I. Giriş: Duruşmada “Kabul”, Kararda “Ret”
Bir alacak davasının son duruşmasında hâkim “davanın kabulüne” diye hüküm kurar ve bu hüküm tutanağa geçirilerek taraflara okunur. Sonradan yazılan gerekçeli kararda ise “tarafların sulh oldukları anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına” yazmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018'de bozduğu bir dosyada yaşanan tam olarak buydu.1
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bu duruma açık bir yasakla cevap verir: “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”2 Ancak kanun, yasağa aykırılığın sonucunu ve karar bozulduktan sonra mahkemenin ne yapacağını söylemez. Bu iki sorunun cevabı, HMK'dan yaklaşık yirmi yıl önce verilmiş bir içtihadı birleştirme kararındadır: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarihli ve E.1991/7, K.1992/4 sayılı kararı.3
Bu yazıda kararın arka planını, iki sonucunu ve karşı oyları, ardından Yargıtay'ın bugünkü uygulamasını inceliyoruz. Son bölümlerde iki pratik soruyu ele alıyoruz: Her farklılık bozma nedeni midir, yoksa bazı hatalar tashihle düzeltilebilir mi? İstinaf mahkemesi çelişkiyi kendisi giderebilir mi?
II. Kısa Karar, Gerekçeli Karar ve Tefhim
HMK'ya göre hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Tefhim, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse gerekçeli karar tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılır.4 Uygulamada “kısa karar” denilen, işte bu tutanağa geçirilip okunan hüküm sonucudur.
Hüküm sonucunun nasıl yazılacağı da kanunda bellidir: Taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borçlar ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilir.5 Gerekçeli karar ise bu sonuca ulaşılmasının nedenlerini açıklayan, sonradan yazılan metindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) iki metin arasındaki ilişkiyi şöyle özetler: Gerekçeli karar, tefhim edilen karar yanlış da olsa ona uygun düzenlenmelidir; yanlışlık ancak kanun yoluna başvurulup kararın bozulmasıyla düzeltilebilir.6 Asıl olan, taraflara açık duruşmada okunan karardır.
III. İBK'nın Arka Planı: Daireler Neden Ayrıştı?
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde Yargıtay daireleri bu konuda ikiye ayrılmıştı. HGK'nın 1969 tarihli kararı başta olmak üzere dairelerin büyük çoğunluğu, ilamın tefhim edilen karara uygun olmasını kamu düzeniyle ilgili sayıyor ve gerekçeli kararı sırf bu çelişki nedeniyle bozuyordu. 18. Hukuk Dairesi 1992'de mahkemece yapılacak işi “yeniden duruşma açarak kısa karara uygun gerekçeli kararı yazıp taraflara tebliğ” olarak tarif ediyordu.3
10. Hukuk Dairesi ise 1986-1987 tarihli bazı kararlarında farklı bir yol izlemişti. Daire, kısa kararda davanın reddine, gerekçeli kararda kabulüne karar verilen dosyalarda bile dava ekonomisini ve uyuşmazlıkların en kısa yoldan çözülmesi ilkesini gerekçe göstererek bozma yapmıyor, gerekçeli karara itibar edip doğrudan işin esasını inceliyordu.3 Bu aykırılık nedeniyle içtihadı birleştirme yoluna başvuruldu; Birinci Başkanlık Kurulu 17.10.1991'de kararlar arasında aykırılık bulunduğunu tespit etti.
Kurul önüne ikinci bir soru daha geldi. HGK 1988'de, kısa karardaki “kabul” ifadesinin tutanağa maddi hatayla geçtiği bir dosyada, bozmadan sonra yerel mahkemenin bu kez ret yönünde kısa karar vermesini yerinde bulmuştu.3 Bozma kararı yalnız gerekçeli kararı mı ortadan kaldırıyordu, yoksa kısa kararı da mı?
IV. Kurul İki Soruya Ne Cevap Verdi?
A. Çelişki mutlak bozma nedenidir
Kurul ilk soruyu oybirliğiyle cevapladı. Anayasa yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir; yargılama açık olacak ve sonunda verilen karar açıkça belirtilecektir. Sonradan yazılan gerekçeli karar bu kısa karara uygun olmazsa aleniyet ilkesi zedelenir ve mahkeme kararlarına güven sarsılır. Bu nedenle gerekçeli karar kısa karara uygun değilse karar bozulur.3
B. Bozmadan sonra hâkim önceki kısa kararla bağlı değildir
İkinci soruda Kurul üçte ikiyi geçen çoğunlukla daha tartışmalı bir sonuca vardı: Bozmadan sonra hâkim, önceki kısa kararla bağlı olmaksızın, çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebilir.3 Çoğunluğun gerekçesi üç noktada toplanıyordu:
- Hâkimi önceki kısa kararla bağlı tutmak, onu vicdani kanaatiyle bağdaşmayan bir karar vermeye zorlar; vicdani kanaate göre karar vermek de anayasal bir esastır.
