi gerektiği yinelenmiştir.11
C. "Zenginleşme Aracı Olmama" İlkesi ile Cezalandırma/Caydırma Fonksiyonu Arasındaki Gerilim
1966 İBK'sının belki de en sık atlanan yönü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracına dönüştürülmemesi gerektiği ilkesidir. Bu ilke, güncel doktrinde canlı bir tartışmanın konusudur: Yargıtay bazı kararlarında, manevi tazminatın "hukuka aykırı eylemin bir daha işlenmemesi için caydırıcı bir özellik ve etkinlik de taşıması" gerektiğini söyleyerek davalının ekonomik durumuna göre miktarı artırmaktadır; doktrinde bu eğilimin, manevi tazminatı fiilen "medeni ceza"ya yaklaştırdığı ve pozitif hukukumuzda medeni cezaya ilişkin genel bir düzenleme bulunmadığı için yerinde olmadığı savunulmaktadır.12 Bu tartışmanın somut örneği Soma maden faciasıdır: Yargıtay, toplumda oluşan derin üzüntü nedeniyle önceki içtihadından farklı olarak yüksek miktarda tazminata hükmetmiş ve bunu caydırma fonksiyonuna dayandırmıştır; doktrindeki değerlendirmeye göre bu hüküm aslında caydırmadan çok cezalandırma amacına yakındır.13
Bu gerilimin pratik sonucu, "zenginleşme aracı olmama" ilkesiyle "caydırıcılık" beklentisinin aynı dosyada çatışabilmesidir. Bir iş kazasında taşan dereye düşen ve cesedine ulaşılamayan işçinin eşi ve çocukları lehine hükmedilen manevi tazminatları Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile kaza tarihine göre fazla bularak bozmuştur. Yerel mahkeme ise cesede hâlâ ulaşılamamasını, ailenin ziyaret edebileceği bir mezarın dahi bulunmamasını, paranın satın alma gücünü ve ölümlü iş kazalarında caydırıcılık ihtiyacını tek tek sayarak direnmiş; Hukuk Genel Kurulu da oy çokluğuyla direnme kararını onamış ve miktarı yerinde bulmuştur.14 Karar, İBK'nın ölçütleri somut olgularla tek tek gerekçelendirildiğinde miktarın Yargıtay denetiminde de ayakta kalabildiğini gösterir.
D. Güncel Uygulama: Farklı Dava Tiplerinde Aynı Ölçütler
İBK'nın ölçütleri, ortaya çıktığı bedensel bütünlük ihlali bağlamının çok ötesinde uygulama alanı bulur; aşağıdaki beş örnek, aynı çerçevenin birbirinden çok farklı olay tiplerinde nasıl işlediğini gösterir.
İş kazası: 2026'da da İBK'nın uygulanması sürüyor; yakın tarihli bir kararda mahkeme, manevi tazminat istemini İBK'nın öngördüğü ölçütler doğrultusunda inceleyerek tam kabule karar vermiştir.17
Trafik kazası: Kaza tarihinde 17 yaşında olan bir motosiklet sürücüsü, kask takmamasına rağmen karşı tarafla eşit kusurlu bulunmuş ve %85 oranında malul kalmıştır. İlk derece mahkemesi 100.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, istinaf bunu 50.000 TL'ye indirmiş; Yargıtay ise İBK'nın "maluliyet oranı, yaş, kusur oranı, sosyal ve ekonomik durum" ölçütlerini tek tek sayarak indirilen kararı bozmuş, bozma sonrası yeniden 100.000 TL'ye hükmedilen kararı 16.02.2026'da onamıştır.18 Aynı olay, aynı ölçütlerin farklı derecelerde iki kez farklı yorumlanabildiğini gösterir.
Kişilik hakkı ihlali (tehdit/hakaret): Sekiz adet tehdit ve hakaret içerikli mesaj nedeniyle açılan bir davada ilk derece mahkemesi 4.000 TL, istinaf ise "saldırının ağırlığı"na göre 10.000 TL'ye hükmetmiş; Yargıtay bu miktarı da yetersiz bularak bozmuş ve gerekçesinde İBK'ya doğrudan atıfla, manevi tazminatın hem zarar göreni tatmin etmesi hem de faili "gerekli dikkat ve özeni göstermesi için" caydırması gerektiğini vurgulamıştır.19 Bu karar, III.C'de anlatılan tatmin/caydırma gerilimini somut bir dosyada gözler önüne serer.
