I. Kararın Kimliği ve Arka Plan
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 20.1.2023 tarihinde (E.2021/2, K.2023/1) oy çokluğuyla şu hükmü kurdu: "Rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamaz."
İçtihat ayrılığının anatomisi dikkat çekicidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2016 yılına kadar "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" her iki takibin eş zamanlı yapılabileceğini kabul etmekteydi. 2016-2019 yılları arasında verilen bir dizi kararla bu tutumdan dönüldü ve tercih hakkının kullanılmasıyla ikinci takibin mümkün olmadığı benimsendi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kapatılan 13. ve 19. Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu (1995 tarihli karar) ise geleneksel çizgide ısrar ederek eş zamanlı takibi "tahsilde tekerrür kaydı" koşuluyla kabul etmeye devam etti. Böylece 12. Hukuk Dairesi'nin kendi önceki kararlarından ve diğer dairelerin kararlarından ayrışması içtihadı birleştirme taleplerini doğurdu.1
Pratik arka planı şudur: Bankalarda ve ticari ilişkilerde sıkça karşılaşılan bir yapı söz konusudur. Alacaklı hem bir taşınmaz üzerinde ipotek (veya taşınır rehni) almakta, hem de aynı alacak için bono, poliçe veya çek almaktadır. Borç ödenmediğinde alacaklı dilerse rehnin paraya çevrilmesi yoluna, dilerse kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurabilmektedir. Sorun, bu iki yola aynı anda başvurulup başvurulamayacağında düğümlenmektedir.
II. Temel Yasal Çerçeve: İİK m.45 ve m.167
İİK m.45/1 "önce rehne müracaat zorunluluğu" kuralını düzenlemektedir: rehinle temin edilmiş bir alacak için alacaklı kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmak zorundadır; haciz veya iflas yoluna doğrudan gidemez. Bu kural hem emredici hem kamu düzenine ilişkin olup, aykırılık hâlinde süresiz şikâyet yoluna başvurularak takibin iptali istenebilir.
Ancak İİK m.45/3, "poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167 nci madde hükmünün mahfuz" olduğunu belirtmektedir. İİK m.167/1 ise kambiyo senedine dayanan alacaklının, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapabileceğini açıkça düzenlemektedir. Yani kambiyo senedi varlığı, "önce rehne müracaat zorunluluğunu" bertaraf etmekte; alacaklıya bu iki yol arasında bir tercih hakkı tanımaktadır.2
İşte bu hükümler, iki farklı yoruma kapı aralamaktadır. Eski görüş: m.167 önce rehne müracaat zorunluluğunu tamamen kaldırmaktadır; alacaklı iki yoldan birini seçebileceği gibi "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" her ikisine de aynı anda başvurabilir. Yeni görüş (İBGK kararı): m.167 alacaklıya bir tercih hakkı tanır; bu hak kullanılmakla tükenir ve seçim yapıldıktan sonra diğer yola artık başvurulamaz.
III. İBGK'nın Gerekçesi
Genel Kurul, yasak için birbirine kenetlenen üç gerekçe ortaya koymuştur.
1. Derdestlik ve mükerrerlik: Aynı alacak için aynı taraflar arasında iki ayrı takip başlatılması icra takibinde derdestlik (mükerrerlik) oluşturmaktadır. Takip türleri farklı olsa da alacak aynı hukuki ilişkiden doğduğundan ikinci takip mükerrer niteliktedir. Derdest bir takip karşısında aynı alacak için ikinci bir takip başlatmak korunmaya değer bir hukuki yarar içermemekte; aksine dürüstlük kuralına (TMK m.2) aykırılık oluşturmaktadır.
2. Menfaatler dengesi ve borçlunun korunması: Geçici rehin açığı belgesi henüz düzenlenmemişken, yani ipotek veya rehnin alacağı karşılamaya yetmeyeceği ortaya çıkmamışken, borçlunun rehin verdiği mal dışındaki diğer malvarlığı unsurlarına da aynı anda haciz konulması borçlu için aşırı bir yük oluşturmaktadır. Bu durum hem diğer alacaklıların zararına borçlunun malvarlığını daraltmakta hem de Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkı, insan onuru ve ölçülülük ilkeleriyle çelişmektedir.3
3. Usul ekonomisi: Aynı alacak için ikinci bir takibin başlatılması borçluyu fazladan icra takip masraflarına ve icra vekâlet ücretine katlanmak zorunda bırakmaktadır. Anayasa m.141/4 uyarınca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir; bu ilke icra takiplerinde de geçerlidir. Cebri icranın amacı alacağı tahsil etmek olup, borçluyu cezalandırmak değildir.
