Karar Künyesi
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, Başvuru No: 2020/36868, Karar Tarihi: 23.12.2025, Oybirliği. Başkan: Basri Bağcı; Üyeler: Engin Yıldırım, Yıldız Seferinoğlu, Kenan Yaşar, Metin Kıratlı; Raportör: Mehmet Altundiş.
I. Olayın Özeti
Başvurucular Gülten Akyüz ve Nuray Akyüz, Ankara'da maliki oldukları taşınmazı 2010 yılında K. Dostluk ve Kültür Derneği Ankara Şubesine kiraya vermiştir. Söz konusu dernek, 2 Ocak 2017 tarihli ve 679 sayılı OHAL KHK'sı ile FETÖ/PDY irtibatı gerekçesiyle kapatılmış; bunun üzerine başvurucuların taşınmazı idare tarafından mühürlenmiştir.
Başvurucular, Ankara Valiliğine muhtelif tarihlerde başvurarak taşınmazın mühürünün kaldırılmasını ve kendilerine teslim edilmesini talep etmiştir. İdare bu talepleri, başvurucuların taşınmazın mühürlenme ve teslim sürecine ilişkin geriye yönelik herhangi bir hak iddiasında bulunmayacaklarına dair taahhütname imzalamaları koşuluna bağlamış; taahhütname imzalanmadıkça taşınmazın iade edilmeyeceğini bildirmiştir.
Başvurucular Haziran 2019'da yeniden idareye başvurarak taşınmazın on gün içinde teslimini ve tahsil edilemeyen kira bedeli olarak 36.000 TL ödenmesini talep etmiştir. İdare bu başvuruya da 31 Temmuz 2019 tarihli yazıyla aynı koşulu öne sürerek olumsuz yanıt vermiştir.
II. Yargı Süreci
Başvurucular 2 Eylül 2019'da Ankara 18. İdare Mahkemesinde dava açmıştır: 31 Temmuz 2019 tarihli işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 38.400 TL kira bedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. Dava dilekçesinde taşınmazın iade edilmemesinin ve bu süreçte elde edilemeyen kira gelirinin tazmin edilmemesinin kanuni dayanağının bulunmadığı, müdahalenin AİHS kapsamında mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüştür.
Ankara 18. İdare Mahkemesi 28 Şubat 2020'de başvurucular lehine karar vermiştir: işlem iptal edilmiş, 38.400 TL kira bedelinin başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine hükmedilmiştir. Mahkeme gerekçesinde, KHK ile kapatılan kuruluşa kiralanan taşınmazların mal sahiplerine teslimini engelleyen herhangi bir düzenleme bulunmadığını, idarenin mevzuattan kaynaklanmayan bir yetkiyi kullanarak başvurucuların mülkiyet hakkını ihlal ettiğini saptamıştır.
İdare istinaf yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, taşınmazın iadesi yönündeki iptal kararını yerinde bulurken kira bedeline ilişkin tazminat kısmını bozmuştur. Bölge İdare Mahkemesine göre kira bedeli talebini kapsayan tam yargı davası, 675 sayılı KHK'nın 16. maddesi kapsamında önce idareye başvuru yapılmasını ve idarenin vereceği karara karşı dava açılmasını gerektirmektedir; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesindeki zımni ret müessesesi bu kapsamdaki başvurulara uygulanamaz. Bu gerekçeyle dava incelenmeksizin reddedilmiştir.
Başvurucular, 16 Ekim 2020'de nihai kararı öğrenmeleri üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
III. Hukuki Sorun
Uyuşmazlığın merkezinde tek bir yorum sorunu yatmaktadır: 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin 4. fıkrası kapsamındaki idari başvurularda, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde düzenlenen zımni ret müessesesi işleyecek midir? Bir başka söyleyişle idare altmış gün içinde cevap vermezse dava açılabilecek midir, yoksa idarenin açıkça karar vermesini mi beklemek gerekecektir?
Bölge İdare Mahkemesi ikinci seçeneği benimsemiştir: zımni ret üzerine dava açılamaz, idarenin açık kararı şarttır. Bu yorum, kira bedeli talebini pratik olarak askıya almış; idare cevap vermediği sürece mahkeme kapısının kapalı kalacağı bir durumu doğurmuştur.
IV. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi
1. Hakkın Nitelendirilmesi
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların şikâyetini mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı çerçevesinde incelemiştir (Anayasa m.35 ve m.40). Gerekçe şudur: Bölge İdare Mahkemesi davanın esasına hiç girmemiştir. Dolayısıyla asıl sorun mülkiyet hakkının doğrudan ihlali değil, mülkiyet hakkına ilişkin ihlalin giderilmesini sağlayacak yargısal yolun fiilen işleyip işlemediğidir.
2. Teorik Etkililik — Pratik Etkililik Ayrımı
Mahkeme önce teorik düzeyde etkili başvuru yolunun var olup olmadığını sormuştur. 2577 sayılı Kanun'un 10., 11. ve 12. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararların tam yargı davasıyla tazmin edilebileceği açıktır; teorik etkililik mevcuttur.
