I. Denetimli Serbestlikteki Bir İhlal Doğrudan Cezaevine Dönüş Anlamına Gelir mi?
Cezasının son bir yılını "dışarıda", denetimli serbestlik tedbiriyle geçiren bir hükümlü için en büyük korku, küçük bir hatanın — bir gün geç kalmanın, izin almadan şehir dışına çıkmanın — anında cezaevine geri dönüş anlamına gelip gelmeyeceğidir. Kamuoyunda da bu konu genellikle "bir kural ihlali = otomatik hapis" şeklinde basitleştirilerek anlaşılır.
Gerçek daha katmanlıdır. Kanun, bu geri alma kararını tek bir kişinin ya da tek bir olayın inisiyatifine bırakmaz; belirli bir usul öngörür. Bu yazıda hem bu usulün nasıl işlediğini hem de Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin çok yakın tarihli kararlarında, bu usule uyulmadan verilen geri alma kararlarını hangi gerekçelerle bozduğunu ele alıyoruz.
II. Denetimli Serbestlik Nasıl İşler, Geri Alma Kim Tarafından Kararlaştırılır?
A. Dört Yükümlülük Türü ve Kararı Veren Makam
5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca, koşullu salıverilme tarihine bir yıl veya daha az kalan iyi hâlli hükümlüler, talepleri hâlinde denetimli serbestlik tedbiriyle dışarıda cezasını tamamlayabilir. Bu kişilere; kamuya yararlı işte çalıştırılma, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme, belirlenen programlara katılma yükümlülüklerinden biri veya birden fazlası uygulanabilir — ancak bu yükümlülükleri belirlemek infaz hâkiminin değil, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün yetkisindedir.
B. Geri Alma Otomatik Değildir: Müdürlüğün Talebi ve İnfaz Hâkiminin Kararı Şart
Kanunun 105/A/6. fıkrası, hükümlünün beş gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya denetim planına uymamakta ısrar etmesi, ya da kendi isteğiyle cezaevine dönmek istemesi hâllerinde, açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, o yerin infaz hâkimi tarafından karar verileceğini öngörür. Yani süreç iki aşamalıdır: önce müdürlük bir talepte bulunur, sonra infaz hâkimi bunu değerlendirip karar verir — ne polis ne de denetimli serbestlik görevlisi tek başına bu kararı veremez.
III. "Israr Etme" Şartı Ne Anlama Gelir? Mazeret Araştırılmadan Karar Verilebilir mi?
A. Bir Kez Değil, Tekrarlanan İhlal: Kaza Mazereti Örneği
Kanundaki "ısrar etmesi" ifadesi, uygulamada genellikle birden fazla (çoğunlukla üç) ihlalin art arda gerçekleşmesi ve her defasında uyarı yapılması şeklinde somutlaşır. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin çok yakın tarihli bir kararında, "konutta denetim ve gözetim altında bulunma" yükümlülüğünü üçüncü kez ihlal ettiği gerekçesiyle geri alınan bir hükümlünün, o gece bisikletle kaza geçirip hastaneye gittiği ortaya çıkmıştır. Daire, bu mazeretin geçerli olup olmadığı araştırılmadan verilen geri alma kararını, itirazı reddeden Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla birlikte kanun yararına bozmuştur.1
B. Sağlık Raporu ve Usulsüz Tebligat Bir Arada Değerlendirilmeli
Benzer bir olayda, "karakola imza atma" yükümlülüğünü bir yıl içinde üç kez ihlal ettiği için cezaevine iade edilen bir hükümlünün, ikinci ve üçüncü ihlal tarihlerinde doktor raporuyla istirahatli olduğu belgelenmiştir. Yargıtay, hem bu sağlık mazeretinin araştırılmamasını hem de ikinci uyarı yazısının hükümlüye usulüne aykırı biçimde (adreste bulunup bulunmadığı tespit edilmeden doğrudan mernis adresine) tebliğ edilmiş olmasını, kararın bozulması için yeterli bulmuştur.2
IV. Usulüne Uygun Tebligat Şart mı?
A. Kurucu İlke: Tebliğ Edilmeyen Karar Kesinleşmez
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2021 tarihli bir kararında zaten temel ilkeyi koymuştur: koşullu salıverilme tarihine kadar kalan cezanın denetimli serbestlik tedbiriyle infaz edilmesine ilişkin hâkimlik kararının hükümlüye tebliğ edilmesi zorunludur; tebliğ edilmediği sürece bu karar kesinleşmez.3 Bu ilke, sonraki yıllarda geri alma kararlarının denetiminde sürekli tekrar başvurulan bir referans noktası hâline gelmiştir.
