I. Kısa Cevap: Ev Haczedilebilir, Ama Barınma İhtiyacı Korunur
Borcunu ödeyemeyen kişinin en çok merak ettiği konu, oturduğu evin elinden alınıp alınamayacağıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendi, “borçlunun haline münasip evi”nin haczolunamayacağını söyler. Ancak bu koruma mutlak değildir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre evin kıymeti fazlaysa ev haczedilerek satılır ve bedelinden borçlunun ihtiyacını karşılayacak kadarı ona bırakılır.1 Kısacası kanun, borçlunun belirli bir evini değil, haline uygun bir evde barınma imkânını korur.
Uygulamada bu korumaya dayanan başvuruya “meskeniyet şikâyeti” ya da “meskeniyet iddiası” denir. Konu 2026'da yeniden gündeme geldi. Bir icra hukuk mahkemesi, evi olmayan borçlulara aynı korumanın tanınmadığı gerekçesiyle kuralın iptalini istedi. Anayasa Mahkemesi 16.04.2026 tarihli kararıyla itirazı oybirliğiyle reddetti. Karar 06.08.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı ve kural olduğu gibi yürürlükte kaldı.2 Bu yazıda korumanın kapsamını, şikâyet süresini, korumanın kaybedildiği hâlleri ve borçlunun eşinin durumunu Yargıtay'ın güncel kararları üzerinden inceliyoruz.
II. “Haline Münasip Ev” Nasıl Belirlenir?
Kanun “haline münasip” kavramını tanımlamaz; ölçütleri yargı kararları belirlemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre bir evin borçlunun haline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz tarihindeki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” geniş anlamdadır ve borçluyla birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. Borçlunun aylık geliri, sosyal statüsü ve aile fertlerinin sayısı birlikte değerlendirilir.3
Koruma lüksü kapsamaz. Yargıtay'ın yerleşik ifadesiyle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu öğelerin ötesine geçen yerler maddenin amacına aykırıdır; borçlunun görev ve sıfatı, onun daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez. Borçlunun haczedilen evin bulunduğu semtte oturmaya devam etmesi de zorunlu değildir. Bu nedenle haline münasip evin değeri, daha mütevazı semtlerdeki evler esas alınarak bilirkişiye belirletilir. Hem haczedilen evin hem de haline münasip evin değeri haciz tarihine göre tespit edilir; dava yıllar sürse bile hesap haciz tarihindeki değerlerle yapılır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 11.06.2024 tarihli kararında, değerleri haciz tarihi yerine karar tarihine yakın bir tarihe göre belirleyen bölge adliye mahkemesi kararını bu nedenle bozmuştur.4
III. Mahkeme Nasıl Karar Verir: Haczin Kaldırılması mı, Satış mı?
Şikâyet üzerine icra mahkemesi çoğunlukla keşif yapar ve bilirkişiden iki değer ister: haczedilen evin değeri ve borçlunun haline münasip bir ev alabileceği tutar. Değerler, aynı bölgedeki benzer taşınmazların alım satım fiyatlarıyla karşılaştırma yapılarak, denetime elverişli somut verilerle belirlenmelidir. Sonuç bu iki rakamın karşılaştırmasına bağlıdır:
- Borçlunun haline münasip ev alabileceği tutar haczedilen evin değerinden fazlaysa haciz kaldırılır.
- Haczedilen ev daha değerliyse şikâyet kısmen kabul edilir. Ev satılır; borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedel kendisine, artan kısım hak sahiplerine ödenir. Satış, borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu formülü 05.05.2026 tarihli kararında da tekrarlamıştır. Aynı kararda keşif tarihindeki güncel değerlere dayanan bilirkişi raporunu, değerlerin haciz tarihine göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle hükme elverişli bulmamış ve kararı bozmuştur.5
Ev birden fazla kişiye ait olabilir. Yargıtay'a göre paylı taşınmazda her paydaş borçlu meskeniyet şikâyetinde bulunabilir ve inceleme borçlunun payı üzerinden yapılır. Bu durumda karşılaştırılan, borçlunun payının değeri ile onun haline münasip bir ev alabileceği tutardır. Haline münasip ev değeri borçlunun ihtiyacına göre belirlendiği için pay oranına bölünemez. Daire 21.04.2026 tarihli kararında, 1/2 payın değerinin 2.500.000 TL, haline münasip ev değerinin 3.120.000 TL olduğu olayda, haline münasip ev değerini pay oranına bölerek satış kararı veren mahkemenin yanıldığını ve haczin kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda 5+1 bir ev için haline münasip değerin yine 5+1 evler üzerinden hesaplanması da eleştirilmiştir. Ölçü, borçlunun oturduğu evin büyüklüğü değil, borçlu ve aile bireylerinin ihtiyacıdır.6
IV. Şikâyet Süresi: Yedi Gün Ne Zaman Başlar?
Meskeniyet iddiası için Kanun'da ayrı bir süre öngörülmemiştir. Bu nedenle İİK m.16/1'deki genel kural uygulanır ve şikâyet, haczin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılır.7 Bu süre çoğu zaman meskeniyet davalarının sonucunu belirler.
