I. Giriş: Borçlu Malını Kaçırdıysa Alacaklı Ne Yapabilir?
Alacaklı icra takibini başlatır, takip kesinleşir, haciz için borçlunun adresine gidilir; ancak borçlunun adına kayıtlı ne bir taşınmaz ne de bir araç bulunur. Tapu kayıtları incelendiğinde borçlunun, borç doğduktan sonra evini kardeşine, arsasını eşine ya da işyerini bir tanıdığına devrettiği görülür. Bu tablo icra dosyalarında sık rastlanan bir tablodur.
Kanun bu durumda alacaklıya tasarrufun iptali davasını tanır. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ila 284. maddelerinde düzenlenen bu dava, borçlunun malvarlığından çıkardığı malı alacaklı bakımından hiç çıkmamış gibi kabul ettirir ve alacaklıya o mal üzerinden cebri icra yoluyla alacağını alma imkânı verir.1
Konunun bugün yeniden ele alınmasını gerektiren iki gelişme var. Birincisi, İİK'nın 278. maddesi 7571 sayılı Kanun'la 25.12.2025'ten itibaren yeniden yazıldı; akrabalar arasındaki işlemlere ilişkin karine ve geriye dönük süre değişti. İkincisi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026'da davanın şartlarına ve akrabaya yapılan satışlara ilişkin iki önemli karar verdi. Bu yazıda davanın şartlarını, iptal sebeplerini, süreleri ve dava kazanıldıktan sonra dikkat edilmesi gerekenleri bu kararlar ışığında inceliyoruz.
II. Tasarrufun İptali Davası Ne Sağlar, Ne Sağlamaz?
Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklısını zarara uğratmak kastıyla yaptığı tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun malvarlığından çıkardığı mal ve hakların ya da bunların yerine geçen değerlerin yeniden cebri icraya konu olmasını sağlamak için açtığı davadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre dava taşınmazın aynına ilişkin değildir; alacaklıya alacağını tahsil imkânı veren nispi nitelikte bir davadır.2
Bu nitelendirmenin pratik sonucu önemlidir. Dava kazanıldığında tapu kaydı borçluya dönmez. Alacaklı, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi elde eder; mal taşınmazsa üçüncü kişi adına olan kaydın düzeltilmesine gerek kalmadan haciz ve satışını isteyebilir. Tasarruf tamamen ortadan kalkmaz; yalnızca davayı açan alacaklı bakımından ve onun takip dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak sonuç doğurur.3
Dava basit yargılama usulüne tabidir ve uygulamada asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Hukuk Genel Kurulu'na göre kanun iptale tabi tasarrufları sınırlı olarak saymamıştır; dava dilekçesinde 278, 279 veya 280. maddelerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi zorunlu değildir ve mahkeme gösterilen maddeyle bağlı olmaksızın diğerine dayanarak iptal kararı verebilir.4
III. Dava Açabilmek İçin Hangi Şartlar Aranır?
Hukuk Genel Kurulu, genel dava şartlarının yanında bu davaya özgü dört şart sayar: Davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış bir aciz belgesinin bulunması. Bu şartlar dava şartı olduğundan hâkim tarafından kendiliğinden incelenir; biri yoksa davanın esasına girilmez.5
A. Tasarruf Borçtan Sonra mı Yapıldı?
Borcun doğum tarihi takip tarihi değil, borcu doğuran ilişkinin kurulduğu tarihtir. Uygulamada en çok tartışılan durum kefalettir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bir şirketin icra borcuna haciz sırasında kefil olan şirket yetkilisi ve ortağı hakkında açılan davada, bu kişi yönünden borcun doğum tarihinin şirketin borçlandığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kefalet tarihini esas alıp davayı reddeden karar, borcun ne zaman doğduğu şirketin ticari defterleri incelenerek araştırılmadığı için bozulmuştur.6
