I. Mesele ve Kararın Kimliği
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, kefalet sözleşmesinde — aile birliğini korumak amacıyla — kural olarak eşin yazılı rızasını aramaktadır (TBK m.584). Kanun, bu korumanın dolanılmasını önlemek için bir de "uygulama alanı" hükmü getirmiştir: kefaletin şekline, ehliyete ve eşin rızasına ilişkin kurallar, gerçek kişilerce "başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere" de uygulanır (TBK m.603).
Bu noktada uygulamada keskin bir soru doğmuştur: Bir kambiyo senedine (bono, poliçe, çek) aval veren evli kişi için de eşin rızası aranacak mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri bu konuda farklı yönlerde karar vermiş; aykırılık içtihadı birleştirme yoluyla Yargıtay'a taşınmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 20.4.2018 tarihli (E.2017/4, K.2018/5) kararıyla, üçüncü görüşmede ve oy çokluğuyla meseleyi çözmüştür: Kefalette eşin rızasına ilişkin TBK m.584 hükmü, m.603 uyarınca avalde uygulanmaz; avalde eşin rızası aranmaz.1
II. Kefalet ve Aval: İki Farklı Teminat
Kefalet ile aval, ikisi de kişisel (şahsi) teminat sağlasa da, yapı ve işlev bakımından birbirinden ayrılır. Kefalet TBK m.582 vd.'de düzenlenen, fer'î nitelikte bir sözleşmedir: kefilin sorumluluğu asıl borcun varlık ve geçerliliğine bağlıdır; asıl borç geçersizse kefil de sorumlu olmaz. Aval ise 6102 sayılı TTK m.700 vd.'de düzenlenen, kambiyo senedine özgü bir teminattır ve aval verenin borcu bağımsızdır: lehine aval verilenin borcu şekil noksanlığı dışında bir sebeple geçersiz olsa dahi avalistin taahhüdü geçerli kalır (TTK m.702/2).2
Aval, avalistin senet üzerine "aval içindir" ibaresi yazıp imzalamasıyla — tek taraflı bir irade beyanıyla — doğar (TTK m.701). Kambiyo senetleri ise tedavül kabiliyeti, soyutluk (mücerretlik) ve imzaların bağımsızlığı ilkeleriyle yönetilir; senet, temel borç ilişkisinden bağımsız olarak hızla el değiştirir ve kamu güvenine mazhardır. İşte kararın gerekçesi, büyük ölçüde avalin bu kambiyo hukukuna özgü niteliğine dayanır.3
III. İçtihadı Birleştirme Kararının Gerekçesi
1. Şekil ve tedavül kabiliyeti
Avalin şekli TTK m.701'de özel ve sınırlı biçimde düzenlenmiştir; amaç, avalin senet üzerinde tereddüde yer vermeksizin görünmesidir. Avalde eş rızası aranırsa, her şeyden önce aval verenin evli olup olmadığının senetten anlaşılması gerekir — çünkü sonraki cirantaların avalin geçerliliğine güvenebilmesi buna bağlıdır. Avalistin nüfus bilgilerinin ve medeni hâlinin senede yazılması yahut buna ilişkin resmî kayıtların senede eklenmesi ise uygulanabilir değildir; senet hacmen büyür, aval şerhi şüphe uyandırır ve senedin tüm güvenliği zayıflar. Bu da kambiyo senedinin asıl varlık sebebi olan tedavül kabiliyetini ortadan kaldırır.4
2. Hukuki nitelik: Aval bir "sözleşme" değildir
TBK m.603, kefalet kurallarını yalnızca "başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere" teşmil eder. Çoğunluğa göre aval ise iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasıyla kurulan bir sözleşme değil, avalistin tek taraflı kambiyo taahhüdüdür. Sözleşme dışındaki hukuki işlemler m.603'ün uygulama alanında olmadığından, eş rızası şartı avale taşınamaz. Ayrıca kefalet hükümleri kefili alacaklıya karşı korurken, aval hükümleri hamili asıl borçlu ve müracaat borçlularına karşı korur; iki kurumun koruma amacı dahi farklıdır.5
