Kurul Kararları
2026 Yılı Raporlama Dönemine İlişkin Sürdürülebilirlik Raporlarının Hazırlanmasında Uygulanacak Muafiyetler — Karar No: 75935942-050.01.04-[01/46753] ↗
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, TSRS 1 Standardı kapsamında işletmelere tanınan üç geçiş muafiyetini 2026 ve 2027 raporlama dönemlerine genişletiyor. Buna göre; tüm işletmeler sürdürülebilirlik raporlarını finansal raporlarından daha sonraki bir tarihte yayımlayabilecek, daha önce TSRS 1'in TSRS 2 ile sınırlı uygulanması muafiyetinden yararlanan işletmeler bu muafiyetten 2026 döneminde de yararlanmaya devam edebilecek ve 2026 döneminde söz konusu sınırlı uygulama muafiyetinden faydalanan işletmeler iklim dışı sürdürülebilirlik riskleri ve fırsatlarına ilişkin karşılaştırmalı bilgileri 2027 raporlama döneminde de açıklamak zorunda kalmayacak. Düzenleme, sürdürülebilirlik raporlaması yükümlülüğü bulunan tüm işletmeleri etkilemekte olup uyum yükümlülüklerini geçici olarak hafifletiyor.
Banka ve Banka Dışı Mali Kuruluşların Kapsam 3 Sera Gazı Emisyonlarını Açıklama Zorunluluğundan Muaf Oldukları Dönemlerde Raporlama Yapmalarının İhtiyari Bırakılmasına İlişkin Hükmün Yürürlükten Kaldırılması (Karar No: 75935942-050.01.04-[01/46754]) ↗
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, 18/12/2024 tarihli ve 32756 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 28294 sayılı TSRS Uygulama Kapsamına İlişkin Kurul Kararı'nın 1. maddesinde yer alan; Borsa İstanbul'da işlem görenler hariç, şube sayısı 1'i veya çalışan sayısı 250 kişiyi aşmayan banka ve banka dışı mali kuruluşların Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını açıklama zorunluluğundan muaf oldukları dönemlerde raporlamayı ihtiyari olarak yapabilmelerine ilişkin hükmü yürürlükten kaldırıyor. Bu değişiklik 1/1/2026 ve sonrasında başlayan raporlama dönemlerinde geçerli olup söz konusu kuruluşların Kapsam 3 emisyon raporlamasında ihtiyari esnekliği sona erdiriyor; bu tarihten itibaren muafiyet kapsamındaki dönemler için dahi gönüllü raporlama serbestisi ortadan kalkıyor.
Yargı Kararları
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2026/46, Karar Sayısı: 2026/145 (663 Sayılı KHK'nın 45/A Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Üçüncü Cümlesinde Yer Alan "…kadrolu statüde…" İbaresinin Norm Denetimi) ↗
Hakkâri 2. İdare Mahkemesi, naklen atama talebinin reddine ilişkin davada, 663 sayılı KHK'nın 45/A maddesinin (3) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan "…kadrolu statüde…" ibaresinin Anayasa'nın 13., 20. ve 41. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali talebiyle itiraz yoluna başvurmuştur; söz konusu ibare, sözleşmeli sağlık personelinin aile birliği mazeretine dayalı yer değişikliği talebinde bulunabilmesi için eşinin diğer kamu kurum veya kuruluşunda kadrolu statüde istihdam ediliyor olması şartını öngörmekte, eşin aynı kurumda sözleşmeli statüde çalışması hâlinde bu haktan yararlanmayı engellemektedir. Anayasa Mahkemesi, kuralın kanunilik şartını taşıdığını, sağlık hizmetlerinin sürekliliği bakımından meşru amaca sahip olduğunu, aile birliği mazereti talebini tamamen engellemediğini, üç yıllık süre ve statü şartının orantısız bir külfet yüklemediğini ve eşitlik ilkesi yönünden gruplar arasındaki farklı uygulamanın nesnel ve makul temele dayandığını değerlendirerek itirazı oyçokluğuyla reddetmiş; Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar ise "…kadrolu statüde…" ibaresinin Anayasa'nın 10., 13., 20. ve 41. maddelerine aykırı olduğu görüşüyle karşıoy kullanmıştır.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı – Başvuru No: 2020/9807 ve 2023/10094 – İ.L. Başvurusu (Karar Tarihi: 24/2/2026) ↗
Başvurucu İ.L., çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûm edildiği yargılama sürecinde, aleyhine beyanda bulunan mağdur çocukların (kırılgan tanıkların) duruşmada sorgulanmasına imkân tanınmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yargılama sürecinde mağdur çocukların ifadeleri Çocuk İzlem Merkezi'nde adli görüşmeci aracılığıyla alınmış ve CD'ye kaydedilmiş; mahkemeler kırılgan tanıkların psikolojik durumlarını gerekçe göstererek yeniden dinlenmelerine gerek olmadığına hükmetmiş, bozma kararı sonrasında ise adli görüşme odası aracılığıyla yeniden ifade alımı yerine yalnızca CD izletilmesiyle yetinilmiştir. AYM Genel Kurulu; çocukların cinsel istismarı suçu bakımından video kaydının izletilmesi, katılanın duruşmada dinlenmesi, adli görüşmeci raporu ve savunmanın çelişki iddialarını somutlaştıramamış olması gibi güvenceleri birlikte yeterli sayarak tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE oybirliğiyle hükmetmiş; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise kırılgan mağdurların güvenilirliği test edilmeksizin ifadelerinin belirleyici delil olarak esas alındığı ve savunmaya karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmadığı gerekçesiyle tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE (Yıldız Seferinoğlu'nun karşıoyuyla) karar vererek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine ve başvurucuya 40.446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı – M.Y. Başvurusu (Başvuru No: 2021/7687, Karar Tarihi: 5/3/2026) ↗
