I. Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?
Hukuk yargılamasının çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektiren pek çok uyuşmazlıkta (kusur oranı, hesaplama, keşif, değer tespiti) son sözü fiilen bilirkişi raporu söyler. Buna rağmen avukatlar arasında en çok gözden kaçırılan usul işlemlerinden biri, raporun tebliğinden sonra başlayan iki haftalık itiraz süresidir. Uygulamada yıllardır yerleşik bir kabul, bu süre kaçırıldığında raporun karşı taraf lehine "usuli kazanılmış hak" doğurduğu ve maddi hukuka ilişkin talebin bundan etkileneceği yönündeydi. Ne var ki Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun 2023 tarihli bir kararı ve bunu izleyen Yargıtay 9. ve 10. Hukuk Dairelerinin 2024-2026 tarihli çok sayıda kararı, bu yerleşik kabulü önemli ölçüde düzeltmiştir.1 Bu yazıda HMK m.281 çerçevesinde itiraz süresinin niteliği, kaçırılmasının gerçek sonucu, ek rapor ile yeni bilirkişi talebi arasındaki fark ve uygulamada sık yapılan hatalar; hem yerleşik mahkeme pratiği hem de bu güncel düzeltme birlikte ele alınarak incelenmektedir.
II. HMK m.281 İtirazı Nasıl Düzenler?
HMK m.266/1 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurur; hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişi dinlenemez.2 Bilirkişi raporu hazırlandıktan sonra HMK m.280 gereği duruşma gününden önce taraflara tebliğ edilir. Asıl kritik düzenleme ise HMK m.281'dedir:
HMK m.281/1: "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler."
2020 yılında 7251 sayılı Kanun'la eklenen cümleyle, itirazın hazırlanmasının bu süre içinde çok zor veya imkânsız olması ya da özel/teknik bir çalışma gerektirmesi hâlinde, yine süresi içinde başvuran tarafa bir defaya mahsus ve en fazla iki haftalık ek süre verilebileceği düzenlenmiştir. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları ise mahkemeye, eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor alma, sözlü açıklama isteme veya gerekirse yeni bir bilirkişi ile tekrar inceleme yaptırma yetkisi tanır. Bu son iki fıkranın önemi, ilerleyen bölümlerde görüleceği üzere, ilk bakışta göründüğünden çok daha büyüktür.
III. İki Haftalık Süre Neden Kesin ve Hak Düşürücü?
Kanun koyucunun madde gerekçesinde vurguladığı üzere, m.281/1'de öngörülen iki haftalık süre kesin süredir; niteliği itibarıyla hak düşürücüdür. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi bu hususu açıkça ortaya koymuştur:
"...Burada rapora itiraz için taraflara tanınmış bulunan onbeş [iki haftalık] süre, kesin süredir; hak düşürücü bir nitelik taşır. Dolayısıyla, taraflar, bu süre içerisinde, itirazlarını dile getirmez ise bilirkişi raporu, onlar bakımından kesinleşir; yani taraflar rapora itiraz olanağını tümüyle kaybederler."3
Bu kesinlik, mahkemenin kendisini de bağlar: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, davalıya tebliğ edilen bilirkişi raporunda itiraz süresi dolmadan hüküm kurulmasını, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayarak bozma nedeni yapmıştır.4 Aynı ilke Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bir kararında da tekrarlanmıştır.5 Ancak "süre kesindir" ifadesinin tam olarak neyi kesinleştirdiği — yani kaçırılan sürenin bedelinin ne olduğu — göründüğü kadar basit değildir; bir sonraki bölüm tam olarak bu soruyu ele almaktadır.