B. Aciz Belgesi Ne Zaman Sunulmalı?
Davayı, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. Haczi kabil mal bulunamazsa haciz tutanağı kesin aciz belgesi hükmündedir; haczedilen malların değeri alacağı karşılamıyorsa tutanak geçici aciz belgesi yerine geçer.7
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'ne göre aciz belgesi dava açılmadan önce, dava sırasında, temyiz aşamasında, hatta Yargıtay'ın onama veya bozma kararından sonra bile sunulabilir. Ancak geçerli bir aciz belgesi hiç sunulmazsa dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.8
C. Tasarruf Tahsili Gerçekten Engellemiş mi?
Hukuk Genel Kurulu 2026'da bir şartı daha öne çıkardı: Tasarruf, davacının alacağını tahsil etmesini engelleyen bir durum yaratmış olmalıdır; o işlem yapılmasaydı alacaklının alacağına kavuşma imkânı bulunmalıdır. Olayda borçlu şirket, bir kamu kurumundan alacağı hakedişleri bankaya temlik etmiş; banka kendi alacağını mahsup ettikten sonra gelen hakedişleri, alacaklının takibinden önce borçlunun hesabına aktarmıştı. Kurul çoğunluğu, paranın temlik hiç yapılmamış gibi borçluya döndüğünü, dava tarihinde iptali gereken bir tasarrufun kalmadığını ve temlikin tahsile engel olmadığını kabul ederek direnme kararını bozdu. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.9
IV. Hangi İşlemler İptal Edilebilir?
Kanun iptale tabi tasarrufları üç grupta toplar. Satış, bağış ve ipotek tesisi gibi tipik işlemlerin yanında Yargıtay uygulamasında alacağın temliki ve mirasın reddi gibi işlemler de dava konusu edilmiştir.10
A. Bağışlamalar ve İvazsız Tasarruflar (m.278)
Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Kanun ayrıca üç tür işlemi bağışlama sayar:
- Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça belirli yakınlar arasında yapılan tasarruflar,
- Aksi ispatlanmadıkça, borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatı ivaz olarak kabul ettiği sözleşmeler,
- Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça ömür boyu gelir, intifa hakkı ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.11
Bu grupta alacaklının borçlunun zarar verme kastını ispatlaması gerekmez; işlemin niteliği ve yapıldığı zaman yeterlidir.
B. Aciz Hâlinde Yapılan Tasarruflar (m.279)
Borcunu ödemeyen borçlunun haciz, aciz veya iflastan önceki bir yıl içinde yaptığı dört tür işlem de iptale tabidir: Daha önce teminat taahhüdü bulunmadığı hâlde mevcut bir borç için verilen rehinler, para veya mutat ödeme araçları dışında yapılan ödemeler, vadesi gelmemiş borçların ödenmesi ve kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler. Bu işlemden yararlanan kişi borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse dava dinlenmez.12
C. Zarar Verme Kastıyla Yapılan İşlemler (m.280)
Uygulamada en sık başvurulan hüküm 280. maddedir. Malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun malî durumu ve zarar verme kastı işlemin diğer tarafınca bilindiğinde veya bilinmesini gerektiren açık emareler bulunduğunda iptal edilebilir. Bunun için işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir. Ticari işletmenin veya işyerindeki emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralan kişi bakımından da, kanunda öngörülen bildirim veya ilan yapılmadıkça, zarar verme kastının bilindiği kabul edilir.13
Hukuk Genel Kurulu'na göre "açık emareler" ifadesi hayatın olağan akışını, yani fiilî karineleri ifade eder. 280. maddedeki kanuni karineler dışında, üçüncü kişinin borçlunun durumunu ve kastını bildiğini ispat yükü davacı alacaklıdadır.14
