I. Yoksulluk Nafakasının Artırılması Davası Nedir?
Boşanma sonrası yoksulluğa düşen taraf lehine hükmedilen yoksulluk nafakası, zamanla enflasyon karşısında yetersiz kalabilir. Türk Medeni Kanunu (TMK), böyle durumlar için nafaka miktarının sonradan artırılmasını (veya azaltılmasını) mümkün kılan bir mekanizma öngörmüştür. Ancak uygulamada, "ne kadar artış istenebilir" ve "hangi endeks esas alınır" soruları, Yargıtay'ın yıllar içinde şekillendirdiği ayrıntılı bir denge ilkesine bağlıdır. Bu makale, artırım davasında enflasyonun ve tarafların ekonomik durumunun nasıl tartıldığını ve son yıllarda öne çıkan taleple bağlılık tartışmasını ele almaktadır.
II. Yasal Çerçeve: TMK m.175 ve m.176/4
TMK m.175'e göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. TMK m.176/4 ise artırım ve azaltmanın hukuki dayanağını oluşturur: "Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir." Görüldüğü gibi artırım için iki alternatif koşuldan biri yeterlidir — ya tarafların mali durumunda bir değişiklik olmalı ya da hakkaniyet bunu gerektirmelidir; ikisinin birlikte gerçekleşmesi şart değildir.
III. Artırımın Temel Ölçütü: Önceki Dengenin Korunması ve ÜFE Endeksi
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, yoksulluk nafakası artırılırken yalnızca enflasyon değil, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da birlikte değerlendirilir. Kural şudur: nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün gelir durumunda, nafakanın ilk takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik yoksa, yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE (üretici fiyat endeksi) oranında artırılmalı ve böylece önceki nafaka takdirinde taraflar arasında kurulan denge korunmalıdır.1 Sadece ülkedeki enflasyondan söz edilip başka bir olgu (örneğin yükümlünün yeni bir çocuğunun olması) gösterilmemişse dahi, mahkeme ÜFE artış oranlarını nazara almadan yüksek bir nafakaya hükmedemez.2 Önceki nafaka takdirinden bu yana geçen süre uzadıkça mahkemenin denge hesabını daha dikkatli yapması gerekir; salt geçen zamanın uzunluğu tek başına yüksek artışı haklı kılmaz.3
IV. Güncel Tartışma: ÜFE mi TÜFE mi? Taleple Bağlılık Kuralı
Son yıllarda aile hukuku alanındaki bu davalara bakan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerleşik ÜFE ilkesini sürdürmekle birlikte, uygulamada sık tekrarlanan bir usul hatasına dikkat çekmektedir: HMK m.26'daki taleple bağlılık kuralı. Hakim, tarafların talebiyle bağlıdır; talepten fazlasına veya talep dışında başka bir şeye hükmedemez. Davalı taraf yıllık TÜFE (tüketici fiyat endeksi) oranında artış talep etmişse, mahkeme kendiliğinden ÜFE oranında artışa karar veremez — bu, talebi aşan bir hüküm sayılır ve bozma nedenidir.4 Aynı ilke tersi durumda da geçerlidir: taraf ÜFE talep etmişken mahkeme TÜFE'ye hükmederse, karar "ÜFE" olarak düzeltilip onanır.56 Taraf, kanunda öngörülmeyen bileşik bir oran (örneğin "ÜFE+TÜFE'nin yarısı") talep etmişse, mahkeme yerleşik ÜFE içtihadını gerekçe göstererek talebi aşamaz; hâkim yalnızca talep edilen ölçütle bağlıdır.7 Bu hassasiyet öylesine katıdır ki, davacı hiç artış talep etmemişse mahkemenin kendiliğinden yıllık artış oranı belirlemesi dahi, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyizine konu olabilmektedir.8 Buna karşılık taraf gerçekten artış istemişse ve mahkeme bu talep hakkında hiç karar vermemişse, bu da eksik incelemedir ve bozmayı gerektirir.9
V. Simetrik Yön: Nafakanın Azaltılması
TMK m.176/4 aynı çerçeveyi nafakanın azaltılması için de öngörür ve ölçüt simetriktir: nafaka yükümlüsünün mali durumunda kötüleşme veya alacaklının durumunda iyileşme varsa, hakkaniyete uygun bir indirim yapılabilir. Ancak indirim, sadece "durum değişti" demekle değil, önceki takdire esas olan şartları gerçekten ortadan kaldıracak önemde bir değişikliğin ispatıyla mümkündür.10 Nafaka alacaklısının düzenli bir gelir elde etmeye başlaması onu yoksulluktan tamamen kurtarmasa bile, mali durumunu olumlu yönde değiştiriyorsa, hakkaniyete uygun oranda bir indirim yapılması gerekir; nafakanın tamamen kaldırılması istemi reddedilse dahi, bu istem aynı zamanda azaltma istemini de kapsadığından mahkeme indirim yönünden ayrıca değerlendirme yapmalıdır.11 Buna karşılık indirim oranı da fahiş olamaz: günün ekonomik koşulları, tarafların sosyal durumu ve yaşam tarzı birlikte tartılmadan yapılan aşırı bir indirim de bozma nedenidir.12