Yargıtay'a göre yedi günlük süre hak düşürücüdür ve icra mahkemesi şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını kendiliğinden araştırmak zorundadır. Haciz sırasında hazır bulunmayan borçluya İİK m.103 uyarınca tutanağı incelemesi için davetiye gönderilir. Ancak belirleyici olan haczin öğrenildiği tarihtir; borçlu hacizden davetiyeden önce başka bir yolla haberdar olmuşsa süre o tarihten işler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 02.05.2024 tarihli kararında, kıymet takdiri raporunun 2017'de borçluya tebliğ edilmesiyle borçlunun hacizden haberdar olduğunu kabul etmiştir. Alacak daha sonra bir varlık yönetim şirketine devredilmiş, dosya yenilenmiş ve yeni alacaklının talebiyle borçluya 2020'de 103 davetiyesi gönderilmişti. Daire bu davetiyenin borçluya yeni bir şikâyet hakkı tanımayacağını belirterek şikâyetin süreden reddedilmesi gerektiğine hükmetmiş ve kararı bozmuştur.8
Tebligatın usulüne uygun olması da önemlidir. Takip vekille yürütülüyorsa tebligatın vekile yapılması zorunludur. Yargıtay, vekil varken borçlunun kendisine yapılan 103 davetiyesi tebliğiyle sürenin başlamayacağını ve sürenin vekilin hacizden haberdar olduğu tarihten işleyeceğini kabul etmiştir. Aynı kararda, İİK m.82/1-12'ye dayanan şikâyet için borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerinde geçerli bir haciz bulunması gerektiği de vurgulanmıştır.9
Haciz düşerse tablo değişir. Satış kanuni süre içinde istenmezse haciz kalkar ve alacaklı aynı taşınmazı yeniden haczettirebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 05.02.2025 tarihli kararında, taşınmaz haczinin yenilenmesi diye bir kurum bulunmadığını, aynı takip dosyasından da olsa konulan her haczin yeni bir haciz olduğunu ve borçlunun her hacze karşı yeni bir şikâyet hakkı bulunduğunu kabul etmiştir. Düşmüş hacze ilişkin meskeniyet kararı, yeni haciz bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Olayda 2018'deki hacze ilişkin şikâyette haline münasip ev bedeli 116.000 TL olarak belirlenmişti. Borçlu 2023'teki yeni hacizden sonra bu bedelin yeniden belirlenmesini istedi ve Daire, şikâyetin esastan incelenmesi gerektiğine oy çokluğuyla karar verdi.10 Bu yaklaşım, yıllar önce belirlenmiş ve enflasyon karşısında erimiş bir bedelin yeni haciz tarihindeki değerlerle yeniden belirlenmesine imkân verir.
Kanun, haczin caiz olup olmadığını ilk elden icra memuruna da değerlendirtir. İcra memuru, haczi istenen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebi kabul ya da reddeder.11 Anayasa Mahkemesi'nin 2026 kararında da belirtildiği gibi, evi haczedilen borçlu haciz işlemine karşı, ev haczedilmezse alacaklı da haczetmeme işlemine karşı icra mahkemesine şikâyette bulunabilir.
V. Meskeniyet Hangi Durumlarda İleri Sürülemez?
Bazı hâllerde koruma hiç işlemez. Yargıtay kararlarında üç durum öne çıkar.
