I. Kararın Kimliği ve Daireler Arası Görüş Ayrılığı
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.6.2018 tarih ve E.2016/5, K.2018/6 sayılı kararı, çocuğunu haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık sonucu kaybeden anne-babanın destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilme koşullarını netleştiren bir karardır. Başvuru, 18.02.2015 tarihinde Hukukçu-Araştırmacı Çelik Ahmet Çelik tarafından yapılmış; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin kararları ile 4., 11., 17. ve 19. Hukuk Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararları arasında bu konuda görüş aykırılığı bulunduğu ileri sürülmüştür.1
Ayrılığın özü şuydu: İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarına bakan 21. Hukuk Dairesi, anne-babanın desteklik ilişkisini ispatlaması için Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ölüm geliri bağlanmış olmasını fiilen aradığı yönünde kararlar veriyordu — SGK gelir bağlamamışsa, bu durum anne-babanın desteğe muhtaç olmadığının karinesi sayılıyordu. Buna karşılık 4., 11. ve 17. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu, "genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı" gereği çocuğun anne-babasına her hâlükârda belirli düzeyde destek olacağını fiili bir karine olarak kabul ediyor, SGK'dan gelir bağlanıp bağlanmadığına hiç bakmıyordu.
İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, iki ayrı oturumda yaptığı görüşmeler sonucunda birleştirme konusunu şöyle netleştirmiştir: "Anne-babanın, çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranıp aranmayacağı, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerekip gerekmediği."
II. Hukuki Çerçeve: Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Niteliği
Destekten yoksun kalma tazminatının kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53. maddesidir. Madde, ölüm hâlinde uğranılan zararları üç bentte sayar: cenaze giderleri, tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybı ve "ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." Bu düzenleme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45/2. maddesindeki "yardımdan mahrumiyet" kuralının günümüze taşınmış hâlidir ve sorumluluk hukukundaki genel ilkeye — yalnızca haksız fiilin doğrudan muhatabının tazminat isteyebileceği ilkesine — bilinçli bir istisna getirir.2
Kurul, kararın gerekçesinde bu tazminatın hukuki niteliğine dair önemli bir tespit yapar: destekten yoksun kalanların tazminat hakkı, ölenden intikal eden bir hak değil, doğrudan destekten yoksun kalan kişinin şahsında doğan asli ve bağımsız bir haktır. Bu nedenle ölen ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması dahi gerekmez — önemli olan tek şey, ölüm gerçekleşmeseydi yardımın süreceğine dair haklı bir güvenin var olmasıdır.3
Tazminatın hesaplanması ise TBK m.55'te düzenlenmiştir: zarar, sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri zarardan indirilemez. Bu hüküm, kararın SGK gelirine ilişkin tartışmasının arka planını oluşturur — zira Kurum tarafından rücu edilebilen ödemeler tazminattan mahsup edilse de, rücu edilemeyenler (örneğin anne-babaya bağlanan aylıklar çoğu zaman bu kapsamdadır) tazminatı azaltıcı bir unsur olarak kullanılamaz.
III. Ön Sorun: İş Kazası Davaları da Kapsama Girer mi?
Esasa geçilmeden önce Kurul'da bir usul tartışması yaşanmıştır: 21. Hukuk Dairesi'nin içtihadı birleştirmeye konu kararları, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm hâlinde açılan davalara ilişkindir; bu davalarda işverenin sorumluluğu 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre belirlenir ve SGK'nın bağladığı gelirin rücuya tabi kısmının tazminattan indirilmesi yasal bir zorunluluktur. Diğer Özel Dairelerin kararları ise bu türden bir rücu mekanizmasının bulunmadığı, doğrudan haksız fiile dayalı davalara ilişkindi. Bu nedenle konu bakımından bir farklılık bulunup bulunmadığı, birleştirmenin önünde bir "ön sorun" olarak tartışılmıştır.
Kurul, bu itirazı reddetmiştir: içtihadı birleştirmenin konusu genel hükümlere göre belirlenen destekten yoksun kalma tazminatı olduğundan, iş kazası kaynaklı davalar ile diğer haksız fiil davaları arasında konu bakımından bir farklılık bulunmadığına ve Yargıtay Kanunu'nun 16/1-5. maddesi uyarınca içtihatların birleştirilmesi gerektiğine oy çokluğuyla karar vermiştir. Bu, kararın uygulama alanını önemli ölçüde genişleten bir tespittir: içtihat yalnızca trafik kazası veya adli olaylardan kaynaklanan tazminat davalarını değil, iş kazası ve meslek hastalığından doğan davaları da kapsar — nitekim aşağıda görüleceği gibi kararın en yoğun uygulama alanı bugün tam olarak bu tür davalardır.
