I. Giriş
Evlilik birliğinin kurulmasıyla eşler, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 185. maddesinde düzenlenen bir dizi hak ve yükümlülüğün altına girer. Bunların en temel olanlarından biri, maddenin üçüncü fıkrasındaki sadakat yükümlülüğüdür: "Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar." En geniş anlamıyla sadakat, eşlerin hem birbirleriyle hem de üçüncü kişilerle ilişkilerinde evlilik birliğini tehlikeye atacak her türlü davranıştan kaçınmasını ifade eder.1
Uygulamada en çok tartışılan nokta, bu yükümlülüğün boşanma davası açıldıktan sonra da sürüp sürmediği; sürüyorsa dava sırasında gerçekleşen bir sadakatsizliğin görülmekte olan davayı nasıl etkileyeceğidir. Boşanma davası açan eş ayrı yaşama hakkını elde eder; ancak evlilik henüz sona ermemiştir. İşte bu "ara dönem", hem maddi hukuk hem de usul hukuku bakımından kendine özgü sorunlar doğurur. Bu makale, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun konuya ilişkin kararlarını, somut olaylarıyla birlikte ele almaktadır.2
II. Sadakat Yükümlülüğünün Kapsamı ve Süresi
Sadakat yükümlülüğü esas olarak cinsel sadakati çağrıştırsa da yalnızca bundan ibaret değildir; öğreti ve yargı kararlarında bu yükümlülüğün duygusal ve ekonomik boyutları da kabul edilmektedir.3 Eşin bir başkasıyla cinsel ya da duygusal birliktelik kurması, evlilik birliğinin huzurunu bozacak yakınlıklar (sık sık geç saatlere kadar süren özel buluşmalar, cinsel veya duygusal içerikli yazışmalar, uygunsuz görüntüler), aile sırlarını ifşa etmesi ya da geçimi tehlikeye atan keyfî harcamaları bu kapsamda değerlendirilir.4
Süre yönünden kural nettir: sadakat yükümlülüğü evliliğin kurulmasıyla başlar ve evlilik birliği herhangi bir nedenle (iptal, ölüm, boşanma) sona erene kadar devam eder. Verilen ayrılık kararı, eşlerin fiilen ayrı yaşaması ya da boşanma davasının açılmış olması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.5 Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre yerel mahkemenin ve istinafın boşanmaya karar vermiş olması dahi yeterli değildir; sadakat yükümlülüğü ancak boşanma hükmü kesinleştiğinde sona erer. Bu ilkenin temelinde, TMK m.185'in evlilik birliği boyunca süren genel bir hüküm olması ve şahsi hâllere ilişkin mahkeme kararlarının kesinleşmedikçe sonuç doğurmaması yatar.
III. Davadan Sonraki Sadakatsizliğin Kusur ve Fer'î Sonuçlara Etkisi
1. Genel İlke: Davadan Sonra da Olsa Sadakatsizlik Kusur Doğurur
Olay (eşit kusur): Sadakatsiz tutum içindeki kocaya karşı boşanma davası açan kadının, dava sırasında bir başka erkekle ilişki kurduğu anlaşılmıştır.
Değerlendirme: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, "evlilik birliği süresince eşlerin birbirlerine sadakat yükümlülüğü devam eder; bir eşin sadakatsiz davranışı diğerine de aynı hakkı vermez" diyerek davacı kadını da en az davalı koca kadar kusurlu saymış ve eşit kusur nedeniyle kadının maddi-manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğine hükmetmiştir.6 Aynı ilke bir başka kararda da tekrarlanmış; davadan sonra gerçekleşse bile sadakate aykırı davranışın "eşlerin davadaki kusur derecelerini ve boşanmanın fer'î taleplerinin takdirini etkileyeceği" vurgulanarak eşit kusur kabul edilmiş ve eşit kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilebileceği belirtilmiştir.7
2. Tam Kusurlu Eşin Boşanma Talebi
Olay: Dava tarihinden sonra başka bir kadınla yaşamaya başlayan ve birlik görevlerini hiç yerine getirmeyen koca tam kusurlu; davalı kadın ise kusursuzdur.
