Karar Künyesi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Başvuru No: 2014/2073, Karar Tarihi: 6/7/2017, Oybirliği. Başkan: Burhan Üstün; Üyeler: Serruh Kaleli, Nuri Necipoğlu, Kadir Özkaya, Rıdvan Güleç; Raportör: Ayhan Kılıç. Başvurucular: Ali Şimşek ve diğerleri (8 kişi).
I. Olayın Özeti
Başvurucular, Karaman ili Ermenek ilçesi Çavuş köyünde bulunan 107 ada 1 parsel numaralı tarım arazisinin müşterek malikleridir. Taşınmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Ermenek Barajı ve HES Tesisleri Projesi kapsamında Bakanlar Kurulunun 2009/14599 sayılı kararı ile acele kamulaştırmaya konu edilmiştir.
Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi 21/4/2009 tarihinde taşınmaza el konulmasına ve 993,30 TL'nin acele el koyma bedeli olarak ödenmesine karar vermiştir. İdare 5/5/2010 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davası açmıştır. Bilirkişiler 2010 yılı verilerine göre taşınmazın değerini 8.066,20 TL olarak belirlemiştir. Mahkeme bu bedeli esas alarak daha önce ödenen 993,30 TL mahsup edildikten sonra bakiye 7.072,90 TL'nin başvuruculara ödenmesine 23/11/2012 tarihinde hükmetmiştir.
Başvurucular taşınmazın kuru tarım arazisi olarak değil sulu tarım arazisi olarak değerlenmesi gerektiğini ve bilirkişi hesaplamasının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 20/6/2013 tarihinde temyiz istemini reddetmiştir. Nihai karar başvuruculara 14/1/2014'te tebliğ edilmiş; başvurucular 7/2/2014'te Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
II. Uyuşmazlığın Boyutları
Başvurucular dört ayrı şikâyetle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur: (1) kamulaştırma bedelinin düşük tespiti, (2) kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi, (3) idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlali, (4) yargılamanın uzun sürmesi. Anayasa Mahkemesi bu şikâyetlerin yalnızca birine — kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi şikâyetine — ihlal kararı vermiştir. Diğer şikâyetler açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez ilan edilmiştir.
III. Hukuki Sorun
Uyuşmazlığın özü şudur: Kamulaştırma bedelinin dava tarihi esas alınarak tespitinden ödeme tarihine kadar geçen sürede enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının karşılanmaması mülkiyet hakkını ihlal eder mi?
Somut olayda dava 5/5/2010'da açılmış, karar 23/11/2012'de verilmiş, Yargıtay onama kararı ise 10/12/2013'te kesinleşmiştir. Yaklaşık 3 yıl 7 aylık bu süreçte başvuruculara ödenmesi gereken 7.072,90 TL'lik bakiye bedel, Merkez Bankası verileriyle hesaplandığında %19,31 oranında değer kaybetmiştir. Enflasyonu karşılayacak faiz işletilmediğinden gerçek değer ile ödenen tutar arasındaki fark 1.365,78 TL olarak saptanmıştır.
IV. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi
1. Kabuł Edilemez Bulunan Şikâyetler
Mahkeme önce üç şikâyeti kısa gerekçeyle reddetmiştir. Bedel tespiti konusunda: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, Ermenek ilçesinde baraj projesinin ilanından sonra tarım ilçe müdürlüğü verilerinin yapay biçimde yükseldiğini saptamış; bu nedenle 2006'dan itibaren komşu ilçe verilerinin ortalamasının kullanılmasını içtihat olarak benimsemiştir. Bu yöntem öngörülebilir ve erişilebilir bir içtihat niteliği taşıdığından bilirkişi hesabı usule aykırı değildir. Vekâlet ücreti konusunda: 1.200 TL maktu vekâlet ücreti, mahkemeye erişimi engelleyecek ya da anlamsız kılacak ölçüde değildir. Makul süre konusunda: Yaklaşık 3 yıl 7 aylık yargılama süresi, davanın niteliği gözetildiğinde makul bulunmuştur.
2. Ölçülülük İlkesi ve Değer Kaybı Testi
Anayasa Mahkemesi faiz şikâyetini mülkiyet hakkı kapsamında, kamulaştırma yoluyla mülkiyetten yoksun bırakma kategorisinde incelemiştir. Müdahalenin kanuni dayanağı (2942 sayılı Kanun) ve meşru amacı (baraj inşası — kamu yararı) açıktır; tartışmanın odağı ölçülülük ilkesidir.
