I. Cezai Şart Her Alanda Aynı Şekilde mi İşler?
Cezai şart, iş sözleşmesinden kira sözleşmesine, ticari tedarik sözleşmesinden eser sözleşmesine kadar hemen her sözleşme türünde karşımıza çıkan, ama her alanda aynı şekilde işlemeyen bir kurumdur. Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri (m.179-182) tüm cezai şartlara uygulansa da, işçinin, kiracının veya tacirin durumuna göre bu hükümlerin sonucu tamamen değişebilir. Bir işveren için geçerli olan bir cezai şart maddesi bir işçi için geçersiz olabilir; bir tacir kiracıyı bağlayan bir ceza, tacir olmayan bir kiracı için fahiş sayılıp indirilebilir.
Bu makalede, cezai şartın en sık kullanıldığı üç alan — iş hukuku, kira sözleşmeleri ve ticari sözleşmeler — üzerinden, sözleşme yazılırken yapılan ve mahkemede cezai şartın geçersiz sayılmasına veya beklenenin altında bir miktara indirilmesine yol açan hatalar, her alan için birden fazla güncel Yargıtay kararı ışığında ele alınmaktadır. Ayrıca sözleşme türünden bağımsız olarak tüm alanlarda geçerli olan iki ortak hataya da yer verilmiştir.
II. TBK m.179-182 Cezai Şartı Nasıl Düzenler?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179-182. maddeleri, cezai şartı üç türde düzenler: alacaklının borç ile ceza arasında seçim yapabildiği seçimlik cezai şart; borcun belirli bir zaman veya yerde ifa edilmemesi hâlinde asıl borçla birlikte istenebilen ifaya eklenen cezai şart; ve sözleşmeden dönme hâlinde uygulanan dönme cezası1. Cezai şartın hukuki niteliği bakımından belirleyici olan husus, onun asıl borcun fer'isi olmasıdır — bağımsız bir sözleşme değil, asıl borcun ifasını güvence altına alan yardımcı bir hukuki işlemdir2. Bu genel çerçeve sabit kalmakla birlikte, aşağıdaki üç alanda farklı sonuçlar doğurur.
III. İş Sözleşmelerinde Hangi Hatalar Yapılıyor?
1. Tek Taraflı Cezai Şart
İş sözleşmelerinde en sık yapılan hata, cezai şartın yalnızca işçi aleyhine kararlaştırılmasıdır — örneğin işçinin süresinden önce istifa etmesi hâlinde ceza öngörülürken, işverenin haksız feshi için karşılık bir yaptırım getirilmemesi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir havayolu şirketinin kabin memuruyla yaptığı sözleşmede yalnızca işçi aleyhine tek taraflı yükümlülük doğuran bir cezai şart hükmünün, sözleşme serbestisine rağmen tarafların karşılıklı çıkar dengesini bozduğu gerekçesiyle geçersiz sayılması gerektiğine karar vermiştir3. Bu ilke artık 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinde açıkça kodifiye edilmiştir: "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir."4
2. Rekabet Yasağı Cezai Şartında Fahiş Miktar
İş sözleşmelerine ekli rekabet yasağı hükümlerinde cezai şart genellikle işçinin son brüt maaşının kat kat üzerinde belirlenir; bu durum, hazırlık aşamasında gözden kaçırılan ikinci bir hatayı doğurur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na kadar giden bir olayda, işçinin rekabet yasağını ihlal etmesi hâlinde son brüt maaşının yirmi katı tutarında cezai şart ödeneceği kararlaştırılmıştır. İlk derece mahkemesi rekabet yasağı sözleşmesini geçerli ve ihlali gerçekleşmiş bulmuş, ancak bu denli yüksek bir cezai şartın işçi statüsündeki borçlu yönünden fahiş olduğu kanaatiyle Türk Borçlar Kanunu m.182/3 uyarınca miktarı resen yarı oranında indirmiştir. Dosya, işçinin rakip şirketin Ankara dışındaki fabrikasında çalışmasının "Ankara veya İstanbul" ile sınırlı yasağı ihlal edip etmediği tartışmasıyla Hukuk Genel Kurulu'na gelmiş; Kurul oy çokluğuyla, sözleşmedeki "teşebbüs" ifadesinin merkezi Ankara'da bulunan şirketin bütün işletmelerini kapsadığını kabul etmiş, cezai şartın miktarına ilişkin değerlendirmeyi ise bölge adliye mahkemesine bırakmıştır5. Bu örnek, rekabet yasağı sözleşmesinin hukuken geçerli sayılmasının, öngörülen cezai şartın olduğu gibi tahsil edileceği anlamına gelmediğini gösterir — işveren, işçiye karşı cezai şart miktarını belirlerken de m.182/3'ün resen indirim yetkisini hesaba katmalıdır.