Değerlendirme: Yargıtay, kimsenin kendi tam kusuruna dayanarak boşanma hükmü elde edemeyeceği ilkesinden hareketle, kusursuz eşin karşı çıkması hâlinde tam kusurlu kocanın davasının reddi gerektiğine karar vermiştir.8 Bu karar, davadan sonraki sadakatsizliğin kusuru ağırlaştırarak boşanma talebinin reddine dahi yol açabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
3. İddianın Delillendirilmesi ve Hâkimin Aydınlatma Ödevi
Olay: Davalı-davacı koca, eşinin güven sarsıcı davranış içine girdiğini ileri sürmüş ve bu iddiasını temyiz dilekçesi ekinde fotoğraflarla desteklemiştir.
Değerlendirme: Yargıtay, davadan sonra meydana gelse bile sadakate aykırılığın "iddiadan ibaret kalmayacak şekilde delillendirilmesi" hâlinde, mahkemenin bu "yeni hadise" üzerinde durması gerektiğini belirtmiştir. Hâkim, HMK m.31'deki davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde taraflardan açıklama istemeli, delilleri birlikte değerlendirmeli ve sonucuna göre kusur dağılımını yeniden belirlemelidir.9 Bu karar, davadan sonraki sadakatsizliğin kusura etkisinin soyut bir iddiayla değil, somut delille gündeme gelebileceğini ortaya koyar.
IV. Bağımsız Manevi Tazminat ve Güven Sarsıcı Davranışın İspatı
1. Kesinleşmeden Önceki Sadakatsizlik — Haksız Fiil Tazminatı
Olay: Boşanma kararı verildikten sonra ama kesinleşmeden önce eşlerden biri bir başkasıyla dini nikâhla yaşamaya başlamış; diğer eş bu eylemi boşanma kesinleştikten sonra öğrenip manevi tazminat istemiştir.
Değerlendirme: Hukuk Genel Kurulu, boşanma kesinleşene kadar evliliğin hukuken devam ettiğini, dolayısıyla bu dönemdeki sadakatsizliğin diğer eşin sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğinde bir haksız fiil oluşturduğunu kabul etmiştir. Eylem, kesinleşen boşanmaya sebep olan olaylardan olmadığından TMK m.174/2 kapsamında (aile mahkemesinde) değil, Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri uyarınca genel mahkemede manevi tazminata konu olur.10 Böylece aynı olgu, hangi davada ve hangi dönemde ileri sürüldüğüne göre farklı hukuki rejime tabi olur.
2. Güven Sarsıcı Davranış ve İspat
Olay: Yurt dışında yaşayan kadının başka bir erkekle güven sarsıcı yakınlığı, davacı kocanın anne ve babasının görgüye dayalı tanıklığıyla ileri sürülmüştür.
Değerlendirme: Hukuk Genel Kurulu, sadakat yükümlülüğünün yalnızca cinsel değil duygusal, ekonomik, sosyal ve görsel boyutları da bulunduğunu; Yargıtay'ın benimsediği "içten bağlılık" ilkesi uyarınca "eşine içten bağlı bir kişinin yapmayacağı davranışların" sadakat ihlali sayıldığını vurgulamıştır. Güven sarsıcı davranışın ispatında akrabaların görgüye dayalı tanıklığının tek başına beyanı değersizleştirmeyeceği, vakıanın eşe sorulmamış olmasının da tanık beyanlarını çürütmeyeceği belirtilerek boşanmaya karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.11
V. Yükümlülüğün Dış Sınırı: Kesinleşmeden Sonraki Sadakatsizlik
Olay: Boşanma hükmü kesinleştikten (fer'îler için yargılama sürerken) yaklaşık iki buçuk yıl sonra koca, kadının sadakatsizliğine dayanan ayrı bir zina (TMK m.161) davası açıp dosyaların birleştirilmesini istemiştir.
Değerlendirme: Hukuk Genel Kurulu, sadakat yükümlülüğünün boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erdiğini; bu tarihten sonraki bir eylemin, devam eden fer'î davadaki kusur belirlemesine hiçbir etkisinin olamayacağını belirtmiştir. Boşanma kararındaki kusur tespiti kesinleştikten sonra o evlilikten doğan tüm davaları bağlar ve başka bir mahkemede yeniden tartışılamaz.12 Bu karar, önceki bölümlerdeki "kesinleşmeye kadar devam eder" ilkesinin ayna görüntüsüdür: sadakat yükümlülüğü kesinleşmeyle başlamaz, kesinleşmeyle biter.