Genel Kurul ayrıca alacaklının hakkını koruduğunu da vurgulamıştır: alacaklı tercih hakkını kullanarak seçtiği takip yolunda alacağını karşılayamazsa, ikinci takibin iptali üzerine ilgili takip prosedürü içerisinde diğer yola başvurabilecektir. Kambiyo senedinin zamanaşımı ihtimalini göz önünde tutan alacaklı, hangi yola önce gideceğini serbestçe belirleyebilir; bu tercih hakkı Kanun tarafından alacaklıya bırakılmıştır.
IV. Doktrindeki Ayrışma
Kararın dikkat çekici yanlarından biri, bu konuda öğretinin de ikiye bölünmüş olmasıdır. İBGK kararı, öğretideki azınlık görüşünü benimseyerek çoğunlukla benimsenen uygulamayı tersine çevirmiştir.
Yasağa karşı çıkan çoğunluk görüşünün (Baki Kuru'nun önceki dönem değerlendirmeleri dışında) temsilcileri Bilge, Helvacı ve Tunç Yücel'dir. Bu görüşe göre m.167, m.45'e tam bir istisna getirmiş; alacaklı iki yoldan birine ya da "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" her ikisine aynı anda başvurabilir. "Tahsilde tekerrür" kaydı, aynı alacağın iki kez tahsil edilmesini engeller; ancak iki ayrı takip kanalını kapatmaz.4
İBGK'nın benimsediği yasak görüşünün temsilcileri ise Baki Kuru (sonraki dönem değerlendirmeleri), Postacıoğlu/Altay, Görgün/Börü/Kodakoğlu, Budak ve Kılınç'tır. Bu görüşe göre m.45 ve m.167 alacaklıya seçimlik bir hak tanımakta; bu hak kullanılmakla tükenmektedir. Menfaatler dengesi ve takip ekonomisi bunu gerektirmektedir.
İsviçre hukukuyla karşılaştırıldığında önemli bir fark ortaya çıkmaktadır: İsviçre icra hukukunda (SchKG Art. 41/2 ve Art. 177) kambiyo senetlerine mahsus takip yalnızca iflas yoluyla yapılabildiğinden, iflasa tabi olmayan borçluya karşı bu seçim hakkı kullanılamaz; yani sorun İsviçre hukukunda pratikte ortaya çıkmamaktadır. Türk hukuku kambiyo senetlerine mahsus hem haciz hem iflas yolunu tanıdığından mesele çok daha geniş bir uygulama alanı bulmaktadır.
V. Kararın Bağladığı Alan ve Pratik Sonuçlar
İBGK kararı, Yargıtay dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlamaktadır. Uygulamaya yansıyan pratik sonuçlar şunlardır:
Yasağın kapsamı: Aynı alacak için hem rehnin paraya çevrilmesi yolu hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile aynı anda takip başlatılamaz. "Tahsilde tekerrür olmamak" kaydı bu yasağı ortadan kaldırmaz; kamu düzenine ilişkin olduğundan süresiz şikâyete tabidir.
Tercih hakkının önemi: Alacaklı, iki takip yolundan birini seçmek bakımından serbesttir. Kambiyo senedinin zamanaşımı süresini (bono ve poliçe için 3 yıl, çek için 1 yıl) göz önünde tutarak hangi yola önce başvuracağını belirlemesi kritik öneme sahiptir. Zamanaşımı riski taşıyan senette kambiyo takibini öne almak mantıklı tercih olabilir.
Şikayet yolu: İkinci takibin başlatılması hâlinde borçlu icra mahkemesine başvurarak mükerrer takibin iptalini isteyebilir. Bu şikayet süresiz olup kamu düzeniyle ilgilidir. İcra mahkemesi yalnızca ikinci takibi iptal eder; rehin hakkının veya kambiyo senedinin iptali söz konusu değildir.
