I. Giriş
Ceza hukukunda en sık başvurulan savunmalardan biri, sanığın "haksız bir saldırı ya da söz üzerine, öfkeyle hareket ettiği" yönündeki haksız tahrik iddiasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi hâlinde cezasında indirim yapılmasını sağlayan kişisel bir indirim nedenidir.
Bu kurumun amacı suçu mazur göstermek değil; failin iradesini zayıflatan dış etkeni cezaya yansıtmaktır. Ancak uygulamada en çok tartışılan nokta, hangi olayların "haksız fiil" sayılacağıdır. Bu makale, Yargıtay'ın somut olaylarda haksız tahriki kabul ettiği ve reddettiği durumları, her biri için olay özeti ve mahkemenin değerlendirmesiyle birlikte ele almaktadır.
II. Yasal Çerçeve ve Uygulama Şartları
TCK m.29 tek bir indirim oranı değil, kademeli bir sistem öngörür: ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet cezalar için sabit aralıklar, diğer suçlarda ise verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim. İndirimin oranı, tahriki oluşturan fiilin ağırlığına göre belirlenir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tahrikin uygulanabilmesi için dört şartın birlikte bulunmasını arar: tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı; fail bu fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı; işlenen suç bu ruhsal durumun bir tepkisi olmalı; ve haksız fiil bizzat mağdurdan kaynaklanmalıdır.1
Bu şartların doğal sonucu olarak, olayı başlatan ilk haksız hareket sanığın kendisinden kaynaklanıyorsa, fail kendi başlattığı olaydan tahrik indirimi elde edemez.2 Aşağıdaki bölümlerde bu ilkelerin somut olaylara nasıl yansıdığı görülmektedir.
III. Haksız Tahrikin Kabul Edildiği Olaylar
1. Yakınlara Yönelik Cinsel Saldırı ve Onur Kırıcı Laf Atma
Olay: Katılan, sokakta sanığın eşine ve kızına ağır cinsel içerikli sözlerle ("bunlar yollu… sermaye") laf atmış; sanık da katılanı yaralamıştır.
Mahkemenin değerlendirmesi: Yerel mahkeme sanığı doğrudan mahkûm etmiş; Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise katılanın bu sözlerinin haksız bir fiil oluşturduğunu, sanık lehine TCK m.29'un uygulanması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.3
Benzer biçimde, maktulün sanığın kız kardeşine yönelik cinsel istismardan yargılanmış olması ve olay günü sanığa hitaben tehditkâr, onur kırıcı sözler sarf etmesi, ağır haksız tahrik olarak kabul edilmiştir.4 Maktulün sanığın kardeşinin eşine cinsel tacizde bulunması5 ya da müştekinin sanığın nişanlısına cinsel tacizde bulunması6 da tahrik kapsamında değerlendirilmiştir.
2. Aile Birliğine ve Sadakat Yükümlülüğüne Saldırı
Olay: Maktul, evli olduğunu bilmesine rağmen sanığın eşiyle birlikte yaşayarak aile birliğine zarar vermiştir.
Değerlendirme: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu durumun yalnızca koca lehine değil, kocanın kardeşleri lehine de haksız tahrik oluşturduğunu kabul etmiştir.7 Güncel bir kararda ise maktul ile sanığın boşandığı eşi arasındaki ilişkiyi doğrulayan tehdit içerikli mesajlar tahrik kapsamında görülmüştür.8
3. Hakaret ve Onur Kırıcı Sözler
Olay: Yangında evi zarar gören sanığa, evini temizlerken komşuları "şerefsiz, yangını bilerek çıkardın değil mi" demiştir.
Değerlendirme: Yargıtay, bu sözlerin haksız tahrik oluşturabileceğinin tartışılması gereken bir unsur olduğunu vurgulamıştır.9 Mağdurun sanığa küfretmesi10 veya "gerizekalı" diyerek hakaret etmesi11 de tahrik hükümleri kapsamında incelenmiştir. Bu kararlar, sözlü saldırıların da fiilî saldırı kadar tahrik doğurabileceğini göstermektedir.
4. Trafikte Yol Verme Kavgaları
Olay: Yol verme meselesinden çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş, taraflar karşılıklı yaralanmış, ilk haksız hareketin kimden geldiği belirlenememiştir.
Değerlendirme: Yargıtay, ilk hareketin kimden geldiği şüpheli kaldığında şüpheden sanığın yararlanacağını ve en azından en alt oranda tahrik indirimi uygulanması gerektiğini belirtmiştir.12 Yol verme tartışmasının sopayla araca, bıçakla yaralamaya varması13 ya da ilk kavganın bitmesinden kısa süre sonra ikinci bir kavganın patlaması14 hâllerinde de tahrik hükümlerinin tartışılması gerektiği kabul edilmiştir.
