Tebliğler
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2026/18) ↗
Tebliğ, yerli üretici Magma Mekatronik Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve destekleyici firmalar tarafından yapılan başvuruya istinaden Çin Halk Cumhuriyeti menşeli 8515.39 GTP altında kayıtlı "yalnız aksesuarları hariç net 13 kg ve altındaki kaynak makineleri" ithalatına yönelik nihai gözden geçirme soruşturması (NGGS) açılmasını düzenliyor. 2015 yılından bu yana 29 ABD doları/adet ila 154 ABD doları/adet arasında firma bazında uygulanan dampinge karşı kesin önlemin yürürlükten kalkması halinde dampingin ve zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu değerlendirilerek İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu Kararı ile soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Soruşturma Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek olup ihracatçı, ithalatçı ve diğer ilgili tarafların belirlenen süreler içinde soru formlarını cevaplaması ve görüşlerini sunması öngörülüyor.
Kurul Kararları
Nükleer Düzenleme Kurumu Kurul Kararı No: 2026-22/1 — Nükleer Santral Sahalarında Güvenlik Açısından Önemli Sistem ve Ekipmanların Depolanmasına İlişkin Kurul Kararı ↗
Karar No 2026-22/1 (tarih: 20/5/2026), nükleer santral kurmak, işletmek veya işletmeden çıkarmak için Nükleer Düzenleme Kurumuna başvuran ya da yetkilendirilen tüzel kişilerin nükleer santral sahalarındaki güvenlik açısından önemli sistem ve ekipmanların depolanması süreçlerine ilişkin kapsamlı yükümlülükler öngörüyor. Karara göre ilgili tüzel kişiler; etiketleme ve konumlandırma sistemleri oluşturmak, depolama koşullarını GOST 15150 standardı uyarınca Kategori 1 ve 3'e uygun tutmak, uygunsuz veya şüpheli ekipmanları karantina bölgelerine ayırmak, paslanmaz çelik malzemelerin diğer malzemelerle temasını önlemek, periyodik bakım ve koruyucu faaliyetleri imalatçı temsilcisi katılımıyla gerçekleştirip kayıt altına almak ve tüm bu faaliyetlere ait kayıtları fiziksel ve elektronik ortamda arşivleyerek ekipmanların depolama ve montaj geçmişiyle bütünleşik biçimde yönetmek zorundadır. Karara uyum, yayım tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sağlanması gerektiğinden, ilgili lisans sahipleri ve başvurucular için bağlayıcı ve zaman sınırlı bir idari yükümlülük doğuruyor.
Yargı Kararları
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2026/17, Karar Sayısı: 2026/24 ↗
24/12/2025 tarihli ve (191) numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair CBK'nın 18. maddesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki bazı kadroların iptal edilerek yeni kadrolar ihdas edilmesi düzenlenmiş; 137 milletvekili bu düzenlemenin Anayasa'nın 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle dava açmıştır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu kadro iptal ve ihdas düzenlemelerinin idarenin teşkilat yapısıyla ilgili yürütme yetkisi kapsamında olduğunu, kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığını ve belirlilik ilkesine aykırılık taşımadığını tespit etmiştir. Mahkeme, konu bakımından yetki yönünden iptal talebini oyçokluğuyla, içerik yönünden ise oybirliğiyle reddederek yürürlüğün durdurulması talebini de oybirliğiyle reddetmiştir; dört üye kadro ihdası ve iptalinin münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir alan olduğu gerekçesiyle karşıoy kullanmıştır.