V. Akrabaya Yapılan Satış Kendiliğinden İptal Edilir mi?
A. Eski Düzen ve Anayasa Mahkemesi'nin İptal Kararları
7571 sayılı Kanun'dan önce 278. maddenin üçüncü fıkrasının (1) numaralı bendi, belirli yakınlar arasında yapılan ivazlı tasarrufları da bağışlama sayıyordu. Bedel ödenmiş olsa bile işlem bağışlama kabul ediliyor, bunun aksi ispat edilemiyordu. Geriye dönük süre de farklıydı: Süre en eski alacağın doğduğu tarihe kadar uzanıyor, ancak haciz, aciz veya iflastan önceki iki yılı geçemiyordu.15
Anayasa Mahkemesi 2018'den itibaren verdiği kararlarla bu bentteki "neseben veya", "karı ve koca ile", "usul ve" ve "sıhren üçüncü dereceye kadar hısımlar" ibarelerini, 2024'te de "evlat edinenle evlatlık" ibaresini iptal etti. Gerekçe her kararda aynıydı: Bedelin tamamen ödendiği, işlemin alacaklıların lehine olduğu veya onlara zarar vermediği hâllerde bile sonuç değişmiyor, taraflara aksini ispat imkânı tanınmıyordu; bu da mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırlıyordu. Son iptal kararı 22.07.2025'te yürürlüğe girdi.16
B. 7571 Sayılı Kanun'la Gelen Yeni Düzen
7571 sayılı Kanun maddeyi baştan yazdı. Yeni metin yakınlarla yapılan tasarrufları yine bağışlama sayıyor; ancak bu karine artık çürütülebilir: İşlemin gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanırsa bağışlama sayılmaz. Böylece Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesindeki eksiklik giderilmiş görünmektedir.
Kapsamdaki kişiler altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, eş ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişilerdir. Listede iki yenilik dikkat çekiyor. Eş, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile kapsamdadır; kanaatimizce bu, iptal davasından kurtulmak için yapılan boşanmaları etkisiz bırakmayı amaçlar. Ayrıca ortak konutta yaşayan kişiler de ilk kez kapsama alınmıştır.
Geriye dönük süre ise kısaldı. Yeni metinde süre, aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıldır.17
C. 280. Maddedeki "Bilme" Karinesi Hâlâ Geçerli
278. maddeden ayrı olarak 280. maddenin üçüncü fıkrası başka bir karine içerir ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları bu fıkraya ilişkin değildir: Üçüncü kişi borçlunun eşi, usul veya füruu, üçüncü dereceye kadar (dâhil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun malî durumunu ve zarar verme kastını bildiği farz olunur. Üçüncü kişi bunun aksini ancak borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederek çürütebilir.
Hukuk Genel Kurulu 2026'da bu karinenin önemini gösterdi. Borçlu, annesinden kalan taşınmazdaki payını kız kardeşine 800.000 TL'ye satmış; bilirkişi payın değerini 733.210 TL olarak belirlemişti, yani bedel gerçek değerin üzerindeydi. Bölge adliye mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin "neseben" ibaresini iptal etmesi nedeniyle 278. maddenin uygulanamayacağını, kast da ispatlanamadığından davanın reddedilmesi gerektiğini kabul etti. Kurul ise oybirliğiyle, alıcının borçlunun kardeşi olması nedeniyle 280. maddenin üçüncü fıkrasındaki karinenin devreye girdiğini, aksini ispat yükünün alıcıda olduğunu ve alıcının bunu ispatlayamadığını belirterek direnme kararını bozdu.18
Bu karar uygulama için açık bir sonuç doğurur: Akrabaya gerçek değerinin üzerinde bir bedelle yapılan satış bile, alıcı borçlunun durumunu bilmediğini ispatlayamazsa iptal edilebilir.