5. Komşuluk ve Kırsal Hayat Anlaşmazlıkları
Olay: Komşular arasında soba küllerinin döküleceği yer yüzünden çıkan tartışmada mağdur inşaat küreğiyle vurmuş, sanık da kar küreğiyle karşılık vermiştir. Yerel mahkeme bunu meşru savunma sayıp beraat kararı vermiştir.
Değerlendirme: Yargıtay, olayın tam bir meşru savunma değil, haksız tahrik altında yaralama olduğunu; dolayısıyla beraat yerine tahrik indirimli mahkûmiyet kurulması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.15 Bu karar, haksız tahrik ile meşru müdafaa (TCK m.27) arasındaki ince sınırı göstermesi bakımından özellikle önemlidir: karşılık verme zorunlu ve ölçülü ise meşru savunma, öfkeyle verilen orantısız bir tepki ise haksız tahrik söz konusu olur.
Kırsal yaşamın tipik uyuşmazlıkları da bu kapsamdadır: su meselesi yüzünden akrabalar arası karşılıklı yaralama;16 çeşmede su doldururken husumetli kişinin traktörle önünü kesip küfrederek boğazına sarılması;17 hayvan otlatırken çıkan tartışma;18 ve katılanın hayvanlarını sanığın tarlasına sokarak samanlara zarar vermesi.19 Tüm bu olaylarda Yargıtay, mağdurdan kaynaklanan somut haksız fiili tahrik nedeni saymıştır.
6. Yakınların Rahatsız Edilmesi ve Karşılıklı Saldırı
Olay ve değerlendirme: Sanığın nişanlısının, ayrıldığı eski sevgilisi tarafından sürekli rahatsız edilmesi tahrik değerlendirmesine konu edilmiştir.20 Maktulün sanığın evine saldırıp eşine hakaret ettiği ve "ya ben ölecem ya da sen" dediği görüntüler, aradan zaman geçse de tahrik indirimini gerektirmiştir.21 Mağdurların sanığın evine taş atarak aracına zarar vermesi22 ve sanığın çocuğunun karıştığı kavgada eylemlerin karşılıklı gerçekleşmesi23 de tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektiren durumlar arasında sayılmıştır.
IV. Haksız Tahrikin Reddedildiği Olaylar
1. Alacak-Borç İlişkisi: "Hukuki İhtilaf Tahrik Oluşturmaz"
Olay: Sanık, mağdurdan olan alacağını tahsil edememenin verdiği öfkeyle mağduru yaralamış; yerel mahkeme bunu tahrik sayıp indirim uygulamıştır.
Değerlendirme: Yargıtay, alacak-borç ilişkisinin bir hukuki ihtilaf olduğunu, "alacağını alamamaktan kaynaklanan hiddetin" haksız tahrik nedeni olamayacağını belirterek indirimi bozmuştur.24 Aynı ilke, silahla ve alacak tahsili amacıyla gerçekleştirilen yaralamalarda da tekrarlanmıştır.25
Bu yaklaşım, ceza hukukunun temel bir ayrımını yansıtır: hukuki bir uyuşmazlığın çözüm yeri mahkemedir; tarafın bunu şiddetle çözmeye kalkışması, lehine bir indirim doğurmaz. Aynı mantık, dolandırıcılık iddialarındaki "hukuki ihtilaf" tartışması bakımından da geçerlidir; bu konuyu Dolandırıcılık Suçlamalarında Hukuki İhtilaf Savunması başlıklı makalemizde ayrıca ele aldık.
2. Boşanma, Terk ve Kıskançlık
Olay: Sanık eski eşini öldürmüş; ortada eski eşten kendisine yönelen haksız bir fiil bulunmamaktadır.
Değerlendirme: Yargıtay, boşanma, terk edilme veya kıskançlık duygusunun tek başına tahrik oluşturmadığını; mağdurdan kaynaklanan somut bir haksız fiil olmadan indirim uygulanamayacağını belirtmiştir.26 Bu içtihat, özellikle kadına yönelik şiddet olaylarında failin "kıskançlık" savunmasının tek başına yeterli görülmediğini ortaya koyması bakımından önemlidir.