IV. İtiraz Edilmezse Gerçekte Ne Kaybedilir?
Yıllarca yerleşik mahkeme pratiği, bir tarafın bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmemesi hâlinde, raporun o taraf bakımından kesinleşeceğini ve bunun karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğuracağını kabul etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi bunu şöyle ifade etmiştir:
"Usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde ise, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır."6
Aynı yaklaşımı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021 tarihli bir kararı da benimsemiştir; HGK, bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmeyen tarafın bu raporla bağlı kalacağını, itiraz eden tarafın ise ikinci raporun kendi aleyhine çıkması hâlinde ilk rapordan yararlanabileceğini kabul etmiştir.7 "Usuli kazanılmış hak" kavramının kökeni ise aslında bambaşka bir bağlamdadır: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 1959 ve 1960 tarihli kararlarıyla, yalnızca Yargıtay'ın bozma kararına uyulması hâlinde bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleşmesini ifade etmek üzere geliştirilmiştir; mevzuatta bu kavrama ilişkin açık bir hüküm hiçbir zaman bulunmamıştır.8
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2023 yılında verdiği önemli bir kararla bu genişletilmiş yorumu düzeltmiştir. Kararın konusu, ilk bilirkişi raporuna itiraz etmeyen davacıların, sonradan hazırlanan ve daha yüksek tazminat öngören ek rapora dayanan taleplerinin, "ilk rapora itiraz edilmediği için davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu" gerekçesiyle reddedilmesiydi. Anayasa Mahkemesi, önce kanunilik yönünden şu tespiti yapmıştır:
"...bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi hâline, rapora itiraz etmeyen tarafın maddi hukuka yönelik bir hakkını sona erdirecek ya da diğer taraf lehine bu nitelikte bir hakkın doğmasına yol açacak biçimde sonuç bağladığı söylenemez. Başka bir anlatımla bilirkişi raporuna itiraz biçimindeki usul işleminin yapılmamasının ortadan kaldırabileceği tek hak, yine usuli bir hak olan rapora itiraz etme hakkıdır. [...] Aksi yöndeki kabul Kanun'un 281. maddesinin (3) numaralı fıkrasının [...] hükmünü anlamsız ve işlevsiz kılacağı gibi Kanun'un kendi hükümleri arasında da çelişki oluşturacaktır."9
Mahkeme ayrıca ölçülülük denetiminde, hâkimin resen yeni bilirkişi incelemesi yaptırma yetkisini kullandığı somut olayda, buna rağmen talebin salt usule dayalı biçimde reddedilmesinin başvuruculara "aşırı ve orantısız bir külfet" yüklediğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu karar Resmî Gazete'de yayımlandıktan sonra Yargıtay 9. ve 10. Hukuk Daireleri, 2024-2026 döneminde birçok kararında bu ilkeyi harfiyen benimsemiş ve aynı gerekçeyle, salt bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olmasına dayanılarak karşı taraf lehine maddi hukuka ilişkin bir hak doğduğunu kabul eden bölge adliye mahkemesi kararlarını bozmaya başlamıştır.10 Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bir kararında bu ayrımı şöyle özetlemiştir: itiraz edilmemesi yalnızca "rapora itiraz etme hakkını" ortadan kaldırır; raporun içeriğindeki maddi hukuka ilişkin bir hakkı ya da onu aynı davada talep etme imkânını sona erdirmez.11
Pratik sonuç: Bugün itibarıyla ortada iki katmanlı bir manzara vardır. Yerel mahkeme ve bazı bölge adliye mahkemesi daireleri, hâlâ "itiraz edilmeyen rapor karşı taraf lehine kesinleşir" formülünü kullanmaya devam edebilmektedir; ancak bu formül maddi hukuka ilişkin bir hak kaybına (ör. tazminat miktarının o rakamla sınırlı kalması) vardırılırsa, Yargıtay 9. ve 10. Hukuk Daireleri artık bunu bozmaktadır. Bir avukat olarak hem bu ihtimale karşı temyiz/istinaf dilekçesinde AYM'nin Ahmet Özgan ve Şule Özgan kararına ve güncel Yargıtay içtihadına açıkça atıf yapmalı, hem de — aşağıda VIII. bölümde anlatılacağı üzere — kendi süresini kaçırmamaya özen göstermelidir; zira kaybedilen tek hak "itiraz hakkının kendisi" olsa da, bu, mahkemenin resen harekete geçmediği hâllerde pratikte davanın kaybedilmesi anlamına gelebilir.
V. Kaçırılan İtiraz İstinafta Yeniden İleri Sürülür mü?
Yukarıdaki düzeltme, süresinde itiraz edilmemesinin istinaf veya temyiz aşamasında telafi edilebileceği anlamına gelmez — bu, ayrı bir usul kuralına dayanır. HMK m.357/1, bölge adliye mahkemesinin resen gözetilecekler dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaları dinleyemeyeceğini, yeni delillere dayanılamayacağını açıkça düzenler. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, ilk derece yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz etmeyen davalının bu itirazları ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürmesini bu gerekçeyle reddetmiştir.6 Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi de benzer bir olayda, ilk derecede süresinde ileri sürülmeyen bir itiraz kalemini (mükerrer ödeme, faiz mahsubu) istinaf aşamasında incelemeyi reddetmiştir.12 Kısacası, itiraz stratejisi ilk derece mahkemesinde, süresi içinde ve yazılı olarak geliştirilmelidir; istinaf veya temyiz aşaması, kaçırılan fırsatı — yukarıda anlatılan istisna (mahkemenin resen harekete geçmesi) dışında — telafi etmez.