VI. Mal Başkasına Satıldıysa Dava Kime Karşı Açılır?
Dava borçlu ile, borçluyla hukuki işlem yapan veya borçlunun ödeme yaptığı kişiler ve bunların mirasçıları aleyhine açılır. Malı onlardan devralan sonraki kişiler aleyhine de dava açılabilir, ancak yalnızca kötü niyetliyseler. İptal davası iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını ihlal etmez.19
Zincirleme devirlerde ispat yükü dikkat ister. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin onadığı bir kararda, bir taşınmazın borçludan alınırken ödenen bedel rayiç değerin yaklaşık otuzda biri olsa da bu karinenin dördüncü kişi yönünden uygulanamayacağı, dördüncü kişinin kötü niyetinin ayrıca ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı dosyada, borçlunun yeğenine ve ardından yeğeninin eşine devredilen bağımsız bölüm yönünden ise tarafların akrabalık ilişkisi nedeniyle borçlunun durumunu bilebilecek kişiler oldukları sonucuna varılmış ve tasarruflar iptal edilmiştir. Bu dosyada bazı satışların eski 278. maddedeki iki yıllık süre dışında kalması da davanın o taşınmazlar yönünden reddedilmesinde etkili olmuştur.20
Mal elden çıkarılmışsa dava, malın yerine geçen değere yönelir ve üçüncü kişi bu değer oranında, davacının alacağını aşmamak üzere nakden tazmine mahkûm edilir.21 Yargıtay'a göre mal birden fazla kez el değiştirmişse ve dava hem üçüncü hem dördüncü kişi yönünden kabul edilmişse ikisi de bedelden sorumludur; ancak her birinin sorumluluğu malı elinden çıkardığı tarihteki değerle sınırlıdır. Kamu alacağına ilişkin bir davada taşınmazın değeri üçüncü kişinin devrettiği tarihte 76.000 TL, dördüncü kişinin devrettiği tarihte 470.000 TL idi; Daire, 76.000 TL'den ikisinin müteselsilen, kalan 394.000 TL'den yalnız dördüncü kişinin sorumlu tutulması gerektiğine karar verdi.22
Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddedilir; mahkeme masrafları duruma göre her birine yükler veya aralarında paylaştırır.23
VII. Dava Hangi Süre İçinde Açılmalıdır?
İptal davası hakkı, iptale tabi tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü olduğundan mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir.24 Bunun yanında her iptal sebebinin kendi zaman şartı vardır:
- 278. madde: Aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan tasarruflar,
- 279. madde: Haciz, aciz veya iflastan önceki bir yıl içinde yapılan tasarruflar,
- 280. madde: İşlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması.
Tasarrufun tarihi, işlemin hüküm doğurduğu tarihtir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, kamu alacağına dayalı bir davada mirasın reddinin, ret kararının kesinleştiği tarihte değil, mirasçının reddi sulh hukuk mahkemesine bildirdiği tarihte hüküm doğurduğunu ve beş yıllık sürenin bu tarihten başladığını belirtmiştir. Olayda ret 2014'te bildirilmiş, karar 2019'da kesinleşmiş, dava ise 2022'de açılmıştı; Daire, 6183 sayılı Kanun'a dayalı iptal talebi bakımından davanın süresinde açılmadığını kabul etti.25
VIII. Dava Kazanılınca Alacaklı Ne Elde Eder?
Kabul kararıyla alacaklı, tasarruf konusu mal üzerinde takip dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak cebri icra yetkisi elde eder. Tapu kaydı değişmez; taşınmaz üçüncü kişi adına kayıtlıyken haczedilip satılır.
Bu noktada sık yapılan bir hata vardır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2026'da onadığı bir kararda alacaklılar tasarrufun iptali davasını kazanmış, ancak taşınmazlar dava sürerken, onları devralan kişinin verdiği ipotekle alacaklı olan bankanın takibinde ihaleyle satılmıştı. İhale bedeli icra veznesine girdiğinde taşınmazların kaydında davacılar lehine işlenmiş bir haciz veya ihtiyati haciz bulunmuyordu. Bu nedenle davacılara sıra cetvelinde pay ayrılmadı.26
Kanun bu risk için bir araç öngörür: Mahkeme, alacaklının talebi üzerine iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir; teminatın gerekip gerekmediğini ve miktarını mahkeme belirler. Dava elden çıkarılmış malların yerine geçen değere yönelikse teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez.27 İhtiyati haczin dava açılırken istenmesi ve dava sonuna kadar tapuda korunması, kazanılan kararın kâğıt üzerinde kalmaması için belirleyicidir.