- Aksi görüş dosyaların yararsız yere gidip gelmesine yol açar. Örneğin kısa kararda esastan kabul edilip gerekçeli kararda hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen bir davada, mahkeme önce kısa karara uygun kabul kararı yazacak, ancak ikinci bir bozmadan sonra davayı süreden reddedebilecektir.
- Kısa kararın kendisi hiçbir taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurmaz; usuli kazanılmış hak ancak tarafların kanun yoluna başvurmamasıyla doğabilir.
C. Karşı oylar
İkinci bende iki ayrıntılı karşı oy yazıldı. 18. Hukuk Dairesi Başkanı'na göre Kurul, birleştirmenin konusu olmayan bir soruyu oylayarak yetkisini aşmıştı. Bozma kararı gerekçeli kararı hedef alır; dayanağı ise tefhim edilen kısa karardır. Mahkemeye kısa kararı gerekçeli karara uydurma seçeneği tanımak, bozmayı sağlayan tarafın bozmayla kazandığı hakları ortadan kaldırır. Raportör üye de benzer görüşteydi: Bu konuda bir içtihat aykırılığı bulunmuyordu ve doktrinde Baki Kuru ile Saim Üstündağ'ın da belirttiği gibi tefhimle hüküm hukuki varlık kazanmıştı.7
V. Kanun Varken İBK Neden Hâlâ Önemli?
HMK m.298/2 kısa karar ile gerekçeli kararın çelişmesini yasaklar. Ancak yasağa aykırılığın sonucunu düzenlemez. HGK bu sonucu bugün de açıkça İBK'ya dayandırıyor: Çelişki kamu düzenine ilişkindir, diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebidir ve bunun bozma sebebi yapılması İBK gereğidir.6 HGK'ya göre çelişki tespit edildiğinde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın karar salt bu nedenle bozulur.8
Bozmadan sonra ne olacağı konusunda ise HMK'da hiçbir hüküm yoktur; tek dayanak İBK'nın ikinci bendidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu bendi uygulanabilir bir formüle dönüştürmüştür: Mahkemece yapılacak iş, önceki kısa kararla bağlı olmaksızın, kısa karara uygun olarak gerekçesini yeniden belirlemek veya gerekçeye uygun nitelikte yeni bir kısa karar oluşturmak ve böylece çelişkiyi gidermektir.1 HGK da 2025 tarihli kararında İBK'nın her iki bendini aynen aktarmıştır.9
Çelişki her zaman “kabul-ret” kadar açık olmaz. HGK'nın 2020'de bozduğu bir dosyada mahkeme, kısa kararda yalnız “önceki kararda direnilmesine, davanın reddine” demiş; gerekçeli kararda ise buna tedbirlerin kaldırılması, teminatın iadesi ve davalının tazminat talebinin reddi gibi kısa kararda bulunmayan hükümler eklemişti. HGK bunu çelişki saydı ve kararı usulden bozdu.6 HGK'nın başka bir kararındaki ifadesiyle, kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek olanaklı değildir.8
VI. Her Fark Çelişki midir? Tashih Sınırı
HMK iki düzeltme yolu öngörür. Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile benzeri açık hatalar mahkemece resen veya taraflardan birinin talebiyle düzeltilebilir (tashih). Hüküm yeterince açık değilse açıklanması istenebilir (tavzih); ancak hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.10 Yargıtay kararları bu iki yolun çelişki yasağıyla ilişkisini netleştiriyor.