Asıl mesele bu yolun somut davada pratik olarak işleyip işlemediğidir. Mahkeme, usul şartlarının yargı yolunu imkânsız kılacak ya da aşırı derecede zorlaştıracak biçimde yorumlanmasının etkili başvuru hakkını ihlal edebileceğini vurgulamıştır.1
3. Zımni Ret Müessesesinin Anayasal Temeli
Anayasa Mahkemesi, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesini salt bir yargılama tekniği olarak değil, Anayasa'nın 125. maddesinden beslenen anayasal bir güvence olarak konumlandırmıştır. İdarenin her türlü eylem ve işleminin yargısal denetime tabi olması ilkesi; yargı yolunun yalnızca açıkça kapatılmasını değil, fiilen veya dolaylı biçimde etkisiz kılınmasını da yasaklamaktadır.
Bu çerçevede zımni ret müessesesi, idarenin cevaplamayı sürüncemede bırakarak yargısal denetimi fiilen engellemesini önleyen bir araçtır; Anayasa m.125 ile birlikte ele alınmaksızın yorumlanamaz.2
4. 675 Sayılı KHK m.16/4'ün Yorumu
Mahkeme, Bölge İdare Mahkemesinin dayandığı 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin 4. fıkrasını incelemiştir. Bu fıkra, ilgililerin idari başvuru üzerine verilecek karara karşı idari yargıda dava açabileceğini düzenlemektedir; ancak zımni ret müessesesini açıkça devre dışı bırakan herhangi bir hükme yer vermemektedir.
Mahkeme bu noktada belirleyici tespitini yapmıştır: Zımni ret müessesesi, etkili başvuru hakkı ve hak arama özgürlüğü ile doğrudan bağlantılı anayasal bir güvencedir. Bu güvenceyi ortadan kaldıran bir istisnayı, açık ve tereddüde yer bırakmayan bir kanuni düzenleme bulunmaksızın yorumla kabul etmek makul ve öngörülebilir değildir; üstelik Anayasa'nın 125. maddesiyle açıkça çelişir.3
5. İhlalin Tespiti
Sonuç olarak Bölge İdare Mahkemesinin zımni ret kararı üzerine tam yargı davası açılamayacağına ilişkin yorumu, teorik düzeyde etkili olan yargı yolunu somut davada başarı şansından yoksun bırakmıştır. Mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı ihlal edilmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
V. Giderim
Anayasa Mahkemesi, tazminat talebini reddetmiştir. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasının yeterli olduğu saptanmıştır. Karar, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine (E.2020/1626, K.2020/1578) iletilmek üzere Ankara 18. İdare Mahkemesine (E.2019/1695, K.2020/561) gönderilmiştir. Başvuruculara 40.446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedilmiştir.
VI. Değerlendirme
Karar, OHAL KHK döneminde mal sahiplerinin maruz kaldığı mülkiyet kısıtlamalarına ilişkin içtihadı önemli bir noktada netleştirmektedir.
Birinci olarak, zımni ret müessesesi olağanüstü dönem mevzuatına karşın işlemeye devam etmektedir. 675 sayılı KHK'nın 16. maddesi, idari başvuru zorunluluğu getirmiş olmakla birlikte bu başvurunun yanıtsız kalması hâlinde dava açma hakkını askıya almamaktadır. İdarenin cevabını bekleme zorunluluğu, idarenin hiç cevap vermeme tercihini bir dava engeline dönüştüremez.
İkinci olarak, karar teorik/pratik etkililik ayrımını somutlaştırmaktadır. Yargı yolunun mevzuatta yer alması yetmez; o yolun belirli bir davada gerçekten işleyebilir olması gerekir. Usul şartlarının yorumu bu gerçek işleyişi imkânsız kılıyor ya da aşırı zorlaştırıyorsa etkili başvuru hakkı ihlali doğar.
Üçüncü olarak, karar idarenin sessiz kalma taktiğine karşı güçlü bir güvence oluşturmaktadır. KHK kapsamındaki uyuşmazlıklarda idare, başvuruya yanıt vermeyerek yargısal denetimi belirsiz süreyle erteleme imkânı bulamamalıdır.
KHK ile kapatılan kuruluşlara taşınmaz kiralayan ve hâlâ kira kaybı ya da taşınmaz iade talebiyle uğraşan mal sahipleri açısından bu karar kritik bir emsal niteliği taşımaktadır: idareye başvurulmuş, altmış gün geçmiş ve yanıt alınamamışsa zımni ret oluşmakta ve tam yargı davası açılabilmektedir.
Dipnotlar
- AYM, Gülten Akyüz ve Nuray Akyüz, B. No: 2020/36868, 23.12.2025, § 36; aynı yönde bkz. İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9.9.2020, §§ 47, 49.
- AYM, Cem Taylan Erden ve diğerleri [2. B.], B. No: 2017/32445, 19.11.2020, § 60.
- AYM, Gülten Akyüz ve Nuray Akyüz, § 40; Cem Taylan Erden ve diğerleri, § 61.