IV. Kurul'un Gerekçesi: SGK Gelir Bağlanması Şartı Neden Aranmaz
Kurul, anne-babaya bağlanacak SGK ölüm gelirinin, destek ilişkisinden tamamen bağımsız bir sosyal güvenlik hukuku kurumu olduğunu vurgulamıştır. 5510 sayılı Kanun'un 34. maddesine göre anne-babanın ölüm gelirine hak kazanabilmesi; eş ve çocuklardan artan hisse bulunması, gelirin asgari ücretin net tutarından az olması ve başka bir aylık almıyor olması gibi sosyal güvenlik mevzuatına özgü şartlara bağlıdır. Bu şartların gerçekleşmemesi — örneğin anne-babanın asgari ücretin üzerinde bir geliri olması — yalnızca sosyal güvenlik hakkının doğmadığını gösterir; çocuğun onlara fiilen destek olup olmadığı konusunda hiçbir şey söylemez.
Kurul'un ifadesiyle: "Anneye-babaya ölüm geliri bağlanmamış olması, annenin-babanın çocuklarının bakımına ihtiyaçları bulunmadığı sonucunu doğurmayacaktır... Kaldı ki anne-babaya ölüm geliri bağlanmış olması da çocuk ile anne-baba arasındaki destek ilişkisinin varlığı ve annenin-babanın destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilmesi için kanunen öngörülen bir şart değildir." Bir başka deyişle, SGK gelirinin varlığı veya yokluğu destek ilişkisinin ispatında bir kanıt değeri taşımaz — yalnızca, gelir bağlanmışsa ve rücuya tabi ise, hesaplanan tazminattan indirim yapılırken dikkate alınır.
V. Fiili Karine: Çocuklar Anne-Babaya Her Zaman Destektir
İkinci ve daha tartışmalı soru, çocukların anne-babaya destek olduğunun ayrıca ispata gerek kalmaksızın karine olarak kabul edilip edilemeyeceğiydi. Kurul, Türk Medeni Kanunu'nun 322. maddesindeki (ailenin karşılıklı yardımlaşma yükümlülüğü) ve 364. maddesindeki (alt soy-üst soy nafaka yükümlülüğü) düzenlemelere dayanarak olumlu yanıt vermiştir: "Genel yaşam deneyimleri çocuğun annesine-babasına her koşulda ve belirli bir düzeyde... destek olacağını gösterir... çocuğun hiç destek olmayacağı kabul edilemez."
Kararın önemli bir ayrıntısı, desteğin yalnızca parasal olmak zorunda olmadığıdır — hizmet ifası, bakım, gündelik yardım da destek sayılır; bu nedenle çocuğun maddi geliri olmaması, anne-babaya hiçbir zaman destek olamayacağı anlamına gelmez. Kurul ayrıca, tazminat talep edebilmek için "zaruret" durumuna düşmüş olmanın gerekmediğini, anne-babanın kendi sosyal seviyesine uygun yaşamının güçleşmiş olmasının yeterli olduğunu belirtmiştir.
VI. Karşı Oy: İspat Yükünün Yer Değiştirmesi Eleştirisi
Karar, ikinci konuda (fiili karine) oy birliğiyle değil, 2/3 oy çokluğuyla alınmıştır. Karşı oy yazan üyeler, TBK m.50'ye göre zararın ispatının kural olarak zarar görene ait olduğunu, "fiili karine" kabulünün pratikte ispat yükünü davalıya devrettiğini ve bunun kanunun açık hükmüyle bağdaşmadığını savunmuştur: "İçtihadı Birleştirme Kararı ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi ortadan kaldırılamaz... Zarar gören zararını ispat etmek zorundadır."4
Karşı oy ayrıca, 21. Hukuk Dairesi'nin yaklaşımının aslında isabetli olduğunu; iş kazasında ölen sigortalının aylık geliri sınırlıyken bu gelirden anne-babaya da pay ayrılmasının, gerçek zarar gören eş ve çocukların payını azalttığını, "olmayan bir desteğin varlığının kabul edilmesi"nin adaletsiz sonuçlar doğurabileceğini ileri sürmüştür. Ayrıca farazi (henüz gerçekleşmemiş, ileride muhtemel) destek kavramının, fiilî desteğin somut olarak belirlenebildiği durumlarda kullanılmasının hakim takdirini ortadan kaldıracağı eleştirisi de yapılmıştır. Bu karşı oy, kararın pratikte davalı tarafın (işveren, sigorta şirketi, sorumlu üçüncü kişi) savunma stratejisini nasıl etkilediğini anlamak için önemlidir: davalı taraf artık "anne-babaya SGK'dan gelir bağlanmadı, dolayısıyla destek ilişkisi yok" savunmasını kullanamaz; karineyi çürütmek için anne-babanın gerçekten desteğe ihtiyacı olmadığını somut delillerle göstermek zorundadır.