IV. Kirada Tacir Sıfatı Sonucu Nasıl Değiştirir?
Kira sözleşmelerinde cezai şart genellikle kiracının erken tahliyesi veya inşaat/teslim yükümlülüğünün ihlali için kararlaştırılır. Buradaki en kritik hata, kiracının (veya kiraya verenin) tacir sıfatını taşıyıp taşımadığının sözleşme hazırlanırken hesaba katılmamasıdır — çünkü bu sıfat, aynı cezai şart maddesinin sonucunu kökten değiştirir.
Bunu somut biçimde gösteren bir Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında, iki kiraya verenin, taşınmaz üzerine kiracının kullanımına uygun bir bina yapıp kiraya vermeyi üstlendiği ve inşaatı zamanında teslim etmediği için kiracı tarafından 750.000 TL cezai şart talep edildiği bir olayda, Daire'nin bozma kararı üzerine yapılan araştırmada kiraya verenlerden birinin sözleşme tarihinde tacir olduğu, diğerinin ise tacir olmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, tacir olmayan kiraya veren yönünden Türk Borçlar Kanunu m.182/3 uyarınca cezai şartın fahiş olduğu kanaatiyle doğrudan indirim uygulamış; tacir olan kiraya veren yönünden ise ayrı bir bilirkişi incelemesiyle cezai şartın onu iktisaden çöküntüye uğratıp uğratmayacağı araştırılmış ve bu istisnai koşulun gerçekleştiği kanaatiyle ancak o zaman indirime gidilmiş; cezai şart 500.000 TL'ye indirilmiş ve Daire bu kararı onamıştır6. Aynı sözleşmedeki aynı cezai şart maddesi, tarafların sıfatına göre iki farklı hukuki rejime tabi tutulmuştur.
Benzer bir ayrım, kamu ihalesiyle kurulan bir kira ilişkisinde de karşımıza çıkar: bir hastane bünyesindeki kantin işletmecisinin, ruhsatının iptali üzerine kira sözleşmesinin feshedilmesi ve son bir yıllık kira bedelinin cezai şart olarak talep edilmesi hâlinde, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi öncelikle davalı kiracının tacir olup olmadığının araştırılmasını, tacir ise iktisaden çöküntü testinin, tacir değilse doğrudan fahiş olup olmadığı değerlendirmesinin yapılmasını istemiştir. Yapılan araştırmada kiracının ticaret sicilinde kaydı bulunmadığı ve gelirinin esnaf sınırının altında kaldığı tespit edilince, cezai şart doğrudan m.182/3 uyarınca yarı oranında indirilmiş; Daire bu kararı onamış, davacı idarenin karar düzeltme istemini de reddetmiştir7.
Bu iki örnek, kira sözleşmesi hazırlanırken kiracının veya kiraya verenin ticari işletme sahibi olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini gösterir: tacir olmayan bir tarafa karşı cezai şart miktarı belirlenirken hâkimin serbestçe ve kolaylıkla indirim yapabileceği unutulmamalı; tacir bir tarafa karşı ise cezai şartın onu ticari faaliyetini sürdüremeyecek ölçüde mahvetmeyecek makul bir düzeyde kalması sağlanmalıdır.
