I. Giriş
Yapay zekâ destekli görüntü/ses üretim araçları, bir kişinin yüzünü veya sesini gerçekmiş gibi başka bir bağlama yerleştirmeyi (deepfake) artık teknik bilgi gerektirmeyen bir işlem hâline getirdi. Bu durum, "sahte ama gerçekçi görüntü" ile tehdit, şantaj ve itibar suikastı riskini büyütüyor. Ancak Türk ceza hukuku açısından asıl soru, görüntünün yapay zekâyla mı yoksa klasik fotoğraf montajıyla mı üretildiği değil; failin bu görüntüyü hangi amaçla kullandığıdır. Nitekim Yargıtay, çok daha önceki tarihli "montaj fotoğraf" davalarında geliştirdiği ilkeleri, teknolojinin gelişimine bakmaksızın uygulamaya devam etmektedir. Bu makale, sahte/manipüle edilmiş görüntülerle işlenen şantaj, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret, müstehcenlik ve nitelikli iftira suçlarını; ayrıca ceza yolunun yanında açılabilecek manevi tazminat davasını güncel Yargıtay kararları ışığında ele almaktadır.
II. Yasal Çerçeve
TCK m.107'ye göre şantaj, failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmasıdır; bu tehdidin gerçek bir görüntüye mi yoksa sahte/monte edilmiş bir görüntüye mi dayandığı, suçun oluşumu bakımından önem taşımaz. TCK m.267/2 ise "maddi eser ve delil uydurmak suretiyle" işlenen nitelikli iftirayı düzenler — bir deepfake görüntünün, kişiyi işlemediği bir suçla itham etmek amacıyla yetkili makamlara sunulması, bu maddenin tipik uygulama alanıdır. Bunların yanında TCK m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal), m.136 (kişisel verileri hukuka aykırı verme/ele geçirme), m.125 (hakaret) ve m.226 (müstehcenlik) sıklıkla birlikte gündeme gelir. Ceza hukukunun yanında, TMK m.24-25 ve TBK m.58 uyarınca kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davası da bağımsız bir hukuk yoludur.
III. Şantaj mı, Tehdit mi? Sınır Çizgisi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin incelediği bir olayda, sanık, internet üzerinden tanıştığı mağdura, elinde herhangi bir görüntü olmadığı hâlde "fotoğrafını başka görüntülere montajlayacağı" şeklinde imada bulunmuş, ancak daha sonra bundan vazgeçtiğini belirtmiştir. Yargıtay, sanığın sözlerinin mağdurdan somut bir "yarar" elde etmeye yönelik olmadığını, karşılıklı tartışma sırasında söylenmiş sözler niteliğinde kaldığını tespit ederek şantaj suçunun unsurlarının oluşmadığına, eylemin olsa olsa tehdit suçu kapsamında değerlendirilebileceğine hükmetmiştir1. Bu karar, salt "seni deepfake ile rezil ederim" türünden bir söylemin, arkasında somut bir çıkar talebi olmadıkça şantaj suçunu oluşturmayabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
IV. Para veya Maddi Çıkar Talebiyle Görüntü İfşası: Şantaj mı, Yağma mı?
Failin sahte/manipüle görüntüyü ifşa etmekle tehdit ederek doğrudan para talep ettiği olaylarda, sınır şantaj ile yağma (TCK m.148) arasında da çizilmelidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın mağdurdan istediği parayı ve altını göndermemesi hâlinde çıplak fotoğraflarını ifşa edeceği tehdidiyle şantaj suçunu işlediği bir olayda, bu eylemin yağma suçunu oluşturmadığına açıkça işaret etmiştir; çünkü yağma suçunun oluşması için failin mağdurun veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da onu malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle cebir veya tehdit kullanması gerekir; şeref ve saygınlığa yönelik bir ifşa tehdidi bu kapsama girmez, doğru nitelendirme şantajdır2.
V. 🎯 Doğrudan Emsal — Yüzün Müstehcen Görüntüye Montajlanması
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli bir kararı, deepfake'in klasik hâli sayılabilecek somut bir olaya doğrudan ışık tutmaktadır: sanık, mağdurun resmini kullanarak onun adına sahte bir sosyal medya hesabı açmış, mağdurun akrabalarına ait kişisel veri niteliğindeki bazı görüntüleri müstehcen içerikli resimlere montajlayarak yayınlamıştır. Yargıtay, bu tek fiilin aynı anda TCK m.125 (hakaret), m.136 (kişisel verileri hukuka aykırı verme/ele geçirme) ve m.226/2 (müstehcenlik) suçlarını oluşturduğunu, TCK m.44 (fikri içtima) uyarınca bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan (m.136) hüküm kurulması gerektiğini, ayrıca resmi kullanılan her mağdur sayısınca ayrı ayrı ceza tayin edilmesi gerektiğini vurgulamıştır3. Bu karar, bir kişinin yüzünün yapay zekâyla müstehcen bir görüntüye monte edilip paylaşılması hâlinde uygulanacak suç tipleri ve içtima kuralları bakımından doğrudan yol göstericidir.
