I. Taşınmazı Tek Paydaş Kullanıyorsa Diğerleri Ne İsteyebilir?
Miras kalan veya birlikte satın alınan bir taşınmazı paydaşlardan yalnızca biri kullanıyorsa, kullanmayan diğer paydaşlar ne isteyebilir? Bu, uygulamada en sık açılan dava türlerinden biri olan ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davasının konusudur. Cevap, ilk bakışta göründüğünden daha katmanlıdır: taşınmazı kullanan paydaşın bu kullanımı gerçekten haksız mı, yoksa fiilen kurulmuş bir kira ilişkisine mi dayanıyor sorusuna göre değişir. Türk hukukunda bu ayrımın çerçevesini, 1938'den başlayıp 1958'e kadar uzanan dört ayrı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) çizmiştir; bu dört karar hâlâ — 2026 yılına kadar uzanan güncel içtihatta dahi — birlikte ve zincirleme biçimde uygulanmaktadır. Bu makale, paydaşlar arası ecrimisil talebinin hukuki temelini, bu dört İBK'nın birbiriyle ilişkisini ve uygulamada en çok hataya yol açan "intifadan men" şartını güncel Yargıtay içtihadı ve doktrin ışığında ele almaktadır.
II. Ecrimisilin Kanuni Dayanağı Nedir?
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 691. maddesi, paylı mülkiyette adi kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alınmasını şart koşar.1 Aynı Kanun'un 693. maddesi ise her paydaşın, diğer paydaşların haklarıyla bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabileceğini ve bu ölçüyü aşan kullanımda hâkimin devreye girerek yararlanma biçimini belirleyebileceğini düzenler.2 Ecrimisilin doğrudan dayanağı ise TMK m.995'tir: iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması nedeniyle hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.3 Kanunda ecrimisil kelimesi doğrudan geçmez; kurumun tüm çerçevesi, aşağıda ele alınan içtihatla şekillenmiştir.
III. Dört İçtihadı Birleştirme Kararı Neyi Belirledi?
A. Dört İçtihadı Birleştirme Kararının Kronolojisi
Ecrimisile ilişkin temel doktrin, yaklaşık yirmi yıla yayılan dört ayrı İBK'nın art arda gelmesiyle oluşmuştur ve bu dördü bugün hâlâ tek bir bütün olarak, aynı kararların gerekçesinde yan yana anılmaktadır.
İlk halka, 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı İBK'dır: ecrimisil davalarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğuna, bu sürenin dava tarihinden geriye doğru hesaplanacağına hükmetmiştir. Bu kural, 2025 ve 2026 yıllarında verilen kararlarda dahi değişmeden aynen uygulanmaya devam etmektedir.4
İkinci halka, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İBK'dır. Bu karar, fuzuli işgalin (haksız kullanımın) tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradesiyle kurulan bir kira sözleşmesine benzetilemeyeceğini, niteliği itibarıyla bir haksız eylem sayılması gerektiğini belirlemiştir. Yargıtay bu ilkeyi hâlâ "haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir" formülüyle, 2004 tarihli bir Hukuk Genel Kurulu kararına atıfla tekrarlamaktadır.5
1950 tarihli İBK'nın ecrimisili doğrudan "haksız fiil" olarak nitelendirmesi, doktrinde bugün de tartışmalıdır. Bir görüşe göre, ecrimisil gerçekten de haksız fiil hükümlerine tabi tutulmalı ve bu durumda hak sahibinin somut bir zarara uğradığını ayrıca ispat etmesi aranmalıdır. Buna karşılık, kendine has (sui generis) bir kurum olduğunu savunan bir başka görüşe göre ecrimisilin dayanağı doğrudan TMK m.995'tir; kötü niyetli zilyedin sorumluluğu haksız fiilin ve sebepsiz zenginleşmenin genel şartlarından (özellikle somut zarar ve bu zararın ispatı bakımından) bilinçli olarak ayrılmıştır ve mülkiyet hakkının korunmasına hizmet eden özel bir tazminat türüdür. Yargıtay'ın kendisi ise 1950 tarihli İBK'dan bu yana "haksız fiil" formülünü kullanmaya devam etmekle birlikte, uygulamada ecrimisil istemi için ayrıca bir zarar ispatı aramamaktadır — bu da mahkeme uygulamasının fiilen ikinci görüşe yakın durduğunu göstermektedir.6
Üçüncü halka, konumuzun merkezinde yer alan 06.05.1955 tarihli ve 12/18 sayılı İBK'dır. Karar, TMK m.691 ile birlikte, müşterek (paylı) mülkün kiraya verilmesinin "önemli bir idari tasarruf" olduğunu, dolayısıyla paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda geçerli bir kira ilişkisinin ancak pay ve paydaş çoğunluğuyla kurulabileceğini ortaya koymuştur. Bunun sonucu olarak, paydaşlardan yalnızca birinin yaptığı bir kira sözleşmesi dahi, diğer paydaşların açık veya örtülü (zımni) icazetiyle geçerlilik kazanabilir; icazet verilmezse sözleşmede taraf olmayan paydaşlar bu sözleşmeyi tanımayarak kiracı hakkında fuzuli işgal nedeniyle tahliye davası açabilir.7
Dördüncü halka, 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı İBK'dır. Bu karar, ecrimisili açıkça "haksız işgal tazminatı" olarak nitelendirmiş ve 1938 tarihli İBK'nın beş yıllık zamanaşımı kuralının hâlâ geçerli olduğunu ayrıca teyit etmiştir.8
Bu dört kararın birlikte okunmasından çıkan sonuç şudur: bir paydaşın taşınmazı tek başına kullanması, kural olarak haksız bir eylemdir ve diğer paydaşlar bundan beş yıla kadar geriye dönük ecrimisil isteyebilir — ancak eğer bu kullanım aslında paydaş çoğunluğunun rızasıyla kurulmuş (zımni dahi olsa) bir kira ilişkisine dayanıyorsa, artık istenebilecek olan ecrimisil değil, kira bedelinden payına düşen tutardır.
