I. Düğünde Takılan Ziynet Kime Aittir?
Boşanma davalarının en çok tartışılan yan taleplerinden biri, düğünde takılan altın ve ziynet eşyasının kime ait olduğudur. Onlarca yıl boyunca Yargıtay'ın cevabı sadeydi: kim tarafından kime takılırsa takılsın, düğünde takılan ziynetlerin hepsi kadına ait sayılırdı. 2024 yılında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kuralı kendi ifadesiyle "içtihat değişikliğine gitme zorunluluğu" gerekçesiyle terk etti ve yerine, kimin neye sahip olduğunu tek tek belirleyen çok daha ayrıntılı bir ölçütler bütünü koydu. Bu yazı, eski kuralın kökenini, doktrinin bu kurala yönelttiği eleştirileri, 2024'teki değişikliğin içeriğini ve bu değişikliğin iki yılı aşkın süredir nasıl istikrarla uygulandığını ele alıyor.
II. Ziynet Eşyasını Hangi Hükümler Düzenler?
Ziynet eşyası uyuşmazlıklarını doğrudan düzenleyen bir kanun hükmü yoktur; çözüm, edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkin genel hükümlerden çıkarılır. TMK m.220/1 uyarınca eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya (mücevher, takı dahil) o eşin kişisel malıdır. TMK m.222/1 ise ispat yükünü düzenler: "Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." Bu hüküm, HMK m.190'daki genel ispat kuralının aile hukukundaki yansımasıdır — iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf, o vakıayı ispatla yükümlüdür.
III. İçtihat 2024'te Nasıl Değişti?
A. Eski İçtihat: "Kim Takarsa Taksın, Hepsi Kadına Aittir" Kuralı ve Fiili Karine Niteliği
Yargıtay'ın kökleri 2004'e kadar uzanan yerleşik içtihadı1, Hukuk Genel Kurulu'nun 2013 tarihli bir kararında şöyle formüle edilmişti: "evlilik sırasında kadına takılan ziynetler kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır."2 Bu kuralın pratik sonucu, evlilik birliği içinde bozdurulan ziynetler söz konusu olduğunda ispat yükünün erkeğe geçmesiydi: koca, ziynetlerin kendisine iade edilmemek üzere verildiğini kanıtlamadıkça, bedelini ödemekle yükümlü kalıyordu.
Bu kararın dikkat çekici bir yönü, oyçokluğuyla alınmış olmasıdır. Karşı oyu yazan üyeler, ziynet eşyasının nitelik itibariyle taşınabilir ve saklanabilir olduğunu, bu nedenle kadının elinde bulunmasının "olağan" kabul edilmesi gerektiğini; olağanın aksini iddia eden tarafın (yani ziynetin iade edilmek üzere verildiğini iddia eden kadının) ispat yükünü taşıması gerektiğini savunmuşlardı.3 Bu azınlık görüşü, aşağıda görüleceği üzere, on yıl sonra çoğunluk görüşüne dönüşecek argümanların ilk izleriydi.
Usul hukuku açısından önemli bir başka nokta, bu kuralın kanuni değil fiili bir karine olmasıdır — 2. Hukuk Dairesi bunu 2013 tarihli ayrı bir kararında açıkça ifade etmiştir.4 Fiili karineler, kanunda düzenlenmez; tecrübe kurallarına dayanarak hâkimde kanaat oluşturan, delillerin değerlendirilmesi aşamasında işleyen kurallardır. Bu ayrım önemlidir çünkü fiili karineler, kanuni karinelerin aksine, toplumsal koşullar değiştikçe içtihatla birlikte değişebilir — nitekim tam olarak bu oldu.
