I. Giriş
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi, evlilik birliğinin "ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış" olması hâlinde boşanma imkânı tanır. Ancak kanun, hangi davranışların bu sarsılmayı doğuracağını tek tek saymaz; bu tespit, on binlerce Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararıyla somutlaşan bir içtihat alanıdır. Kusur belirlemesinin pratik önemi büyüktür: Kim ne kadar kusurluysa nafaka, maddî ve manevî tazminat taleplerinin kaderi de o ölçüde şekillenir.
Bu incelemede, arşivimizdeki güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararları taranarak sıkça karşılaşılan on iki farklı kusur türü derlenmiştir. Her başlık, gerçek bir dava dosyasının somut olgularına dayanmaktadır; amaç soyut bir kusur listesi çıkarmak değil, Yargıtay'ın bu olguları nasıl nitelendirdiğini ve hangi ispat standardını aradığını göstermektir.
II. Yasal Çerçeve
TMK m.166/1 uyarınca evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle her eş boşanma davası açabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, davacının kusuru daha ağırsa davalıya itiraz hakkı tanır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilir.
Kusur tespitinin sonuçları TMK m.174'te düzenlenmiştir: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf maddî tazminat; kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevî tazminat isteyebilir. Dolayısıyla "kim ne yaptı" sorusunun yanıtı, sadece boşanmanın kabulünü değil, parasal sonuçların yönünü de belirler.
Ayrıca TMK m.164, terk sebebiyle boşanmayı ayrı bir hukuki sebep olarak düzenler: "Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde... terk edilen eş, boşanma davası açabilir." Ancak aşağıda göreceğimiz gibi, terk vakıasının kusur olarak yüklenebilmesi için davanın bu hukuki sebebe açıkça dayandırılmış olması gerekir.
III. Kararlarda Kusur Sayılan Eylemler
1. Sadakatsizlik İddiasında İspat Yükü
Sadakatsizlik, en sık ileri sürülen boşanma sebeplerinden biridir; ancak Yargıtay, salt iddiayı yeterli görmez. Bir davada erkek, eşinin kendisini öz dayısıyla aldattığını ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi bu iddiayı ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Buna karşılık aynı dosyada kadının gecenin 03.00'ünde eşini evden çıkarttığı, "seni öldüreceğim" dediği ve eve almadığı sabit görülerek evlilik birliğinin bu davranışlar nedeniyle sarsıldığına karar verilmiştir.1
Karar, uygulayıcı için net bir dersi ortaya koyar: Sadakatsizlik iddiası tanık beyanı, mesaj kaydı veya somut bir olayla desteklenmediği sürece kusur olarak yüklenemez; ispatsız kalan sadakatsizlik iddiası, davanın diğer sabit kusurlarını etkilemez ama kendi başına bir sonuç doğurmaz.
2. Somut Delille İspatlı Sadakatsizlik
Sadakatsizliğin somut bir delille desteklendiği bir başka dosyada erkeğin, adı geçen bir kadına çiçek gönderdiği ve başka bir kadınla evlilik dışı ilişki yaşadığı sabit bulunmuştur. Aynı erkek, eşine ve ailesine karşı ilgisiz davranmış, hakaret ve tehdit etmiş, eşin ailesiyle kurduğu WhatsApp grubu üzerinden kadını suçlamış, eşini ve ailesini telefonla ulaşımdan alıkoymuştur. Mahkeme bu olgular karşısında erkeği ağır kusurlu, ortak konuttaki eşyaları eşinin rızası dışında evden götüren kadını ise az kusurlu bulmuştur.2
Bu örnek, sadakatsizliğin tek başına değil çoğu zaman ilgisizlik, hakaret ve tehditle iç içe geçmiş bir kusur seti olarak karşımıza çıktığını gösterir; mahkeme kusur oranını bu bütünsel tabloya göre belirlemiştir.
3. Dijital İletişim Kayıtları Üzerinden Sadakatsizlik İspatı
Günümüzde sadakatsizlik iddialarının önemli bir kısmı dijital delillerle ispatlanmaya çalışılmaktadır. Bir dosyada erkek, eşinin bilgisayarındaki WhatsApp Web oturumundan elde ettiği mesaj kayıtlarıyla eşinin üçüncü bir kişiyle "evlilik planları" yaptığını ve bu durumu kabul ettiğini ileri sürmüştür. Kadın taraf ise bu delillerin usulsüz elde edildiğini ve olayın gerçekleşmediğini, kendisinin ise ekonomik ve psikolojik şiddete, hatta ev hapsi ve rızası dışında kürtaja maruz kaldığını iddia etmiştir.3
Dosya, dijital delillerin boşanma davalarında giderek merkezi bir ispat aracı hâline geldiğini, ancak karşı tarafın da bu delillerin elde ediliş biçimine ve bağlamına itiraz edebildiğini; mahkemenin her iki tarafın öne sürdüğü davranışları ayrı ayrı tartıp kusur dağılımını buna göre yaptığını göstermektedir.