Geçici rehin açığı belgesi sonrası durum: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucunda satış bedeli alacağı karşılamaya yetmezse, alacaklı rehin açığı belgesiyle kalan alacağı için haciz (veya iflas) yoluna gidebilir. Bu durum yasak kapsamında değildir; zira artık tek takip sürmekte, o takibin devamı olarak ek tedbir alınmaktadır.5
İpotek ve taşınır rehni ayrımı: Kararın başlığı "rehin" ibaresi içermektedir. İİK m.23 uyarınca "rehin" hem ipoteği (taşınmaz rehni) hem taşınır rehnini kapsamaktadır. Dolayısıyla kararın bağlayıcılığı ipotek-kambiyo senedi kombinasyonunun yanı sıra taşınır rehni-kambiyo senedi kombinasyonunu da kapsamaktadır.
VI. Sonuç
İBGK E.2021/2, K.2023/1 kararı, onlarca yıl kabul görmüş "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" formülünü işlevsiz kılmıştır. Artık bu kaydın takip talebine eklenmesi, eş zamanlı iki takibi hukuken geçerli kılmamaktadır.
Kararın pratik etkisi, alacaklının stratejik karar alma sürecini daha da önemli hâle getirmesidir. Banka ve finans kuruluşları başta olmak üzere hem kambiyo senedi hem rehin alan alacaklıların, takip başlatmadan önce hangi yola önce gideceğini zamanaşımı, teminatın yeterliliği ve borçlunun malvarlığı durumunu göz önünde tutarak belirlemesi gerekmektedir. İkinci yola ancak birincisi sonuçlandıktan (ya da alacağı karşılamaya yetmediği anlaşıldıktan) sonra başvurulabilecektir.
Muhalefet şerhleri, "tahsilde tekerrür" kaydının zaten çifte tahsili engellediğini ve alacaklıya iki kanalı açık tutmanın borçlu açısından anayasal hakları ihlal etmediğini savunmuştur. Bu argümanlar öğretide tartışılmaya devam etmekle birlikte, bağlayıcı içtihat artık yasak yönünde kesinleşmiştir.
Dipnotlar
- 12. HD'nin görüş değiştiren kararlarına örnek: 16.01.2019, E.2018/9112, K.2019/337 (oy çokluğuyla). Eski uygulamayı sürdüren kararlar: HGK 07.06.1995, E.1995/12-409, K.1995/592; 11. HD 28.09.2015, E.2015/9983, K.2015/9507; (kapatılan) 19. HD 20.09.2017, E.2016/14244, K.2017/6108.
- İİK m.45/3'ün m.167/1'e atfı nedeniyle 167. maddenin "alacak rehinle temin edilmiş olsa bile" ibaresi teknik olarak bir tekrardır. Maddenin asıl işlevi, kambiyo senedi bulunan alacaklıya "önce rehne müracaat zorunluluğunu" kaldıran bir istisna sağlamaktır.
- Anayasa Mahkemesi'nin 22.04.2015 tarihli, E.2015/28, K.2015/42 sayılı kararında da vurgulanan ilke: cebri icra borçluyu cezalandırmak değil alacağı tahsil etmek için var olup borç ilişkisinin her iki tarafı açısından ölçülü olmalıdır.
- Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, C.3, s.2384-2387 (eski dönem); Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.B., Ankara, 2013, s.986 (yeni dönem — yasak yönünde); Helvacı, Mehmet: İÜHFM C.LXXI, 2013, S.2, s.168; Tunç Yücel, Müjgan: Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takibi, İstanbul, 2010, s.135-136.
- İİK m.150/f (geçici rehin açığı belgesi) ve m.152 (kesin rehin açığı belgesi) hükümleri bu aşama için belirleyicidir. Açık belge alındıktan sonra yapılan haciz takibi yeni ve bağımsız bir takip değil, rehin takibinin devamı niteliğindedir.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E.2021/2, K.2023/1, T.20.1.2023 — Oy çokluğuyla