I. Zorunlu Arabuluculuğun Kapsamı Neden Sürekli Genişliyor?
2012 tarihli 6325 sayılı Kanun, arabuluculuğu yalnızca ihtiyari bir yol olarak tanıtmıştı. Ancak 2018'de 7155 sayılı Kanun'la iş hukuku alacak/tazminat davaları ve belirli ticari davalar için "dava şartı olarak arabuluculuk" kurumu getirildi (6325 sayılı Kanun m.18/A, TTK m.5/A). 2023'te ise 7445 sayılı Kanun'la kapsam bir kez daha genişledi: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır/taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar da bu şarta tabi kılındı (6325 sayılı Kanun m.18/B).1 Bugün gelinen noktada, bir avukatın günlük pratiğinde karşılaştığı dava türlerinin büyük çoğunluğu — kira tespiti hariç kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, işçi alacakları, ticari alacaklar — dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılıyor. Ancak dava şartının "yerine getirilip getirilmediği" sorusu, göründüğünden çok daha fazla ayrıntı barındırıyor; Hukuk Genel Kurulu'nun 2023-2026 arasındaki kararları bu ayrıntıların en az dördünü netleştirmiştir.
II. Görevsizlik Kararından Sonra Arabulucuya Ne Zaman Başvurulmalı?
Sık karşılaşılan bir hata: dava yanlış mahkemede (örneğin asliye hukuk mahkemesinde, oysa uyuşmazlık iş mahkemesinin görevine giriyorsa) açılır, mahkeme görevsizlik kararı verir ve dosya doğru mahkemeye gönderilir. Peki arabuluculuk başvurusu bu süreçte hangi anda yapılmalıdır? Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen bir olayda, davacı vekili, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı kesinleştikten sonra ama dosya henüz görevli iş mahkemesinin esasına kaydedilmeden önce arabulucuya başvurmuş ve süreci tamamlatmıştır. Yerel mahkeme, arabuluculuğun dava açılmadan önce değil "dava açıldıktan sonra" yapıldığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden ret vermişti. HGK bu görüşü bozarak, 7036 sayılı Kanun'un amacı ve hak arama hürriyetinin bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı gözetildiğinde, görevli mahkemenin esasına kayıttan önce tamamlanan bir arabuluculuk sürecinin dava şartını yerine getirdiğinin kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir; aksi yorum, usul ekonomisine de aykırı olurdu.2 Pratik sonuç: görevsizlik kararı kesinleştiğinde, dosya yeni mahkemenin esasına kaydolmadan arabulucuya başvurmak, süreci baştan tekrarlamaktan daha güvenlidir.
III. Davaların Yığılmasında Her Talep İçin Ayrı Değerlendirme
Bir dava dilekçesinde birden fazla talep birlikte ileri sürüldüğünde (davaların yığılması, HMK m.110), bunlardan yalnızca biri arabuluculuk dava şartına tabi olabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun incelediği bir olayda davacılar, şirketin genel kurul kararlarının butlanı/iptali talebini, şirket yöneticilerine yönelik yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat talebiyle birlikte ileri sürmüştür. Genel kurul kararının iptali talebi arabuluculuğa tabi değilken, TTK m.5/A kapsamındaki tazminat talebi için arabulucuya başvurulmamıştır. Davacı vekili, genel kurul kararlarına ilişkin talebin şirkete, tazminat talebinin ise yöneticilere yöneltildiğini açıklayınca ilk derece mahkemesi tazminat davasını tefrik etmiş ve arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararı oy çokluğuyla bozmuş, aralarında bağlantı bulunan, miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren davaların bir bütün olarak arabuluculuğa tabi olmadığını kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi direnmiş, HGK da direnme kararını oy birliğiyle onamıştır: davaların yığılmasının ön koşulu taleplerin aynı davalıya yöneltilmesidir; aynı davalıya yöneltilmeyen asli talepler tefrik edilir ve her biri için dava şartları ayrı ayrı incelenir. Aksi hâlde arabuluculuğa tabi olan ve olmayan talepleri birlikte dava