Borç evin bedelinden doğmuşsa. İİK m.82/2'ye göre 12. bentteki istisna, borcun bu eşyanın bedelinden doğmaması hâline münhasırdır. Evi satın alıp bedelini ödemeyen borçlu, bu bedel için yapılan takipte meskeniyet iddiasında bulunamaz. Hukuk Genel Kurulu bu kuralı geniş yorumlamıştır. Boşanan eşin evlilik birliği içinde evin alımına yaptığı katkıdan doğan katkı payı alacağını da evin bedelinden doğan borç saymış ve bu alacak için yapılan takipte meskeniyet şikâyetinin kabulünün mümkün olmadığına oy çokluğuyla karar vermiştir.12
Ev borçlunun kendi iradesiyle ipotek edilmişse. Yargıtay'a göre borçlunun serbest iradesiyle kurduğu ipotekler, o ev için sonradan meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller. Mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi sosyal amaçlı kredilerin teminatı olarak zorunlu kurulan ipotekler ise bu sonucu doğurmaz. Haciz tarihinde ipotek konusu borç ödenmişse engel de ortadan kalkar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 15.05.2023 tarihli kararında, bankayla yapılmış ve yapılacak her türlü kredinin teminatı olarak kurulan ve banka yazısına göre riski devam eden bir ipotek bulunan evde meskeniyet şikâyetinin esastan reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.13 Daire 25.02.2025 tarihli kararında, serbest iradeyle kurulan ipoteğin meskeniyet iddiasından önceden vazgeçme anlamı taşıdığını tekrarlamıştır. Ancak ipotek, evin aile konutu olduğu ve eşin rızası alınmadığı gerekçesiyle aile mahkemesince kaldırılmışsa artık meskeniyet şikâyetine engel oluşturmayacağını belirtmiştir.14
Borçlu ölmüşse. Meskeniyet şikâyetinde bulunma hakkı borçlunun şahsına sıkı sıkıya bağlıdır. Şikâyet, iddiada bulunan kişinin ihtiyacı ve evin onun haline münasip olup olmadığı araştırılarak sonuçlandırılır. Bu nedenle yargılama sırasında borçlu ölürse mirasçıları şikâyeti sürdüremez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ilk derece kararından sonra borçlunun öldüğü bir olayda şikâyetin konusu kalmadığını ve vefat eden borçlu yönünden reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir.15
VI. Borçlunun Eşi “Aile Konutu” Diyerek Hacze İtiraz Edebilir mi?
Ev çoğu zaman yalnız borçlunun değil, bütün ailenin yaşadığı yerdir. Bu nedenle borçlunun eşinin, özellikle tapuda aile konutu şerhi varsa, hacze karşı şikâyette bulunup bulunamayacağı sıkça sorulur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin cevabı olumsuzdur. Daireye göre İİK m.82/1-12'den yararlanma hakkı yalnız tapu maliki takip borçlusuna aittir. Evin aile konutu olması ya da eş lehine aile konutu şerhi verilmiş olması, takipte taraf olmayan eşe haczedilmezlik şikâyetinde bulunma imkânı tanımaz. TMK m.194'teki aile konutu koruması da borçlunun borcu nedeniyle yapılan haciz ve satışa engel değildir. Daire bu görüşünü 25.04.2024 ve 06.11.2025 tarihli kararlarında da sürdürmüştür.16
Anayasa Mahkemesi ise farklı düşünmektedir. Emine Göksel kararına konu olayda, eşinin borcu nedeniyle haczedilen ve lehine aile konutu şerhi bulunan evle ilgili başvurucunun meskeniyet şikâyeti dava ehliyeti yokluğundan reddedilmiş, karar Yargıtay'ca onanmıştı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, hacizden doğrudan etkilenecek eşin aile konutuna ilişkin güvencelerden yararlanarak meskeniyet iddiasıyla dava açabilmesi gerektiğini belirtti. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verdi ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti. Kararda, haczedilen ev aile konutu olduğunda “haline münasip ev” kavramının yalnız borçlunun değil, borçlunun ve ailesinin sosyal ve ekonomik durumuna uygun konut olarak anlaşılması gerektiği de vurgulandı.17
Yargıtay'ın yukarıdaki kararları Emine Göksel kararından sonra verilmiştir; yani iki yüksek mahkeme arasındaki ayrılık sürmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 2026 tarihli norm denetimi kararında da haczedilen evin aile konutu olması hâlinde Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerindeki aile hayatına saygı güvencelerinin devreye girdiği tekrarlanmıştır. Yargıtay'ın mevcut tutumu karşısında eşin kendi adına yaptığı şikâyet icra mahkemesinde büyük ihtimalle aktif husumet yokluğundan reddedilecektir; olağan kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu açıktır. Bu nedenle en güvenli yol, yedi günlük süre içinde şikâyetin borçlu eşin kendisi tarafından yapılmasıdır.
