I. Aydınlatılmış Onam Neden Özel Bir İspat Rejimine Tabidir?
Her tıbbi müdahale, hukuka aykırı bir bedensel dokunulmazlık ihlali niteliği taşır; bu ihlali hukuka uygun hâle getiren şey ise hastanın, müdahale hakkında yeterince aydınlatılmış olarak verdiği geçerli rızasıdır. Dolayısıyla bir hekim veya hastane, "hastaya zarar vermedim" demekle sorumluluktan kurtulamaz; ayrıca "hastayı usulüne uygun aydınlatıp onamını aldım" olgusunu da ortaya koymak zorundadır. Bu makale, aydınlatılmış onamda ispat yükünün kime ait olduğunu, bu yükün nasıl yerine getirilebileceğini ve uygulamada en sık karşılaşılan somut olay tiplerini — doğum şekli tercihi, sterilizasyon başarısızlığı, estetik cerrahi, diş/implant tedavisi ve prenatal tarama testleri — güncel Yargıtay, Danıştay ve yerel mahkeme kararları ışığında ele almaktadır.
II. Yasal Çerçeve
Aydınlatma yükümlülüğünün temel dayanağı 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 70. maddesidir: hekimler yapacakları her türlü müdahale için hastanın (küçük veya kısıtlı ise veli/vasisinin) rızasını almak zorundadır; büyük cerrahi ameliyeler için bu rızanın yazılı olması gerekir. Maddenin 2025 yılında eklenen fıkralarıyla bu rızanın elektronik ortamda, kimlik doğrulama yöntemleriyle de alınabileceği kabul edilmiştir1 — düzenleme, dijital sağlık hizmetlerindeki artışa uyum sağlamaktadır. Buna ek olarak Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 15, 18 ve 26. maddeleri aydınlatmanın kapsamını (tanı, tedavi seçenekleri, riskler, reddetme hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçlar) ve şeklini (hastanın anlayabileceği sadelikte, sözlü veya yazılı) somutlaştırır. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Biyotıp Sözleşmesi'nin 5. maddesi de aynı ilkeyi uluslararası düzeyde teyit eder2. TMK m.24 ise kişilik haklarının korunması bakımından genel çerçeveyi çizer.
III. Ana İlke: İspat Yükü Hekim ve Hastanededir, Şekil Şartı Aranmaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.03.2022 tarihli önemli bir kararında bu alandaki tartışmaları ilke düzeyinde çözmüştür: tıbbi müdahale temelde hukuka aykırı olduğundan, bu aykırılığı ortadan kaldıran hukuka uygunluk sebebini — yani aydınlatılmış rızanın geçerli şekilde alındığını — ispat yükü hekim ve zorunlu sorumluluk sigortacısı üzerindedir3. Kararın vurguladığı ikinci önemli nokta, kanunda aydınlatmanın yazılı yapılması gerektiğine dair genel bir hüküm bulunmadığıdır (yalnızca "büyük cerrahi ameliyeler"nde yazılı rıza aranır); dolayısıyla hekim bu yükümlülüğü sözlü olarak da yerine getirebilir ve bunu her türlü delille — tanık, sistem kaydı, muayene notu — ispatlayabilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi de bu ilkeyi teyit ederken, aydınlatma yükümlülüğünün hukuki dayanaklarını tek tek sıralamış ve arşivleme/kayıt tutma yükümlülüğünün ihlalinin, hasta lehine "müdahalenin aydınlatılmadan yapıldığı" yönünde fiilî bir karine oluşturduğunu belirtmiştir4.
