I. Giriş
Satın aldığı bir malın veya aldığı bir hizmetin ayıplı çıkması, tüketicinin başına en sık gelen hukuki sorunlardan biridir. Ancak "ayıplı çıktı, ne yapabilirim?" sorusunun cevabı sanıldığından daha katmanlıdır: tüketicinin dört (mal) veya üç (hizmet) ayrı seçimlik hakkı vardır, bu haklardan hangisini seçeceğine tüketici karar verir, satıcı bu tercihi reddedemez — ama bu serbestinin de kanunda ve içtihatta çizilmiş sınırları vardır.
Bu makalede, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ayıplı mal ve hizmete ilişkin hükümleri; sıfır kilometre araçtan konut satışına, ikinci el araçtan servis bakım hizmetine kadar farklı somut olaylarda uygulanışı ele alınmaktadır.
II. Yasal Çerçeve
Kanun'un 8. maddesine göre ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış örnek ya da modele uygun olmayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan maldır1. Malın ayıplı olduğu anlaşıldığında tüketici; sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değiştirme haklarından birini seçebilir2. Hizmetlerde ise tablo farklıdır: Kanun'un 15. maddesi tüketiciye yalnızca üç seçimlik hak tanır — hizmetin yeniden görülmesi, ücretsiz onarım, bedel indirimi veya sözleşmeden dönme; hizmet ayıbında "misli ile değiştirme" gibi bir hak yoktur, zira hizmetin doğası buna elverişli değildir3.
III. Seçimlik Hak Ne Zaman ve Nasıl Kullanılır? Açık-Gizli Ayıp Ayrımı
Genel borçlar hukukunda (TBK m.223-224) alıcının bir "gözden geçirme ve ihbar külfeti" vardır: açık ayıpları hemen, gizli ayıpları ortaya çıkar çıkmaz derhâl satıcıya bildirmesi gerekir; aksi hâlde malı ayıpsız kabul etmiş sayılır. Mülga 4077 sayılı (eski) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun döneminde de benzer bir kural geçerliydi: tüketici açık ayıbı malın tesliminden itibaren otuz gün içinde bildirmek zorundaydı; gizli ayıplarda ise bu süreyle bağlı olmaksızın, ayıp ortaya çıktığı andan itibaren "derhâl" ihbarda bulunması gerekiyordu4.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun ise bu tabloyu kökten değiştirmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararında doğrudan alıntılanan kanun gerekçesine göre, kanun koyucu bilinçli bir tercihle ihbar yükümlülüğünü kaldırmıştır: "Ayıplı malda tüketicinin seçimlik haklarından faydalanabilmesi için ayıbı belirli bir süre içinde ihbar etmesi yükümlülüğü kaldırılmıştır (...) Tüketici iki yıllık zamanaşımı süresi içinde ayıbı tespit ettiği sürece seçimlik haklarını da kullanabilecektir."5 Dairenin aynı kararda vardığı sonuç nettir: 6502 sayılı Kanun döneminde tüketicinin ne malı gözden geçirme ne de ayıbı belirli bir süre içinde bildirme yükümlülüğü vardır; açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğunun seçimlik hakkın kullanılma süresi bakımından artık bir önemi kalmamıştır. Tüketici, malın kendisine tesliminden itibaren işleyen iki yıllık (konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıllık) zamanaşımı süresi dolmadığı sürece, ayıbı fark ettiği anda hangi seçimlik hakkı kullanmak istediğini satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltmesi yeterlidir — bu bildirimin belirli bir şekle tabi olması da aranmaz.
Açık-gizli ayıp ayrımının günümüzde tamamen anlamsızlaştığı söylenemez; bu ayrım artık ihbar süresi bakımından değil, ispat yükü bakımından rol oynar: Kanun'un 10. maddesine göre, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu karine olarak kabul edilir ve bu durumda malın ayıplı olmadığını ispat yükü satıcıya geçer; altı aydan sonra ortaya çıkan ayıplarda ise ayıbın varlığını ispat yükü tüketicidedir6. Ayrıca tüketicinin ayıbı tespit ettikten sonra makul olmayan derecede uzun süre hiçbir seçimlik hak kullanmadan beklemesi, istisnai hâllerde Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık (hakkın kötüye kullanılması) itirazıyla karşılaşabilir; ancak bu, kanunda yazılı sabit bir süre değil, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilen istisnai bir sınırdır7.