VI. Usuli Tartışma: Davadan Sonraki Vakıa Davaya Nasıl Girer?
Davadan sonra gerçekleşen sadakatsizliğin maddi hukuk bakımından kusura etki edeceği yukarıda görüldü. Ancak bu vakıanın görülmekte olan davaya hangi usul içinde sokulacağı ayrı bir sorundur ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu noktada zaman zaman çelişen kararlar vermiştir.
Daire bir dönem, davadan sonraki sadakatsizliğin "karşı tarafın onayına ya da ıslaha gerek olmaksızın" kusurda dikkate alınacağını kabul etmiş; 2015 yılında verdiği bir kararla ise bu vakıanın mevcut davada dikkate alınamayacağına hükmetmiştir.13 Bu son karar "sadakat yükümlülüğü boşanma davasıyla sona eriyor" biçiminde yanlış yorumlanınca, Daire 2015 ve 2016 tarihli kararlarında meseleyi netleştirmiştir: boşanma davasının açılması sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; ancak ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra ileri sürülen vakıaların tahkikatta değerlendirilebilmesi bir usul meselesidir ve ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle mümkündür.14
Doğru yaklaşım, sorunu iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı (HMK m.141) çerçevesinde çözmektir.15 Buna göre:
- Benzer / tekrar niteliğindeki vakıa: Boşanma davası örneğin evlilik birliğinin sarsılması veya onur kırıcı davranış sebebiyle açılmışsa, dava sebebi olarak gösterilen vakıalara benzer ya da onların tekrarı niteliğindeki yeni sadakatsizlik olayları, davayı genişletme sayılmadan ileri sürülebilir.
- Nitelik değiştiren vakıa: Farklı bir sebeple açılmış davanın, sonradan gerçekleşen cinsel sadakatsizlik nedeniyle zina (TMK m.161) sebebine dayandırılmak istenmesi iddianın değiştirilmesi niteliğindedir; bu ancak karşı tarafın açık rızası ya da ıslah ile mümkündür.
HMK m.176-182 karşısında, dava açıldıktan sonra gerçekleşen vakıaların ıslahla davaya dâhil edilmesine yasal bir engel bulunmaması; ıslah yolunu kapatıp ilgiliyi ikinci bir dava açmaya zorlamanın ise usul ekonomisine ve hak arama hürriyetine aykırı düşmesi karşısında, ıslah imkânının kabulü isabetlidir.
VII. Değerlendirme ve Pratik Sonuçlar
Kararlar bir araya getirildiğinde, sadakat yükümlülüğünün boşanma sürecindeki seyri net bir çizgi oluşturur:
- Zaman çizgisi: Yükümlülük evlenmeyle başlar, boşanma davası açmak onu kaldırmaz, hüküm kesinleşene kadar sürer ve kesinleşmeyle sona erer.
- Kusur düzlemi: Dava sırasında (kesinleşmeden önce) gerçekleşen sadakatsizlik; eşit kusura, kusurun ağırlaşmasına, hatta tam kusurlu eşin davasının reddine yol açarak tazminat ve nafaka takdirini etkiler.
- İspat: İddia soyut kalmamalı; somut delille (tanık, görüntü, yazışma) desteklenmeli, hâkim aydınlatma ödevi çerçevesinde taraflardan açıklama istemelidir.
- Bağımsız tazminat: Kesinleşmeden önceki ama sonradan öğrenilen sadakatsizlik, aile mahkemesinde değil, genel mahkemede haksız fiil tazminatına konu olabilir.
- Usul: Davadan sonraki vakıanın davaya girişi iddianın değiştirilmesi yasağına tabidir; nitelik değiştiren (zinaya çeviren) vakıa için karşı tarafın açık rızası veya ıslah gerekir.
Uygulayıcı için sonuç: Boşanma davası süren bir eş, dava açılmış olmasının kendisine "serbest" bir alan tanımadığını bilmelidir; kesinleşmeye kadarki her sadakatsizlik kusur dengesini ve mali sonuçları aleyhe çevirebilir. Karşı taraf ise bu tür bir vakıayı öğrendiğinde onu yalnızca dile getirmekle yetinmemeli; somut delille ve doğru usul (ıslah ya da açık muvafakat) içinde dosyaya taşımalıdır.