3. İstisnai hükmün dar yorumu ve kanun koyucunun iradesi
TBK m.603 istisnai bir hükümdür ve istisnai hükümler dar yorumlanır; şekle ve ehliyete ilişkin sınırlamaların yorum yoluyla genişletilmesi hukuki güvenliği zedeler. Dahası kanun koyucu, 6455 sayılı Kanun'la TBK m.584'e eklediği üçüncü fıkrada eş rızasının aranmayacağı hâlleri tek tek sayarken avali bu istisnalar arasında göstermemiştir. Çoğunluğa göre bu durum bir boşluk değil, aslında en baştan beri avalde eş rızasının aranmadığına işarettir; aksi yorum, aynı tarihte yürürlüğe giren TBK ve TTK hükümlerinin bir kısmının uygulanmaması sonucunu doğururdu.6
4. Aile bütünlüğü endişesi: TMK m.2 yeterli güvence
Tarafların kefaletin şekil şartlarını başka adlar altında dolanma ihtimali avalde de gündeme gelebilir. Ancak çoğunluk, alacağı güvence altına almak için kambiyo senetlerinde aval dışında başka yöntemlerin de bulunduğunu; ailenin ekonomik bütünlüğüne yönelebilecek tehditlerin her zaman hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m.2) ile bertaraf edilebileceğini vurgulamıştır. Bu nedenle aile birliğini koruma amacı, eş rızasının avale teşmilini zorunlu kılmaz.7
IV. Karşı Oy: Aval Bir Garanti Sözleşmesidir
Karar oy çokluğuyla alınmış; ayrıntılı bir karşı oy yazılmıştır. Karşı oyun ekseni, çoğunluğun dayandığı "aval sözleşme değildir" önermesine itirazdır. Karşı görüşe göre aval, üçüncü kişinin (senet borçlusunun) fiilini taahhüt niteliğindedir; bu kurum TBK m.128'de düzenlenen ve öğreti ile Yargıtay uygulamasında garanti sözleşmesi olarak kabul edilen işlemin kambiyo senedi üzerinde gerçekleşen bir türüdür. Avalistin senede attığı imzayla yaptığı taahhüt, lehtarın açık ya da örtülü kabulüyle bir sözleşmeye dönüşür.8
Karşı oy, öğretide avalin sözleşme niteliğinde olduğu konusunda neredeyse tam bir görüş birliği bulunduğunu belirterek, aval bir "sözleşme" sayıldığına göre TBK m.603'ün kapsamına gireceği ve dolayısıyla avalde de eş rızasının aranması gerektiği sonucuna varmıştır. Bu görüş, ailenin korunmasına ilişkin emredici düzenlemenin etkili olabilmesi için kambiyo alanını dışarıda bırakmamak gerektiğini savunur.9
V. Değerlendirme ve Pratik Sonuçlar
Karar, kambiyo hukukunun tedavül ve güven ihtiyacını eş rızası şeklî koşulunun önüne koymakta ve Yargıtay Kanunu m.45 uyarınca bağlayıcıdır. Uygulayıcı açısından çıkarılacak somut sonuçlar şunlardır:
- Alacaklı/banka için: Evli bir kişiden bono, poliçe veya çek üzerinde aval alınırken eşin yazılı rızası bir geçerlilik şartı değildir; avalin geçerliliği eş rızasının yokluğu ileri sürülerek sakatlanamaz.
- Avalist ve eşi için: Avale dayalı kambiyo takibinde "eşimin rızası yoktu" savunması — kefaletten farklı olarak — sonuç doğurmaz. Aile bütçesini koruma kaygısı, ancak somut olayda hakkın kötüye kullanılması (TMK m.2) çerçevesinde değerlendirilebilir.
- Kefalet–aval tercihi: Aynı kişisel teminat ihtiyacı kefaletle karşılanırsa eş rızası (kural olarak) zorunlu; aval ile karşılanırsa zorunlu değildir. Bu fark, teminat yapısının seçiminde bilinçli bir tercih unsuru hâline gelmiştir.
- Sınır: Karar yalnızca aval içindir. Gerçek kişinin kambiyo dışında, "başka ad altında" yaptığı kişisel güvence sözleşmeleri (ör. üçüncü kişinin fiilini üstlenme dışındaki kefalet benzeri sözleşmeler) bakımından TBK m.603 kapsamı tartışmaya açık kalmaya devam eder.