Yargılama giderleri bakımından Yargıtay'a göre vekâlet ücreti, takip konusu alacak ile tasarrufa konu malın tasarruf tarihindeki gerçek değerinden düşük olanı üzerinden nispi olarak hesaplanır.28 Davayı kaybeden üçüncü kişi ise karşılık olarak verdiği şeyi veya bedelini borçludan geri isteyebilir; borçludan tahsil talebini aynı davada da ileri sürebilir.29
IX. Aciz Belgesi Yoksa Başka Bir Yol Var mı?
Tasarrufun iptali davası, aslında geçerli olan bir işlemin alacaklı bakımından sonuçsuz kalmasını sağlar. Borçlunun yaptığı işlem gerçekte hiç yapılmamışsa, yani danışıklıysa, alacaklı genel hükümlere dayanarak muvazaa iddiasında da bulunabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'ne göre muvazaaya dayalı davada davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi alması gerekmez; iptal davası açma hakkı muvazaa davası açılmasına engel değildir. İddia ispatlanırsa İİK m.283/1 kıyasen uygulanır ve davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilir. Aynı kararda Daire, mirasın reddinin muvazaa yönünden de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.30
Mal kaçırma ayrıca suç oluşturabilir. Haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde alacaklısını zarara sokmak maksadıyla mallarını mülkünden çıkaran, muvazaa yoluyla başkasına geçiren veya gerçek olmayan borçlar ikrar ederek malvarlığını yapay olarak eksilten borçlu; alacaklı aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ederse altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Suç alacaklının şikâyetine bağlıdır ve şikâyet hakkı fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.31 Ceza yargılaması alacağı tahsil ettirmez; tahsilin yolu yine tasarrufun iptali davasıdır.
Son olarak kamu alacakları için 6183 sayılı Kanun'da benzer bir iptal davası düzenlenmiştir. Bu yazıda anılan kararların bir kısmı bu davalara ilişkindir; ilkeler büyük ölçüde ortak olmakla birlikte iki rejim ayrı ayrı uygulanır.32
X. Henüz Cevabı Netleşmeyen Sorular
7571 sayılı Kanun'dan önceki tasarruflar. Kanun geçiş hükmü öngörmedi. Hukuk Genel Kurulu, 2016 tarihli bir satışa ilişkin 2026 kararında 7571 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğe değinmekle birlikte uyuşmazlığı 280. madde üzerinden çözmüş, yeni metnin eski tasarruflara uygulanıp uygulanmayacağını tartışmamıştır. Kanaatimizce iptal sebebi tasarrufun yapıldığı andaki duruma bağlı olduğundan, 25.12.2025'ten önce yapılan tasarruflarda eski metin, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarıyla birlikte uygulanmalıdır. Bu görüş kabul edilirse, örneğin 2024'te kardeşe yapılmış bir satışta 278. maddedeki akraba karinesinden yararlanılamaz; alacaklı 280. maddeye ve onun üçüncü fıkrasındaki karineye dayanmak zorunda kalır.
"Ortak konutta yaşayan kişiler". Kanun bu ifadeyi tanımlamamıştır. Evli olmadan birlikte yaşayanlar ile aynı konutta yaşayan akraba olmayan kişilerin kapsama girdiği anlaşılmaktadır. Birlikte yaşamanın tasarruf tarihinde mi aranacağı, yoksa belirli bir süreklilik mi gerektiği yargı kararlarıyla netleşecektir.
Borcun doğumu şartı. Eski metin geriye dönük süreyi en eski alacağın doğduğu tarihle sınırlıyordu; yeni metinde bu sınır yer almıyor. Ancak Yargıtay, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmasını bütün iptal sebepleri için ayrı bir dava şartı olarak arıyor. Kanaatimizce bu şart yeni metin döneminde de aranmaya devam edecektir.