VII. Güncel Uygulama: Karar Yedi Yıl Sonra Hâlâ Aktif
2018'de verilen bu içtihat, hiçbir yeni İçtihadı Birleştirme Kararıyla değiştirilmemiş veya kaldırılmamış olup Yargıtay Kanunu m.16 uyarınca hâlâ tam olarak bağlayıcıdır. Uygulamada en yoğun kullanıldığı alan, tam da Kurul'un ön sorun bölümünde kapsama dahil ettiği iş kazası ve meslek hastalığı kaynaklı tazminat davalarıdır: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2024 ve 2025 yıllarında verdiği çok sayıda kararda — en güncel örneği 04.07.2025 tarihli E.2024/9485, K.2025/11373 sayılı karardır — anne-babanın destek ilişkisinin ispatı için SGK'dan gelir bağlanması şartının aranmayacağını doğrudan bu içtihada atıfla tekrarlamaktadır.5
Karar, konusu farklı davalarda dahi referans noktası olmaya devam etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.03.2025 tarihli ve E.2024/197, K.2025/168 sayılı kararı — trafik sigortası poliçesinin teminat kapsamına ilişkin bambaşka bir uyuşmazlığa dair olmasına rağmen — destekten yoksun kalma tazminatının "ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan destekten yoksun kalan kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir hak" olduğu ilkesini doğrudan bu İBGK kararına dayandırmıştır.6 Bu da kararın yalnızca dar hükmüyle değil, gerekçesindeki genel ilkeleriyle de doktrine ve içtihada yerleştiğini göstermektedir.
Pratik sonuç: Trafik kazası, iş kazası, malpraktis veya sözleşmeye aykırılık sonucu çocuğunu kaybeden anne-babalar adına dava açan avukatlar için bu içtihat, davanın en tartışmalı ayağı olan "destek ilişkisinin ispatı" yükünü önemli ölçüde hafifletir: SGK'dan gelir bağlanmamış olması, tazminat talebinin reddi için tek başına gerekçe olamaz. Buna karşılık davalı taraf açısından da önemli bir strateji değişikliği gerekir — savunma, artık "gelir bağlanmadı" savunmasından, anne-babanın somut olarak desteğe ihtiyacı olmadığını (örneğin çok yüksek bir geliri bulunduğunu) doğrudan ispatlamaya kaymalıdır. Son olarak, tazminat hesaplanırken SGK tarafından anne-babaya rücu edilebilir nitelikte bir ödeme yapılmışsa, bu tutarın hesaplanan tazminattan mahsup edileceği unutulmamalıdır.
Dipnotlar
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, E.2016/5, K.2018/6, T.22.6.2018. Başvuru, Hukukçu-Araştırmacı Çelik Ahmet Çelik'in 18.02.2015 tarihli dilekçesiyle yapılmış; birleştirme konusu iki ayrı oturumda netleştirilmiştir.
- Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.45/2 — "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." TBK m.53/3 bu hükmün güncel karşılığıdır.
- Karar gerekçesi, K.T. Gürsoy'un "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı" (AÜHF Dergisi, C.29, S.1, 1972, s.143) ve M. Kılıçoğlu'nun "Destekten Yoksun Kalma Tazminatı" (Ankara 2014, s.25) adlı eserlerine atıfla, tazminatın mirasçılık sıfatından bağımsız, asli bir hak olduğunu vurgular.
- Karşı oy gerekçesi, TBK m.50 (zararın ve kusurun ispatı) ile TBK m.51'in (hakimin takdir hakkının sınırları) İçtihadı Birleştirme Kararı ile bertaraf edilemeyeceğini savunmaktadır — İBGK E.2016/5, K.2018/6, Karşı Oy Gerekçesi.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/9485, K.2025/11373, T.04.07.2025; ayrıca E.2023/14143, K.2024/13621, T.24.12.2024 ve E.2023/13834, K.2024/11404, T.20.11.2024 — tümü İBGK E.2016/5, K.2018/6'ya doğrudan atıfla SGK gelir şartının aranmayacağını teyit eder.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/197, K.2025/168, T.26.03.2025, prg.8 — destekten yoksun kalma tazminatının "asli ve bağımsız nitelikte bir hak" olduğu tespitinde İBGK E.2016/5, K.2018/6'ya atıf yapılmıştır.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, E. 2016/5, K. 2018/6, T. 22.6.2018 — Çocuğun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle anne-babanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında SGK'dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı ve çocukların anne-babaya destek olduğunun fiili karine sayılacağı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/197, K. 2025/168, T. 26.3.2025 — İçtihadın "asli ve bağımsız hak" ilkesinin güncel teyidi.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9485, K. 2025/11373, T. 4.7.2025 — İş kazası kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı davasında içtihadın güncel uygulaması.