I. Mesele ve Kararın Kimliği
Uygulamada dava ve cevap dilekçeleri çoğunlukla delil listesini "tanık, bilirkişi, keşif ve sair deliller" ya da "her türlü yasal delil" gibi kalıp ifadelerle kapatır. Peki bu genel ibareler, ispat araçlarının en güçlülerinden biri olan yemin delilini de kapsar mı? Bir başka deyişle, dilekçesinde yalnızca "sair deliller" yazan taraf, sonradan karşı tarafa yemin teklif edebilir; hâkim de ispat yükü kendisinde olan tarafa "yemin teklif etme hakkınız var" diye hatırlatabilir mi?
1086 sayılı (mülga) HUMK döneminde "sair deliller" ibaresinin yemini de kapsadığı kabul edilirdi. Ancak 6100 sayılı HMK'nın getirdiği somutlaştırma külfeti karşısında uygulama ikiye bölünmüş; aykırılık içtihadı birleştirme yoluyla Yargıtay'a taşınmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 3.3.2017 tarihli (E.2015/2, K.2017/1) kararıyla — önsorun ve esas bakımından üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla — şu sonuca varmıştır: HMK'nın yürürlüğünden sonra açılan davalarda dilekçelerde veya delil listesinde "sair deliller, her türlü delil" gibi ibarelerin bulunması, tarafın yemin deliline başvurduğu anlamına gelmez; bu durumda hâkim, ispat yükü kendisine düşen tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatamaz.1
II. Somutlaştırma Külfeti ve Yemin Delili
HMK, dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların açık özetlerini (m.119/1-e) ve her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğini (m.119/1-f) göstermesini ister; aynı zorunluluk cevap dilekçesi (m.129) ile cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri (m.136/2 yollamasıyla) için de geçerlidir.2
Bu düzenlemelerin kalbinde, mülga HUMK'da bulunmayıp HMK ile getirilen somutlaştırma yükü (m.194) vardır: taraflar yalnızca vakıaları somutlaştırmakla kalmaz, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini de açıkça belirtmek zorundadır. Madde gerekçesi bu kuralın amacını açıkça ortaya koyar: "genel geçer ifadelerle, somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek." Önemle belirtmek gerekir ki somutlaştırma bir yükümlülük değil, bir yük (külfet)tir; tarafı buna kimse zorlayamaz, ancak yerine getirmeyen taraf umduğu hukuki korumadan yoksun kalmanın sonuçlarına katlanır.3
Yemin ise (HMK m.225 vd.), davanın çözümü bakımından önemli, çekişmeli ve kişinin kendisinden kaynaklanan bir vakıaya ilişkin, sıkı şekil kurallarına bağlı bağımsız bir ispat aracıdır. Yemin teklifi, ispat yükü kendisinde olan tarafın açık bir irade beyanını gerektirir.4
III. İçtihadı Birleştirme Kararının Gerekçesi
Çoğunluğun gerekçesi iki sütuna dayanır:
1. Somutlaştırma külfeti açık dayanmayı şart kılar
Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda kanun koyucu, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtme külfetini taraflara yüklemiştir. Bu külfet karşısında, açıkça yemin deliline dayanılmadığı sürece tarafın yemin teklif etme hakkı doğmaz. "Sair deliller, her türlü delil" gibi kalıp ibareler, yemin gibi nitelikli ve sonuçları ağır bir delile açıkça dayanma iradesini ortaya koymadığından, yemine başvurma sayılamaz.5
2. Hâkimin hatırlatma yasağı
Taraflarca getirilme ilkesi (HMK m.25) uyarınca hâkim, tarafların söylemediği vakıa veya delilleri kendiliğinden dikkate alamayacağı gibi, bunları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi (m.31), belirsiz veya çelişkili hususlarda açıklama istemekle sınırlıdır; ispat yükü kendisinde olan tarafa kullanmadığı bir delil türünü — yemin teklifini — hatırlatmaya kadar genişletilemez. Aksi hâl, hâkimin tarafsızlığını zedeler ve silahların eşitliğini bozar. Bu nedenle çoğunluk, dilekçesinde yalnızca genel ibareler bulunan tarafa hâkimin yemin hakkını hatırlatmasını mümkün görmemiştir.6
IV. Karşı Oy
Karar üçte ikiyi aşan çoğunlukla alınmış; bir karşı oy yazılmıştır. Karşı görüş, mülga HUMK döneminde "sair deliller, her türlü delil" ibarelerinin yemini de kapsadığı konusunda Yargıtay daireleri arasında hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını hatırlatır ve HMK'nın bu noktada nitelik bakımından bir kopuş getirmediğini savunur. Karşı oya göre yemin de sonuçta bir "delil"dir; tarafın "her türlü delil" demesi, kavramsal olarak yemini de içine alır. Somutlaştırma külfetinin amacı vakıaların belirsiz bırakılmasını önlemektir; bu külfet, ispat aşamasında tarafın yemine başvurma imkânını tümüyle ortadan kaldıracak biçimde yorumlanmamalıdır.7
V. Değerlendirme ve Pratik Sonuçlar
Karar bağlayıcıdır (Yargıtay Kanunu m.45) ve uygulamada dilekçe yazımını doğrudan etkiler. Uygulayıcı açısından çıkarılacak somut sonuçlar şunlardır:
- Dilekçe yazımında: Yemin delilinden yararlanmak isteyen taraf, dilekçesinde veya delil listesinde açıkça "yemin" ibaresine yer vermelidir. "Sair deliller / her türlü yasal delil" kalıbı tek başına yemin hakkını korumaz.