3. Soyut Savunma ve Ani Tepki Yokluğu
Olay ve değerlendirme: Sanığın tahrik iddiası tanık beyanlarıyla çeliştiğinde ve mağdurdan kaynaklanan somut bir haksızlık ispatlanamadığında indirim talebi reddedilmektedir.27 Aynı şekilde, olay anında bir tartışma yaşanmaması ve eylemin haksız fiile karşı ani bir tepki niteliği taşımaması hâlinde de tahrik uygulanmaz;28 maktulden yönelen haksız bir fiil bulunmadan gerçekleştirilen darp eylemlerinde indirim kabul edilmemiştir.29
V. Mahkemelerin Uyması Gereken Usul Kuralları
Yargıtay, haksız tahrik hükmü kurulurken soyut ve yetersiz gerekçeden kaçınılmasını ister. Bu çerçevede dört temel usul kuralı öne çıkar:
1. Somutlaştırma zorunluluğu: Mağdurdan kaynaklanan söz ve davranışların neler olduğu, denetime imkân verecek şekilde kararda açıkça gösterilmelidir.30
2. İndirim oranının gerekçelendirilmesi: İndirim oranı belirlenirken haksız fiilin işleniş şekli, niteliği ve ağırlığı gözetilmeli; gerekçesiz şekilde en üst oranda indirim yapılması bozma nedenidir.31
3. Geçmiş husumetin incelenmesi: Taraflar arasında eskiye dayalı husumet varsa, bu husumete neden olan önceki dava dosyaları getirtilerek tahrik dengesi tartışılmalıdır.32 33
4. Gerekçe-hüküm çelişkisi yasağı: Mahkemenin gerekçesinde haksız tahriki kabul edip hüküm fıkrasında uygulamaması, gerekçe-hüküm çelişkisi olarak bozmayı gerektirir.34
Sonuç
Yargıtay içtihadı, haksız tahriki mekanik bir indirim değil, her olayın kendi koşullarında değerlendirilen bir denge olarak görmektedir. Belirleyici soru sabittir: Mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiil var mı ve fail bunun etkisiyle mi hareket etti?
Trafikteki bir yol verme tartışmasından komşular arası kül kavgasına, sokakta yakınlara laf atılmasından eşe yönelik tehdide kadar uzanan örnekler, indirimin somut bir haksız fiile bağlı olduğunu göstermektedir. Buna karşılık alacak-borç gibi hukuki uyuşmazlıklar, salt kıskançlık veya ispatlanamayan soyut iddialar tahrik sayılmamaktadır. Bu nedenle haksız tahrik savunması, olayın oluş biçiminin ve delil durumunun titizlikle değerlendirilmesini gerektiren teknik bir konudur.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/530, K. 2024/5, T. 17.01.2024.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/380, K. 2019/669, T. 26.11.2019.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2016/7930, K. 2017/1167, T. 09.02.2017.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2011/3031, K. 2013/5419, T. 02.10.2013.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2014/3363, K. 2014/20886, T. 27.05.2014.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/3867, K. 2020/10040, T. 08.09.2020.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2016/3998, K. 2017/3540, T. 25.10.2017.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/2074, K. 2025/6705, T. 02.10.2025.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/6243, K. 2015/25534, T. 30.03.2015.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2013/423, K. 2013/39830, T. 13.11.2013.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/13055, K. 2023/21524, T. 25.09.2023.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/21782, K. 2016/885, T. 19.01.2016.
- Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/13837, K. 2015/4153, T. 16.09.2015.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2017/6140, K. 2018/1796, T. 12.02.2018.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2013/26995, K. 2014/14628, T. 09.04.2014.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/12877, K. 2015/27037, T. 05.10.2015.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2009/14815, K. 2011/1773, T. 16.02.2011.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2013/30998, K. 2014/19018, T. 14.05.2014.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/8699, K. 2022/7519, T. 23.05.2022.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/2318, K. 2020/15266, T. 08.09.2020.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2021/9832, K. 2021/14969, T. 14.12.2021.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/2037, K. 2023/11368, T. 08.06.2023.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/5327, K. 2023/15544, T. 25.12.2023.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/13990, K. 2020/19383, T. 17.12.2020.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/12411, K. 2020/16638, T. 18.11.2020.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2014/3445, K. 2014/3933, T. 17.09.2014.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/1974, K. 2023/10975, T. 25.05.2023.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/9751, K. 2023/479, T. 16.02.2023.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/2392, K. 2023/5532, T. 21.09.2023.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/9387, K. 2024/2810, T. 24.04.2024.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2021/7458, K. 2021/14570, T. 01.12.2021.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2015/261, K. 2015/3676, T. 08.06.2015.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2017/9932, K. 2018/3919, T. 07.03.2018.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2013/423, K. 2013/39830, T. 13.11.2013.