A. Tashihle düzeltilebilen hata
Bir itirazın iptali davasında kısa kararda “628.223,24 TL'nin %20 nispetinden hesaplanan 125.644,64 TL icra inkâr tazminatı” yazılmış, gerekçeli kararda aynı cümle “25.644,64 TL” olarak geçmişti. Bölge adliye mahkemesi bunu her zaman düzeltilebilecek bir maddi hata saydı, ilk derece mahkemesi de tashih şerhiyle düzeltti. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tashihe karşı yapılan temyizi reddetmekle kalmadı, temyizin kötüniyetle yapıldığını belirterek temyiz edenleri 5.000 TL disiplin para cezasıyla cezalandırdı.11
B. Tashih kılığında hüküm değişikliği
Bir trafik kazası tazminat davasında ise kısa kararda 67.617,90 TL maddi tazminata hükmedilmişti. Mahkeme gerekçeli kararda “maddi hata” gerekçesiyle tutarı 74.618,90 TL'ye çıkardı ve sorumlulardan birine ilişkin hükmü de değiştirdi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne göre tashih ancak karar içeriğinden anlaşılan basit bir hesap veya yazım hatası için mümkündür; ne tashih ne de tavzih yoluyla kısa kararda yer almayan yeni bir yükümlülük taraflara yüklenebilir. Daire, istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece mahkemesi kararını bozdu.12
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de tefhim edilen kısa kararın aksine, vekâlet ücretine ilişkin bendin sonradan “tashih şerhi” başlığıyla değiştirilmesini kabul etmedi. Daireye göre bu bir tashih değil tavzihti; vekâlet ücretine ilişkin uyuşmazlık maddi hata niteliğinde değildi ve hüküm bu yolla değiştirilemezdi.13 Hükümde hiç yer almayan bir husus için ise 2020'den beri ayrı bir yol var: HMK'ya eklenen m.305/A uyarınca taraflar, kendiliğinden hükme geçirilmesi gerektiği hâlde hakkında karar verilmeyen hususlarda nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ek karar isteyebilir ve bu ek karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.14 Kanaatimizce kısa kararda hiç yer almayan bir vekâlet ücreti bugün bu yolla tamamlanmalıdır; gerekçeli karara kendiliğinden eklenmesi ise çelişki doğurur.
C. Ölçüt
Bu kararlardan çıkan ölçüt şudur: Doğru sonuç kararın kendi metninden açıkça anlaşılıyorsa hata tashihle düzeltilir. İnkâr tazminatı dosyasında matrah da oran da hükümde yazılıydı; doğru tutar basit bir çarpmayla bulunuyordu. Hâkimin yeni bir değerlendirme yapması gerekiyorsa, yani bir tutar yeniden belirleniyor, bir sorumlu değiştiriliyor veya hükme yeni bir kalem ekleniyorsa ortada tashih değil, çelişki vardır. Öte yandan çelişki iddiası değerlendirilirken gerekçenin bütünü okunmalıdır. HGK, gerekçede farklı ara tutarlar geçmesine rağmen hesabın gerekçede adım adım açıklandığı ve sonucun hükümle örtüştüğü bir dosyada gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunmadığına karar vermiştir.8
VII. İstinaf Mahkemesi Çelişkiyi Giderebilir mi?
Bölge adliye mahkemesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ve yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmuyorsa ya da kararın gerekçesinde hata edilmişse, bu hatayı düzelterek yeniden esas hakkında karar verir.15 Yargıtay bu yetkinin çelişkiyi gidermek için de kullanılabileceğini kabul ediyor. Bir kamulaştırmasız el atma davasında bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi resen düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurmuştu. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bunda isabetsizlik görmedi ve kararı onadı.16
Bölge adliye mahkemesi çelişkiyi görmeyip başvuruyu yalnız esastan reddederse sonuç farklıdır. Yukarıda andığımız trafik kazası dosyasında Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararını kaldırdı ve ilk derece mahkemesi kararını bozdu.12 Aynı ilke bölge adliye mahkemesinin kendi kararına da uygulanır. HGK, bölge adliye mahkemesinin gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturan kararını bozmuş ve bölge adliye mahkemesinin de usulün aradığı niteliklere sahip bir kısa karar ile buna uygun bir gerekçeli karar yazması gerektiğini belirtmiştir.9
VIII. Avukat İçin Kontrol Noktaları
- Karşılaştırma. Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde, son duruşma tutanağındaki hüküm sonucuyla bent bent karşılaştırılır: tutarlar, faiz başlangıçları, sorumlular, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti.