B. Güncel Uygulama: Hukuk Genel Kurulu'nun 2023 Kararı
Bu dört İBK'nın günümüzde nasıl bir arada işletildiğini gösteren güncel ve öğretici bir örnek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2023 tarihli kararıdır. Olayda, bir işhanı niteliğindeki taşınmazın beşte bir hissedarı olan davacı, taşınmazın tamamını kendi şirketine kullandıran diğer paydaş (davalı) aleyhine ecrimisil talebiyle dava açmıştır. Davalı ise taşınmazın, paydaşlardan ikisinin 1991 tarihli eski bir vekâletnameyle kendisine verdiği yetkiye dayanarak 2003 yılında bir şirkete kiraya verildiğini, üstelik diğer paydaşların da yıllar sonra kiracı şirkete ihtarname göndererek kendi paylarına düşen kira bedelinin ödenmesini istemek suretiyle bu kira ilişkisine zımnen icazet verdiğini savunmuştur.
Hukuk Genel Kurulu, paydaşlardan ikisinin kiracıya gönderdiği bu ihtarnamenin, TMK m.691/1 ve 06.05.1955 tarihli İBK'da aranan pay ve paydaş çoğunluğunu sağladığı sonucuna varmış; bu nedenle davacının artık ecrimisil değil, kira bedelinden payına düşen tutarı isteyebileceğini, ecrimisil talebiyle açılan davanın bu hâliyle reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Karara muhalif kalan üye ise farklı bir usul noktasına dikkat çekmiştir: davacının yanlış hukuki sebebe (ecrimisil) dayanmış olması, hâkimin resen doğru hukuki sebebi (kira alacağı) uygulayarak işin esasını incelemesine engel değildir; dolayısıyla davanın topyekûn reddi yerine, doğru hukuki temelde yeniden değerlendirilmesi gerekirdi. Bu karşı oy, ecrimisil davalarında yanlış dava türü seçiminin ne denli riskli olabileceğini açıkça göstermektedir.9
C. "İntifadan Men" Tuzağı: Bir Dava Şartı
Paydaşlar arası ecrimisil davalarında en sık karşılaşılan usul hatası, "intifadan men" şartının gözden kaçırılmasıdır. Doktrinde ayrıntılı biçimde incelendiği üzere, bu şart, davacı paydaşın, taşınmazı kullanan diğer paydaşa —dava konusu edilen dönemden önce— kullanma ve yararlanma isteğini iletmiş, yani kullanımın kendisi için de engellendiğini bildirmiş olmasını ifade eder. Yargıtay'a göre bu, teknik anlamda bir "şart" değil, mahkemece resen araştırılması gereken bir dava şartı niteliğindedir.10
Bu şartın gözetilmemesi, davanın en baştan reddiyle sonuçlanabilir. Ancak Yargıtay, bazı hâllerde intifadan men şartını aramamaktadır: taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da fiilen kiraya verilerek hukuki ürün elde edilen bir yer olması; işgal eden paydaşın taşınmazın tamamında hak iddia ederek diğerlerinin paydaşlığını inkâr etmesi; paydaşlar arasında önceden yapılmış bir kullanım anlaşmasıyla her paydaşın yararlanacağı bölümün belirlenmiş olması; taşınmazın kamu malı niteliğinde olması; ya da davacı paydaşın aynı taşınmaza ilişkin daha önce elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi veya ecrimisil gibi bir dava açmış olması bu istisnalar arasında sayılmaktadır.11 Nitekim yukarıda incelenen 2023 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararındaki olayda da taşınmazın ticari amaçla kiraya verilmiş bir işhanı olması nedeniyle intifadan men şartı hiç aranmamıştır.