IV. Seçim Hakkı Kimde? Satıcı Reddedemez
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir direnç noktası, satıcının tüketiciye "onu değil bunu iste" diyerek başka bir seçimlik hakka yönlendirmeye çalışmasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli bir kararında, sıfır kilometre satın alınan bir aracın far beyninin arızalanması üzerine yetkili servise bırakılması ve tamirin yasal azami süre olan 45 iş gününü aşarak 55 iş günü sürmesi olayında, tüketicinin bu durumda aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteyebileceği, satıcının bu talebi reddedemeyeceği açıkça vurgulanmıştır8. Bu ilke yalnızca içtihada değil, doğrudan Kanun'un kendisine ve ikincil mevzuata dayanır: ücretsiz onarım talebi otuz iş günü (konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda altmış iş günü), Kanun'un 58. maddesine göre yayımlanan liste kapsamındaki mallarda ise (binek otomobiller için 45 iş günü) o listede belirlenen azami süre içinde yerine getirilmek zorundadır; bu süre aşılırsa tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir ve Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi uyarınca satıcı bu talebi reddedemez9.
V. Orantısızlık İstisnası: "Daha Ucuz Yol Var" Savunması Her Zaman Kazanmaz
Kanun'un 11. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ücretsiz onarım veya misli ile değiştirme, satıcı için orantısız güçlükler doğuracaksa tüketici sözleşmeden dönme veya bedel indirimi haklarından birine yönelmek zorunda kalabilir. Satıcılar davalarda sıklıkla "onarım çok daha ucuza mal olur, o hâlde tüketici misli ile değişimi isteyemez" savunmasını ileri sürer. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun konuya ilişkin güncel ve kapsamlı bir kararı, bu savunmanın otomatik olarak kabul görmeyeceğini gösterir: sıfır kilometre alınan bir aracın motorunun normalin üzerinde yağ yakması gizli ayıp olarak tespit edilmiş, yerel mahkeme "motorun yenisiyle değiştirilmesi orantısızlığı ortadan kaldırır" diyerek tüketicinin misli ile değişim talebini reddetmiş, ancak Genel Kurul bu kararı bozmuştur: tüketici sıfır kilometre bir araç almak için fazladan bedel ödemiştir, arızanın tekrarlayan nitelikte olması ve aracın performansını süreklilik arz eden şekilde etkilemesi karşısında, sadece motor değişimiyle giderilebiliyor olması tek başına orantısızlık ya da hakkın kötüye kullanılması anlamına gelmez10. Kararda ayrıca, tüketicinin seçim serbestisinin ancak Türk Medeni Kanunu'nun dürüstlük kuralına açıkça aykırı düşen istisnai durumlarda sınırlanabileceği, bunun dışında tercihin tüketiciye ait olduğu vurgulanmıştır.
VI. İki Usul Tuzağı: Seçimlik Hakkın Tükenmesi ve Terditli Talep Yasağı
Seçimlik haklar konusunda dava açarken gözden kaçırılan iki önemli usul kuralı vardır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararına konu olayda, aracını triger zinciri değişimi için yetkili servise bırakan bir tüketici, servis işlemi sırasında motor bloğunda oluşan hasar nedeniyle önce tazminat davası açmış (ve bu davada zımnen "onarım/tazminat" yönünde bir seçimlik hak kullanmış), ardından ayrı bir "birleşen dava" ile aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Daire bu ikinci talebi iki ayrı gerekçeyle reddetmiştir: birincisi, olay aslında bir hizmet ayıbıdır (servis bakımı sırasında oluşan hasar) ve hizmet ayıbında zaten "misli ile değiştirme" diye bir seçimlik hak mevcut değildir; ikincisi, tüketici asıl davada seçimlik hakkını zaten kullanmış olduğundan bu hak tükenmiştir ve aynı ayıp için ikinci bir seçimlik hak talebinde bulunulamaz — kaldı ki seçimlik haklar zaten terditli (kademeli, "olmazsa şunu isterim" şeklinde) olarak talep edilemez11. Bu karar, hem malın mı hizmetin mi ayıplı olduğunun doğru tespit edilmesinin, hem de dava dilekçesi yazılırken seçimlik hakkın yalnızca bir kez ve net biçimde kullanılması gerektiğinin altını çizer.