B. Covid İzninden Dönmeme ve Başvuru Yapmama Örnekleri
Bu ilkenin somut uygulamalarına sık rastlanıyor. Bir örnekte, salgın izninden dönmediği gerekçesiyle geri alınan hükümlünün, kendisine denetimli serbestlik kararının usulüne uygun tebliğ edildiğine dair dosyada hiçbir kayıt bulunmadığı, hatta karar kendisinin yokluğunda verildiği için hükümlünün bu karardan haberdar olmama ihtimalinin dahi araştırılmadığı tespit edilmiştir.4 Bir başka örnekte de, denetimli serbestlik müdürlüğüne süresinde başvurmadığı gerekçesiyle iade edilen hükümlünün, izin bitiminde kendisine tebliğ edilen kararın SMS kaydı veya tebliğ evrakının dosyada yer almadığı gerekçesiyle geri alma kararı bozulmuştur.5
V. Yükümlülükleri Kim Belirler? Mahkeme İdarenin Yerine Geçebilir mi?
A. Yükümlülük Belirleme Yetkisi Mahkemede Değil, Müdürlüktedir
Madalyonun öbür yüzü de var: itiraz mercileri (Ağır Ceza Mahkemeleri) her zaman hükümlü lehine karar vermiyor; kurumsal yetki sınırlarını da koruyor. Bir kararda, hükümlünün itirazını kabul ederek denetimli serbestlik kararını kaldıran bir Ağır Ceza Mahkemesi kararı, Yargıtay tarafından bozulmuştur — çünkü hangi yükümlülüklerin uygulanacağına karar verme yetkisi infaz hâkimliğinde değil, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nde olup, itiraz mercii bu yetkiyi kısıtlayacak şekilde karar veremez.6
B. Mahkeme, İdarenin Takdir Yetkisine "Yerindelik Denetimi" Yapamaz
Bu sınırın ne kadar somut işlediğini gösteren bir örnek: doktorluk mesleğini icra ettiği gerekçesiyle imza atma yükümlülüğü haftada bir güne indirilen bir hükümlünün lehine verilen bu esnetme kararı bile, Yargıtay tarafından bozulmuştur — çünkü yönetmelik, orta riskli hükümlüler için asgari bir sıklık (ilk üç ay haftada dört gün) öngörmekte olup, itiraz mercii bu asgari sınırın altına inen bir düzenleme yaparak, esasen komisyonun (idarenin) takdir yetkisine "yerindelik denetimi" suretiyle müdahale etmiştir.7
Sonuç
Denetimli serbestlikteki bir kişi, tek bir izinsiz çıkış ya da tek bir aksaklık nedeniyle otomatik olarak cezaevine geri dönmez. Kanun, geri alma kararını iki aşamalı bir usule bağlamıştır: önce denetimli serbestlik müdürlüğü bunu talep etmeli, sonra infaz hâkimi karar vermelidir — ve bu karar ancak yükümlülüklere "uymamakta ısrar" edildiğinde (genellikle tekrarlanan ihlallerden sonra) verilebilir. Yargıtay'ın çok yakın tarihli, tutarlı bir içtihat çizgisi, bu sürecin iki noktada sıkı sıkıya denetlendiğini gösteriyor: hükümlünün ileri sürdüğü mazeretin (sağlık sorunu, kaza gibi) araştırılması ve her aşamadaki kararların usulüne uygun tebliğ edilmiş olması. Bu şartlardan biri eksikse, geri alma kararı — hükümlü fiilen ihlalde bulunmuş olsa bile — bozulabiliyor. Aynı içtihat, madalyonun öbür yüzünü de koruyor: mahkemeler, yükümlülükleri belirleme yetkisini elinde tutan Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün yerine geçip idarenin takdir alanına giremiyor. Teslim olması gereken süreyi (iade kararından itibaren iki gün) aşan hükümlü içinse tablo tamamen değişir: bu durumda TCK m.292-293'teki "hükümlünün kaçması" suçu ayrıca gündeme gelir.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/4910, K. 2026/2530, T. 03.04.2026 — konutta denetim yükümlülüğünün üçüncü ihlalinde ileri sürülen kaza/hastane mazeretinin araştırılmadan verilen geri alma kararının bozulması.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/3863, K. 2026/3038, T. 17.04.2026 — karakola imza atma yükümlülüğünün ihlalinde sağlık raporu mazereti ile uyarı yazısının usulsüz tebliği nedeniyle bozma.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2021/10167, K. 2021/12656, T. 22.09.2021 — denetimli serbestlik tedbiri kararının hükümlüye tebliğ edilmesinin zaruri olduğu, tebliğ edilmeden kararın kesinleşmeyeceği.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/7160, K. 2025/2807, T. 11.04.2025 — salgın izninden dönmediği gerekçesiyle geri alınan hükümlüye ilişkin denetimli serbestlik kararının usulüne uygun tebliğ edildiğine dair kayıt bulunmaması.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/4909, K. 2026/2531, T. 03.04.2026 — müracaat etmediği gerekçesiyle geri alınan hükümlüye denetimli serbestlik kararının tebliğ edildiğine dair SMS/tebliğ kaydının bulunmaması.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/1782, K. 2025/7182, T. 17.10.2025 — yükümlülükleri belirleme yetkisinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nde olduğu, itiraz merciinin bu yetkiyi kısıtlayamayacağı.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/916, K. 2026/1982, T. 13.03.2026 — itiraz merciinin, yönetmelikteki asgari sıklığın altına inen bir denetim planı belirleyerek idarenin takdir yetkisine yerindelik denetimi suretiyle müdahale edemeyeceği.
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m.105/A (denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı)
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.292-293 (hükümlü veya tutuklunun kaçması)
- Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği, m.78, m.83 (yükümlülüklerin belirlenmesi ve uygulanması)
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2021/10167, K. 2021/12656, T. 22.09.2021
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/1782, K. 2025/7182, T. 17.10.2025
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/7160, K. 2025/2807, T. 11.04.2025
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/916, K. 2026/1982, T. 13.03.2026
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/4910, K. 2026/2530, T. 03.04.2026
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/4909, K. 2026/2531, T. 03.04.2026
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/3863, K. 2026/3038, T. 17.04.2026