I. Giriş
OHAL döneminde çıkarılan çeşitli kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan on binlerce kişiden bir kısmı, meslekten çıkarıldıktan sonra farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirerek emekli aylığına hak kazanmıştır. Ancak bu kişilerin büyük bölümüne, aylık bağlanmasına rağmen emekli ikramiyesi ödenmemiştir — gerekçe, kamu görevinin "kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun" biçimde sona ermemiş olmasıdır. Anayasa Mahkemesi (AYM), 2025 yılı içinde art arda verdiği üç kararla bu uygulamayı Anayasa'ya aykırı bulmuş ve meselenin kanundan kaynaklandığını tespit ederek kararını Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmiştir. Bu makalede söz konusu içtihadın dayandığı yasal çerçeve, AYM'nin gerekçesi ve etkilenen kişiler için pratik sonuçları ele alınmaktadır.
II. Yasal Çerçeve
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 89. maddesi, emekli ikramiyesi ödenmesini iki farklı rejime bağlamıştır. Hizmetlerinin tamamı 5434 sayılı Kanun'a veya 5510 sayılı Kanun'un ilgili geçici maddesine tabi olarak geçen, yani hizmet birleştirmesi yapmaksızın emekliye ayrılanlara, görevin ne şekilde sona erdiğine bakılmaksızın emekli ikramiyesi ödenir1. Buna karşılık, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmek suretiyle emekli olanlara ikramiye ödenebilmesi için ayrıca, 5434 sayılı Kanun'a tabi memuriyet hizmetinin 1475 sayılı (mülga) İş Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması aranır2.
OHAL KHK'ları ise kamu görevinden çıkarmayı, olağan disiplin sürecinden tamamen ayrı bir mekanizmayla düzenlemiştir: ilgili kişiler "başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın" kamu görevinden çıkarılmış sayılır ve kendilerine ayrıca tebligat dahi yapılmaz3. Bu şekilde görevine son verilen bir kişi, 25 (kadınlarda 20) yıllık hizmet süresini tek başına dolduramamışsa emekli aylığına ancak hizmet birleştirmesiyle hak kazanabilir — ve tam da bu noktada m.89/2'deki kıdem tazminatı şartı devreye girerek ikramiye talebinin reddine yol açar.
III. Anayasa Mahkemesi'nin Genel Kurul Kararı
Konuyu ilk kez Genel Kurul düzeyinde inceleyen kararda başvurucu, 1985'ten itibaren SSK'ya tabi çalıştıktan sonra memur olmuş, 2016 yılında bir OHAL KHK'sı kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır. 23 yıllık memuriyet hizmeti tek başına emekli aylığına yetmediğinden hizmet birleştirmesiyle emekli olmuş, ancak SGK kendisine ikramiye ödemeyi reddetmiştir; idare mahkemesi ve istinaf da bu red işlemini hukuka uygun bulmuştur4.
AYM Genel Kurulu, oyçokluğuyla verdiği kararda şu tespiti yapmıştır: hizmet birleştirmesi yapmaksızın emekli olabilenler, memuriyetten kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına aykırı biçimde ayrılmış olsalar dahi ikramiye alabilirken; hizmet birleştirmesi gereken kişilerden ayrıca bu şartın aranması, KHK ile görevine -kendi iradesi dışında ve savunma hakkı tanınmaksızın- son verilmiş bir kişiye orantısız bir külfet yüklemektedir. AYM bu farklı muameleyi, mülkiyet hakkıyla (Anayasa m.35) bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının (Anayasa m.10) ihlali olarak nitelendirmiştir4.
Giderim bakımından AYM, ihlalin doğrudan 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinin ikinci fıkrasından — yani kanunun kendisinden — kaynaklandığını tespit etmiştir. Bu tür "kanundan kaynaklanan ihlal" hâllerinde AYM'nin yerleşik uygulaması, benzer ihlallerin önüne geçilebilmesi için kararın TBMM'ye bildirilmesidir5. Buna ek olarak AYM, ilgili kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığının itiraz yoluyla ileri sürülebilmesi ve gerekirse Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca milletlerarası anlaşma hükümlerinin esas alınabilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili idare mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiş, buna karşılık yargılama gideri başvurucuya ödenmiştir4.