VII. Zamanaşımı Süreleri
Ayıplı maldan sorumluluk, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir; bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır. İkinci el satışlarda satıcının sorumluluğu bir yıldan, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise üç yıldan az olamaz12. Ancak ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri hiç uygulanmaz13. Yukarıda anılan far beyni kararında da tüketici garanti süresi içinde ayıbı bildirmiş olduğundan zamanaşımı tartışması gündeme gelmemiş, ancak Yargıtay'ın başka kararlarında, satıcının ayıbı bilerek gizlediği hâllerde garanti veya zamanaşımı sürelerinin dolmuş olmasının tüketiciyi bağlamayacağı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
VIII. Satıcı "Kullanım Bedeli" Kesebilir mi?
Son olarak sık karşılaşılan bir savunma biçimi de şudur: satıcı, tüketicinin aracı/malı belli bir süre kullanmış olduğunu ileri sürerek misli ile değişim veya bedel iadesinden bu kullanım süresine karşılık gelen bir "kullanım bedeli" düşülmesini talep eder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu savunmayı da açıkça reddetmiştir: dava konusu araçta gizli ayıp bulunduğu ve tüketicinin bu süre boyunca aracı kullanmasının karşılığında satıcının da tüketiciden alınan bedeli kullanmış olması karşısında, kullanım bedelinin mahsubu talebinin Kanun'un özüne ve ruhuna aykırı olduğuna karar vermiştir14. Aynı kararda, gizli ayıplı ve can/mal güvenliğini ilgilendiren bir arızası bulunan sıfır kilometre aracı satın alan tüketicinin, sözleşmeden dönme veya bedel indirimi gibi daha "hafif" seçimlik haklara zorlanamayacağı da bir kez daha teyit edilmiştir.
Sonuç
Ayıplı mal ve hizmette seçimlik haklar, kanunda sade görünse de uygulamada dört ayrı hassas noktada tıkanır: seçimlik hakkın hangi sürede ve nasıl kullanılacağının doğru bilinmesi (6502 sayılı Kanun'da açık/gizli ayıp ayrımının artık bir ihbar süresi doğurmadığı, yalnızca ispat yükünü etkilediği), seçim hakkının gerçekten tüketicide olup olduğu (satıcı yönlendiremez, sadece kanunda tanımlı orantısızlık istisnası devreye girebilir), malın mı hizmetin mi ayıplı olduğunun doğru nitelendirilmesi (hizmette misli ile değiştirme hakkı yoktur) ve seçimlik hakkın yalnızca bir kez, net ve terditli olmaksızın kullanılması gerekliliği. Bu dört noktanın gözden kaçırılması, haklı bir talebin dahi usulden veya esastan reddine yol açabilmektedir.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.8.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.11/1.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.15/1.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/425 K.2025/1083 T.24.02.2025 (mülga 4077 sayılı Kanun m.4/II'ye ilişkin değerlendirme).
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/425 K.2025/1083 T.24.02.2025 (6502 sayılı Kanun'un gerekçesine atıfla).
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.10.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/425 K.2025/1083 T.24.02.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/2957 K.2026/1559 T.24.03.2026.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.11/4; Garanti Belgesi Yönetmeliği m.9/1-b; Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği m.10/4.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/259 K.2025/594 T.01.10.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/2553 K.2025/6092 T.11.12.2025.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.12/1-2.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.12/3.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/4278 K.2026/1409 T.12.03.2026.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m.8, m.9, m.10, m.11, m.12, m.14, m.15.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.2.
- Garanti Belgesi Yönetmeliği, m.9/1-b.
- Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği, m.10/4.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/425 K.2025/1083, T.24.02.2025 — 6502 sayılı Kanun döneminde ihbar/gözden geçirme külfetinin kaldırılması, açık-gizli ayıp ayrımının önemini yitirmesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/259 K.2025/594, T.01.10.2025 — orantısızlık istisnasının sınırları, sıfır km araçta gizli ayıp.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/2957 K.2026/1559, T.24.03.2026 — azami tamir süresinin aşılması, satıcının talebi reddedememesi.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/2553 K.2025/6092, T.11.12.2025 — mal/hizmet ayıbı ayrımı, seçimlik hakkın tükenmesi, terditli talep yasağı.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2025/4278 K.2026/1409, T.12.03.2026 — kullanım bedelinin mahsup edilememesi, tüketicinin başka seçimlik hakka zorlanamaması.