Sonuç
Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin sadakat yükümlülüğü, TMK m.185/3'ün doğal bir sonucu olarak boşanma hükmü kesinleşene kadar devam eder. Yargıtay, bu dönemdeki sadakatsizliği hem kusur belirlemesinde hem de fer'î taleplerin takdirinde dikkate almakta; kesinleşmeden sonraki eylemleri ise yükümlülüğün dışında bırakmaktadır. Davadan sonraki vakıanın görülmekte olan davaya etkisi ise nihayetinde bir usul sorunudur: vakıanın niteliğine göre ya doğrudan değerlendirmeye girer ya da ıslah veya açık muvafakat gerektirir. Sadakat yükümlülüğünün uzun yargılama süreçlerinde devam etmesi öğretide eleştirilse de bu, kanun koyucunun aile birliğinin korunmasına verdiği önceliği yansıtan bir hukuk politikası tercihidir.16
Dipnotlar
- Özlem Sarı Fidan, "Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Eşlerin Sadakat Yükümlülüğünün Değerlendirilmesi", ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 4, S. 2 (2022), s. 1278-1279.
- Emel Badur / Gamze Turan Başara, "Aile Hukukunda Sadakat Yükümlülüğü ve İhlalinden Kaynaklanan Manevî Tazminat İstemi", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 65, S. 1 (2016), s. 101-102.
- Ahmet M. Kılıçoğlu, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 2016, s. 208-209; Sarı Fidan, a.g.m., s. 1280.
- Mustafa Dural / Tufan Öğüz / Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku C. III – Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2016, s. 161-162; Bilge Öztan, Aile Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara, 2015, s. 199.
- Badur / Turan Başara, a.g.m., s. 105; aynı yönde Yargıtay HGK, E. 2017/1473, K. 2018/1824, T. 04.12.2018.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/18052, K. 2010/572, T. 14.01.2010.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/14495, K. 2012/10505, T. 24.04.2012.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/2976, K. 2013/15543, T. 05.06.2013.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/8215, K. 2012/27648, T. 20.11.2012.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1473, K. 2018/1824, T. 04.12.2018.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/765, K. 2023/974, T. 18.10.2023.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/848, K. 2023/213, T. 15.03.2023; kusur belirlemesinin kesinleşmesi yönünden ayrıca 22.01.1988 tarihli ve 5/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/20330, K. 2015/9692, T. 11.05.2015.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/1895, K. 2015/15882, T. 15.09.2015; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/3256, K. 2016/10777, T. 01.06.2016.
- Cenk Akil, "Boşanma Davalarında Vakıaların İleri Sürülmesi Zamanı Meselesinin Yargıtay Kararlarındaki Görünümü", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 12, S. 1 (2010), s. 19; Sarı Fidan, a.g.m., s. 1300-1302.
- Sarı Fidan, a.g.m., s. 1294-1295; eleştirel görüş için Rona Serozan, "Evlilik Birliğinde Sadakat Yükümlülüğüne Aykırılıktan Ötürü Tazminat Talebine Yer Olabilir mi?", İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 15, S. 1-2 (2016), s. 454.
Yargıtay 2. HD, E. 2008/18052, K. 2010/572, T. 14.01.2010 — davadan sonraki sadakatsizlik; eşit kusur, tazminat reddi.
Yargıtay 2. HD, E. 2011/14495, K. 2012/10505, T. 24.04.2012 — eşit kusur; eşit kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası.
Yargıtay 2. HD, E. 2012/8215, K. 2012/27648, T. 20.11.2012 — güven sarsıcı davranış iddiasının delillendirilmesi; HMK m.31 aydınlatma ödevi.
Yargıtay 2. HD, E. 2013/2976, K. 2013/15543, T. 05.06.2013 — tam kusurlu eşin boşanma davasının reddi.
Yargıtay HGK, E. 2017/1473, K. 2018/1824, T. 04.12.2018 — kesinleşmeden önceki sadakatsizlik; genel mahkemede haksız fiil tazminatı.
Yargıtay HGK, E. 2021/848, K. 2023/213, T. 15.03.2023 — sadakatin kesinleşmeyle sona ermesi; kusurun kesin hükmü, birleştirme.
Yargıtay HGK, E. 2022/765, K. 2023/974, T. 18.10.2023 — güven sarsıcı davranış; içten bağlılık ilkesi ve ispat.