I. Aidat Borcu Nasıl Tahsil Edilir?
Apartman veya site yönetimlerinin en sık karşılaştığı sorunlardan biri, aidat (ortak gider) borcunu ödemeyen kat malikinden alacağın nasıl tahsil edileceğidir. Uygulamada bu konuda üç yanlış kanı sıkça karşımıza çıkar: kat malikleri kurulunun her borçlu için ayrı bir "icraya verme kararı" alması gerektiği, aidat borcunun doğrudan ilamlı icraya konu edilebileceği ve gecikme tazminatının borcun vadesinden itibaren otomatik işlediği. Bu üç kanı da, güncel Yargıtay içtihadı karşısında ya yanlış ya da eksiktir.
Bu makalede, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daire kararları ışığında, kat mülkiyetinde aidat borcu nedeniyle icra takibinin hangi yolla, kimin tarafından ve hangi koşullarla başlatılabileceği ele alınmaktadır.
II. Aidat Payı Nasıl Hesaplanır?
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesine göre her kat maliki, kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine eşit olarak; anagayrimenkulün sigorta primi, ortak yerlerin bakım-onarım giderleri, yönetici aylığı gibi diğer giderlere ise arsa payı oranında katılmakla yükümlüdür. Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından dava açılabilir veya icra takibi yapılabilir; ödemede geciken kat maliki, geciktiği günler için aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür1. Kanun'un 35. maddesinin (i) bendi ise, kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılmasını, ayrıca bir kat malikleri kurulu kararına ihtiyaç duyulmaksızın, doğrudan yöneticinin görevleri arasında saymaktadır2.
III. İcra Takibi İçin Kurul Kararı Şart mı?
Uygulamada yöneticiler, aidat borçlusu hakkında icra takibi başlatabilmek için önce kat malikleri kurulundan "icraya verme kararı" almaları gerektiğini düşünür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu konuyu açıkça netleştirmiştir: Kanun'un 35. maddesinin (i) bendine göre, kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı icra takibi yapılması ve dava açılması görevinin yerine getirilmesi için ayrıca bir kat malikleri kurulu kararı alınmasına gerek yoktur. Bu yetki, ortak giderler ve bunlarla ilgili avanslar gibi salt parasal borç ve yükümlülükler bakımından geçerlidir; buna karşılık ortak yerlere tecavüz veya projeye aykırı değişiklikler gibi kat maliklerinin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren hususlarda yöneticinin kurul kararı olmaksızın icra takibi yapma veya dava açma yetkisi bulunmamaktadır3. Diğer bir deyişle, salt aidat/ortak gider alacağı söz konusu olduğunda yönetici, hiçbir kurul kararına dayanmaksızın, yalnızca yöneticilik sıfatına dayanarak icra takibi başlatabilir ve itiraz hâlinde itirazın iptali davası açabilir.
IV. Hangi Takip Yolu İzlenmeli?
Aidat borcu, kat malikleri kurulu kararında yazılı olsa dahi, İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi anlamında "imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senet" ya da "resmî dairelerin yetkileri dahilinde usulüne göre verdikleri bir belge" niteliğinde değildir4. Bu nedenle aidat alacağı için doğrudan ilamlı icra yoluna gidilemez; alacaklı (yönetici veya diğer kat maliklerinden biri), genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatır. Borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederse takip kendiliğinden durur ve alacaklının bu itirazı ortadan kaldırması için ya icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemesi (bu ancak m.68'deki belgelerden birine dayanılıyorsa mümkündür) ya da genel mahkemede itirazın iptali davası açması gerekir. Aidat alacağında kural olarak ikinci yol, yani itirazın iptali davası işletilir.
Bu davada, kat malikleri kurulu kararının kendisi doğrudan bir icra unvanı oluşturmasa da güçlü bir delildir: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, ortak gider kararına (güçlendirme katkı bedeli) karşı süresinde iptal davası açmayan ve karara itiraz etmeyen kat malikinin, bu kararla bağlı olduğu ve itirazın iptali davasında borcunu ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle aleyhine sonuçlanan bir itirazın iptali kararı onanmıştır5. Yani kat malikleri kurulu kararına süresinde itiraz etmemiş veya kararın iptali için dava açmamış bir kat maliki, sonradan açılan itirazın iptali davasında bu kararın içeriğine karşı çıkma şansını büyük ölçüde yitirmektedir.
