I. Pazaryerinden Ayıplı Ürün Alınırsa Kim Sorumlu?
Trendyol, Hepsiburada, GittiGidiyor gibi elektronik ticaret pazaryerlerinden alışveriş yapan bir tüketici, aldığı ürün ayıplı çıktığında ilk refleks olarak platforma dava açmayı düşünür. Ancak Türk hukukunda yıllardır uygulanan kural, pazaryerinin bu tür sorumluluktan büyük ölçüde muaf olduğu yönündeydi. Bu tablo, Anayasa Mahkemesi'nin 12 Şubat 2026 tarihli çok önemli bir kararıyla kökten değişmek üzeredir: AYM, aracı hizmet sağlayıcının ayıplı içerikten sorumsuzluğunu düzenleyen temel hükmü, tüketici sözleşmeleri yönünden Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir.1 Bu yazıda hem bugün hâlâ yürürlükte olan kural hem de yakın gelecekte (yaklaşık Mart 2027) yürürlüğe girecek olan bu köklü değişiklik ele alınmaktadır.
II. Kanun Aracı Hizmet Sağlayıcıyı Nasıl Tanımlar?
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesi, elektronik ticaretin aktörlerini tanımlar: hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek/tüzel kişi (yani satıcı); aracı hizmet sağlayıcı ise başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan kişidir (yani pazaryeri işleticisi). Kanun'un 9. maddesinin (iptalden önceki hâliyle) birinci fıkrası şöyledir: "Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu değildir." 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11. maddesi ise, malın ayıplı olması hâlinde tüketicinin seçimlik haklarını (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım, ayıpsız misliyle değiştirme) düzenler ve bu haklardan satıcı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğunu belirtir — aracı hizmet sağlayıcı bu listede sayılmamıştır. TKHK m.48/6-d ise, aracı hizmet sağlayıcının mesafeli sözleşmelerdeki sınırlı sorumluluğunu düzenlerken, "11. maddede yer alan hakların kullanımı" (yani ayıptan doğan seçimlik haklar) konusunda aracı hizmet sağlayıcıyı açıkça istisna tutmuştur.
III. Yargı Bugüne Kadar Pazaryerini Neden Sorumlu Tutmadı?
Yukarıdaki hükümler çerçevesinde Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, yıllardır istikrarlı biçimde, ayıplı mal iddiasıyla pazaryerine açılan davaları pasif husumet yokluğu nedeniyle reddetmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektronik ortamda alınan bir ürünün ayıplı çıkması üzerine açılan davada, 6563 sayılı Kanun'daki tanımlara dayanarak aracı hizmet sağlayıcının TKHK m.11 kapsamındaki ayıp sorumluluğu listesinde yer almadığını vurgulamıştır.2 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2025 sonunda verdiği bir kararda da aynı ilke tekrarlanmış; "elektronik pazar yeri işleticilerinin sistemde yapılan akitlerin tarafı haline gelmediği" belirtilerek aracı platform aleyhine açılan dava reddedilmiştir.3 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi de benzer bir kararında, aracı hizmet sağlayıcının "sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği kendisine ayıptan doğan bedel iadesi talebinin ileri sürülemeyeceğini" tespit etmiştir.4
IV. Pazaryeri Hangi Hâllerde Yine de Sorumlu Olur?
Sorumsuzluk kalkanı mutlak değildi; iki dar istisna hep var olmuştur. Birincisi, platformun kendi sunduğu "aracılık hizmeti" kusurlu olursa: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, hizmet sağlayıcının (satıcının) kimlik bilgilerinin platform tarafından eksiksiz doldurtulmadığı bir olayda, bunun aracı hizmet sağlayıcının kendi hizmetini ayıplı kıldığını ve bu nedenle sorumluluğa gidilebileceğini kabul etmiştir.5 İkincisi, TKHK m.48/6-d uyarınca aracı hizmet sağlayıcı satıcı adına bedel tahsil ediyorsa, malın tesliminden ve cayma hakkı kullanıldığında bedelin iadesinden satıcıyla müteselsilen sorumludur; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu ilkeyi 2022 tarihli bir kararında teyit etmiştir.6 Ancak bu iki istisna dahi, malın ayıplı olmasından doğan asıl sorumluluğu (TKHK m.11) kapsamıyordu — tam da AYM'nin şimdi değiştirdiği nokta budur.