VI. Sahte Hesap Üzerinden Kişisel Veri Paylaşımı
Mağdurun gerçek fotoğrafının, onun adına açılan sahte bir hesap üzerinden — hakaret veya tehdit içerikli ibarelerle birlikte — yayılması da sıkça karşılaşılan bir olay tipidir ve deepfake senaryolarıyla aynı hukuki iskelete oturur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mağdurun günlük kıyafetleriyle çekilmiş, özel hayat alanına ilişkin sayılamayacak sıradan fotoğraflarının dahi, sahte bir hesap üzerinden hukuka aykırı biçimde yayılmasının TCK m.136'daki "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçunu oluşturduğunu; bu nedenle mahkemelerin çoğu zaman hatalı biçimde uyguladığı m.134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) yerine m.136'nın esas alınması gerektiğini tekrar tekrar vurgulamıştır4. Aynı ilke, kişilerin birlikte çekildiği aile fotoğraflarının sahte hesaptan yayılması5 ve pornografik görüntülerle birlikte bir profil resminin kullanılması6 olaylarında da aynen uygulanmıştır — görüntünün kendisi masum olsa dahi, sahte hesap ve bağlam, suçun oluşumu için yeterlidir.
VII. Güncel Bir Örnek: Hakaret, Kişisel Veri ve Şantajın Bir Arada Görülmesi
2026 tarihli yakın bir kararda Yargıtay, bir kişinin sosyal medyada daha önce paylaştığı fotoğrafını "hırsızlık yapıyor" iddiasıyla yeniden paylaşan ve ardından "aldıklarını getir yoksa seni rezil ederim, fotoğrafını her yere asarım" şeklinde mesaj gönderen sanığın eyleminin, aynı anda hakaret (m.125), kişisel veri (m.136) ve şantaj (m.107) suçlarını oluşturduğuna, üç suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulması gerektiğine hükmetmiştir7. Bu karar, tek bir manipülatif paylaşımın birden fazla suçu aynı anda doğurabileceğini ve bunların içtima kapsamında değil ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini gösteren güncel bir örnektir.
VIII. Deepfake'i "Delil" Olarak Kullanmak: Nitelikli İftira
Bir deepfake görüntünün, kişiyi işlemediği bir suça bulaştırmak amacıyla soruşturma makamlarına sunulması ihtimali, TCK m.267/2'deki nitelikli iftira hükmünü devreye sokar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu nitelikli hâlin oluşabilmesi için failin yalnızca soyut bir isnatta bulunmasının yetmediğini, isnadı inandırıcı kılmak amacıyla ayrıca "maddi eser ve delil" hazırlamış olması gerektiğini; bu eser veya delilin daha önceden var olması ile isnattan sonra sonradan uydurulmuş olması arasında sonuç bakımından fark bulunmadığını, önemli olanın şikâyet veya ihbarla birlikte sunulup sunulmadığı olduğunu açıklamıştır8. Bir kişinin, başka birini suçla itham etmek için özel olarak ürettiği bir deepfake video veya ses kaydı, tam olarak bu "maddi eser uydurma" tanımına girer.
IX. Çocuğun Görüntüsünün Kullanılması: Ağırlaştırılmış Rejim
Mağdurun çocuk olduğu hâllerde, kanun koyucu koruma alanını kasıtlı olarak geniş tutmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK m.226/3'teki "müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması" suçunun oluşumu için müstehcen ürünün profesyonel olarak hazırlanmış olmasının aranmadığını, ürünün üretiliş biçimi veya amacı konusunda herhangi bir sınırlama bulunmadığını, hatta ürünün hiç izlenmemiş veya yalnızca bireysel amaçla üretilmiş olmasının dahi sonucu değiştirmeyeceğini; önemli olanın yalnızca "bir çocuğun müstehcen ürün üretiminde kullanılmış olması" olduğunu açıkça vurgulamıştır9. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de aynı ilkeyi teyit ederek, bu kapsamda üretilen görüntünün aynı zamanda özel hayatın gizliliğini ihlal niteliği taşısa dahi, en ağır cezayı gerektiren müstehcenlik suçundan hüküm kurulması gerektiğine hükmetmiştir10. Kanun koyucunun görüntünün üretim yöntemine değil, sonucuna odaklanan bu yaklaşımı, çocuğa ait bir yüzün yapay zekâyla müstehcen bir görüntüye monte edilmesi hâlinde de aynı ağır rejimin uygulanacağını göstermektedir.