- Delil listesi sunumunda: Tedbiren delil listesinde "yemin" delilinin ayrıca ve açıkça gösterilmesi; mümkünse hangi vakıanın yeminle ispatlanacağının belirtilmesi (m.194/2) yerinde olur.
- Hâkimden beklenti: Hâkimin "yemin teklif edebilirsiniz" şeklinde bir hatırlatma yapması beklenemez; bu yönde bir hatırlatma yapılmaması bozma sebebi değildir. Hakkı kullanmak tarafın inisiyatifindedir.
- Zaman sınırı: Karar yalnızca HMK'nın yürürlüğünden (1.10.2011) sonra açılan davalar içindir; mülga HUMK döneminde açılmış davalarda eski kabul (genel ibarelerin yemini kapsadığı) geçerliliğini korur.
VI. Sonuç
İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2015/2 K.2017/1 sayılı kararıyla, HMK'nın getirdiği somutlaştırma külfetinin doğal bir sonucunu ortaya koymuştur: yemin gibi nitelikli bir delile açıkça dayanılmadıkça, "sair deliller / her türlü delil" kalıbı yemini kapsamaz ve hâkim bu hakkı hatırlatamaz.
Karşı oyda dile getirilen "yemin de bir delildir, her türlü delil onu da kapsar" görüşü kavramsal olarak savunulabilir olsa da, bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı karşısında uygulamanın yönü bugün nettir. Bu nedenle pratik kural sadedir: yemine dayanmak isteyen, dilekçesinde "yemin" sözcüğünü açıkça yazmalıdır.
Dipnotlar
- Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2015/2, K.2017/1, T.3.3.2017 (önsorun ve esas yönünden üçte ikiyi aşan oy çokluğu).
- Dava dilekçesi içeriği: HMK m.119/1-(e),(f); cevap dilekçesi: HMK m.129/1-(d),(e); cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri bakımından kıyasen uygulama: HMK m.136/2.
- Somutlaştırma yükü: HMK m.194. Kuralın mülga HUMK'da bulunmadığı ve "genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan dava açılmasının önüne geçme" amacı için bkz. madde gerekçesi.
- Yeminin konusu ve teklifi: HMK m.225 ve devamı (m.227-229). Yemin, çekişmeli ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalara ilişkin bağımsız bir ispat aracıdır.
- Taraflarca hazırlama ilkesi gereği, açıkça dayanılmayan bir delil türü bakımından teklif hakkının doğmayacağı yönündeki gerekçe için bkz. kararın "Gerekçe" bölümü.
- Hâkimin kendiliğinden hatırlatma yasağı: HMK m.25; davayı aydınlatma ödevinin sınırı: HMK m.31. Çoğunluğa göre m.31, kullanılmayan yemin hakkının hatırlatılmasını kapsamaz.
- Karşı oy: mülga 1086 sayılı HUMK döneminde "sair deliller, her türlü delil" ibarelerinin yemini de kapsadığı konusunda daireler arasında görüş ayrılığı bulunmadığı; HMK'nın bu noktada nitelik farkı getirmediği yönündeki değerlendirme.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2015/2, K.2017/1, T.3.3.2017 — Oy çokluğuyla (üçte ikiyi aşan çoğunluk). (Resmî Gazete'de yayımlanmış bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı.)