V. TTK m.22 Tacire Mutlak Koruma Sağlar mı?
Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesine göre, tacir sıfatını haiz bir borçlu, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla cezai şartın indirilmesini mahkemeden isteyemez8. Bu hüküm nedeniyle ticari sözleşme hazırlayan taraflar sıklıkla, karşı taraf tacir olduğu sürece cezai şart miktarının hiçbir sınıra tabi olmadığını varsayar. Bu varsayım hatalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı içtihadına göre, kararlaştırılan cezai şart tacir olan borçlunun iktisaden mahvına veya eski ticari faaliyetini sürdürmesine imkân tanımayacak ölçüde ağır ve yüksek ise, TTK m.22'deki kısıtlamaya rağmen istisnai olarak tenkis istenebilir9. Bu ilkenin somut bir uygulaması, bir akaryakıt bayilik sözleşmesinde görülür: bayinin sözleşmeyi haksız feshetmesi üzerine dağıtıcı şirketin talep ettiği 313.152,6 USD tutarındaki cezai şart ve kâr mahrumiyeti bedeli, bilirkişi incelemesinde bayi şirketin özvarlığını kaybettiği ve borca batık olduğu tespit edilince, mahkemece %50 oranında indirilmiş ve bu indirim Yargıtay tarafından onanmıştır10. Aynı kararda dikkat çeken bir başka husus da şudur: dağıtıcı şirket, sözleşme süresince eksik alınan ürüne ilişkin kâr mahrumiyetini sözleşme sonunda toplu şekilde istemek istemiş, ancak mahkeme bunun için de her dönem başında çekince (ihtirazi kayıt) konulmasının şart olduğuna karar vermiştir — bu da aşağıda ele alınan ihtirazi kayıt hatasının ticari sözleşmelerdeki bir başka görünümüdür.
Ancak "iktisaden mahiv" istisnasının her tacir borçlu için otomatik uygulanmadığı da vurgulanmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'na kadar giden bir taşınmaz satış vaadi uyuşmazlığında ilk derece mahkemesi, sözleşmeyi ihlal ettiği kabul edilen tarafların tacir sıfatını taşıdığını belirterek 570.000 TL'lik cezai şart alacağından herhangi bir indirim yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar bölge adliye mahkemesince kaldırılıp cezai şart istemi reddedilmiş; Hukuk Genel Kurulu ise yalnız asıl davadaki tapu iptali ve tescil istemini incelemiş, cezai şarta ilişkin itirazları incelememiştir11. Dolayısıyla bu dosya Yargıtay'ın onayladığı bir uygulama değil, ilk derece mahkemelerinin yaklaşımını gösteren bir örnektir. İlkenin kendisi ise yukarıdaki 3. Hukuk Dairesi kararlarında açıkça ortaya konmuştur: mahiv istisnası, yalnızca borçlunun ekonomik çöküntüsü somut olarak ispatlandığında devreye girer; aksi hâlde tacir borçlu, TTK m.22'nin öngördüğü kuralla tam olarak bağlı kalır.
Pratik bir uyarı: Bu kural bazı Yargıtay kararlarında hâlâ "TTK m.24" olarak anılmaktadır; bu, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki eski madde numarasının alışkanlıkla tekrarlanmasından kaynaklanır. Yürürlükteki 6102 sayılı Kanun'da karşılık gelen hüküm 22. maddededir.
VI. Her Sözleşmede Yapılan İki Ortak Hata Nedir?
1. Cezai Şartın Asıl Borçla Aynı Şekle Bağlanmaması
Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesine göre asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezai şartın da ifası istenemez12. Bunun doğal bir uzantısı olarak, asıl borcu doğuran sözleşme kanunen belirli bir şekil şartına tabiyse, eklenen cezai şartın da aynı şekle uyularak kararlaştırılması gerekir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, adi yazılı şekilde düzenlenen bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine eklenen cezai şartın, satış vaadinin kendisi gibi noterde resen düzenlenen senette yer almadıkça geçersiz olacağına karar vermiştir13. Bu hata özellikle taşınmaz satış vaadi gibi resmî şekle tabi sözleşmelere, sonradan adi yazılı bir ek protokolle cezai şart eklenmeye çalışıldığında ortaya çıkar.