4. Güven Sarsıcı Davranış
Sadakatsizlik ispatlanamasa bile "güven sarsıcı davranış" başlı başına bir kusur türü olarak kabul edilir. Beş ay süren bir evlilikte kadının elinden telefonunun düşmediği, gece geç saatlere kadar mesajlaştığı, telefonunu eşinden sakladığı ve eşiyle cinsel birliktelikten kaçındığı; buna karşılık erkeğin de evlenmeden önce vaat ettiği ayrı eve çıkma sözünü tutmadığı, ailesinin evliliğe müdahalesine izin verdiği ve kadına yalnızca cüzi miktarda para verdiği sabit görülmüştür. Mahkeme, tarafların evlilik birliğini çekilmez hâle getirmede eşit kusurlu olduğuna karar vermiştir.4
Bu karar önemli bir ayrımı gözler önüne serer: Sadakatsizliğin bizzat ispatı aranmaz; telefonu saklamak, gizli ve yoğun mesajlaşma trafiği yürütmek gibi davranışlar, başlı başına "güven sarsıcı davranış" adı altında ayrı bir kusur kalemi oluşturur.
5. Eşi Terk Etme
TMK m.164 uyarınca terk, kendine özgü usul şartlarına bağlı ayrı bir boşanma sebebidir. Bir mirasçı davasında, sağ kalan eşin yıllar önce müşterek konutu terk edip bir daha dönmediği gerekçesiyle tam kusurlu sayılmasına karar verilmiş; ancak Yargıtay bu kararı bozmuştur. Gerekçe dikkat çekicidir: Ölen eş tarafından hayattayken terk hukuki sebebine dayalı bir boşanma davası açılmamış olduğundan, terk vakıası sonradan kusur olarak yüklenememiştir.5
Bu karar, terkin madde 166 kapsamındaki genel "evlilik birliğinin sarsılması" kusurlarından farklı olarak kendi usul şartlarına tabi bağımsız bir dava sebebi olduğunu; bu sebebe dayanılmadan terk vakıasının kusur listesine sonradan eklenemeyeceğini ortaya koymaktadır.
6. Fiziksel Şiddet
Fiziksel şiddet, kusur belirlemesinde en ağır sonuç doğuran eylemlerden biridir. Bir dosyada, eşine karşı ceza mahkemesinde HAGB kararıyla sonuçlanan bir şiddet olayı bulunan erkeğin ayrıca hakaret ettiği de sabit görülmüş; kadının ise eşinin ailesinin evlilik birliğine müdahalesine kayıtsız kaldığı ve ortak çocuklara karşı sert davrandığı tespit edilmiştir. Mahkeme, fiziksel şiddet ve hakaret dolayısıyla erkeği ağır kusurlu kabul etmiştir.6
Kararda dikkat çeken bir diğer nokta, ortak çocukların "babalarının hiç şiddet uygulamadığı" yönündeki beyanlarına, ceza dosyasındaki rapor ve kadının kolunun sarılı olduğuna dair tanık beyanı karşısında itibar edilmemesidir — şiddet iddialarında çocuğun beyanı tek başına belirleyici kabul edilmemiştir.
7. Hakaret ve Küçük Düşürücü Davranış
Hakaretin kusur ve manevî tazminat bakımından sonuç doğurması için kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması gerekir. Bir kararda erkeğin, eşine ailesinin yanında "şerefsiz" diyerek hakaret ettiği, komşuların duyabileceği kadar yüksek sesle bağırdığı, eşine ve çocuklara "lan" diye argo şekilde hitap ettiği ve kayınpederine miras malları konusunda sürekli psikolojik baskı yaptığı sabit bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi bu davranışları kusur ve manevî tazminat gerekçesi olarak yeterli görmemişken, Yargıtay bu değerlendirmeyi bozmuş; sözlerin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ve manevî tazminat şartlarının oluştuğunu vurgulamıştır.7
Bu karar, hakaretin sadece kusur listesine girmesinin yetmediğini; manevî tazminata hak kazanmak için ayrıca kişilik haklarına saldırı yoğunluğuna ulaşması gerektiğini, bu değerlendirmenin ise istinaf ve temyiz aşamalarında farklı sonuçlara varılabilecek kadar hassas olduğunu göstermektedir.
