I. Mirasın Hükmen Reddi Nedir?
Bir kişi vefat ettiğinde, mirasçıları terekenin sadece aktifine değil, borçlarına da halef olur. Terekenin borçları malvarlığından fazlaysa, mirasçıların bu borçlardan kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulmasını önleyen iki yol vardır: Türk Medeni Kanunu (TMK) m.605/1'deki "gerçek ret" (mirasçının üç ay içinde iradi beyanla mirası reddetmesi) ve aynı maddenin 2. fıkrasındaki "hükmen ret" — miras bırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması hâlinde, mirasın kanunen reddedilmiş sayılması. Bu makale, uygulamada en çok karşılaşılan ve en çok hataya açık olan hükmen ret müessesesini; terekenin borca batık olduğunun nasıl ispatlanacağını ve farklı somut olaylarda Yargıtay'ın nasıl bir denetim uyguladığını ele almaktadır.
II. Yasal Çerçeve: TMK m.605-617
TMK m.606'ya göre gerçek ret, mirasçının mirasbırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanılması gereken bir haktır. Buna karşılık m.605/2'deki hükmen ret bir süreye tabi değildir; mirasçı, terekenin borca batık olduğunu her zaman — alacaklıya karşı açacağı bir tespit davasıyla ya da kendisine karşı açılan bir davada itiraz veya savunma yoluyla — ileri sürebilir.1
TMK m.610/2, ret süresi dolmadan tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi dışında işler yapan veya tereke mallarını kendisine mal eden mirasçının artık mirası reddedemeyeceğini düzenler. TMK m.612'ye göre en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda arta kalan değer varsa, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. TMK m.617 ise farklı bir tehlikeye karşı düzenleme getirir: malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı, kendi alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, bu alacaklılar ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptalini dava edebilir.
III. Terekenin Borca Batık Olduğu Nasıl İspatlanır?
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı içtihadına göre, mirasın hükmen reddine ilişkin davalarda terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmiş olması hâlinde terekenin borca batık olduğu kesin biçimde kabul edilir. Aksi hâlde mahkeme, miras bırakanın malvarlığı bulunup bulunmadığını bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü gibi kurumlardan resen sorarak; murisin alacak ve borçlarını zabıta marifetiyle de araştırarak, aktif ve pasifi tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlemelidir.1
Ölüm tarihi esas alınır: murisin o tarihteki tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise pasifini oluşturur. Pasifin aktiften fazla olması, terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla borca batıklığını gösterir.2 Bu denge, güncel bir kararda somut rakamlarla da örneklenmiştir: aktif malvarlığı 231.871,80 TL, buna karşılık tek bir alacaklıya olan borç 892.285,99 TL olarak tespit edilmiş ve başkaca aktif bulunmadığından terekenin borca batık olduğuna hükmedilmiştir.5
İspat aracı sınırlı değildir: borca batıklık yemin dahil her türlü delille kanıtlanabilir.3 Davalı taraf çoğu zaman kamu kurumlarıdır — SGK, vergi dairesi, bankalar. SGK'nın "bize husumet yöneltilemez" savunması da Yargıtay tarafından kabul görmemiş, kurumun terekenin borca batık olup olmadığı konusunda mahkemece araştırma yapılmasını talep etmesi yeterli görülmemiştir.4
IV. Dört Farklı Somut Olay: Uygulamada Karşılaşılan Tuzaklar
a) Sonradan borç ödemek sahiplenme sayılabilir. Ret hakkının kaybı yalnızca teoride kalan bir tehlike değildir. Bir olayda mirasçılar, murisin SGK'ya olan prim borcunu ölümden sonra rızaen yapılandırma yoluyla ödemişlerdir. Yargıtay bunu TMK m.610/2 anlamında "terekeyi sahiplenme" saymış ve mirasçıların ret hakkının düştüğüne, dolayısıyla hükmen ret talebinin reddi gerektiğine karar vermiştir.8 Buna karşılık salt mirasçılık belgesi almak sahiplenme anlamına gelmez6; ama terekeye dahil bir taşınmazdaki miras payının satışa konu edilmesi, tereke malının kendisine mal edilmesi anlamına gelir ve ret hakkını düşürür.7 Pratik sonuç: mirasçılar, borca batıklık şüphesi varken murise ait borçları "iyi niyetle" ödemekten veya tereke malı üzerinde tasarruftan kaçınmalıdır — aksi hâlde hükmen ret imkânını kendi elleriyle ortadan kaldırırlar.