VII. Vergi ve SGK Borcunda Ev Korunur mu?
Vergi ve SGK primi gibi kamu alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre takip edilir. Bu Kanun'un 70. maddesinin 11. bendi de borçlunun haline münasip evini haczedilemeyecek mallar arasında sayar. Evin değeri fazlaysa, bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktar borçluya bırakılmak üzere ev haczedilerek satılabilir.18 II. bölümde aktarılan Hukuk Genel Kurulu kararı da SGK'nın prim alacağı için konulan hacze ilişkindir ve haline münasip ev ölçütleri orada da aynen uygulanmıştır. O olayda haczin kaldırılması davası iş mahkemesinde görülmüştür. Kamu alacağında başvurulacak yargı yolu ve süre alacağın türüne göre değiştiği için bu noktalar ayrıca kontrol edilmelidir.
VIII. Anayasa Mahkemesi 2026: Kural Anayasa'ya Uygun, Evi Olmayana Koruma Yok
Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesi, önündeki bir haczedilmezlik şikâyetinde kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak itiraz yoluna başvurdu. Mahkemeye göre kural yalnız evi olan borçluyu koruyor; parası, işyeri ya da arsası haczedilen ama evi olmayan borçluya haline münasip bir ev alacak kadar para bırakılmasına imkân tanımıyordu. Bu da evi olan ve olmayan borçlular arasında eşitsizlik yaratıyordu.
Anayasa Mahkemesi kuralı Anayasa'nın 5., 20., 35. ve 41. maddeleri yönünden inceledi. Karara göre icra takibinde alacaklının mülkiyet hakkı ile borçlunun mülkiyet, özel hayata ve aile hayatına saygı hakları çatışır. Kanun koyucu bu çatışmada borçlunun barınma hakkına üstünlük tanımıştır. Bu tercih, barınmanın bireyin temel ihtiyaçlarından biri olduğunu ve barınma imkânından yoksun kalmanın borçlu üzerindeki ciddi etkisini gözetir. Bununla birlikte alacaklının hakkı tamamen işlevsiz bırakılmamıştır. Hem borçlu hem alacaklı şikâyet yoluyla evin niteliğini tartıştırabilir. Ev borçlunun ihtiyacından değerliyse satılır ve haline münasip ev bedelini aşan kısım alacaklıya ödenir. Mahkeme bu nedenle tarafların çatışan menfaatleri arasında makul dengenin kurulduğu sonucuna vardı.
Evi olmayan borçlu bakımından ise Mahkeme, kanun koyucunun haciz anındaki durumu esas almasını takdir yetkisi içinde gördü. Kuralın, borçlunun haciz sırasında barınma ihtiyacını karşıladığı konutu koruduğunu, henüz edinilmemiş bir konutun bedelini kapsamadığını belirtti. Borçlunun temel ihtiyaçlarının İİK m.82'deki diğer haczedilmezlik hâlleriyle ve maaş haczini sınırlayan m.83 ile de gözetildiğini hatırlattı. Maaş haczinde borçlu ve ailesinin geçimi için bırakılacak miktar hesaplanırken barınabilecekleri bir konutun kirasının da gözetilmesi gerektiğini belirtti. Sonuç olarak kural Anayasa'ya aykırı bulunmadı ve itiraz oybirliğiyle reddedildi.19
Sonuç: Evi Haczedilen Borçlu Neye Dikkat Etmeli?
İİK m.82/1-12 borçluya bir barınma güvencesi verir, ama bu güvence evin kendisini değil, haline uygun bir evin bedelini korur. Anayasa Mahkemesi'nin 2026 kararıyla kuralın anayasal zemini de netleşmiştir. Uygulamada sonuç çoğunlukla birkaç noktaya bağlıdır.
İlk olarak süre kaçırılmamalıdır. Şikâyet, haczin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. Kıymet takdiri raporunun tebliği gibi işlemler de öğrenme sayılabileceğinden, dosyadaki tebligat tarihleri dikkatle incelenmelidir. İkinci olarak borçlunun ve birlikte yaşadığı aile bireylerinin durumu belgelenmelidir. Gelir, aile fertlerinin sayısı ve bakmakla yükümlü olunan kişiler, haline münasip ev bedelini doğrudan etkiler. Üçüncü olarak tapu kaydındaki ipotek ve borcun kaynağı kontrol edilmelidir. Genel kredi ipoteği ya da evin bedelinden doğan bir borç, şikâyeti baştan sonuçsuz bırakabilir. Son olarak, borçlunun eşinin kendi adına yapacağı şikâyet Yargıtay uygulamasında dinlenmemektedir; şikâyetin süresi içinde borçlunun kendisi tarafından yapılması gerekir.
Alacaklı açısından da tablo nettir. Ev borçlunun ihtiyacını aşan değerdeyse satış istenebilir. Ancak satış, mahkemenin belirlediği haline münasip ev bedelinin altında yapılamaz ve bu bedel borçluya ödendikten sonra kalan kısım alacaklıya ödenir.