Başvurucu M.Y., 15 Temmuz 2016 darbe girişimi kapsamında yürütülen ceza yargılamasında, lehine olan bilirkişi raporuna yeterli gerekçe gösterilmeksizin itibar edilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ve yargılamayı gerçekleştiren Yargıtay daire başkanının itiraz aşamasında da görev alması nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan beraat kararı verilmiş; ancak Yargıtay 16. Ceza Dairesi bozma kararı vermiş, bozma sonrası mahkemece 13 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmiş, bu hüküm temyizde onanmış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ise Ceza Genel Kurulunca oybirliğiyle reddedilmiştir. AYM Genel Kurulu; gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı kabul edilebilir bulmuş ancak esastan ihlal olmadığına oyçokluğuyla hükmetmiş, tarafsız mahkemede yargılanma hakkına ilişkin iddiayı ise açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez olduğuna oyçokluğuyla karar vermiş; diğer ihlal iddialarını da kabul edilemez bulmuştur.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı – Emre Köse Başvurusu (Başvuru No: 2023/59815, Karar Tarihi: 5/3/2026) ↗
Başvurucu Emre Köse, polis meslek yüksekokulunda öğrenciyken hakkında devam eden ceza kovuşturması (dolandırıcılık) gerekçesiyle okuldan ilişiğinin kesilmesi işleminin Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Ankara 16. İdare Mahkemesi ilişik kesme işlemini hukuka uygun bularak davayı reddetmiş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay Sekizinci Dairesi de bu kararı onamıştır. AYM Genel Kurulu, eğitim hakkına yönelik müdahalenin yasal dayanağını oluşturan 4652 sayılı Kanun'un 15. maddesinin altıncı fıkrası ile 30. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin kanunda bulunması gereken belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerini karşılamadığını tespit ederek oyçokluğuyla (İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı karşı oy kullanmıştır) eğitim hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş; başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Ankara 16. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı – Metin Yamalak Başvurusu (5), Başvuru No: 2021/40650, Karar Tarihi: 2/4/2026 ↗
Başvurucu Metin Yamalak, ceza infaz kurumunda Bakanlığa yazdığı dilekçedeki ifadeler nedeniyle uygulanan 12 günlük hücreye koyma disiplin cezasının infaz edildikten uzun süre sonra hukuka aykırı bulunarak kaldırılmasına karşın, söz konusu ceza nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İnfaz Hâkimliği disiplin cezasını 2/7/2021 tarihinde iptal etmiş; ancak başvurucunun tazminat talepleri hem İnfaz Hâkimliği hem de Ağır Ceza Mahkemesi tarafından esasa girilmeksizin reddedilmiş, yargı pratiğinde de disiplin cezalarının infazından kaynaklanan zararların tazminine ilişkin açık ve belirgin bir hukuk yolu bulunmadığı saptanmıştır. AYM, 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında infaz hâkimliklerinin manevi tazminata hükmetme yetkisinin bulunmadığını, 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesi ile 2577 sayılı İYUK kapsamındaki tam yargı davası yollarının da somut uyuşmazlık için etkili olmadığını tespit ederek Anayasa'nın 26. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiş; yapısal sorunun çözümü için konunun TBMM'ye bildirilmesine ve başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Sitede kapsam dışı tutulan, yalnızca tarafını ilgilendiren tekil işlemler (acele kamulaştırma, şirket tarife/lisans onayları, tekil özelleştirme ve imar planları, üniversite yönetmelikleri, atama kararları, ilan bölümü vb.). Tam metin için Resmî Gazete'ye yönlendirir.
- Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun Kararı (Karar No: 1160, 21.10.2026) — Malkara İlçesinin Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi Yargı Çevresinden Keşan Ağır Ceza Mahkemesi Yargı Çevresine; Gelibolu ve Eceabat İlçelerinin Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi Yargı Çevresinden Keşan Ağır Ceza Mahkemesi Yargı Çevresine Bağlanması ↗
- Ankara Medipol Üniversitesi Hukukta Dijital Dönüşüm ve Hukuk Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği ↗
- Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (HARÜM) Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ↗