I. Giriş
Nişanlanma, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 118. maddesinin birinci fıkrasında "evlenme vaadi" olarak tanımlanır.1 Kanunda özel bir şekil şartı öngörülmediği için nişan; yüzük takılması, tören yapılması veya çevreye duyurulması gibi merasimlere bağlı değildir — bunlar yalnızca ispatı kolaylaştıran olgulardır.2 Doktrindeki baskın görüşe göre nişanlanma, ne salt bir "ön sözleşme" ne de borçlar hukuku anlamında bir "borç sözleşmesi"dir; nişanlıları evlenmeye zorlama sonucu doğurmaması gerektiğinden, kendine özgü (sui generis), aile hukukuna özgü bir sözleşme olarak nitelendirilir.3
Bu özel nitelik, nişanın bozulmasının sonuçlarına da yansır. TMK m.120-122, nişanın bozulmasına üç ayrı hukuki sonuç bağlar: maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin geri verilmesi. Bu üç talebin koşulları birbirinden farklıdır — ilk ikisi kusur şartına bağlıyken, hediyelerin iadesi kusursuz da istenebilir.4 Uygulamada en çok karışan nokta da budur: aynı olay hem tazminat hem iade talebine konu olabilir, ama her biri ayrı ispat yükü ve ayrı hukuki mantık taşır. Bu makale, güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihadı ve doktrindeki tartışmalar ışığında bu üç talebi ayrı ayrı ele almaktadır.
II. Yasal Çerçeve
TMK m.118'e göre nişanlanma, karşılıklı ve birbirine uygun evlenme vaadiyle kurulur; farklı cinsten kişiler arasında yapılabilir ve yasal temsilcinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. TMK m.119 uyarınca nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez; evlenmekten kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez, ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.
TMK m.120, maddi tazminatı düzenler: nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozar veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulursa, kusurlu taraf diğerine — dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yapılan harcamalar ile katlanılan maddi fedakârlıklar karşılığında — uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Bu tazminatı yalnızca nişanlılar değil, onların ana-babası veya onlar gibi davranan kimseler de kendi harcamaları için isteyebilir.
TMK m.121, manevi tazminatı düzenler: nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. TMK m.122 ise hediyelerin geri verilmesini düzenler: nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana-babanın ya da onlar gibi davrananların verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir; hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Son olarak TMK m.123, nişanlılığın sona ermesinden doğan dava haklarının, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlar.
III. Üç Farklı Talep, Üç Farklı Şart
1. Maddi Tazminat: Menfi Zarar ve Kusur
Yargıtay'a göre maddi tazminata hükmedilebilmesi için önce geçerli bir nişanlanma sözleşmesinin varlığı, ardından nişanın haklı bir sebep olmaksızın ya da taraflardan birine yükletilebilecek bir kusurla bozulmuş olması aranır. Talep edilebilecek zarar, menfi zarar niteliğindedir: "nişanlanılmamış olsaydı uğranılmayacak" zararlar — nişan giderleri, evlenme amacıyla yapılan harcamalar, katlanılan fedakârlıklar. Hâkim, kanıtlanan zararın tamamını değil, uygun (münasip) bir tazminatı hükme bağlar.5
Doktrinde vurgulandığı üzere, maddi tazminatın evlenmeye zorlama işlevi görmemesi gerekir; bu tazminat evlenmekten kaçınmanın "cezası" değil, nişanın evlilikle sonuçlanacağı inancıyla yapılan masrafların karşılanmasıdır.6 Nitekim TMK m.119/II'nin evlenmekten kaçınma için kararlaştırılan cayma tazminatı veya ceza şartını dava edilemez kılması da bu ilkeyle uyumludur — nişanlının "evlenmeyeceğim" demesi başlı başına bir sorumluluk doğurmaz; sorumluluk ancak nişanı bozma tarzındaki kusurdan doğar.