IV. Sonraki Kararlarla Pekişen İçtihat
Genel Kurul kararından kısa süre sonra AYM Birinci Bölümü, aynı hukuki sorunu içeren iki ayrı bireysel başvuruda bu içtihadı aynen uygulamıştır. İlkinde başvurucu 21 yıllık hizmetinin ardından bir OHAL KHK'sıyla görevinden çıkarılmış, hizmet birleştirmesiyle emekli olmuş ancak ikramiye alamamıştır; AYM, Genel Kurul kararındaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığını belirterek yine ihlal kararı vermiştir6. İkinci başvuruda da aynı sonuca ulaşılmış, SGK şefi olarak görev yaparken meslekten çıkarılan ve 24 yıl 8 ay hizmeti bulunan başvurucu için de ihlal tespit edilmiştir7. Her üç kararda da AYM üyesi Yılmaz Akçil, başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir meşru beklentisi bulunmadığı gerekçesiyle muhalif kalmıştır — ancak çoğunluk görüşü tutarlı biçimde ihlal yönünde şekillenmiştir.
Bu üç kararın birlikte gösterdiği tablo, artık istisnai değil yerleşik bir içtihat hattı olduğuna işaret etmektedir: KHK ile kamu görevinden çıkarılıp hizmet birleştirmesiyle emekli olan ve bu nedenle ikramiyesi ödenmeyen kişiler, AYM nezdinde haklı bulunmaktadır.
V. Pratik Sonuç: Kimler, Nasıl Başvurabilir?
Bu içtihattan yararlanabilecek kişi profili şu şekilde özetlenebilir: (i) bir OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarılmış, (ii) kamudaki hizmet süresi tek başına emekli aylığına yetmediği için başka bir sosyal güvenlik kurumundaki hizmetleriyle birleştirilerek emekli olmuş, (iii) SGK'nın "kıdem tazminatına hak kazanma şartına uygun sona ermedi" gerekçesiyle emekli ikramiyesi talebini reddettiği kişiler.
Daha önce SGK'ya başvurup reddedilen ve dava açmamış ya da bireysel başvuru süresini kaçırmış olanlar için idari başvuru yolunun tekrar denenmesi, güncel AYM içtihadı ışığında değerlendirilmelidir. Hâlihazırda derdest bir dava veya bireysel başvurusu bulunanlar ise bu üç kararı doğrudan emsal göstererek taleplerini destekleyebilir. Konunun kanundan kaynaklanan bir sorun olarak TBMM'ye bildirilmiş olması da, ileride m.89/2'de bir yasal değişiklik yapılması ihtimalini gündemde tutmaktadır.
Sonuç
AYM'nin 2025 yılında verdiği ve biri Genel Kurul kararı olan üç ayrı kararla pekişen içtihat, KHK ile kamu görevinden çıkarılıp hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olan kişilerden ayrıca kıdem tazminatı şartı aranmasının anayasal ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini ortaya koymuştur. İhlalin doğrudan kanundan kaynaklanması, bu sorunun tek tek bireysel başvurularla değil, kalıcı bir yasal düzenlemeyle çözülmesi gerektiğini göstermektedir. O güne kadar, benzer durumdaki kişiler için idari başvuru ve dava yolu, güncel AYM içtihadına dayanarak halen açıktır.
- 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, m.89/1.
- 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, m.89/2.
- 31/10/2016 tarihli ve 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, m.1.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, Fikret Aslan Başvurusu, B. No: 2019/41241, T. 25.02.2025 (RG: 7.08.2025-32979).
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, Sabri Uhrağ Başvurusu, B. No: 2017/34596, T. 29.12.2020.
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Mehmet Uzdu Başvurusu, B. No: 2020/6111, T. 16.04.2025.
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Mehmet Postallı Başvurusu, B. No: 2020/8527, T. 12.06.2025.
- 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, m.89.
- Anayasa, m.10 (Kanun Önünde Eşitlik), m.35 (Mülkiyet Hakkı).
- 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, m.1.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, Fikret Aslan Başvurusu, B. No: 2019/41241, T. 25.02.2025 — KHK ile kamu görevinden çıkarılıp hizmet birleştirmesiyle emekli olanlara ikramiye ödenmemesinin mülkiyet hakkı bağlantılı ayrımcılık yasağını ihlal ettiği, kararın TBMM'ye bildirilmesi.
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Mehmet Uzdu Başvurusu, B. No: 2020/6111, T. 16.04.2025 — Fikret Aslan içtihadının aynen uygulanması.
- Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Mehmet Postallı Başvurusu, B. No: 2020/8527, T. 12.06.2025 — aynı doğrultuda ihlal kararı.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, Sabri Uhrağ Başvurusu, B. No: 2017/34596, T. 29.12.2020 — kanundan kaynaklanan ihlalde TBMM'ye bildirim yöntemi.