b) Küçük mirasçı adına ret, çifte izin gerektirir. Reşit olmayan bir mirasçı adına mirasın reddedilmesi, veli veya vasinin tek başına karar verebileceği bir işlem değildir. TMK m.463/5 uyarınca mirasın kabulü veya reddi, vesayet makamının izninden sonra ayrıca denetim makamının (asliye hukuk mahkemesi) iznine tabidir. Ayrıca veli ile küçüğün menfaati bu konuda çatışabilir — örneğin veli kendisi de mirasçıysa ve mirası reddetmek istiyorsa, küçük için ayrı bir temsil kayyımı atanması TMK m.426/2 gereği zorunludur.9 Denetim makamı, sulh hukuk mahkemesinden gelen izin talebini yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle geri çevirebilir; bu durumda dosya sulh hukuk mahkemesine iade edilir ve eksik inceleme tamamlanmadan küçük adına ret işlemi kesinleşmez.10
c) Mirasçının kendi alacaklıları da tehlikededir — TMK m.617. Borçlu bir mirasçının mirası "reddetmesi" bazen alacaklılardan kaçmanın bir yolu olarak kullanılır. Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptali davası açabilir.11 Bu davanın kabulü için dört koşul aranır: altı aylık hak düşürücü sürede açılmış olması, borçlu mirasçının zararlandırma kastıyla hareket ettiğinin kanıtlanması, alacaklıya güvence verilmemiş olması ve borçlunun mevcut malvarlığının borcunu karşılamaya yetmemesi.12 İptal davası kabul edilirse miras resmen tasfiye edilir; reddeden mirasçının payına bir şey düşerse önce dava açan alacaklıların, sonra diğer alacaklıların alacağı bundan ödenir (TMK m.617/2-3).
V. Pratik Sonuç: Dava veya Savunma Hazırlığında Nelere Dikkat Edilmeli?
Hükmen ret talep eden mirasçı için asıl iş, terekenin aktif ve pasifini kurumlardan resmi yazışmalarla belgelemektir — sadece "borç olduğunu biliyoruz" demek yeterli değildir. Aynı derecede önemlisi, dava açılana kadar (hatta dava sırasında da) tereke malı üzerinde hiçbir tasarrufta bulunmamak ve murise ait borçları ödememektir; aksi hâlde ret hakkı TMK m.610/2 uyarınca kendiliğinden düşer. Küçük mirasçılar söz konusuysa, tek bir mahkeme izniyle yetinilmemeli, hem vesayet hem denetim makamı onayı ve gerekiyorsa temsil kayyımı ataması eksiksiz tamamlanmalıdır. Alacaklı tarafını temsil eden avukatlar içinse, borçlu müvekkilin mirasçısı olduğu bir tereke varsa, altı aylık süre kaçırılmadan TMK m.617 kapsamında reddin iptali davası açılabileceği unutulmamalıdır.
Sonuç
Mirasın hükmen reddi, ilk bakışta basit bir "borç varsa reddedilir" kuralı gibi görünse de, Yargıtay içtihadı bu alanda hem ispat yükü hem de mirasçının davranışlarına bağlı ince ayrımlar barındırır. Terekenin borca batıklığı somut delillerle (aciz vesikası veya kurumlardan yapılan resen araştırma) ortaya konmalı; mirasçı, ret hakkını sahiplenme sayılabilecek her türlü işlemden kaçınarak korumalıdır. Küçük mirasçılar ve alacaklıların korunması bakımından kanun ek güvenceler öngörmüştür; bu güvencelerin gözden kaçırılması, hem mirasçı hem de üçüncü kişiler açısından telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2017/3629, K.2017/7373, T. 10.10.2017.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/4172, K.2018/9325, T. 20.12.2018.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2014/86, K.2014/19687, T. 03.11.2014.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2021/1268, K.2021/365, T. 13.09.2021.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2023/1765, K.2024/1834, T. 28.03.2024.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/13527, K.2020/3370, T. 04.06.2020.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/7738, K.2017/9698, T. 26.12.2017.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2015/12078, K.2015/9380, T. 22.10.2015.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/8868, K.2016/11802, T. 16.06.2016.
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2015/1790, K.2015/14806, T. 20.10.2015.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2022/1605, K.2023/2531, T. 11.05.2023.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/13775, K.2020/4455, T. 07.07.2020.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.605, m.606, m.610, m.612, m.617, m.426/2, m.463/5.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2017/3629, K.2017/7373, T. 10.10.2017 — terekenin borca batıklığının ispat yöntemi.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/4172, K.2018/9325, T. 20.12.2018 — aktif/pasif hesaplama ilkesi.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2014/86, K.2014/19687, T. 03.11.2014 — SGK prim borcu, serbest delil ilkesi.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2021/1268, K.2021/365, T. 13.09.2021 — SGK'nın husumet def'inin reddi.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2023/1765, K.2024/1834, T. 28.03.2024 — güncel aktif/pasif hesaplama örneği.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/13527, K.2020/3370, T. 04.06.2020 — mirasçılık belgesi sahiplenme sayılmaz.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/7738, K.2017/9698, T. 26.12.2017 — taşınmaz payı satışı ret hakkını düşürür.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2015/12078, K.2015/9380, T. 22.10.2015 — borç ödemesi sahiplenme sayılır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/8868, K.2016/11802, T. 16.06.2016 — küçük mirasçı için temsil kayyımı zorunluluğu.
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2015/1790, K.2015/14806, T. 20.10.2015 — küçük mirasçı için çifte izin şartı.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E.2022/1605, K.2023/2531, T. 11.05.2023 — TMK m.617 reddin iptali davası.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E.2016/13775, K.2020/4455, T. 07.07.2020 — m.617 dava koşulları.