XI. Dava Açmadan Önce Nelere Bakılmalı?
- Takip ve aciz: Takip kesinleşmiş mi, geçici veya kesin aciz belgesi ya da aciz belgesi hükmünde haciz tutanağı var mı? Yoksa dava sırasında temin edilmelidir.
- Tarih sıralaması: Borcun doğum tarihi (sözleşme, kredi, cari hesap; kefalette asıl borcun doğduğu tarih) ile tasarruf tarihi karşılaştırılmalıdır.
- Dayanak ve süre: 278 ve 279. maddeler için bir yıllık, 280. madde için beş yıllık takip süresi; hepsinde 284. maddedeki beş yıllık hak düşürücü süre kontrol edilmelidir.
- İlişki: Nüfus kayıtlarıyla akrabalık derecesi belirlenmeli; tasarrufun 25.12.2025'ten önce mi sonra mı yapıldığı not edilmelidir.
- Değer: Tasarruf tarihindeki gerçek değer bilirkişiyle belirlenmelidir; harç ve vekâlet ücreti alacak ile bu değerden düşük olanı üzerinden hesaplanır.
- Zincir: Malın sonraki el değiştirmeleri tapudan izlenmeli; dördüncü kişi için kötü niyet delilleri ayrıca toplanmalıdır.
- İhtiyati haciz: Dava açılırken istenmeli, tapuya işlenmeli ve dava sonuna kadar terkin edilmemesi takip edilmelidir.
- Alternatifler: Aciz belgesi alınamıyorsa muvazaa yolu değerlendirilmeli; İİK m.331 şikâyeti için üç aylık süre gözden kaçırılmamalıdır.
Sonuç
Tasarrufun iptali davası, borçlunun malvarlığından çıkardığı malı alacaklı bakımından geri getiren en etkili araçtır; ancak dört dava şartı, her iptal sebebinin kendi süresi ve beş yıllık hak düşürücü süre nedeniyle dikkatli bir hazırlık ister. 7571 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği akraba karinesini çürütülebilir bir karine olarak geri getirdi, eşi ve ortak konutta yaşayanları kapsama aldı, geriye dönük süreyi ise bir yıla indirdi.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2026 kararları iki noktayı netleştirdi: Akrabaya yapılan satışlarda 280. maddenin üçüncü fıkrasındaki bilme karinesi bedel yüksek olsa bile işler; buna karşılık tasarruf alacağın tahsilini fiilen engellemiyorsa dava reddedilir. Davayı kazanmak ise tek başına yetmez; ihtiyati haciz alınmamışsa satış bedelinden pay alınamayabilir.
Dipnotlar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.277-284.
- Yargıtay HGK, E.2025/655, K.2026/384, T. 18.06.2026, Değerlendirme § 2.
- İİK m.283/1; Yargıtay HGK, E.2025/655, K.2026/384 (Özel Daire bozma kararının aktarılan gerekçesi).
- İİK m.281/1; Yargıtay HGK, E.2025/655, K.2026/384, Değerlendirme § 3.
- Yargıtay HGK, E.2025/655, K.2026/384, Değerlendirme § 4; aynı yönde Yargıtay HGK, E.2026/74, K.2026/333, T. 20.05.2026, işin esası yönünden § 3.
- Yargıtay 4. HD, E.2022/1274, K.2024/9719, T. 15.10.2024.
- İİK m.277/1, m.105/1 ve m.143/1.
- Yargıtay 12. HD, E.2025/4875, K.2026/1620, T. 09.03.2026.
- Yargıtay HGK, E.2026/74, K.2026/333, T. 20.05.2026, işin esası yönünden §§ 4-7 (oy çokluğu).
- Alacağın temliki için Yargıtay HGK, E.2026/74, K.2026/333; mirasın reddi için Yargıtay 12. HD, E.2025/8784, K.2026/3989, T. 03.06.2026.
- İİK m.278 (7571 sayılı Kanun m.2 ile değişik; R.G. 25.12.2025, S. 33118).