V. Gecikme Tazminatı Ne Zaman İşlemeye Başlar?
Kanun'un 20. maddesine göre gider veya avans payının tamamını ödemeyen kat maliki, ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı öder6. Yargıtay bu tazminatın başlangıç gününün açıkça saptanmasını ister ve bunu kat malikinin borcu öğrendiği ana bağlar: ortak giderin dayanağı olan kat malikleri kurulu kararına kat maliki katılmışsa karar tarihi, katılmamışsa kararın kendisine tebliğ edildiği ya da borcunu başka bir biçimde öğrendiği tarih, bunlar da yoksa icra takibindeki ödeme emrinin tebliğ tarihi esas alınır. Borcun öğrenildiği gün araştırılmadan, borcun ait olduğu aydan itibaren gecikme tazminatı hesaplanması bozma sebebidir7. Pratik sonuç: yönetim, aidat kararını toplantıya katılmayan kat malikine bildirmemişse ve borcun başka yolla öğrenildiği de gösterilemiyorsa, gecikme tazminatı ancak ödeme emrinin tebliğinden itibaren işler. Bu yüzden kurul kararının toplantıya katılmayan kat maliklerine yazılı olarak bildirilmesi önemlidir.
Gecikme tazminatının itirazın iptali kararında da açıkça hüküm altına alınması gerekir. Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir olayda site yönetimi aidat alacağını takip sonrası için aylık gecikme tazminatıyla birlikte istemiş, itirazın iptali kararı ise yalnız "asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine" demişti. HGK'ya göre icra dairesi ilamın hüküm fıkrasıyla bağlıdır ve onu yorumlayarak gecikme tazminatı hesaplayamaz; böyle bir kararla takip sonrası için gecikme tazminatı istenemez. Somut olayda borçlu yasal faizi ödemeye hazır olduğunu beyan ettiğinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğine oy çokluğuyla karar verilmiştir8.
VI. Bağımsız Bölümde Kiracı Oturuyorsa: Kiracı da Sorumlu mu?
Aidatı ödemeyen kat maliki değil de bağımsız bölümde oturan kiracıysa, yönetimin takibi yalnızca malike yöneltmesi gerekmez. Kanun'un 22. maddesine göre, kat malikinin m.20 uyarınca payına düşen gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümde kira sözleşmesine veya başka bir sebeple devamlı biçimde faydalanan kişi (kiracı, oturma hakkı sahibi vb.) de kat malikiyle müteselsilen sorumludur9. Ancak bu sorumluluk sınırsız değildir: kiracının sorumluluğu, kiralayana (kat malikine) ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlıdır ve kiracının bu şekilde ortak gidere yaptığı ödeme, kira borcundan mahsup edilir. Yargıtay (kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, ilk derece mahkemesinin ortak gider ve avans borcunun hem kat malikinden hem kiracıdan müteselsilen tahsiline karar vermesini isabetli bulmuş, ancak hükme kiracının sorumluluğunun ödediği kira miktarıyla sınırlı olduğu ibaresinin eklenmesi gerektiğini belirterek kararı bu şekilde düzelterek onamıştır10.
Takip yalnızca kiracıya karşı da açılabilir. Müteselsil sorumluluğun doğal sonucu olarak, kanunda alacaklının (yöneticinin) borcu önce malikten, sonra kiracıdan istemesi gibi bir sıra gözetilmez; alacaklı dilerse yalnızca malike, dilerse yalnızca kiracıya, dilerse her ikisine birden yönelebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararına konu olayda, iş hanı yönetimi ödenmeyen aidat ve ortak giderler için doğrudan yalnızca kiracı hakkında icra takibi başlatmış, kiracının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davası mahkemece esastan incelenmiş (kiracının husumet itirazı kabul görmemiş) ve kiracının borcunu ödediğini ispatlayamadığı kısım yönünden dava kısmen kabul edilmiştir11. Yani yönetimin, malike hiç başvurmadan doğrudan kiracıyı icra takibine muhatap kılması usulen mümkündür.
Ancak bu yetkinin önemli bir zaman sınırı vardır: kiracının ortak gider borcundan sorumluluğu, yalnızca kiracılık sıfatının devam ettiği süreyle sınırlıdır. Yargıtay (kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, bağımsız bölümü icra takibinden ve dava açılmadan önce boşaltarak kiracılık sıfatı sona ermiş olan bir kişi hakkında yöneticinin yine de icra takibi ve itirazın iptali davası açtığı bir olayda, kiracılık sıfatı sona erdikten sonra artık bu kişiye karşı husumet yöneltilemeyeceğine, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğine hükmedilmiştir12. Dolayısıyla yönetimin kiracıya karşı takip başlatabilmesi için, borcun ait olduğu dönemde kişinin gerçekten kiracı sıfatını taşıyor olması yeterli değildir; icra takibinin başlatıldığı veya davanın açıldığı tarihte de kiracılık ilişkisinin (mümkünse) hâlâ devam ediyor olması, aksi hâlde en azından yöneticinin bu hususu ispatlayabilecek belgelere (tahliye tarihi, tapu/kira kaydı) sahip olması önem taşır — aksi hâlde kiracı taraf, yalnızca sıfatının sona erdiğini ileri sürerek takibi husumetten düşürebilir.