IV. Somut Olay Tipi: Doğum Şekli Tercihi
Aydınlatma uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü, sezaryen ile normal doğum arasındaki tercihte ortaya çıkar. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin ele aldığı bir olayda, doğum eyleminin ileri aşamasında olan gebe için normal doğum kararı alınmış, doğum sırasında bebeğin kol sinirleri (brakial pleksus) zedelenmiştir; mahkeme, davalı hastanenin gebeliğe ilişkin tıbbi kayıtları eksiksiz sunamadığını, bu eksikliğin hasta aleyhine değil davalı aleyhine yorumlanması gerektiğini vurgulayarak kararı bozmuştur5. Benzer bir uyuşmazlık kamu hastanesi bağlamında da yaşanabilir: Danıştay 10. Dairesi'nin incelediği bir olayda, hasta sezaryen için hastaneye yatırıldığı hâlde normal doğuma alınmış, dosyada "normal doğum aydınlatılmış onam formu" bulunamamıştır. Adli Tıp raporları tıbbi müdahalede bir hata bulunmadığını tespit etmiş olsa dahi, Danıştay, hastanın aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alındığı gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir6 — bu karar, tıbbi müdahalenin kusursuz uygulanmış olmasının, aydınlatma eksikliğinden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını açıkça göstermektedir.
V. Somut Olay Tipi: Sterilizasyon (Tüp Ligasyonu) Başarısızlığı
Tüp ligasyonu (fallop tüplerinin bağlanması) sonrası beklenmedik gebelik, aydınlatma davalarının klasik bir başka türüdür; çünkü işlemin başarısızlık ihtimalinin (nadir de olsa) bulunduğu hastaya anlatılmamışsa sorumluluk doğabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, onam formunda işlemin başarı şansı ve olası komplikasyonlar hakkında yeterli açıklama bulunmadığı bir olayda aydınlatma eksikliğini kabul etmiş, ancak davacıların gebeliği öğrendikten sonra yasal süresi içinde sonlandırma imkânı varken bu tercihi kullanmamış olmalarını da gözeterek maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılmasını uygun bulmuştur7. Bu karar, aydınlatma sorumluluğunun tespitinin tazminat miktarını otomatik olarak tam belirlemediğini, somut olayın özelliklerine göre indirim yapılabileceğini gösterir. Buna karşılık, aynı Daire'nin daha yakın tarihli bir kararında, aydınlatılmış onam formu usulüne uygun alınmış ve tüp ligasyonu sonrası gelişen gebelik tıbben bilinen nadir bir komplikasyon olarak değerlendirilmiş; hekimin ve hastanenin kusuru bulunmadığı için dava reddedilmiştir8 — yani aydınlatma usulüne uygun yapılmışsa, işlemin başarısız olması tek başına sorumluluk doğurmaz. Üçüncü bir olay tipinde ise hastanın rızası hiç alınmadan işlem yapıldığı iddia edilmiş; tıbbi kayıtların hastaya tüp ligasyonu yapıldığını gösteren karine oluşturduğu, davalıların bu karineyi çürütmek için kayıtların karıştığını ispat etmesi gerektiği, bunu başaramadıkları için kararın bozulması gerektiğine hükmedilmiştir9.
VI. Somut Olay Tipi: Estetik Cerrahi
Estetik müdahalelerde ilişkinin eser sözleşmesi niteliği ağır basar; ancak aydınlatma yükümlülüğü bu niteliği değiştirmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin incelediği bir olayda davalı taraf, onam formunun düzenlendiğini ancak hastanın başka bir kuruma sevki sırasında evraklar arasında kaybolduğunu savunmuştur; Yargıtay, onam formunun düzenlenmesinin kanunen zorunlu olduğunu, bu nedenle formun varlığının tanıkla ispat edilemeyeceğini belirterek davacı lehine bozma kararı vermiştir10. Ayrı bir olayda, art arda yapılan yüz germe ve göz kapağı ameliyatlarının ilkine ilişkin yazılı onam bulunduğu hâlde sonraki girişimlere dair hiçbir belge sunulamamış, ayrıca komplikasyon (ektropiyon) hakkında yeterli aydınlatma yapılmadığı ve komplikasyon yönetiminin de yetersiz kaldığı tespit edilerek hekimin kusurlu olduğuna hükmedilmiştir11. Bu iki örnek, estetik cerrahide her ayrı girişim için ayrı ve güncel bir aydınlatma/onam sürecinin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.