konusu yaparak dava şartını bertaraf etmek mümkün hâle gelir ki bu TMK m.2'deki dürüstlük kuralına aykırıdır.3 Aynı davalıya yöneltilen bağlantılı talepler bakımından ise HGK bu kararda bir şey söylememiştir; 11. Hukuk Dairesinin "bütün arabuluculuğa tabi değildir" görüşü bu dosyada HGK'dan geçmemiştir. Bu nedenle aynı davalıya yöneltilen taleplerde de para alacağı veya tazminat kalemi için önceden arabulucuya başvurmak en güvenli yoldur.4 Kısacası: dilekçede birden fazla talep varsa, her talebin kime yöneltildiği ve kendi başına arabuluculuk kapsamına girip girmediği ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
IV. Başvuru Formunda Geçen Ama Son Tutanakta Yazmayan Alacak Kalemi
Arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen son tutanak genellikle kısa ve sadedir; genel bir "anlaşamama" ibaresi taşır, görüşülen alacak kalemlerini tek tek saymaz. Bu durum, sonradan açılan davada belirli bir alacak kaleminin (örneğin ilave tediye, fazla mesai veya yıllık izin ücreti) arabuluculuk kapsamında görüşülüp görüşülmediği tartışmasını doğurur. Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen bir olayda, davacı işçi arabuluculuk başvuru formunda ilave tediye alacağına açıkça yer vermiş, ancak son tutanakta bu kalem yer almamıştır. Bölge adliye mahkemesi, son tutanakta geçmeyen bu kalem için dava şartının yerine getirilmediğini kabul ederek usulden ret vermiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararı bozmuş; uyuşmazlığın asgari ücretle bağlantılı ücret farkından doğduğunu, ilave tediye farkının da bu farktan kaynaklandığını, kaldı ki başvuru formunda ilave tediyeye yer verildiğini belirterek müzakerenin bu kalemi kapsamadığının söylenemeyeceğine hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise son tutanak iptal edilmediği sürece içeriğinin genişletilemeyeceği gerekçesiyle direnmiştir. HGK uyuşmazlığın esasına girmemiş; direnme kararını yalnız davalı temyiz ettiği ve davalının temyizi direnme konusuyla ilgili olmadığı için temyizi hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir. Dolayısıyla "formda yer alan kalem müzakere kapsamındadır" görüşü Özel Dairenin görüşü olarak kalmış, HGK'dan geçmemiştir.5 Pratik sonuç: mesele HGK düzeyinde çözülmediği için, talep edilecek her alacak kaleminin hem başvuru formunda hem de son tutanakta açıkça yer alması sağlanmalı, dava açılırken başvuru formunun bir örneği de dilekçeye eklenmelidir — son tutanağın genel "anlaşamama" ifadesine güvenmek risklidir.
V. Arabuluculuk Anlaşması Şarta Bağlanabilir mi? İhlalinde Yeniden Dava
Taraflar arabuluculukta sıkça taksitli ödeme üzerinde anlaşır: belirli bir tutarın belirli tarihlerde ödenmesi karşılığında alacaklı, alacağından feragat eder gibi görünen bir anlaşma imzalanır. Peki borçlu taksitlerden birini ödemezse ne olur? Hukuk Genel Kurulu'nun ele aldığı bir olayda, anlaşma belgesinde "tam ve eksiksiz ödeme" şartına bağlı bir uzlaşma kurulmuş, ancak davalı şirket son taksidi ödememiştir. Davalı, arabuluculukta anlaşmaya varıldığını, bu nedenle 6325 sayılı Kanun m.18/5 gereğince aynı alacaklar için dava açılamayacağını savunmuştur. HGK oy çokluğuyla, anlaşmanın "tam ve eksiksiz ödeme" şartına bağlanmış olmasının, ödeme gerçekleşmediği sürece uyuşmazlığın kalıcı olarak sona ermediği anlamına geldiğini; alacaklının ödenen miktarları mahsup ederek alacağın tamamını dava konusu yapmasının anlaşma belgesine uygun olduğunu kabul etmiştir. Azınlıktaki görüşe göre ise anlaşma belgesi şarta bağlanamaz; ödeme yapılmazsa dava açılabileceğine dair hüküm geçersizdir ve anlaşılan konular hakkında dava açılamaz.6 Bu, bir önceki makalede ele alınan usulden ret/yeniden dava açma mantığıyla da örtüşür: şarta bağlı bir arabuluculuk anlaşması, şart gerçekleşmediği sürece "kesin bir sona erme" oluşturmaz.