B. Doktrindeki Eleştiri: Akçaal ve Peksöz'ün Ortaya Koyduğu Sorunlar
Eski kural, doktrinde uzun süredir eleştiri konusuydu. 2019 tarihli kapsamlı bir incelemede Akçaal, düğünde takılan ziynetin tamamının kadına ait sayılmasının isabetli olmadığını, bunun yerine "ziynet eşyasının kim tarafından kime bağışlanmak istendiği"nin araştırılması gerektiğini savunmuştur; kocaya bağışlanan bir ziynetin de, kadına devredilmedikçe kocanın kişisel malı sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.5 Yazara göre mevcut yaklaşım, kadın-erkek eşitliği ilkesiyle de gerilim içindedir.6
2021 tarihli bir başka incelemede Peksöz, sorunu usul hukuku zemininde derinleştirmiştir: Yargıtay'ın "kadına takılan ziynet kadına aittir" kuralı bir fiili karine oluştursa da, kadının ziynetleri evden ayrılırken beraberinde götürdüğü varsayımının kadını âdeta "olağan şüpheli" konumuna soktuğunu, oysa ziynetin taşınabilir olmasının tek başına "kadın tarafından götürüldüğü" sonucunu doğurmayacağını vurgulamıştır.7 Doktrindeki bir başka görüş ise, ziynetlerin kadının rızası dışında bozdurulduğu iddiasından kendi lehine sonuç çıkaran tarafın kadın olduğunu, dolayısıyla TMK m.222/1 ve HMK m.190 uyarınca bu vakıanın ispat yükünün de kadında olması gerektiğini savunmuştur.8
C. 2024 İçtihat Değişikliği: Yeni Hiyerarşi
04.04.2024 tarihli bir kararında 2. Hukuk Dairesi, kendi eski içtihadını aktardıktan sonra şu tespiti yapmıştır: "toplumumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi dikkate alınarak... içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur."9
Dairenin yeni ilkesel görüşü şu hiyerarşiyi kurar:
1. Taraflar arasında ziynetlerin paylaşımı konusunda anlaşma varsa, paylaşım bu anlaşmaya göre yapılır.
2. Anlaşma yoksa, yerel örf ve adetin (teamülün) varlığı iddia ve ispat edilirse, paylaşım bu kurala göre yapılır.
3. Bunlar da yoksa, erkeğe ve kadına takılan/verilen ekonomik değer taşıyan her şey, kural olarak kime takıldıysa ona aittir — artık "hepsi kadına ait" değildir.
4. Ancak takı içinde karşı cinse özgü bir şey varsa (örneğin kadına özgü bir gerdanlık erkeğe takılmış olsa dahi), o eşya özgü olduğu cinse verilmiş sayılır; çekişme varsa bilirkişi incelemesi yapılır.
5. Takı sandığı/torbasına konulan, kime takıldığı belli olmayan eşya için de aynı mantık işler: cinse özgüyse o cinse, iki cinse de özgü değilse ortak kabul edilir.
İspat yükü konusunda da Daire, artık kadına özgü ziynetlerin kadının himayesinde olmasının "olağan" kabul edildiğini, bunun aksini iddia eden tarafın (örneğin ziynetin aslında kendisinde olmadığını iddia eden kadının) ispat yükü altında olduğunu; ayrıca dava konusu altınların varlığının ve kadında olmadığının "şüpheye yer vermeyecek şekilde" ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır.9
D. Değişikliğin Süreklilik Kazanması: 2024-2026 Uygulama Çizgisi
Bu yeni ilke, tek seferlik bir sapma değildir. Aynı gerekçe metni, neredeyse birebir aynı ifadelerle, 24.12.2024,10 18.02.2025, 03.03.2025, 13.03.2025, 18.03.2025, 07.04.2025, 08.04.2025 ve 11.12.2025 tarihli kararlarda tekrarlanmış; en son 09.04.20269 ve 06.05.202611 tarihli kararlarda da aynı ilkeler uygulanmaya devam etmiştir. İki yılı aşkın, en az on ayrı kararla desteklenen bu istikrar, değişikliğin geçici bir sapma değil kalıcı bir içtihat çizgisi olduğunu gösterir.