2. Manevi Tazminat: Salt Üzüntü Yetmez, Kişilik Hakkı İhlali Şart
Manevi tazminat bakımından Yargıtay'ın yerleşik ve önemli bir tespiti şudur: her nişan bozulması, kişilik hakkının ihlali anlamına gelmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararında isabetle vurgulandığı üzere, nişanın bozulmasının taraflarda üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır; bu doğal üzüntü ve menfaat ihlali tek başına manevi tazminata esas alınmaz. Davacının kişilik haklarının da (şeref, haysiyet, evlenme şansının azalması, mahremiyetin ihlali gibi) saldırıya uğramış olması gerekir.7 Örneğin Yargıtay, nişan tepsisindeki muzların rengi bozulduğu gerekçesiyle nişanı bozan tarafa karşı açılan bir davada, bu olayın kişilik hakkı ihlaline ulaşmadığını belirterek manevi tazminat talebini reddetmiştir.8
Manevi tazminat talep eden nişanlının kusursuz olması şart değildir; davalıdan daha az kusurlu olması yeterlidir — yeter ki bu kusur, illiyet bağını kesecek ağırlıkta olmasın. Davalının ise kusurlu olması aranır; bu kusurun ağır olması gerekmez, hafif bir ihmal de yeterlidir.9 Manevi tazminat davasının tarafları yalnızca eski nişanlı çifttir — TMK m.120'deki maddi tazminattan farklı olarak, ana-baba manevi tazminat davası açamaz; talep kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.10
3. Hediyelerin İadesi: Kusursuz da Talep Edilebilir
TMK m.122 kapsamındaki hediye iadesi, ilk iki talepten temelden farklıdır: kusur aranmaz. Nişanlılık evlilik dışında hangi sebeple sona ererse ersin — ölüm dahi olsa — alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir; kimin kusurlu olduğu önemsizdir.11 Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, nişan yüzüğü (alyans) dışındaki tüm altın, takı ve ziynet eşyaları "alışılmışın dışında" sayılır ve iadesi istenebilir; buna karşılık giyilmekle veya kullanılmakla tükenen alışılmış hediyeler iade konusu olamaz.12
Kim tarafından takıldığı da belirleyici değildir: Yargıtay'a göre nişan törenlerinde takılan takıların bizzat nişanlı tarafından takılması zorunlu değildir; ana-baba veya onlar gibi davranan kimseler tarafından nişanlı adına takılan takılar da nişanlının kendisi tarafından verilmiş sayılır ve nişanın bozulması hâlinde nişanlının kendisi tarafından talep edilebilir.13 Yakın tarihli bir Yargıtay kararında bu ilke bir adım daha ileri götürülmüş; amca, dayı, hala, kuzen gibi üçüncü-dördüncü derece akrabaların taktığı ziynetlerin de, aile kavramının geniş yorumlanması gerektiği gerekçesiyle "ana-baba gibi davranan kimseler" kapsamında değerlendirilebileceği, ayrıca bu kişilerin temlik yoluyla dava hakkını nişanlıya devredebileceği kabul edilmiştir.14
Doktrinde, Yargıtay'ın bu "kim takarsa taksın nişanlıya/geline aittir" biçimindeki toptancı yaklaşımı — düğünde takılan ziynetler bakımından yapılan karşılaştırmalı bir incelemede — eleştiriye açık bulunmaktadır: hukuki dayanağı çoğu kararda belirtilmeyen bu kural, somut olayda bağışlama kastının kime yönelik olduğunun (örneğin ziynetin nişanlının kendi yakınları yerine karşı tarafın yakınları tarafından takılmış olması ihtimalinin) araştırılmasının önüne geçebilmektedir; kanaatimizce de her somut olayda bağışlama sözleşmesinin gerçek tarafları tespit edilmeden mekanik bir varsayıma gidilmesi doğru değildir.15
IV. Dava Stratejisi ve Pratik Sonuçlar
a) Talepleri ayrı ayrı kurgulamak gerekir. Aynı dava dilekçesinde maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin iadesi bir arada istenebilir, ama her biri için ayrı vakıa ve ayrı delil sunulmalıdır. Hediyelerin iadesinde kusur tartışmasına girmeye gerek yoktur — sadece hediyenin verildiğini ve "alışılmışın dışında" olduğunu ispatlamak yeterlidir. Maddi ve manevi tazminatta ise önce kimin kusurlu olduğu, ardından (manevi tazminat için ayrıca) kişilik hakkı ihlalinin somut olarak neye dayandığı ortaya konmalıdır.
b) Ziynet ispatı. Ziynetlerin varlığı fotoğraf, video kaydı ve tanık beyanıyla; değeri ise kuyumcu bilirkişi raporuyla ispatlanır. Ana-baba veya yakın akraba tarafından takılan ziynetler için ayrıca bu kişilerin kimlikleri ve nişanlıyla yakınlık dereceleri netleştirilmeli, gerekiyorsa temlik sözleşmesi dosyaya sunulmalıdır.
c) Zamanaşımı ve görevli mahkeme. TMK m.123 uyarınca üç talep de nişanın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar; bu süre nişanın bozulduğunun öğrenilmesine değil, sona erme tarihine bağlıdır. Ayrıca 2025 yılı ortasında yapılan bir Yargıtay iş bölümü düzenlemesiyle nişan bozulmasından kaynaklanan davalara temyiz incelemesinde 2. Hukuk Dairesi bakmaktadır; bu husus, önceki yıllara ait emsal kararlar taranırken (3. veya 4. Hukuk Dairesi kararları da dahil) gözden kaçırılmamalıdır.