V. AYM Sorumsuzluk Kalkanını Neden İptal Etti?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin, ayıplı mal nedeniyle açılan bir manevi tazminat davasında itiraz yoluyla başvurması üzerine, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu hem 6563 m.9/1'i hem de TKHK m.48/6-d'deki ilgili ibareyi, tüketici sözleşmeleri yönünden Anayasa'nın mülkiyet hakkı (m.35), sosyal devlet ilkesi (m.5) ve tüketicinin korunması (m.172) hükümlerine aykırı bularak iptal etmiştir. Kararın merkezinde "aktif aracı hizmet sağlayıcı" kavramı yer alır:
"Aracı hizmet sağlayıcılar iktisadi ve ticari faaliyetin yapılması sırasında bazen sadece alıcı ve satıcı veya sağlayıcının uzaktan iletişim kurmalarını sağlamakta iken diğer bazı durumlarda ise aracılık ettikleri iktisadi veya ticari faaliyete konu olan mal ya da hizmet hususunda bilgi sahibi olmakta, hatta bu mal veya hizmetler üzerinde kontrol sahibi olabilmektedir. Bu nitelikteki aracı hizmet sağlayıcılar aktif aracı hizmet sağlayıcı olarak kabul edilmektedir. [...] Karşılaştırmalı hukukta [...] söz konusu sorumsuzluğun genel olarak sadece verilerin teknik ve otomatik olarak işlenmesi yoluyla tarafsız bir şekilde hizmet sunan aracı hizmet sağlayıcılar yönünden kabul edildiği, aracılık faaliyetinde aktif rol alan aracılar yönünden anılan sorumsuzluğun kabul edilmediği görülmektedir."7
Mahkeme, AB'nin 2000/31 sayılı e-ticaret Direktifi'nin de sorumsuzluğu yalnızca "teknik, otomatik ve pasif" platform faaliyetleriyle sınırlı tuttuğunu, benzer yaklaşımın 2022/2065 sayılı Dijital Hizmetler Tüzüğü'nde de yer aldığını vurgulamıştır. Sonuç olarak Genel Kurul, "tüketicinin satıcı veya sağlayıcıya ulaşamadığı durumlarda tamamen korumasız kalması ve zararlarını tazmin edememesi" ihtimalinin, aracı hizmet sağlayıcı ile tüketici arasındaki mülkiyet hakkı dengesini tüketici aleyhine bozduğuna karar vermiştir.
VI. İptal Ne Zaman ve Hangi Sözleşmelerde Yürürlükte?
İptal kararının kapsamı ve zamanlaması konusunda üç kritik noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, iptal yalnızca tüketici sözleşmeleri yönünden yapılmıştır; ticari (B2B) satımlarda — yukarıda III. bölümde aktarılan, tarafların tacir olduğu örneklerdeki gibi — aracı hizmet sağlayıcının sorumsuzluğu aynen devam etmektedir. İkincisi, iptal edilen yalnızca 6563 m.9/1 ile TKHK m.48/6-d'deki "...ile 11 inci..." ibaresidir; sistemin geri kalanı (kimlik doğrulama, hukuka aykırı içeriği kaldırma yükümlülüğü vb.) değişmeden kalmıştır. Üçüncüsü ve en önemlisi: Anayasa Mahkemesi, iptal hükümlerinin Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir — kararın Resmî Gazete'de yayım tarihi 2 Haziran 2026 olduğundan, iptal fiilen 2 Mart 2027'de yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar mevcut sorumsuzluk kuralı aynen uygulanmaya devam etmektedir; bugün açılan bir davada mahkemeler hâlâ III. bölümdeki içtihada göre karar vermek zorundadır.