VI. Ek Rapor mu, Yeni Bilirkişi mi İstenmeli?
HMK m.281/1'in lafzı, tarafa üç ayrı talep imkânı tanır: (i) eksik gördüğü hususların bilirkişiye tamamlattırılması, (ii) belirsizlik gösteren hususlarda bilirkişiden açıklama istenmesi, (iii) yeni bilirkişi atanması. Kural olarak eksiklik ve belirsizlik, mevcut bilirkişiden ek rapor veya sözlü açıklama istenerek giderilir; raporun bilimsel yönteme aykırı olması, bilirkişinin uzmanlık alanı dışında değerlendirme yapması veya birden fazla rapor arasında çözülemeyen çelişki bulunması hâlinde ise yeni bilirkişi talebi gündeme gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kök ve ek rapor arasında giderilmeyen bir çelişki bulunması durumunda mahkemenin bu çelişkiyi gidermeden karar veremeyeceğini, gerekirse önceki bilirkişiler dışında yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini vurgulamıştır.13 Hukuk Genel Kurulu'nun bir başka kararında da aynı ilke tekrarlanmış; raporun teknik özellik taşımaması, denetime elverişli olmaması veya kendi içinde çelişkili olması hâllerinde raporun hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.14 Pratik öneri: itiraz dilekçesinde sadece "itiraz ediyoruz, yeni bilirkişi istiyoruz" demek yerine, hangi hususun eksik/belirsiz olduğu somut olarak gösterilmeli ve talep buna göre isimlendirilmelidir.
VII. Hâkimin Resen Denetim Yetkisi Neden Asıl Güvencedir?
Bölüm IV'te anlatılan düzeltmenin can alıcı noktası budur: bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz; hâkim raporu takdiri delil olarak serbestçe değerlendirir ve yeterli görmezse resen ek rapor isteyebilir veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir (HMK m.281/2-3). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun vurguladığı üzere, karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması, hâkimin o hatalı rapora göre karar vermek zorunda olduğu anlamına gelmez; aksini kabul etmek hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla bağdaşmaz.15 Ayrıca kamu düzeniyle ilgili olup mahkemenin resen inceleme yapması gereken konularda (iş hukukunda asgari ücret hesapları gibi), tarafın itiraz etmemiş olmasının hiçbir bağlayıcı etkisi yoktur.16 Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de itirazlara rağmen karşılanmayan ve denetime elverişsiz kalan bir raporun hükme esas alınmasını, mahkemenin yeni bir bilirkişi heyetinden yeterli ve denetime açık rapor almakla yükümlü olduğu gerekçesiyle bozmuştur.17 Bir başka deyişle, süresinde itiraz etmeyen tarafın kaybettiği, yalnızca kendi itiraz hakkıdır; mahkemenin gerçeği araştırma ve gerekirse resen yeni inceleme yaptırma yükümlülüğü bundan etkilenmez — ve tam da bu nedenle, itiraz süresini kaçırmış bir taraf dahi, mahkemeden resen ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edebilir; bu, m.281/1'deki "itiraz" değil, mahkemenin re'sen kullanacağı bir yetkinin harekete geçirilmesi talebidir.