Sonuç
Nişanın bozulmasında tazminat ve hediyelerin iadesi, tek bir hukuki rejim değil, üç ayrı rejimdir. Maddi tazminat kusura ve menfi zarara, manevi tazminat kusura ve ayrıca kişilik hakkı ihlaline, hediyelerin iadesi ise yalnızca evlilik dışı sona ermeye bağlıdır — kusur aranmaz. Uygulamada en sık yapılan hata, salt nişanın bozulmuş olmasından hareketle manevi tazminata hak kazanıldığını varsaymaktır; Yargıtay bu konuda istikrarlı biçimde, kişilik hakkına yönelik somut ve ağır bir saldırı aramaktadır. Ziynet eşyası iadesinde ise kusur tartışmasından bağımsız olarak, hediyenin "alışılmışın dışında" olup olmadığı ve kimin tarafından/kime verildiği belirleyicidir; bu noktada Yargıtay'ın geniş yorumu uygulayıcı lehine bir kolaylık sağlasa da, doktrindeki eleştiriler her somut olayda gerçek bağışlama iradesinin araştırılması gerektiğini hatırlatmaktadır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.118.
- Eda Şahin Şengül / Damla Özden Çelt, "Yargıtay Kararları Işığında Nişanın Bozulmasında Manevi Tazminat", İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.12, S.2, 2021, s.525-526.
- Oğuzhan Ertekin, "Duygusal ve Hukuki Bakımdan Nişanlanma", Kırıkkale Medeni Hukuk Dergisi, C.1, S.1, 2024, s.37-45.
- Şengül / Özden Çelt, s.523-524.
- Şengül / Özden Çelt, s.524; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6945, K.2025/7429, T.17.09.2025.
- Ertekin, s.40-41.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/21667, K.2017/11157, T.06.07.2017 (Şengül / Özden Çelt, s.526'dan naklen).
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/10803, K.2017/17635, T.14.12.2017 (Şengül / Özden Çelt, s.531'den naklen).
- Şengül / Özden Çelt, s.533-534.
- Şengül / Özden Çelt, s.534-535.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6945, K.2025/7429, T.17.09.2025.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6945, K.2025/7429, T.17.09.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/21757, K.2018/9618, T.04.10.2018; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/6487, K.2024/8165, T.01.11.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/6487, K.2024/8165, T.01.11.2024 (bozmaya uyularak verilen son karar gerekçesi).
- Mehmet Akçaal, "Düğünde Takılan Ziynet Eşyasının İadesi", Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XIV, S.2, 2019, s.271-275.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.118-123.
- Eda Şahin Şengül / Damla Özden Çelt, "Yargıtay Kararları Işığında Nişanın Bozulmasında Manevi Tazminat", İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.12, S.2, 2021, s.520-538.
- Oğuzhan Ertekin, "Duygusal ve Hukuki Bakımdan Nişanlanma", Kırıkkale Medeni Hukuk Dergisi, C.1, S.1, 2024, s.27-68.
- Mehmet Akçaal, "Düğünde Takılan Ziynet Eşyasının İadesi", Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XIV, S.2, 2019, s.265-286.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/6945, K.2025/7429, T.17.09.2025 — geçerli nişanlanma şartları, manevi tazminat koşulları, ziynet eşyası iadesi ilkeleri.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/6487, K.2024/8165, T.01.11.2024 — akraba tarafından takılan ziynetlerin nişanlı adına takılmış sayılması, temlik yoluyla dava hakkı.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/21667, K.2017/11157, T.06.07.2017 — manevi tazminatta kişilik hakkı ihlali şartı.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/10803, K.2017/17635, T.14.12.2017 — salt üzüntünün manevi tazminata yetmemesi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/21757, K.2018/9618, T.04.10.2018 — nişan törenlerinde ana-baba tarafından takılan ziynetler.