Mahkeme ölçülülük incelemesinde şu testi uygulamıştır: Dava tarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin enflasyon etkisi arındırılmış karşılığı ile fiilen ödenen tutar karşılaştırılır; aradaki farkın toplam bedele oranı başvurucular üzerinde aşırı ve orantısız bir yük oluşturup oluşturmadığını belirler.1
Somut hesaplama: Bakiye 7.072,90 TL'nin dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki değer kaybı %19,31'dir. Enflasyonu karşılayan gerçek değer 8.438,68 TL olması gerekirken ödenen tutar 7.072,90 TL'de kalmıştır. Fark: 1.365,78 TL. Mahkeme bu orandaki değer kaybının başvurucular üzerine orantısız ve aşırı yük bindirdiği sonucuna ulaşmıştır.2
3. Kanuni Boşluk ve Sonraki Düzenleme
Mahkeme, 2013 yılında 6459 sayılı Kanunla 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesine eklenen fıkraya dikkat çekmiştir: Kamulaştırma bedelinin tespiti davası dört ay içinde sonuçlandırılamazsa, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle tam da bu kararın tespit ettiği mağduriyeti gidermeye çalışmıştır. Ancak söz konusu hüküm, başvuru konusu dava bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce sonuçlandığı için uygulanamamıştır.3
Mahkeme bu tespiti hem ihlali hem de kanuni boşluğun varlığını doğrular nitelikte değerlendirmiştir: Kanun koyucu sorunu zaten görmüş ve çözmeye çalışmıştır; ancak yürürlük tarihi bu başvurucuları kapsamamıştır.
4. AİHM Paralel İçtihadı
Karar, aynı baraj projesinden kaynaklanan Dökmeci/Türkiye (B. No: 74155/14, 6/12/2016) davasını da ele almıştır. AİHM, o davada Anayasa Mahkemesinin benzer bir başvuruyu kabul edilemez bulan kararına katılmamış; %7,7 oranındaki değer kaybının dahi — başvurucunun taşınmazını fiilen kullanma imkânı bulunmaması gözetildiğinde — ölçüsüz bir külfet oluşturduğuna hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararı AİHM içtihadıyla uyum içinde olduğunu göstermek amacıyla gerekçesine yansıtmıştır.4
V. Giderim
Anayasa Mahkemesi yeniden yargılama yapmak yerine doğrudan maddi tazminata hükmetmiştir: 1.365,78 TL maddi tazminat (kamulaştırma bedelindeki değer kaybını karşılayan tutar) sekiz başvurucuya müştereken ödenecektir. Bunun yanı sıra 2.006,10 TL yargılama gideri de başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi reddedilmiştir.
VI. Değerlendirme
Bu karar, kamulaştırma hukukunda faiz sorununu ele alan emsal kararlardan biri olup birkaç açıdan önem taşımaktadır.
Birinci olarak, %19,31 oranındaki değer kaybı aşırı yük eşiğini aşar. AİHM içtihadıyla karşılaştırıldığında tablonun sınırları şöyle çizilmektedir: %3,67 ve %5 oranındaki kayıplar makul görülmüş; %7,7 oranındaki kayıp taşınmazın kullanılamaması koşulunda aşırı bulunmuş; %14 ve üzerindeki kayıplar ise tutarlı biçimde ihlal olarak değerlendirilmiştir. Somut olayda %19,31, bu eşiği belirgin biçimde aşmaktadır.
İkinci olarak, dava tarihine göre belirlenen bedele faiz işletilmemesi tek başına ihlal sebebidir. Kamulaştırma Kanunu'nun o dönemki düzenlemesi, tespit bedeline dava tarihinden itibaren faiz öngörmüyordu; Anayasa m.46 kapsamındaki faiz ise yalnızca kesinleşip ödenmeyen bedeller için işletilebiliyordu. Bu yasal boşluk, uzun süren davaların kaçınılmaz bir sonucu olarak değer kaybına yol açıyordu. Anayasa Mahkemesi bu boşluğun mülkiyet hakkı güvencesiyle bağdaşmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Üçüncü olarak, 6459 sayılı Kanunla getirilen dört aylık süre ve faiz düzenlemesi artık bu sorunu büyük ölçüde gidermektedir. Ancak düzenlemenin yürürlük tarihinden önce sonuçlanan davalar için bu güvence geçerli değildir; bu nedenle eski tarihli kamulaştırma davalarında hesaplama yapılarak bireysel başvuru yolu değerlendirilebilir.
Son olarak, karar kamulaştırma avukatlık pratiği için pratik bir rehber sunmaktadır: Tespit bedeline dava tarihinden itibaren enflasyon oranında faiz işletilmesini talep etmek, müvekkili koruyacak temel bir unsurdur. Faiz talebi karşılanmazsa ya da karşılanan faiz enflasyonun altında kalırsa, değer kaybı oranı hesaplanarak bireysel başvuru yapılabilir.
Dipnotlar
- AYM, Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017, § 66; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59.
- AYM, Ali Şimşek ve diğerleri, §§ 67-68.
- AYM, Ali Şimşek ve diğerleri, § 63; 2942 sayılı Kanun m.10 ek fıkra (6459 s.K./6. md, 11/4/2013).
- Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14, 6/12/2016, §§ 51-59; bkz. aynı yönde Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/9/1998, §§ 48-50.