8. Kumar Bağımlılığı ve Ekonomik Sorumsuzluk
Bahis sitelerinde yüklü paralar kaybeden, bu borçları kapatmak için yakınlarından ve bankalardan borçlanan, eşine yalan söyleyen ve kumar sorununu kabul etmeyen bir erkeğin, evlilik birliğinin ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle ağır kusurlu sayıldığı bir dosyada, kadının krizi öğrenince eşine sözlü ve fiziksel tepki göstermiş olması dahi erkeğin kusurunu ortadan kaldırmamıştır.8
Kararda vurgulanan husus, kumar bağımlılığının salt "kötü alışkanlık" değil, evlilik birliğinin ekonomik temelini çökerten, ailenin borç altına girmesine yol açan somut bir yükümlülük ihlali olarak nitelendirilmesidir.
9. Alkol Bağımlılığı, İlgisizlik ve Eve Geç Gelme
Alkol kullanımı, tek başına değil çoğunlukla ilgisizlik ve eve geç gelme gibi davranışlarla birlikte kusur olarak değerlendirilir. Bir dosyada, daha önce kesinleşmiş bir tedbir nafakası kararında erkeğin "alkol alışkanlığı nedeniyle tartışma çıkarmak, eşine ilgisizlik, eve geç gelmek ve ortak konutu terk etmek" eylemlerinden kusurlu bulunduğu tespiti, sonraki boşanma davasında da kusur belirlemesine dahil edilmiştir. Aynı dosyada kadının temizlik takıntısı nedeniyle eşini küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu da ayrıca sabit görülmüş, ancak erkek ağır kusurlu kabul edilmiştir.9
Bu karar, önceki bir davada kesinleşmiş kusur tespitlerinin sonraki boşanma davasında usulünce delil olarak kullanılabileceğini de göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekicidir.
10. Cinsel İlişkiden Kaçınma
Haklı bir sebep olmaksızın sürekli hâl alan cinsel ilişkiden kaçınma, evlilik birliğinin temel yükümlülüklerinden birinin ihlali sayılır. Bir dosyada kadının, ev işlerini ve çocuk bakımını ihmal ettiği, kişisel temizliğine özen göstermediği ve yaklaşık beş yıldır eşiyle cinsel ilişkiden kaçındığı sabit görülmüş; erkeğe atfedilecek bir kusur ise ispatlanamadığından kadın tek taraflı kusurlu bulunmuştur. Buna karşılık kadının davranışlarının erkeğin kişilik haklarına saldırı düzeyine ulaşmadığı kabul edilerek manevî tazminat reddedilmiştir.10
Karar, cinsel ilişkiden kaçınmanın kusur olarak kabul edilmesi ile bu kusurun ayrıca manevî tazminatı gerektirecek bir kişilik hakkı saldırısına dönüşmesinin farklı eşikler olduğunu göstermektedir.
11. Evlilik Hazırlıklarına Ailenin Müdahalesi ve Durumun İfşası
Eşlerin ailelerinin evlilik sürecine müdahalesi de kusur değerlendirmesine konu olabilmektedir. Düğün öncesinde erkeğin ailesinin, düğünde takılacak ziynetlerin kendilerine verilmesi konusunda ısrarcı olması, erkeğin bu müdahaleye engel olamaması ve nihayetinde düğünü tek taraflı iptal ederek durumu sosyal medya üzerinden duyurması kusur olarak yüklenmiş; buna karşılık kadının da eşinin ailesini kötüleyen bir mesaj göndermesi ayrı bir kusur unsuru sayılmıştır. Mahkeme, evlilik birliği fiilen hiç kurulamadan sona erdiği için tarafları eşit kusurlu kabul etmiştir.11
Bu örnek, evlilik birliğinin fiilen başlamadan da "sarsılabileceğini" ve ailelerin sürece müdahalesinin, buna engel olamayan tarafın kusuru olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.
12. Kıskançlık ve Ekonomik Baskı İddialarının İspatı
Aşırı kıskançlık ve baskıcı davranış iddiaları sık ileri sürülse de her zaman ispatlanamaz. Bir dosyada kadın, eşinin kıskanç ve baskıcı olduğunu, giyimine karıştığını ileri sürmüş; ancak mahkeme bu iddiaların ispatlanamadığına karar vermiştir. Buna karşılık aynı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ve tehdit ettiği, hatta eşinin çalıştığı eczanenin kazancına müdahale ettiği somut biçimde sabit bulunmuş ve erkek bu sebeplerle ağır kusurlu sayılmıştır.12
Karar, "kıskançlık" gibi öznel ve genel nitelikteki iddiaların, somut ve tanıkla desteklenen ekonomik müdahale gibi davranışlara kıyasla ispat bakımından çok daha zayıf kaldığını; mahkemenin her kusur iddiasını ayrı ayrı ispat testinden geçirdiğini göstermektedir.