- Hatanın niteliği. Fark yazı veya hesap hatasıysa ve doğrusu karardan açıkça anlaşılıyorsa tashih istenir.10 Hükümde hiç yer almayan bir husus varsa tebliğden itibaren bir ay içinde ek karar talep edilir.14
- Kanun yolu. Fark tarafların hak ve borçlarını değiştiriyorsa istinaf veya temyiz dilekçesinde ayrı ve öncelikli bir sebep olarak gösterilir. Yargıtay bu çelişkiyi resen de gözetir, ama dilekçede belirtilmesi bölge adliye mahkemesinin çelişkiyi düzeltmesini kolaylaştırır.
- Bozmadan sonrası. Lehine kısa karar bulunan taraf, bozmadan sonra mahkemenin yeni ve farklı bir kısa karar verebileceğini hesaba katmalıdır. İBK karşısında “kısa kararla usuli kazanılmış hak doğdu” savunması bugün zayıftır.
- Kötüniyet riski. Açık bir hesap hatasının tashihine karşı salt süre kazanmak için kanun yoluna başvurmak disiplin para cezasına yol açabilir.11
Sonuç
Kısa karar ile gerekçeli kararın uyumu bugün HMK m.298/2'de açıkça düzenlenmiştir. Ancak bu kuralın gücü hâlâ 1992 tarihli içtihadı birleştirme kararından gelir: Çelişki kamu düzenine ilişkin, mutlak ve resen gözetilen bir bozma nedenidir; bozmadan sonra mahkeme önceki kısa kararla bağlı olmadan çelişkiyi gidererek yeniden karar verebilir. Kurul'un ikinci bende ilişkin tartışmalı çoğunluğu, otuz yılı aşkın süredir Yargıtay uygulamasında aynen sürmektedir.
Uygulayıcı için asıl ayrım, çelişki ile maddi hata arasındadır. Kararın kendisinden anlaşılan bir hesap veya yazım hatası tashihle düzeltilir ve buna karşı ısrar etmek pahalıya mal olabilir. Kısa kararda bulunmayan bir yükümlülüğün gerekçeli kararda ortaya çıkması ise hangi adla yapılırsa yapılsın bozma nedenidir.
Dipnotlar
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2018/136, K.2018/1737, T. 12.03.2018.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.298/2.
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E.1991/7, K.1992/4, T. 10.04.1992 — birinci bent oybirliği, ikinci bent üçte ikiyi geçen çoğunlukla.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294/2-4.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297/2.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2020/80, K.2020/212, T. 25.02.2020.
- Yargıtay İBBGK, E.1991/7, K.1992/4, karşı oy (18. Hukuk Dairesi Başkanı) ve muhalefet şerhi (raportör üye); Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, Ankara 1980, s. 2034 vd.; Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1989, s. 652 vd. (aktaran: muhalefet şerhi).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2014/791, K.2016/169, T. 24.02.2016.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/1162, K.2025/31, T. 12.02.2025.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.304/1, m.305.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2025/3805, K.2026/770, T. 05.02.2026.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2021/9617, K.2021/3277, T. 17.06.2021.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2018/7915, K.2019/83, T. 14.01.2019.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.305/A (7251 sayılı Kanun m.27 ile eklenmiştir).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.353/1-b-2.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2021/14582, K.2022/8170, T. 11.05.2022.
Kaynakça
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E.1991/7, K.1992/4, T. 10.04.1992 — kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkisi; bozmadan sonra kısa kararla bağlılık.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/1162, K.2025/31, T. 12.02.2025 — bölge adliye mahkemesi kararında gerekçe-hüküm çelişkisi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2020/80, K.2020/212, T. 25.02.2020 — kısa kararda bulunmayan hükümlerin gerekçeli karara eklenmesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2014/791, K.2016/169, T. 24.02.2016 — gerekçedeki hesabın hükümle örtüşmesi; çelişki bulunmaması.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2025/3805, K.2026/770, T. 05.02.2026 — hesap hatasının tashihi; kötüniyetli temyize disiplin para cezası.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2021/14582, K.2022/8170, T. 11.05.2022 — çelişkinin istinafta HMK m.353/1-b-2 ile giderilmesi.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2021/9617, K.2021/3277, T. 17.06.2021 — tashih kılığında tutar ve sorumlu değişikliği.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2018/136, K.2018/1737, T. 12.03.2018 — kısa kararda kabul, gerekçeli kararda sulh; bozmadan sonra yapılacak iş.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2018/7915, K.2019/83, T. 14.01.2019 — vekâlet ücretinin tashih şerhiyle eklenmesi.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294, m.297, m.298, m.304, m.305, m.305/A, m.353.
- Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, Ankara 1980.
- Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1989.