D. Elbirliği Mülkiyetinde Fark: Çoğunluk Yetmez, Oybirliği Gerekir
06.05.1955 tarihli İBK'nın "pay ve paydaş çoğunluğu" ölçütü, yalnızca paylı mülkiyet için geçerlidir; henüz paylaşılmamış bir miras gibi elbirliği mülkiyetinde ölçüt çok daha katıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin bir kararında açıkça vurgulandığı üzere, elbirliği mülkiyetinde geçerli bir kira ilişkisinin varlığından söz edilebilmesi için TMK m.702 ve devamı uyarınca tüm paydaşların (mirasçıların) sözleşmeye katılımı zorunludur; mirasçılardan yalnızca birinin, hatta taşınmazı fiilen kullanan idarenin bilgisi dahilinde hareket eden bir mirasçının onayı, diğer mirasçılar için hiçbir bağlayıcılık taşımaz. Somut olayda, taşınmazı kullanan idareye izin veren tek bir mirasçının rızası, diğer mirasçıların zımni muvafakati olarak yorumlanamamış ve idare haksız işgalci sayılarak ecrimisille sorumlu tutulmuştur.12 Bu ayrım, uygulayıcının önce mülkiyet türünü (paylı mı, elbirliği mi) doğru tespit etmesi gerektiğini gösterir: paylı mülkiyette çoğunluğun rızası bir kira ilişkisi kurabilirken, elbirliği mülkiyetinde tek bir mirasçının rızası hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
IV. Dava Öncesi Hangi Üç Denetim Yapılmalı?
Paydaşlar arası bir ecrimisil davası açmadan veya buna karşı savunma hazırlamadan önce üç aşamalı bir denetim yapılmalıdır. Birincisi, taşınmazın mülkiyet türü belirlenmelidir: paylı mülkiyette pay ve paydaş çoğunluğunun rızası bir kira ilişkisi kurabilirken, elbirliği mülkiyetinde (paylaşılmamış miras gibi) tüm paydaşların onayı aranır. İkincisi, davacının intifadan men bildirimini yapıp yapmadığı, yapmadıysa doktrin ve içtihatta kabul edilen istisnalardan (doğal/hukuki ürün veren taşınmaz, paydaşlığın inkârı, önceki dava vb.) birinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir — bu, davanın kabul şartıdır. Üçüncüsü, taşınmazı kullanan paydaşın bu kullanımının gerçekten "haksız" mı olduğu, yoksa açık veya zımni bir icazetle kurulmuş bir kira ilişkisine mi dayandığı araştırılmalıdır; ikincisi doğruysa talep ecrimisil değil, kira bedelinden payına düşen tutar olmalıdır — aksi hâlde, 2023 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında olduğu gibi, dava yanlış hukuki temelde açılmış olabilir.
Sonuç
Paydaşlar arasında ecrimisil, görünüşte basit ama uygulamada dört ayrı İçtihadı Birleştirme Kararının (1938, 1950, 1955, 1958) birlikte yorumlanmasını gerektiren katmanlı bir kurumdur. Bu dört kararın ortaya koyduğu denge — kullanım kural olarak haksızdır ve beş yıllık zamanaşımına tabi bir tazminat doğurur, ancak paydaş çoğunluğunun rızasıyla kurulmuş bir kira ilişkisi varsa artık ecrimisil değil kira alacağı söz konusu olur — 2026 yılına kadar uzanan güncel içtihatta hâlâ değişmeden uygulanmaktadır. İntifadan men şartının gözetilmesi ve mülkiyet türünün (paylı/elbirliği) doğru tespiti, davanın kaderini belirleyen iki kritik denetim noktasıdır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.691.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.693.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.995.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.25.05.1938, sayı 29/10; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2025/114, K.2025/11411, T.15.09.2025; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2025/1180, K.2026/2471, T.05.05.2026.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.08.03.1950, sayı 22/4; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2004/1-120, K.2004/96, T.25.02.2004.
- Alparslan Özaltuğ, "Ecrimisilin Hukuki Niteliği", Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.18, 2021/2, s.1409-1412.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.06.05.1955, sayı 12/18; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.691/1.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.04.06.1958, sayı 15/6.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2022/301, K.2023/1139, T.22.11.2023.
- Mehmet Akçaal, "Ecrimisil Davalarında İntifadan Men Şartı", ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, C.4, S.2, 2022, s.441-445.
- Akçaal, agm, s.467.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E.2014/8236, K.2014/11909, T.17.06.2014.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.691, m.693, m.702, m.995.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.25.05.1938, sayı 29/10 — ecrimisil davalarında beş yıllık zamanaşımı.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.08.03.1950, sayı 22/4 — fuzuli işgalin haksız eylem niteliği.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.06.05.1955, sayı 12/18 — paylı mülkiyette kira ilişkisinin pay ve paydaş çoğunluğuyla kurulması.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, T.04.06.1958, sayı 15/6 — ecrimisilin haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmesi.
- Mehmet Akçaal, "Ecrimisil Davalarında İntifadan Men Şartı", ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, C.4, S.2, 2022, s.440-493.
- Alparslan Özaltuğ, "Ecrimisilin Hukuki Niteliği", Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.18, 2021/2, s.1407-1422.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2004/1-120, K.2004/96, T.25.02.2004 — ecrimisilin haksız eylem niteliği.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2022/301, K.2023/1139, T.22.11.2023 — paydaşlar arası ecrimisil/kira alacağı ayrımı.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E.2014/8236, K.2014/11909, T.17.06.2014 — elbirliği mülkiyetinde kira ilişkisi için oybirliği şartı.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2025/1180, K.2026/2471, T.05.05.2026 — güncel uygulama.