VII. Somut Olay Tipi: Diş ve İmplant Tedavisi
Aydınlatma yükümlülüğü, diş hekimliği alanında da aynı sıkılıkla uygulanır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin ele aldığı bir olayda, hastaya implant uygulanmadan önce çene kemiklerinin durumuna ilişkin röntgen çekilmediği, bu nedenle hastanın karşılaşabileceği komplikasyonlar konusunda bilgilendirilmediği, ayrıca sonradan düşen implantın yapılmasının da kusurlu bir davranış olduğu kabul edilmiştir12. Daha yakın tarihli bir kararda ise Daire, implant destekli protetik tedavilerin cerrahi ve protetik iki fazdan oluşan uzun süreli bir süreç olduğunu, aydınlatmanın da bu bütünlüğü kapsaması gerektiğini, ancak büyük ameliyeler dışında yazılı rıza şartı aranmadığından ispatın genel hükümlere göre (her türlü delille) yapılabileceğini vurgulamıştır13.
VIII. Somut Olay Tipi: Prenatal Tarama ve Down Sendromu
Yargı kararlarında en sık karşılaşılan olay grubu, gebelikte yapılan tarama testleri ve bunların sonuçlarının anne adayına aktarılmasıyla ilgilidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, üçlü tarama testi sonucunun düşük risk göstermesinin, hekimi kesin tanı yöntemleri ve bunların riskleri konusunda anneyi aydınlatma yükümlülüğünden kurtarmadığını; ispat yükünün yine hekimde olduğunu belirtmiştir14. Ancak aynı Daire, hekim lehine sonuçlanan bir başka olayda, sistemde kayıtlı 10. hafta ve 25. hafta muayene notlarının, annenin ilgili testler ve organ taraması konusunda uyarıldığını gösterdiğini kabul ederek davanın reddi gerektiğine hükmetmiştir15 — bu karar, düzenli ve ayrıntılı tutulan muayene kayıtlarının, hekim ve hastane için aydınlatma yükümlülüğünün en güçlü ispat aracı olduğunu somut biçimde göstermektedir.
IX. Usul Hatası: Önce Yükümlülüğün Gerekliliği, Sonra İspatı Değerlendirilmelidir
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin sık düştüğü bir usul hatasına dikkat çekmiştir: aydınlatma yükümlülüğünün somut olayda gerçekten doğup doğmadığı bilimsel olarak (bilirkişi raporuyla) ortaya konulmadan doğrudan ispat tartışmasına geçilmesi, gerekçesiz ve usule aykırı bir karar oluşturur. Mahkemeye göre önce aydınlatma yükümlülüğünün varlığı tıbbi açıdan tespit edilmeli, ancak bu aşama geçildikten sonra yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği değerlendirilmelidir16.
Sonuç
Aydınlatılmış onam davalarında hâkim çizgi nettir: aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü, hastada değil hekim ve hastanededir; bu ispat için kanunda genel bir yazılı şekil şartı aranmaz, ancak büyük cerrahi ameliyelerde yazılı rıza zorunludur. Uygulamada hekim ve sağlık kuruluşları için en etkili savunma aracı, muayene sürecinin her aşamasının (test önerileri, uyarılar, hastanın verdiği yanıtlar dâhil) ayrıntılı ve zamanında kayıt altına alınmasıdır — çünkü mahkemeler, boşluklu veya eksik tutulan kayıtları düzenli olarak hasta lehine yorumlamaktadır. Hastalar açısından ise, özellikle riskli veya geri dönüşü olmayan müdahalelerde (doğum şekli, sterilizasyon, estetik operasyon) verilen sözlü bilgilerin mümkünse yazılı onam formuna da yansıtılmasını talep etmek, olası bir uyuşmazlıkta ispat yükünü kolaylaştıracaktır.
- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, m.70 (21.07.2025 tarih ve 7557 sayılı Kanunla eklenen fıkralar).
- Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, m.5; bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E.2022/1524, K.2025/581, T. 10.04.2025.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2020/11-592, K.2022/356, T. 22.03.2022.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E.2022/1524, K.2025/581, T. 10.04.2025.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2014/24534, K.2015/15547, T. 14.05.2015.
- Danıştay 10. Dairesi, E.2022/1680, K.2025/4813, T. 27.10.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2020/5711, K.2021/5536, T. 26.05.2021.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/1320, K.2025/5083, T. 23.10.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/39, K.2025/322, T. 16.01.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2020/10326, K.2021/9514, T. 05.10.2021.
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.2018/3534, K.2018/4434, T. 13.11.2018.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2021/2553, K.2021/2027, T. 06.12.2021.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2022/4339, K.2023/3216, T. 10.10.2023.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2023/4099, K.2024/6245, T. 11.09.2024.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2021/4624, K.2022/6669, T. 05.10.2022.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E.2022/58, K.2025/374, T. 06.03.2025.
- 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun, m.70.
- Hasta Hakları Yönetmeliği, m.15, m.18, m.26.
- Avrupa Biyotıp Sözleşmesi, m.5.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.24.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2020/11-592, K.2022/356, T. 22.03.2022 — aydınlatılmış onamda ispat yükünün hekim ve sigortacıda olduğu ve yazılı şekil şartı aranmadığı.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E.2022/1524, K.2025/581, T. 10.04.2025 — hukuki dayanakların derlenmesi ve kayıt tutma yükümlülüğünün ispat karinesi doğurması.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2014/24534, K.2015/15547, T. 14.05.2015 — doğum şekli tercihinde eksik tıbbi kayıtların davalı aleyhine yorumlanması.
- Danıştay 10. Dairesi, E.2022/1680, K.2025/4813, T. 27.10.2025 — kamu hastanesinde doğum şekli değişikliğinde aydınlatma eksikliği nedeniyle manevi tazminat.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2020/5711, K.2021/5536, T. 26.05.2021 — tüp ligasyonu sonrası gebelikte aydınlatma eksikliği ve hakkaniyet indirimi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/1320, K.2025/5083, T. 23.10.2025 — usulüne uygun aydınlatılmış tüp ligasyonu sonrası komplikasyonun sorumluluk doğurmaması.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/39, K.2025/322, T. 16.01.2025 — rızasız sterilizasyon iddiasında tıbbi kayıt karinesinin davalıya geçmesi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2020/10326, K.2021/9514, T. 05.10.2021 — estetik cerrahide kaybolduğu iddia edilen onam formunun tanıkla ispat edilememesi.
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E.2018/3534, K.2018/4434, T. 13.11.2018 — art arda yapılan estetik girişimlerde her biri için ayrı aydınlatma gerekliliği.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2021/2553, K.2021/2027, T. 06.12.2021 — implant tedavisinde röntgen çekilmemesinin aydınlatma ve özen eksikliği oluşturması.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2022/4339, K.2023/3216, T. 10.10.2023 — implant destekli protetik tedavide aydınlatmanın kapsamı ve ispat serbestisi.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2023/4099, K.2024/6245, T. 11.09.2024 — düşük risk oranına rağmen kesin tanı yöntemleri konusunda aydınlatma zorunluluğu.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2021/4624, K.2022/6669, T. 05.10.2022 — sistem kayıtlarıyla aydınlatmanın ispatlanabildiği emsal.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E.2022/58, K.2025/374, T. 06.03.2025 — aydınlatma yükümlülüğünün gerekliliğinin ispat değerlendirmesinden önce belirlenmesi gerektiği.