VIII. Duruşmada Sözlü İtiraz Etmek Neden Yetersizdir?
Yukarıdaki düzeltme, itiraz süresini önemsizleştirmez — tam tersine, ondan bağımsız iki ayrı risk hâlâ tamamen geçerlidir. Birincisi: avukatların en sık düştüğü hata, rapora yazılı ve süresi içinde itiraz etmek yerine, ilk duruşmada sözlü olarak "rapora katılmıyoruz" demekle yetinmektir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, davacı vekilinin rapor tebliğinden aylar sonraki bir celsede yaptığı sözlü beyan, süresi geçtiği için hiçbir hukuki sonuç doğurmamıştır.18 İkincisi ve daha önemlisi: yukarıda anlatılan AYM/Yargıtay düzeltmesi, mahkemenin kendiliğinden harekete geçmesine bağlıdır — mahkeme resen ek rapor veya yeni bilirkişi isteme yoluna gitmezse, süresinde itiraz etmeyen taraf bu düzeltmeden fiilen yararlanamayabilir. Bu nedenle uygulamada izlenmesi gereken yol bellidir: rapor tebliğ edildiği anda tebliğ tarihi not edilmeli, iki haftalık süre takvime işlenmeli, itiraz mutlaka yazılı ve süresi içinde sunulmalı; süre kaçırılmışsa dahi mahkemeden HMK m.281/2-3 kapsamında resen ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırması açıkça talep edilmeli ve gerekirse yukarıda anılan güncel içtihada atıf yapılmalıdır.
Sonuç
Bilirkişi raporuna itiraz süresi HMK m.281 uyarınca kesin ve hak düşürücüdür; bu süre içinde itiraz edilmezse taraf kendi itiraz hakkını kaybeder. Ancak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun 2023 tarihli kararı ve onu izleyen güncel Yargıtay 9. ve 10. Hukuk Dairesi içtihadı, bu kaybın maddi hukuka ilişkin bir hakkı veya onu talep etme imkânını ortadan kaldırmadığını, "usuli kazanılmış hak" formülünün bu şekilde genişletilmesinin kanuni dayanaktan yoksun olduğunu netleştirmiştir. Uygulayıcılar için pratik kontrol listesi şöyledir: (1) raporun tebliğ tarihini kaydedin ve süreyi takvime işleyin; (2) itirazı mutlaka yazılı ve süresi içinde sunun, duruşmada sözlü beyan yetmez; (3) talebinizi doğru isimlendirin — eksiklik/belirsizlik için ek rapor veya açıklama, raporun esastan güvenilmezliği için yeni bilirkişi talep edin; (4) süreyi kaçırdıysanız istinaf veya temyizde bu konuyu doğrudan yeniden gündeme getiremeyeceğinizi, ancak mahkemenin resen harekete geçmesini talep edebileceğinizi ve gerekirse bu talebi güncel AYM/Yargıtay içtihadına dayandırabileceğinizi bilin. Kısacası: süreye uymak hâlâ kritik bir güvencedir, ama süreyi kaçırmış olmak — artık, en azından teoride — davanın tamamen kaybedilmesi anlamına gelmez.
Dipnotlar
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, B. No: 2020/21347 (Ahmet Özgan ve Şule Özgan), T. 21.12.2023, R.G. 20.05.2024-32551.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.266/1 — bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller.
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/1111, K. 2019/1224, T. 09.12.2019 — bilirkişi raporuna itiraz süresinin kesin ve hak düşürücü niteliği.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/30189, K. 2019/10984, T. 07.11.2019 — itiraz süresi dolmadan karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkı ihlali oluşturması.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/9865, K. 2017/6873, T. 19.04.2017 — bilirkişi raporuna itiraz süresi dolmadan hüküm kurulmasının bozma nedeni sayılması.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/639, K. 2020/1545, T. 24.12.2020 — süresinde itiraz edilmeyen bilirkişi raporunun karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu ve bu itirazların ilk kez istinafta ileri sürülemeyeceği yönündeki yerleşik pratik.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/10(21)-94, K. 2021/111, T. 18.02.2021 — bilirkişi raporuna itiraz etmemenin usuli kazanılmış hak doğurduğu yönündeki geniş yorum.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 1957/13, K. 1959/5, T. 04.02.1959 ve E. 1960/21, K. 1960/9, T. 09.05.1960 — usuli kazanılmış hak kavramının bozma/bozmaya uyma bağlamındaki kökeni; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/23-131, K. 2013/1681, T. 20.12.2013 — kavramın tanımı ve mevzuatta açık düzenleme bulunmadığının teyidi.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, B. No: 2020/21347 (Ahmet Özgan ve Şule Özgan), T. 21.12.2023, § 55-56 — bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin maddi hukuka ilişkin hak kaybına yol açacak biçimde yorumlanmasının kanunilik ölçütünü karşılamadığı.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9644, K. 2026/1407, T. 17.02.2026; aynı doğrultuda E. 2025/7208 K. 2025/8517 T. 05.11.2025, E. 2025/9433 K. 2026/741 T. 03.02.2026, E. 2025/6895 K. 2025/8147 T. 21.10.2025, E. 2025/7023 K. 2025/8091 T. 20.10.2025; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3749, K. 2024/4271, T. 22.04.2024; aynı doğrultuda E. 2023/3585 K. 2024/6257 T. 04.06.2024, E. 2024/14349 K. 2024/13539 T. 19.12.2024, E. 2023/1996 K. 2024/7229 T. 27.06.2024, E. 2025/20468 K. 2026/1730 T. 19.02.2026.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3749, K. 2024/4271, T. 22.04.2024 — itiraz edilmemesinin ortadan kaldırabileceği tek hakkın rapora itiraz etme hakkı olduğu.