X. Ceza Yolunun Yanında Hukuk Yolu: Manevi Tazminat
Sahte/manipüle görüntü mağduru, ceza şikâyetinden bağımsız olarak, TMK m.24-25 ve TBK m.58 uyarınca kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davası da açabilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin incelediği bir olayda, bir kişinin görüntüsünün izni alınmadan ticari tanıtım amacıyla çeşitli mecralarda (katalog, sosyal medya, gazete reklamı) kullanılması, tek başına kişilik haklarına aykırılık oluşturduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmiştir; mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken görüntünün "gerçek" olup olmadığını değil, izinsiz ve amaç dışı kullanımın kişilik hakkı ihlali oluşturup oluşturmadığını esas almıştır11. Aynı mantık, bir görüntünün yapay zekâyla değiştirilerek kullanılması hâlinde de — hatta orijinal görüntüye kıyasla daha ağır bir ihlal oluşturacak şekilde — uygulanabilir; ceza davası şikâyete veya kovuşturmaya tabi olsa dahi, hukuk davası bundan bağımsız olarak yürütülebilir.
XI. Adli Soruşturmadan Kurtulmak İçin Şantaj
Deepfake tehdidinin bir başka kullanım biçimi, mağdurun şikâyette bulunmasını engellemeye yöneliktir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2025 tarihli bir kararında, sanık, mağdureye ait görüntüleri sahte bir sosyal medya hesabından yayınladıktan sonra, mağdurenin polise başvurmasını engellemek amacıyla "polise giderse bu resimleri yarın gazeteye veririm" şeklinde tehditte bulunmuştur. Yargıtay, bu eylemin adli soruşturmadan kurtulma amacı taşıması nedeniyle TCK m.107/2'deki şantaj suçunu oluşturduğuna, salt tehdit suçu olarak nitelendirilemeyeceğine hükmetmiştir12.
Sonuç
Deepfake teknolojisi yeni olsa da, sahte/manipüle görüntülerle işlenen suçların hukuki iskeleti Yargıtay içtihadında çoktan oluşmuştur: failin amacına göre şantaj, tehdit, hakaret, kişisel veri, müstehcenlik veya nitelikli iftira suçlarından biri ya da birkaçı aynı anda gündeme gelebilir; mağdur çocuksa koruma rejimi daha da ağırlaşır. Mağdur açısından pratik sonuç, ceza şikâyetiyle yetinmeyip TMK m.24-25 temelli bir manevi tazminat davasını da paralel yürütmenin, hem daha hızlı hem de görüntünün "sahteliğinin" ayrıca kanıtlanmasını gerektirmeyen bir hukuki güvence sağladığıdır.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2014/50185, K.2019/5282, T. 26.03.2019.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2021/2364, K.2021/6593, T. 06.10.2021.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2020/984, K.2024/3050, T. 10.06.2024.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2017/2290, K.2018/1496, T. 14.02.2018.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2019/13100, K.2020/3721, T. 17.06.2020.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2015/11112, K.2017/637, T. 01.02.2017.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2023/4629, K.2026/3072, T. 30.03.2026.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2020/11861, K.2021/17078, T. 29.06.2021.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/216, K.2023/591, T. 08.11.2023.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E.2023/12277, K.2025/1981, T. 11.03.2025.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E.2019/2484, K.2022/547, T. 31.03.2022.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E.2023/14493, K.2025/4827, T. 05.05.2025.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.44 (Fikri İçtima), m.107 (Şantaj), m.125 (Hakaret), m.134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal), m.136 (Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme), m.148 (Yağma), m.226 (Müstehcenlik), m.267 (İftira).
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.24-25 (Kişilik Haklarının Korunması).
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.58 (Manevi Tazminat).
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2014/50185, K.2019/5282, T. 26.03.2019 — montaj imasıyla yapılan tehdidin şantaj unsurlarını taşımaması.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2021/2364, K.2021/6593, T. 06.10.2021 — görüntü ifşası tehdidiyle para talebinde şantaj-yağma ayrımı.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2020/984, K.2024/3050, T. 10.06.2024 — yüzün müstehcen görüntüye montajlanması, hakaret/kişisel veri/müstehcenlik içtimaı.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2017/2290, K.2018/1496, T. 14.02.2018 — sahte hesaptan sıradan fotoğraf paylaşımının kişisel veri suçunu oluşturması.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2019/13100, K.2020/3721, T. 17.06.2020 — aile fotoğraflarının sahte hesaptan yayılması.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2015/11112, K.2017/637, T. 01.02.2017 — pornografik içerikli sahte hesap profilinde gerçek fotoğraf kullanımı.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2023/4629, K.2026/3072, T. 30.03.2026 — hakaret, kişisel veri ve şantajın birlikte oluşması.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2020/11861, K.2021/17078, T. 29.06.2021 — nitelikli iftirada maddi eser/delil uydurma kavramı.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/216, K.2023/591, T. 08.11.2023 — çocuğun müstehcen ürün üretiminde kullanılmasında üretim yönteminin önemsizliği.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E.2023/12277, K.2025/1981, T. 11.03.2025 — müstehcenlik suçunun özel hayat ihlaline göre daha ağır suç olarak uygulanması.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E.2019/2484, K.2022/547, T. 31.03.2022 — izinsiz görüntü kullanımının kişilik hakkı ihlali oluşturması.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E.2023/14493, K.2025/4827, T. 05.05.2025 — adli soruşturmadan kurtulma amacıyla görüntü ifşa tehdidinin şantaj sayılması.