Dipnotlar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.82/1-12 ve m.82/3 (6352 sayılı Kanun ile değişik ve eklenen hükümler).
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/275, K.2026/83, T. 16.04.2026 (R.G. 06.08.2026, S. 33332) — İİK m.82/1-12'nin Anayasa'ya aykırı olmadığı; itirazın reddi (oybirliği).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2018/543, K.2020/325, T. 02.06.2020 — 6183 sayılı Kanun m.70/11 kapsamında haline münasip evin ölçütleri ve “aile” kavramı; direnme kararının onanması (oy çokluğu).
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/1243, K.2024/6097, T. 11.06.2024 — daha mütevazı semtlerdeki evlerin esas alınması; değerlerin haciz tarihine göre belirlenmesi; bölge adliye mahkemesi kararının bozulması.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2026/557, K.2026/3081, T. 05.05.2026 — haczin kaldırılması ve satış formülü; keşif tarihli değerlere dayanan raporun hükme elverişsizliği; bozma.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2026/7, K.2026/2650, T. 21.04.2026 — paylı taşınmazda meskeniyet; haline münasip ev değerinin pay oranına bölünemeyeceği; bozma.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.16/1.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2023/7042, K.2024/4280, T. 02.05.2024 — yedi günlük sürenin hak düşürücü niteliği; kıymet takdiri raporunun tebliğiyle öğrenme; sonradan gönderilen 103 davetiyesinin yeni şikâyet hakkı tanımaması.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2022/9245, K.2023/2112, T. 28.03.2023 — vekil varken asile yapılan 103 davetiyesi tebliğinin süreyi başlatmaması; geçerli haciz şartı.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.106 ve m.110; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/6850, K.2025/734, T. 05.02.2025 — her haczin yeni haciz olması; düşmüş hacze ilişkin kararın kesin hüküm oluşturmaması (oy çokluğu).
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.82/4 (6352 sayılı Kanun ile eklenen fıkra).
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.82/2; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/2151, K.2015/1019, T. 13.03.2015 — katkı payı alacağının evin bedelinden doğan borç sayılması (oy çokluğu).
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2022/10882, K.2023/3375, T. 15.05.2023 — zorunlu ipotek ile serbest iradeyle kurulan ipotek ayrımı; şikâyetin esastan reddi gerektiği; bozma.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/237, K.2025/1639, T. 25.02.2025 — aile konutu nedeniyle aile mahkemesince kaldırılan ipoteğin meskeniyet şikâyetine engel olmaması; bozma.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2022/8342, K.2023/1349, T. 02.03.2023 — meskeniyet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlılığı; borçlunun ölümüyle şikâyetin konusuz kalması.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/1717, K.2024/3896, T. 25.04.2024 ve E.2025/4360, K.2025/7203, T. 06.11.2025 — takipte taraf olmayan eşin, aile konutu şerhi bulunsa dahi meskeniyet şikâyetinde bulunamaması.
- Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), Emine Göksel, B. No: 2016/10454, T. 12.12.2019 (R.G. 08.04.2020, S. 31093) — eşin şikâyetinin dava ehliyeti yokluğundan reddi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlali (oy çokluğu).
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.70/11.
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/275, K.2026/83, T. 16.04.2026, §§ 12, 25-41 ve hüküm fıkrası.
Kaynakça
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/275, K.2026/83, T. 16.04.2026 (R.G. 06.08.2026, S. 33332).
- Anayasa Mahkemesi (Genel Kurul), Emine Göksel, B. No: 2016/10454, T. 12.12.2019 (R.G. 08.04.2020, S. 31093).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2018/543, K.2020/325, T. 02.06.2020.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/2151, K.2015/1019, T. 13.03.2015.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2026/557, K.2026/3081, T. 05.05.2026.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2026/7, K.2026/2650, T. 21.04.2026.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/4360, K.2025/7203, T. 06.11.2025.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/237, K.2025/1639, T. 25.02.2025.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/6850, K.2025/734, T. 05.02.2025.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/1243, K.2024/6097, T. 11.06.2024.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2023/7042, K.2024/4280, T. 02.05.2024.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/1717, K.2024/3896, T. 25.04.2024.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2022/10882, K.2023/3375, T. 15.05.2023.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2022/9245, K.2023/2112, T. 28.03.2023.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2022/8342, K.2023/1349, T. 02.03.2023.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.16, m.82, m.103, m.106, m.110; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.70; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.194.