Kararın Kimliği ve Arka Plan
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 28.04.2023 tarihinde E.2021/5, K.2023/2 sayılı kararıyla tartışmalı bir usul meselesini çözüme kavuşturdu: Hukuk davalarında mahkeme hükmünde kanun yolu süresi hatalı — kanundaki süreden daha uzun — gösterilmişse, o hatalı süre içinde yapılan kanun yolu başvurusu incelenebilir mi?
Bu sorun, Yargıtay'ın farklı daireleri arasında uzun süredir çözümsüz kalmaktaydı. Bir yanda HMK m.90 ve m.94'ün açık hükümleri — "kanunun belirlediği süreler kesindir, hakim artıramaz" — duruyordu. Öte yanda mahkeme kararına güvenerek geç başvuran tarafın mağduriyeti. Birinci Başkanlık Kurulu'nun 27.05.2021 tarihli kararıyla içtihat ayrılığının derinleştiği tespit edilmiş ve mesele İBGK'ya taşınmıştır.
İki Kampın Argümanları
Daire görüşleri iki kutba ayrılmıştı. 9. ve 11. Hukuk Dairesi katı yorumu savunuyordu: Kanun yolu süreleri kamu düzenine ilişkin, kesin ve hak düşürücü niteliktedir. Hükümde süre yanlış gösterilmiş olsa dahi kanunun öngördüğü süre işlemeye başlar; hatalı süreye güvenerek geç yapılan başvuru karşı taraf lehine usule ilişkin kazanılmış hak doğurur.1
2., 3., 8., 10. ve (kapatılan) 20. Hukuk Dairesi ise mahkemeye erişim hakkını ön plana çıkardı: Anayasa m.36 ve m.40 uyarınca mahkemeler kanun yolunu ve süresini doğru göstermekle yükümlüdür; hatalı gösterim nedeniyle başvuruyu reddeden karar bu hakkı ihlal eder. Mevzuatın karmaşıklığı içinde hata yapan mahkemenin sonuçlarını yanıltılan tarafa yüklemek hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.2
Genel Kurulun Gerekçesi
İBGK, oy çokluğuyla ikinci görüşü benimsedi. Gerekçenin omurgası Anayasa m.40/2 üzerine kuruldu: Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına, hangi mercilere ve hangi sürelerde başvuracağını belirtmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca bildirimi değil doğru bildirimi kapsamaktadır. Mahkemenin hatasıyla yanıltılan tarafın bu yanılgının bedelini ödemesi mahkemeye erişim hakkının özünü zedeler.
Kurul, söz konusu durumun hakimin kesin süreyi artırması olmadığını özellikle vurguladı: Hakim süreyi iradi olarak uzatmıyor, sehven hatalı bildiriyor. Bu ayrım belirleyicidir; zira HMK m.90'ın yasakladığı şey takdiren artırımdır, yanılgı değil. Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki bireysel başvuru kararlarına da atıf yapılarak uygulama tutarlılığı sağlandı.3
Genel Kurul bir sınır da koydu: Bu ilke ancak mevzuatta var olan bir kanun yolu süresi kapsamında geçerlidir. Hiçbir kanunda öngörülmemiş uzunluktaki bir süre hükümde yazılmışsa o süreye itibar edilemez; aksi hâl yargılamanın makul sürede tamamlanması ilkesini ve diğer tarafın haklarını zedeler.
Karşı Oyların Değerlendirmesi
Karşı oylar iki temel noktada yoğunlaştı. Birincisi usuli kazanılmış hak: Kanundaki kesin süre dolduğu anda karşı taraf lehine bir kazanılmış hak doğar; İBGK kararı bu hakkı geriye dönük biçimde ortadan kaldırmaktadır. İkincisi içtihadı birleştirmenin sınırı: HMK m.90 ve m.94 yoruma ihtiyaç bırakmayacak ölçüde açıkken İBGK yoluyla yeni bir kural konulması yasama yetkisinin gaspıdır.
Karşı oyların pratik sorusu da dikkat çekiciydi: Hakim yanlışlıkla 15 ay yazarsa başvuru için 15 ay mı geçerli olacaktır? Çoğunluk "mevzuatta yer alan bir süre" ölçütüyle sınırı ima etmiş olsa da bu ölçütün uygulamada nasıl işleyeceği henüz netleşmiş değildir.
Kararda Atıfta Bulunulan Doktrinel Görüşler
Genel Kurul kararı üç ismin görüşüne doğrudan atıf yaptı. Pekcanıtez/Atalı/Özekes, hüküm fıkrasında yazılı süre içinde kanun yoluna başvurulmuş olması kaydıyla başvurunun kabul edilmesi gerektiğini; aksi uygulamanın mahkemenin yanıltmasından doğan sonucu tarafa yüklemek anlamına geleceğini savunuyordu — çoğunluk bu görüşü benimsedi.4 Yılmaz da AYM'nin 09.06.2016 tarihli kararına atıfla aynı sonuca ulaşmış; Yargıtay'ın eski katı tutumunu terk etmesini isabetli bulmuştu.5 Buna karşılık Kuru, kesin sürenin hakim tarafından uzatılsa dahi geçersizliğini savunarak katı yorumu destekledi; karşı oy yazarları bu görüşü dayanak aldı.6
Pratik Sonuçlar ve Değerlendirme
Kararın uygulamaya en somut yansıması şudur: Hükümde kanun yolu süresi hatalı — daha uzun — yazılmışsa ve taraf bu süre içinde başvurmuşsa, başvuru artık süre aşımı gerekçesiyle reddedilemez. Avukat açısından bu hem bir güvence hem bir sorumluluk doğurur: Mahkeme kararında süre ne yazarsa yazsın doğru kanuni süreyi bilmek ve o sürede başvurmak her zaman tercih edilmesi gereken yoldur; hatalı süreye güvenmek riskli bir strateji olmayı sürdürmektedir.
Öte yandan bu karar, bireysel başvuru yoluyla AYM'nin parça parça inşa ettiği korumayı tüm yargı organlarını bağlayan evrensel bir kurala dönüştürmesi bakımından önemli bir eşik oluşturdu. Karşı oyların işaret ettiği belirsizlikler — hatalı sürenin üst sınırı ve usuli kazanılmış hak ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki denge — uygulamada yeni içtihat tartışmalarına zemin hazırlayabilir.
Dipnotlar
- Yargıtay 9. HD ve 11. HD görüş yazıları, İBGK E.2021/5, K.2023/2 karar metni.
- Yargıtay 2. HD, 3. HD, 8. HD, 10. HD ve (Kapatılan) 20. HD görüş yazıları, İBGK E.2021/5, K.2023/2 karar metni.
- AYM, Muammer Tatar, B.No:2014/819, 09.06.2016, §51; Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. ve diğerleri, B.No:2013/7114, 20.01.2016, §56.
- Murat Atalı/Muhammet Özekes/Pekcanıtez Usul, Medeni Usul Hukuku, 15. Baskı, Cilt III, s.1983 ve 2226.
- Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Cilt IV, 4. Baskı, s.4932-4933.
- Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt VI, s.5433.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E.2021/5, K.2023/2, T.28.04.2023