Destekten yoksun kalma / ölüm: İBK'nın "zarar görenin özellikleri" ölçütü aile bireyleri arasında farklılaşmaya da yol açar: yakın tarihli bir kararda eş, çocuk, anne, baba ve kardeşler için ayrı ayrı ve birbirinden farklı miktarlarda manevi tazminata hükmedilmiştir — yakınlık derecesi ve duyulan elemin niteliği, aynı olaydan kaynaklanan taleplerde dahi miktarı değiştirebilmektedir.16
Boşanma: Hukuk Genel Kurulu, yakın tarihli bir kararında, TMK m.174/2 kapsamındaki manevi tazminatın da kişilik haklarına saldırı oluşturan olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak İBK'nın çerçevesini aile hukuku alanına da taşımıştır.15
IV. Dilekçe ve Temyizde Nasıl Bir Yol İzlenmeli?
Bu tablodan üç pratik sonuç çıkar:
1. Dava/cevap dilekçesinde İBK'nın ölçütlerini tek tek somutlaştırın. "Manevi zarara uğradım" demek yetmez; olayın ağırlığı, süresi, kalıcılığı ve zarar görenin yaşı, mesleği, kusur durumu ayrı ayrı olgusal olarak anlatılmalıdır.
2. Gerekçesiz ya da şablon manevi tazminat kararlarına karşı, gerekçe eksikliğini temyiz/istinaf sebebi yapın. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, İBK'daki ölçütlerin kararda somut biçimde gösterilmemiş olmasını bozma nedeni saymaktadır.
3. Dava tipi ne olursa olsun (iş kazası, trafik kazası, boşanma, kişilik hakkı ihlali) aynı çerçeveyi kullanın. İBK, tek bir hukuk dalına özgü değildir; TBK m.58'in uygulandığı her alanda geçerlidir.
Sonuç
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.06.1966 tarihli kararı, altmış yılı aşkın süredir manevi tazminatın miktarını belirleyen tek bağlayıcı çerçevedir. Kararın soyut ölçütleri — olayın özellikleri, zarar görenin özellikleri, zenginleşme aracı olmama ilkesi — hâlâ her manevi tazminat davasının omurgasını oluşturur. Ne var ki bu ölçütlerin doğru uygulanması, hem hâkimin gerekçesinde hem de tarafların dilekçelerinde somut olgularla desteklenmelerini gerektirir; aksi hâlde ne "adalete uygun" bir miktardan ne de sağlam bir kararın bozulmadan ayakta kalmasından söz edilebilir.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, E.1966/7, K.1966/7, T.22.06.1966.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2025/15319, K.2026/924, T.05.02.2026.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2018/6515, K.2019/4410, T.17.06.2019.
- Hülya Atlan, "Beden Bütünlüğünün İhlalinde Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.65, S.4, 2016, s.2661-2662.
- Atlan, s.2662-2663.
- Atlan, s.2663 (dn.9) — İBK'ya atfen: "manevi tazminat, zarar görende bir tatmin hissi sağlamalıdır."
- Kübra Demir, "Manevi Tazminatın Belirlenmesine Genel Bir Bakış", Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.8, S.1-2, 2020, s.79.
- Demir, s.80.
- Demir, s.81.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2014/13862, K.2014/20812, T.23.10.2014.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/924, K.2025/344, T.09.01.2025.
- Cansu Kulaç, "Manevi Tazminat ve Cezalandırma Fonksiyonu", Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.13, S.1, 2023, s.670-671.
- Kulaç, s.671.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2016/2726, K.2017/1445, T.29.11.2017 (direnme kararının oy çokluğuyla onanması).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/130, K.2025/556, T.24.09.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/11762, K.2025/7752, T.08.05.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2025/15319, K.2026/924, T.05.02.2026.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2025/15064, K.2026/1650, T.16.02.2026.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2023/4348, K.2025/11243, T.03.07.2025.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.58.
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.141; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, E.1966/7, K.1966/7, T.22.06.1966.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2015/1606, K.2019/213, T.26.02.2019.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2016/2726, K.2017/1445, T.29.11.2017.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/130, K.2025/556, T.24.09.2025.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2014/13862, K.2014/20812, T.23.10.2014.
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2018/6515, K.2019/4410, T.17.06.2019.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/924, K.2025/344, T.09.01.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/11762, K.2025/7752, T.08.05.2025.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2025/15319, K.2026/924, T.05.02.2026.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2025/15064, K.2026/1650, T.16.02.2026 — trafik kazasında maluliyet/yaş/kusur ölçütlerinin uygulanması.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2023/4348, K.2025/11243, T.03.07.2025 — tehdit/hakaret nedeniyle manevi tazminatta tatmin ve caydırma dengesi.
- Kübra Demir, "Manevi Tazminatın Belirlenmesine Genel Bir Bakış", Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.8, S.1-2, 2020, s.67-88.
- Cansu Kulaç, "Manevi Tazminat ve Cezalandırma Fonksiyonu", Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.13, S.1, 2023, s.657-675.
- Hülya Atlan, "Beden Bütünlüğünün İhlalinde Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.65, S.4, 2016, s.2659-2683.