VI. Pratik Sonuç: Dava Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Artırım davası açacak tarafın dilekçesinde iki unsuru ayrı ayrı ortaya koyması gerekir: (i) tarafların güncel sosyal ve ekonomik durumu — gelir, gider, malvarlığı, bakmakla yükümlü olunan kişiler — ve (ii) ileriye dönük yıllık artış talebi, hangi endeksle (ÜFE) istendiği açıkça belirtilerek. Yerleşik içtihat ÜFE lehine olduğundan, aksi bir endeks (TÜFE veya bileşik oran) talep edilecekse bunun gerekçesi ayrıca ortaya konmalıdır; aksi hâlde talep aşımı riski hem davacı hem davalı aleyhine sonuç doğurabilir. Azaltma talebinde bulunan yükümlü içinse, sadece "ekonomik durumum kötüleşti" demek yeterli değildir — önceki takdire esas dengeyi gerçekten bozan somut bir değişikliğin (iş kaybı, sağlık sorunu, yeni bakmakla yükümlü olunan kişi) delillendirilmesi gerekir.
Sonuç
Yoksulluk nafakasının artırılması davası, salt "enflasyon var, nafaka az geliyor" iddiasıyla kazanılan bir dava değildir. Yargıtay, önceki nafaka takdirinde kurulan dengenin korunmasını esas almış ve bu dengeyi ÜFE endeksi üzerinden somutlaştırmıştır. Son dönemde öne çıkan taleple bağlılık tartışması ise, davacı ve davalı vekillerinin dilekçe hazırlığında endeks seçimine özel bir dikkat göstermesini zorunlu kılmaktadır — zira mahkeme, ne kadar yerleşik olursa olsun içtihadi ilkeyi gerekçe göstererek tarafın talebini aşan bir hükme varamaz.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2015/4357, K.2015/9003, T. 20.05.2015.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2011/10112, K.2011/14882, T. 06.10.2011.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/11730, K.2017/1547, T. 16.02.2017.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2022/5817, K.2022/8065, T. 13.10.2022.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/7441, K.2023/4813, T. 17.10.2023.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/2244, K.2023/6273, T. 14.12.2023.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/2982, K.2025/10211, T. 25.11.2025.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/5359, K.2023/4198, T. 26.09.2023.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/8876, K.2025/4865, T. 12.05.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2012/14248, K.2012/20466, T. 02.10.2012.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/10893, K.2017/636, T. 25.01.2017.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2015/11816, K.2015/19030, T. 26.11.2015.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.175, m.176/4.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.26 (taleple bağlılık ilkesi).
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2015/4357, K.2015/9003, T. 20.05.2015 — ÜFE ile önceki dengenin korunması ilkesi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2011/10112, K.2011/14882, T. 06.10.2011 — soyut enflasyon iddiası yeterli değildir.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/11730, K.2017/1547, T. 16.02.2017 — geçen sürenin tek başına artışı haklı kılmaması.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2022/5817, K.2022/8065, T. 13.10.2022 — TÜFE talebine ÜFE hükmü, talep aşımı.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/7441, K.2023/4813, T. 17.10.2023 — talep aşan ÜFE hükmünün kaldırılması.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/2244, K.2023/6273, T. 14.12.2023 — TÜFE'nin ÜFE olarak düzeltilerek onanması.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2025/2982, K.2025/10211, T. 25.11.2025 — bileşik oran talebinde taleple bağlılık.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2023/5359, K.2023/4198, T. 26.09.2023 — talep edilmeyen artışa hükmedilmesi, kanun yararına bozma.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2024/8876, K.2025/4865, T. 12.05.2025 — talep edilen artış hakkında karar verilmemesi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2015/11816, K.2015/19030, T. 26.11.2015 — fahiş indirim, hakkaniyete aykırılık.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2012/14248, K.2012/20466, T. 02.10.2012 — azaltma için önemli değişiklik şartı.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2016/10893, K.2017/636, T. 25.01.2017 — kaldırma isteminin azaltmayı da kapsaması.