2. İfaya Eklenen Cezai Şartta İhtirazi Kayıt Unutulması
Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ceza borcun belirlenen zamanda ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa, alacaklı ancak ifayı çekincesiz kabul etmemiş olması koşuluyla cezanın ifasını da isteyebilir14. Bu kural özellikle inşaat ve eser sözleşmelerinde sık karşılaşılan bir tuzaktır: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, süresinde tamamlanmayan bir yapım işini iş sahibinin herhangi bir çekince koymadan teslim alması hâlinde gecikme cezasının artık istenemeyeceğini, bu nedenle teslim sırasında ihtirazi kayıt ileri sürülüp sürülmediğinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurgulamıştır15. Yukarıda görüldüğü üzere aynı kural, bir defaya mahsus teslimlerde olduğu kadar, süreklilik arz eden ticari tedarik ilişkilerinde de her dönem için ayrı ayrı gözetilmesi gereken bir yükümlülük olarak karşımıza çıkar.
Sonuç
Cezai şartın hangi hukuk alanında kullanıldığı, aynı kanun maddelerinin sonucunu değiştirir. İş sözleşmesinde tek taraflılık ve rekabet yasağında fahiş miktar, kira sözleşmesinde tarafların tacir sıfatı, ticari sözleşmede "mutlak koruma" yanılgısı ve tüm alanlarda ortak olan şekil şartı ile ihtirazi kayıt unutulması — bunların her biri, sözleşme hazırlığı aşamasında gözden kaçırıldığında davada beklenmedik bir hayal kırıklığına dönüşebilir. Cezai şart maddesi yazılırken sadece "ne kadar ceza" sorusu değil, "bu ceza kime karşı, hangi sıfatla ve hangi şekilde ileri sürülecek" sorusu da yanıtlanmalıdır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.179; cezai şart türlerinin sınıflandırması için ayrıca bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2014/1013 K.2016/318 T.16.03.2016.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2014/1013 K.2016/318 T.16.03.2016 (Tunçomağ, Kenan, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 6. Bası, İstanbul 1976, s.655; Günay, C. İlhan, Cezai Şart, 1. Bası, Ankara 2002, s.8 atıflarıyla).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2014/1013 K.2016/318 T.16.03.2016.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.420/1.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/568 K.2025/526 T.17.09.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/2336 K.2025/1107 T.25.02.2025.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/2004 K.2024/4239 T.11.12.2024.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.22.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/2637 K.2024/4977 T.18.12.2024.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2024/6352 K.2025/4954 T.08.07.2025.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/1073 K.2025/85 T.26.02.2025.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.182/2.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2012/16327 K.2013/28297 T.18.11.2013 (Oğuzman, M. Kemal/Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010, s.902 atfıyla).
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.179/2.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2024/1145 K.2025/1495 T.15.04.2025.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.179, m.180, m.181, m.182, m.420.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.22.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2014/1013 K.2016/318, T.16.03.2016 — cezai şart türleri, tanımı ve tek taraflı cezai şartın geçersizliği.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/568 K.2025/526, T.17.09.2025 — rekabet yasağında yer sınırı ve "teşebbüs" kavramı (oy çokluğu); fahiş cezai şartta resen yarı oranında indirim ilk derece kararında.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/1073 K.2025/85, T.26.02.2025 — satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil; Kurul cezai şart itirazlarını incelemedi, tacir sıfatı nedeniyle indirim yapılmaması ilk derece kararında.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2012/16327 K.2013/28297, T.18.11.2013 — cezai şartın asıl borçla aynı şekle tabi olması.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2024/6352 K.2025/4954, T.08.07.2025 — akaryakıt bayilik sözleşmesinde iktisaden mahiv ve ihtirazi kayıt.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2024/1145 K.2025/1495, T.15.04.2025 — ifaya eklenen cezai şartta ihtirazi kayıt şartı.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/2637 K.2024/4977, T.18.12.2024 — TTK m.22 ve iktisaden mahiv istisnası.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/2336 K.2025/1107, T.25.02.2025 — kira sözleşmesinde tacir/tacir olmayan taraf ayrımı.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/2004 K.2024/4239, T.11.12.2024 — kamu ihalesiyle kurulan kira ilişkisinde esnaf/tacir olmayan kiracı.
- Oğuzman, M. Kemal/Öz, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2010, s.902.
- Tunçomağ, Kenan, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1, 6. Bası, İstanbul 1976, s.655.
- Günay, C. İlhan, Cezai Şart, 1. Bası, Ankara 2002, s.8.