VI. Hangi Davalar Bugün İtibarıyla Zorunlu Arabuluculuğa Tabi?
Güncel tabloyu özetlemek gerekirse: (i) 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talepli davalar; (ii) TTK m.5/A uyarınca, TTK m.4'teki ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları; (iii) 6325 sayılı Kanun m.18/B uyarınca — 2023'ten beri — kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.1 Bu üç grubun dışında kalan davalarda (örneğin genel kurul kararının iptali, tapu iptali-tescil, kira tespiti) arabuluculuk hâlâ ihtiyaridir — ama yukarıdaki tuzaklar gösteriyor ki, bir talebin "zorunlu" grup içine girip girmediğinin tespiti, dava dilekçesinin nasıl kurgulandığına bağlı olarak değişebilir.
Sonuç
Zorunlu arabuluculuk dava şartının kapsamı 2018'den bu yana istikrarlı biçimde genişlemiş, 2023'te kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıklarını da içine alacak şekilde büyümüştür. Ancak "arabulucuya başvurulmuş olması" tek başına yeterli değildir: başvurunun zamanlaması (görevsizlik sonrası), talebin doğru davalıya ve doğru kapsama yönlendirilmiş olması (davaların yığılması), görüşülen kalemlerin hem başvuru formuna hem son tutanağa yansıtılması (son tutanak/form uyumu) ve anlaşmanın şarta bağlı yapısının sonuçları (yeniden dava hakkı), her biri ayrı bir dikkat noktasıdır. Dava açmadan önce bu dört noktanın kontrol edilmesi, hem gereksiz bir usulden ret riskini hem de arabuluculuk sürecinin baştan tekrarlanmasının doğuracağı zaman kaybını önler.
Dipnotlar
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A ve m.18/B (Ek: 28.03.2023-7445/37 md.) — dava şartı olarak arabuluculuğun kapsamı.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/255, K. 2026/11, T. 21.01.2026 — görevsizlik kararı sonrası, esasa kayıttan önce yapılan arabuluculuk başvurusunun dava şartını yerine getirmesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/40, K. 2025/689, T. 05.11.2025 (direnme kararının oy birliğiyle onanması) — farklı davalılara yöneltilen taleplerde davaların yığılması koşulu oluşmaz; talepler tefrik edilir ve dava şartları ayrı ayrı incelenir.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1129, K. 2023/4285, T. 10.07.2023 (oy çokluğuyla bozma; HGK E. 2025/40, K. 2025/689 kararında aktarılmıştır) — bağlantılı talepleri içeren davaların bir bütün olarak arabuluculuğa tabi olmadığı görüşü. HGK direnme kararını onadığından bu görüş somut olayda benimsenmemiştir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1132, K. 2024/288, T. 29.05.2024 — direnme kararına karşı davalı temyizinin hukuki yarar yokluğundan reddi; başvuru formunda yer alıp son tutanakta yer almayan kalemin müzakere kapsamında olduğu görüşü Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2022/16311, K. 2022/16735 sayılı bozma kararına aittir, HGK esasa girmemiştir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/499, K. 2025/329, T. 21.05.2025 (oy çokluğu) — taksitli ödeme şartına bağlı arabuluculuk anlaşmasının ihlalinde yeniden dava açma hakkı.
Kaynakça
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.18/A, m.18/B.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.5/A.
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m.3.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/255, K. 2026/11, T. 21.01.2026.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/40, K. 2025/689, T. 05.11.2025.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1132, K. 2024/288, T. 29.05.2024.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1129, K. 2023/4285, T. 10.07.2023.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/499, K. 2025/329, T. 21.05.2025.