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/13, K. 2026/237, T. 18.02.2026 — ilk derecede süresinde ileri sürülmeyen itiraz kaleminin istinafta incelenememesi (HMK m.357/1).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/1072, K. 2023/1064, T. 08.11.2023 — kök ve ek bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verilememesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/153, K. 2023/551, T. 31.05.2023 — denetime elverişli olmayan veya çelişkili bilirkişi raporunun hükme esas alınamaması.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/3-508, K. 2023/226, T. 15.03.2023 — karar vermeye elverişli olmayan rapora itiraz edilmemesinin hâkimi bağlamaması.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/11-250, K. 2025/354, T. 05.07.2023 — kamu düzenine ilişkin resen inceleme konularında itiraz etmemenin etkisiz olması.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17823, K. 2017/5566, T. 19.04.2017 — karşılanmayan itirazlar üzerine yeni bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması zorunluluğu.
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/364, K. 2025/324, T. 17.03.2025 — süresinden sonra yapılan sözlü itirazın dikkate alınmaması.
Kaynakça
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, B. No: 2020/21347 (Ahmet Özgan ve Şule Özgan), T. 21.12.2023 — bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin usuli kazanılmış hak sınırı.
- Konya BAM 3.HD, E. 2019/1111, K. 2019/1224, T. 09.12.2019 — bilirkişi raporuna itiraz süresinin kesin niteliği.
- Yargıtay 13.HD, E. 2016/30189, K. 2019/10984, T. 07.11.2019 — süre dolmadan hüküm kurulması.
- Yargıtay 9.HD, E. 2016/9865, K. 2017/6873, T. 19.04.2017 — hukuki dinlenilme hakkı ihlali.
- İstanbul BAM 13.HD, E. 2019/639, K. 2020/1545, T. 24.12.2020 — yerleşik usuli kazanılmış hak pratiği ve istinafta ileri sürememe.
- Yargıtay HGK, E. 2018/10(21)-94, K. 2021/111, T. 18.02.2021 — bilirkişi raporuna itiraz etmemenin (eski) usuli kazanılmış hak yorumu.
- Yargıtay İBGK, E. 1957/13, K. 1959/5 ve E. 1960/21, K. 1960/9 — usuli kazanılmış hak kavramının kökeni.
- Yargıtay HGK, E. 2013/23-131, K. 2013/1681, T. 20.12.2013 — usuli kazanılmış hak tanımı.
- Yargıtay 9.HD, E. 2025/9644, K. 2026/1407, T. 17.02.2026 — AYM içtihadının benimsenmesi, zamanaşımı örneği.
- Yargıtay 10.HD, E. 2023/3749, K. 2024/4271, T. 22.04.2024 — itiraz edilmemesinin yalnızca itiraz hakkını sona erdirdiği.
- Konya BAM 3.HD, E. 2026/13, K. 2026/237, T. 18.02.2026 — istinafta yeni itiraz yasağı (m.357/1).
- Yargıtay HGK, E. 2022/1072, K. 2023/1064, T. 08.11.2023 — raporlar arası çelişki.
- Yargıtay HGK, E. 2022/153, K. 2023/551, T. 31.05.2023 — denetime elverişsiz rapor.
- Yargıtay HGK, E. 2022/3-508, K. 2023/226, T. 15.03.2023 — hâkimin resen yeni rapor alma yükümlülüğü.
- Yargıtay HGK, E. 2024/11-250, K. 2025/354, T. 05.07.2023 — kamu düzenine ilişkin resen inceleme.
- Yargıtay 3.HD, E. 2015/17823, K. 2017/5566, T. 19.04.2017 — yeni bilirkişi heyeti zorunluluğu.
- Antalya BAM 16.HD, E. 2024/364, K. 2025/324, T. 17.03.2025 — geç sözlü itirazın geçersizliği.