Uygulamadaki asıl mesele, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin yeni ilkeye ayak uydurma hızıdır. 08.04.2025 tarihli bir kararda, yerel mahkeme hâlâ eski alışkanlıkla hareket etmiş; kadının kendi üzerinde olduğunu beyan ettiği birkaç parça dışında, hem kadına hem erkeğe takılan bütün ziynetlerin toptan kadına iadesine karar vermişti. Yargıtay bu kararı, tam da yeni ilkeye aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuş; erkeğe takılan ziynetlerin ayrı ayrı belirlenmesi için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istemiştir.12 Yeni içtihadın uygulamadaki keskinliğini gösteren bir başka örnek 06.05.2026 tarihli bir karardır: düğünde erkeğe takıldığı bilirkişi raporuyla sabit olan 16 çeyrek altından 6 tanesi, kadına özgü olmadığı hâlde ilk derece mahkemesince yine de kadına verilmiş; Yargıtay bu 6 çeyrek altını ayırarak kararı kısmen bozmuş, geri kalan 10 çeyrek altın yönünden kadın lehine kararı onamıştır.11 Bu iki örnek, yeni ilkenin artık soyut bir "içtihat değişikliği" beyanından ibaret olmadığını, tek tek eşya ve gram bazında somut biçimde uygulandığını gösterir.
IV. Dava Dilekçesinde Neye Dikkat Edilmeli?
1. Dava dilekçesinde artık "hepsi bende kalmalı" demek yetmez. Hangi ziynetin kime takıldığını, hangisinin cinse özgü olduğunu tek tek belirtmek gerekir — genel bir talep, yeni ölçütler karşısında eksik kalır.
2. Yerel örf/adet iddiası varsa mutlaka ayrıca ispatlanmalıdır. Bu, tanık beyanı ve bölgesel uygulamayı gösteren delillerle desteklenmesi gereken ayrı bir iddia türüdür; kendiliğinden kabul edilmez.
3. Cinse özgü olmayan (çeyrek altın, tam altın, döviz gibi) ziynetlerde ispat stratejisi değişti. Bu tür eşyalarda artık kimin üzerine/eline geçtiği belirleyicidir; "gelenek böyledir, hepsi kadına aittir" savunması tek başına yeterli değildir.
Sonuç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2024'te başlattığı ve iki yılı aşkın süredir istikrarla sürdürdüğü içtihat değişikliği, düğünde takılan ziynet eşyasının aidiyetini artık tek bir toptan kuralla değil, anlaşma-örf/adet-cinsiyete özgülük sıralı bir hiyerarşiyle çözüyor. Değişikliğin arkasında hem toplumsal pratiklerin dönüşümü hem de doktrinin uzun süredir dile getirdiği eşitlik temelli eleştiriler var. Uygulayıcı için sonuç nettir: artık "kim takarsa taksın kadına aittir" formülüne güvenmek yerine, her bir ziynetin somut olay bazında kime ait olduğunu ayrı ayrı ortaya koymak gerekiyor.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T.05.05.2004, E.2004/4-249, K.2004/247.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2012/1849, K.2013/1006, T.03.07.2013.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2012/1849, K.2013/1006, T.03.07.2013 (karşı oy).
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, T.30.01.2013, E.2012/27314, K.2013/2401.
- Mehmet Akçaal, "Düğünde Takılan Ziynet Eşyasının İadesi", Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.14, S.2, 2019, s.295.
- Akçaal, s.281.
- Vildan Peksöz, "Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında İspat Yükü", İstanbul Hukuk Mecmuası, C.79, S.1, 2021, s.202.
- Peksöz, s.203.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/5704, K.2024/2402, T.04.04.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/5797, K.2024/10388, T.24.12.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/10276, K.2026/5181, T.06.05.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/2115, K.2025/3346, T.08.04.2025.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.220, m.222.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T.05.05.2004, E.2004/4-249, K.2004/247.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2012/1849, K.2013/1006, T.03.07.2013.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, T.30.01.2013, E.2012/27314, K.2013/2401.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/5704, K.2024/2402, T.04.04.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/5797, K.2024/10388, T.24.12.2024.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/10276, K.2026/5181, T.06.05.2026.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/2115, K.2025/3346, T.08.04.2025.
- Mehmet Akçaal, "Düğünde Takılan Ziynet Eşyasının İadesi", Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.14, S.2, 2019, s.265-301.
- Vildan Peksöz, "Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında İspat Yükü", İstanbul Hukuk Mecmuası, C.79, S.1, 2021, s.193-209.