IV. Değerlendirme
Yukarıdaki on iki örnek birlikte değerlendirildiğinde üç ortak eğilim dikkat çeker. Birincisi, Yargıtay hiçbir kusur iddiasını "genel geçer" kabul etmemekte, her bir olguyu tanık beyanı, yazışma kaydı, ceza dosyası veya önceki bir mahkeme kararıyla ayrı ayrı sınamaktadır. İkincisi, kusurlar nadiren tek başına gelir; sadakatsizlik çoğu zaman ilgisizlik ve hakaretle, alkol çoğu zaman eve geç gelme ve terkle, aile müdahalesi çoğu zaman iletişimsizlik ve sosyal medya paylaşımıyla birlikte değerlendirilir. Üçüncüsü, kusurun varlığı ile bu kusurun manevî tazminatı gerektirecek "kişilik hakkına saldırı" eşiğine ulaşması her zaman aynı şey değildir; bazı davranışlar kusur listesine girse de tazminat için ayrı bir yoğunluk denetiminden geçirilir.
Uygulayıcı açısından pratik sonuç nettir: Dava dilekçesinde ileri sürülen her kusur iddiasının, mümkünse yazılı delil, tanık beyanı veya kesinleşmiş bir başka dosyayla desteklenmesi; iddianın hangi hukuki sebebe (TMK m.164 terk mi, m.166 genel sebep mi) dayandığının baştan doğru seçilmesi, sonradan bozma sebebi oluşturmayacaktır.
Sonuç
Türk boşanma hukukunda kusur, soyut bir ahlaki yargı değil; her somut olayın kendi delil dosyası içinde test edildiği, sıkı ispat kurallarına tabi bir hukuki kategoridir. Sadakatsizlikten kumara, fiziksel şiddetten aile müdahalesine kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan bu eylemler, ancak dosyaya yansıyan somut olgularla kusur listesine girebilmekte; salt iddia düzeyinde kalan hiçbir sebep boşanmanın sonuçlarını belirleyememektedir.
Dipnotlar
- Yargıtay 2. HD., E.2023/9882, K.2024/5943, T.17.09.2024.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/5824, K.2023/5350, T.09.11.2023.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/5012, K.2024/1780, T.14.03.2024.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/1628, K.2023/5087, T.02.11.2023.
- Yargıtay 2. HD., E.2025/5938, K.2026/603, T.20.01.2026.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/6209, K.2024/4485, T.11.06.2024.
- Yargıtay 2. HD., E.2025/7951, K.2026/3574, T.02.04.2026.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/2041, K.2023/4832, T.18.10.2023.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/5862, K.2024/2234, T.01.04.2024.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/2815, K.2024/202, T.11.01.2024.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/9010, K.2024/5723, T.11.09.2024.
- Yargıtay 2. HD., E.2023/3086, K.2024/419, T.23.01.2024.
2. HD., E.2023/9882, K.2024/5943, T.17.09.2024 — sadakatsizlik iddiasının ispatlanamaması, tehdit ve eve almama kusuru
2. HD., E.2023/5824, K.2023/5350, T.09.11.2023 — somut delille ispatlı sadakatsizlik, ilgisizlik, tehdit
2. HD., E.2023/5012, K.2024/1780, T.14.03.2024 — WhatsApp kayıtlarıyla sadakatsizlik iddiası ve karşı iddialar
2. HD., E.2023/1628, K.2023/5087, T.02.11.2023 — güven sarsıcı davranış, cinsel ilişkiden kaçınma, aile müdahalesi
2. HD., E.2025/5938, K.2026/603, T.20.01.2026 — terk vakıasının kusur olarak yüklenmesinin usul şartı
2. HD., E.2023/6209, K.2024/4485, T.11.06.2024 — fiziksel şiddet ve hakaret, ailenin müdahalesine kayıtsızlık
2. HD., E.2025/7951, K.2026/3574, T.02.04.2026 — hakaret, küçük düşürücü davranış ve manevî tazminat eşiği
2. HD., E.2023/2041, K.2023/4832, T.18.10.2023 — kumar bağımlılığı ve ekonomik sorumsuzluk
2. HD., E.2023/5862, K.2024/2234, T.01.04.2024 — alkol bağımlılığı, ilgisizlik, eve geç gelme
2. HD., E.2023/2815, K.2024/202, T.11.01.2024 — cinsel ilişkiden sürekli kaçınma
2. HD., E.2023/9010, K.2024/5723, T.11.09.2024 — evlilik hazırlıklarına ailenin müdahalesi, sosyal medyada ifşa
2. HD., E.2023/3086, K.2024/419, T.23.01.2024 — kıskançlık iddiasının ispatlanamaması, ekonomik müdahalenin ispatı