VI. Sonuç
İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E.2017/4 K.2018/5 sayılı kararıyla, kefalette eşin rızasına ilişkin TBK m.584 hükmünün m.603 yoluyla avalde uygulanmayacağını bağlayıcı biçimde ortaya koymuştur. Çoğunluğun gerekçesi üç temele dayanır: avalin TTK'da özel olarak düzenlenen tek taraflı bir kambiyo taahhüdü — sözleşme değil — oluşu, eş rızası şartının kambiyo senedinin tedavül kabiliyetiyle bağdaşmaması ve istisnai m.603'ün dar yorumlanması gereği.
Karşı oyda dile getirilen "aval bir garanti sözleşmesidir, bu nedenle m.603 kapsamındadır" görüşü doktrinde güçlü biçimde savunulmaya devam etse de, bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı karşısında uygulamanın yönü bugün nettir: avalde eşin rızası aranmaz.
Dipnotlar
- Kefalette eşin rızası için TBK m.584/1; 6455 sayılı Kanun'la (28.3.2013) eklenen ve ticari hayatı ilgilendiren istisnalar için TBK m.584/3.
- Kefalet–aval farkları için TBK m.582-583, m.596/1, m.155/2; TTK m.700-702, m.724, m.751/1. Avalin bağımsızlığı: TTK m.702/2.
- Avalin şekli TTK m.701; imzaların bağımsızlığı TTK m.677; soyutluk ve tedavül kabiliyeti ilkeleri için TTK m.671 vd.
- Tedavül kabiliyeti gerekçesi için bkz. Aksu, R., Aval Kurumu, Ankara 2015, s.108-109; Pulaşlı, H., Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 6. b., Ankara 2016, s.186 vd.
- Avalin "sözleşme" sayılamayacağı yönündeki görüş için Reisoğlu, S., Türk Kefalet Hukuku, Ankara 2013, s.323; Bozer, A. / Göle, C., Kıymetli Evrak Hukuku, 7. b., Ankara 2017, s.156; sözleşmenin kurulması için TBK m.1.
- İstisnai hükmün dar yorumu ve kanun koyucunun iradesi için Can, M. Ç., "Türk Borçlar Kanunu'nun 603. Maddesinin Kıymetli Evrak Hukukunda Uygulanabilirliği — Avalde Eşin Rızası Aranmalı mı?", Gazi Üni. Hukuk Fak. Dergisi, C. XXI, S. 3, 2017, s. 66-68.
- Aile bütünlüğü ve TMK m.2 değerlendirmesi: Yargıtay HGK, 24.5.2017, E.2017/12-1135, K.2017/1012 (kararda gerekçe olarak anılmıştır).
- Karşı oy: avalin "üçüncü kişinin fiilini taahhüt" (TBK m.128) niteliğinde, garanti sözleşmesi sayıldığı yönünde Yargıtay İçtihadı Birleştirme HGK, 3.12.1967, E.1966/16, K.1967/7; ayrıca Güral, J., "Kefalet Akdiyle Aval Arasındaki Fark ve Benzerlikler", s. 443-445, 478.
- Avalin sözleşme niteliği konusunda öğretideki ağırlıklı görüş için Can, M. Ç., a.g.e., s. 65 (dn. 83) ve oradaki atıflar (Poroy/Tekinalp; Öztan; Tandoğan; Demirkapı). Karşı görüşün (avalde eş rızası aranmalı) doktrinde dayanağı: Şeker, M., Kefalette ve Avalde Eşin Rızası, İstanbul 2017, s. 77-82; Altop, A., İstanbul Kültür Üni. Dergisi, Özel Sayı, 2016, s. 291.
- İtiraz yoluyla yapılan benzer Anayasaya aykırılık başvurusunun reddi ve M. Emin Kuz'un avalin tek yanlı işlem olduğuna ilişkin değerlendirmesi için AYM, 26.12.2013, E.2013/57, K.2013/162.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E.2017/4, K.2018/5, T.20.4.2018 — Oy çokluğuyla. (Resmî Gazete'de yayımlanmış bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı.)