VII. Yürürlükten Sonra Yasal Boşluk Oluşur mu?
AYM'nin dokuz aylık erteleme kararı, tam olarak bu tür bir "hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edeceği" endişesinden kaynaklanmıştır — yani Mahkeme, kanun koyucunun bu süre içinde yeni bir düzenleme yapmasını beklemektedir. Kararın gerekçesinde işaret edilen "aktif/pasif aracı hizmet sağlayıcı" ayrımı, muhtemel yasal reformun yönünü de göstermektedir: kanun koyucunun, AB'nin Dijital Hizmetler Tüzüğü'ne benzer şekilde, yalnızca "aktif" rol üstlenen (mal/hizmet üzerinde bilgi veya kontrol sahibi olan) pazaryerlerini sorumlu tutan, buna karşılık salt teknik/otomatik/pasif platformları korumaya devam eden bir ara formül getirmesi beklenebilir. Kararın karşıoyunda ise, aracı hizmet sağlayıcılara ayıptan doğan kusursuz sorumluluk yüklenmesinin, hizmet maliyetlerini artırarak nihayetinde tüketiciye yansıyacağı ve küçük pazaryerlerinin piyasadan çekilmesine yol açabileceği belirtilmiştir8 — bu, yasal düzenleme sürecinde tartışılacak karşıt görüşün de bir özetidir. Eğer 2 Mart 2027'ye kadar yeni bir düzenleme yapılmazsa, aracı hizmet sağlayıcıların tüketici sözleşmelerindeki sorumluluğu tamamen genel hükümlere (TBK haksız fiil/vekaletsiz iş görme esasları, güven sorumluluğu ilkesi gibi) göre, içtihat yoluyla şekillenmek zorunda kalacaktır.
Sonuç
Bugün itibarıyla (2 Mart 2027'ye kadar) e-ticaret pazaryerinden alınan ayıplı bir ürün için dava, kural olarak satıcıya (hizmet sağlayıcıya) yöneltilmelidir; pazaryeri işleticisi ancak kendi aracılık hizmeti kusurluysa (ör. satıcı kimliğini doğrulamamışsa) veya bedel tahsilinde bulunmuşsa (teslim/cayma bakımından) sorumlu tutulabilir. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 12 Şubat 2026 tarihli kararı, bu tabloyu kökten değiştirecek bir dönüşümü zaten başlatmıştır: 2 Mart 2027'den itibaren — kanun koyucu ara bir düzenleme yapmadığı sürece — "aktif" rol üstlenen büyük pazaryerlerinin ayıplı mal sorumluluğundan artık muaf olamayacağı bir hukuki rejime geçilecektir. Uygulayıcılar için pratik öneri: bugün açılacak davalarda mevcut içtihat esas alınmalı, ancak 2027'ye yakın tarihli veya sonraki olaylarda bu köklü değişikliğin izlenmesi ve müvekkillere buna göre danışmanlık verilmesi gerekmektedir.
Dipnotlar
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, E. 2024/187, K. 2026/42, T. 12.02.2026, R.G. 02.06.2026-33268 — 6563 sayılı Kanun m.9/1 ile 6502 sayılı Kanun m.48/6-d'deki "...ile 11 inci..." ibaresinin tüketici sözleşmeleri yönünden iptali.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/4000, K. 2021/11403, T. 15.11.2021 — aracı hizmet sağlayıcının TKHK m.11 kapsamındaki ayıp sorumluluğu listesinde yer almaması.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/1664, K. 2025/2105, T. 22.12.2025 — elektronik pazar yeri işleticisinin akde taraf olmaması.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2023/553, K. 2025/2147, T. 18.12.2025 — sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği pasif husumet yokluğu.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/5834, K. 2018/12148, T. 14.12.2018 — hizmet sağlayıcı bilgilerinin eksik doldurulması nedeniyle aracı hizmet sağlayıcının kendi hizmetinin ayıplı sayılması.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3467, K. 2022/6446, T. 29.09.2022 — bedel tahsil eden aracı hizmet sağlayıcının TKHK m.48/6-d kapsamındaki müteselsil sorumluluğu.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, E. 2024/187, K. 2026/42, T. 12.02.2026, §§ 41-43 — aktif aracı hizmet sağlayıcı kavramı ve karşılaştırmalı hukuk değerlendirmesi.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, E. 2024/187, K. 2026/42, T. 12.02.2026, Üye Ömer Çınar'ın karşıoyu.
Kaynakça
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, E. 2024/187, K. 2026/42, T. 12.02.2026 — sorumsuzluk kalkanının tüketici sözleşmeleri yönünden iptali.
- Yargıtay 3.HD, E. 2021/4000, K. 2021/11403, T. 15.11.2021.
- İstanbul BAM 12.HD, E. 2025/1664, K. 2025/2105, T. 22.12.2025.
- İstanbul BAM 13.HD, E. 2023/553, K. 2025/2147, T. 18.12.2025.
- Yargıtay 13.HD, E. 2017/5834, K. 2018/12148, T. 14.12.2018.
- Yargıtay 11.HD, E. 2022/3467, K. 2022/6446, T. 29.09.2022.