Bir başka sınırlama, alt kiracı hâlinde ortaya çıkar. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin bir kararına konu olayda, yönetim ortak gider alacağının tamamı için doğrudan alt kiracı (asıl kiracıdan kiralayan ikinci kiracı) hakkında icra takibi başlatmış ve itirazın iptali davası açmıştır. Daire, davalının alt kiracı olduğunu, asıl kiracının ise ayrı bir şirket olduğunu tespit ederek, kat malikinin ve asıl kiracının da davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlanması, kira sözleşmesinin süresi ve kira miktarının incelenmesi, ayrıca kat maliki, kiracı ve alt kiracının sorumlu olduğu miktarların ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğine hükmederek kararı bozmuştur13. Yani zincirleme bir kiralama ilişkisinde takip, zincirdeki herkesi atlayıp doğrudan en alttaki alt kiracıya yöneltilemez; kat maliki ve aradaki asıl kiracının da davaya/takibe dahil edilmesi ve her birinin sorumluluk payının ayrıca tespiti gerekir.
Son olarak şu ayrım gözden kaçırılmamalıdır: Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen kanuni ipotek güvencesi yalnızca kat malikinin bağımsız bölümü üzerine tesis edilebilir; kiracının kişisel malvarlığı veya kiracılık hakkı üzerinde böyle bir ayni güvenceden söz edilemez. Kiracıya yönelik takip, her zaman kişisel (adi) bir alacak takibi niteliğindedir ve kira miktarıyla sınırlıdır — bu da uygulamada, tahsilat garantisi açısından malike yönelmenin (özellikle ipotek tescili yoluyla) genellikle daha güçlü bir seçenek olduğu, kiracıya yönelmenin ise hızlı fakat sınırlı bir tamamlayıcı yol olduğu anlamına gelir.
Sonuç
Kat mülkiyetinde aidat borcu nedeniyle icra takibi, göründüğünden daha fazla usul inceliği barındırır: yönetici, salt parasal ortak gider alacağı için ayrıca bir kurul kararına ihtiyaç duymadan doğrudan icra takibi başlatabilir; ancak bu takip İİK m.68 anlamında bir belgeye dayanmadığından ilamsız yoldan yürütülür ve itiraz hâlinde itirazın iptali davası açılması gerekir. Kat malikleri kurulu kararına süresinde itiraz etmeyen borçlu, sonraki davada bu kararın içeriğine karşı çıkma imkânını büyük ölçüde kaybeder. Gecikme tazminatı kat malikinin borcu öğrendiği günden işler; kurul kararına katılmayan malike karar bildirilmemiş ve borcu başka yolla öğrendiği de gösterilemiyorsa tazminat ancak ödeme emrinin tebliğinden itibaren istenebilir. Tazminatın itirazın iptali kararında da ayrıca hüküm altına alınması gerekir. Son olarak, bağımsız bölümde bir kiracı oturuyorsa, yönetim takibi hem malike hem kiracıya yöneltebilir; ne var ki kiracının sorumluluğu her zaman ödemekle yükümlü olduğu kira miktarıyla sınırlıdır.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.20.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.35/i.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/1998 K.2021/746 T.10.06.2021.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.68.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2017/4386 K.2017/6683 T.21.09.2017.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.20/2.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2017/10669 K.2019/1326 T.28.02.2019.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/270 K.2020/653 T.22.09.2020.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.22/1.
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2013/9130 K.2013/10378 T.13.06.2013.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2021/7169 K.2021/11952 T.24.11.2021.
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2008/6189 K.2008/448 T.23.06.2008.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2017/1250 K.2018/459 T.24.01.2018.
- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, m.20, m.35.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m.67, m.68.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.117.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/1998 K.2021/746, T.10.06.2021 — yöneticinin salt parasal ortak gider alacakları için kurul kararı olmaksızın icra takibi/dava açma yetkisi.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2017/4386 K.2017/6683, T.21.09.2017 — kurul kararına süresinde itiraz etmeyen kat malikinin bağlılığı, itirazın iptali davasının kabulü.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/270 K.2020/653, T.22.09.2020 — itirazın iptali ilamında hüküm altına alınmayan gecikme tazminatının icra dairesince hesaplanamaması (oy çokluğu).
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2017/10669 K.2019/1326, T.28.02.2019 — gecikme tazminatının başlangıcı: karar tarihi, tebliğ/öğrenme tarihi ya da ödeme emrinin tebliği.
- Yargıtay (kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, E.2013/9130 K.2013/10378, T.13.06.2013 — kiracının ortak gider borcundan kira miktarıyla sınırlı müteselsil sorumluluğu.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2021/7169 K.2021/11952, T.24.11.2021 — takibin doğrudan yalnızca kiracıya karşı açılabilmesi.
- Yargıtay (kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, E.2008/6189 K.2008/448, T.23.06.2008 — kiracılık sıfatı sona erdikten sonra husumet yöneltilememesi.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E.2017/1250 K.2018/459, T.24.01.2018 — alt kiracı hâlinde kat maliki ve asıl kiracının davaya dahil edilmesi zorunluluğu.