- İİK m.279.
- İİK m.280/1 ve 280/4.
- Yargıtay HGK, E.2025/655, K.2026/384, Değerlendirme §§ 8-9.
- İİK m.278'in değişiklikten önceki metni için bkz. Anayasa Mahkemesi, E.2023/200, K.2024/103, T. 09.05.2024 (R.G. 22.10.2024, S. 32700), Bölüm I.
- Anayasa Mahkemesi, E.2023/200, K.2024/103, §§ 9-16 ve hüküm fıkrası; aynı kararda anılan E.2018/9, K.2018/84, T. 11.07.2018; E.2021/52, K.2021/97, T. 16.12.2021; E.2021/9, K.2022/4, T. 26.01.2022.
- İİK m.278/1 (7571 sayılı Kanun m.2 ile değişik). 7571 sayılı Kanun'un 39. maddesine göre bu hüküm yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş; değişiklik için geçiş hükmü öngörülmemiştir.
- İİK m.280/3; Yargıtay HGK, E.2025/655, K.2026/384, T. 18.06.2026, Değerlendirme §§ 10-12 (oybirliği).
- İİK m.282.
- Yargıtay 4. HD, E.2023/9355, K.2025/3082, T. 24.02.2025 (bölge adliye mahkemesi kararının onanması).
- İİK m.283/2.
- Yargıtay 4. HD, E.2024/9360, K.2025/3228, T. 25.02.2025 (6183 sayılı Kanun'a dayalı tasarrufun iptali davası).
- İİK m.281/3.
- İİK m.284.
- Yargıtay 12. HD, E.2025/8784, K.2026/3989, T. 03.06.2026. Kamu alacakları bakımından hak düşürücü süre 6183 sayılı Kanun m.26'da İİK m.284'e paralel biçimde düzenlenmiştir.
- Yargıtay 6. HD, E.2026/1108, K.2026/1462, T. 15.04.2026 (bölge adliye mahkemesi kararının onanması).
- İİK m.281/2.
- Yargıtay 12. HD, E.2026/1737, K.2026/3685, T. 20.05.2026.
- İİK m.283/3-4.
- Yargıtay 12. HD, E.2025/8784, K.2026/3989, T. 03.06.2026; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.19.
- İİK m.331/1 ve son fıkra; m.347.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.24-30.
Kaynakça
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/655, K.2026/384, T. 18.06.2026 — tasarrufun iptali davasının özel dava şartları; kardeşe yapılan satışta İİK m.280/3 karinesi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2026/74, K.2026/333, T. 20.05.2026 — tasarrufun tahsile engel olması ve hukuki yarar; alacağın temliki.
- Anayasa Mahkemesi, E.2023/200, K.2024/103, T. 09.05.2024 (R.G. 22.10.2024, S. 32700) — İİK m.278/3-1'deki "evlat edinenle evlatlık" ibaresinin iptali.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/4875, K.2026/1620, T. 09.03.2026 — aciz belgesinin sunulma zamanı.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/8784, K.2026/3989, T. 03.06.2026 — mirasın reddinin tarihi, hak düşürücü süre ve muvazaa yolu.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2026/1737, K.2026/3685, T. 20.05.2026 — vekâlet ücretinin hesabı.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2026/1108, K.2026/1462, T. 15.04.2026 — ihtiyati haczi bulunmayan alacaklının sıra cetvelindeki durumu.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2024/9360, K.2025/3228, T. 25.02.2025 — üçüncü ve dördüncü kişinin bedelden sorumluluğu.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2023/9355, K.2025/3082, T. 24.02.2025 — dördüncü kişinin kötü niyetinin ispatı.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2022/1274, K.2024/9719, T. 15.10.2024 — kefil yönünden borcun doğum tarihi.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.105, m.143, m.277-284, m.331, m.347; 7571 sayılı Kanun (R.G. 25.12.2025, S. 33118).
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.24-30; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.19.