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2026/18, Karar Sayısı: 2026/26 (Siber Güvenlik Başkanlığı Kadro Düzenlemesi – CBK İptal Davası) ↗
137 milletvekili tarafından açılan davada, 24/12/2025 tarihli ve (192) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 4. maddesiyle Siber Güvenlik Başkanlığı'na ait toplam 204 kadronun yeniden düzenlenmesinin Anayasa'nın başlangıç kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104., 128., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme, söz konusu düzenlemenin kamu tüzel kişiliğine sahip Siber Güvenlik Başkanlığı'nın teşkilat yapısıyla ilgili olduğunu, Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına aykırılık bulunmadığını ve belirlilik ilkesi bakımından da herhangi bir sorun teşkil etmediğini saptamıştır. Sonuç olarak iptal talebi konu bakımından yetki yönünden oyçokluğuyla (4 karşıoy: Gökcan, Yıldırım, Hakyemez, Yaşar), içerik yönünden ise oybirliğiyle reddedilmiş; yürürlüğün durdurulması talebi de 12/2/2026 tarihinde oybirliğiyle reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2025/190, Karar Sayısı: 2026/38 (Kamulaştırma Kanunu'nun 10. Maddesinin Sekizinci Fıkrasının Sekizinci Cümlesine İlişkin Norm Denetimi) ↗
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinin sekizinci fıkrasının sekizinci cümlesinde yer alan "Tescil hükmü kesin olup,..." ibaresinin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali talep edilmiştir; itiraz yoluna başvuran Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu düzenlemenin uygulamada kamulaştırma bedelinin gerçek karşılığı ödenmeksizin taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine neden olduğunu gerekçe göstermiştir. Anayasa Mahkemesi, tescil kararının kesin nitelikte olması nedeniyle mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı kesinleşmeden taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesinin, Anayasa'nın 46. maddesinde güvence altına alınan peşin ödeme güvencesini ihlal ettiğini tespit etmiştir. Sonuç olarak ibare oybirliğiyle iptal edilmiş; doğacak hukuki boşluğun kamu yararını ihlal etmemesi için iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2025/113, Karar Sayısı: 2026/40 (3 Numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2. Maddesine İlişkin İptal Davası) ↗
129 milletvekili tarafından açılan iptal davasında, 5/3/2025 tarihli (180) numaralı CBK'nın 1. maddesiyle (3) numaralı CBK'nın 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesine eklenen "…görevler ile…" ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "Bu cetvellerde…" ibaresinin "Bu fıkrada…" şeklinde değiştirilmesine ilişkin ibare, Anayasa'nın 2. maddesindeki belirlilik ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir; zira (3) numaralı CBK'da üst kademe kamu yöneticilerinin kimler olduğu açıkça düzenlenmediğinden hangi kadro ve görevlerin bu kapsamda kaldığı belirsizliğini korumaktadır. "…vali yardımcısı ve kaymakam kadrolarına Cumhurbaşkanı…" ibaresi ile 2. maddeye eklenen (3) numaralı fıkra ise Anayasa'ya aykırı bulunmayarak iptal talepleri reddedilmiştir. İptal hükümleri, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girecektir.
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2026/49, Karar Sayısı: 2026/48 (6100 Sayılı HMK Madde 362/1-a İptali) ↗
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. İtiraz konusu kural, miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (2026 yılı itibarıyla 682.000 TL) geçmeyen davalarda bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tümden kabul ederek ilk derece mahkemesinden farklı bir karar verdiği hallerde bu kararın kesin sayılmasını ve temyiz yolunun kapalı olmasını öngörmekte; bu durum hükmün denetlenmesini talep hakkını ortadan kaldırmaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu kuralın adil yargılanma hakkı kapsamında hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiğine hükmetmiş ve 26/2/2026 tarihinde oybirliğiyle iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararı – Esas Sayısı: 2025/264, Karar Sayısı: 2026/54 ↗
Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin —6/2/2023 Kahramanmaraş depremlerinde defter ve belgelerini kaybeden mükelleflerin il veya ilçe idare kurullarından alacakları belgenin yetkili mahkemeden alınmış belge hükmünde sayılmasını öngören kural— Anayasa'nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek iptali talebiyle itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz gerekçesinde, defter ve belgelerin zıyaına ilişkin belge düzenleme yetkisinin yargı yetkisi kapsamında olduğu, bu yetkinin idari mercilere tanınmasının kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı ve bireylerin mahkemeye erişim hakkından mahrum bırakıldığı öne sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi; söz konusu belgenin kesin hüküm niteliği taşımadığını, hukuki bir uyuşmazlığı sona erdirmediğini, yargı yolunun açık kalmaya devam ettiğini ve mahkemelerin belge düzenleme yetkisinin de sürdüğünü tespit ederek kuralın Anayasa'nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine 26/2/2026 tarihinde oybirliğiyle hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kararı – Hüseyin Değirmen Başvurusu (2) (Başvuru No: 2021/2869, Karar Tarihi: 13/1/2026) ↗
Başvurucu, Kayseri 1 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olarak bulunduğu sırada kayıtlı olduğu Ankara Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi'nin çevrim içi sınavlarına katılma talebinin Eğitim Kurulu'nun 23/11/2020 tarihli kararıyla reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun itirazlarını; kurumda internet bağlantılı bilgisayar kullanan 10'dan fazla mahpusun tamamının terör örgütü üyesi olması ve domain şifresiyle açılan ekranların ağ kullanım alanının geniş olması nedeniyle kurum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle somut olayın koşullarına ilişkin bireyselleştirme yapılmaksızın reddetmiştir. AYM çoğunluğu, genel güvenlik gerekçesiyle alınan kararın başvurucunun öznel durumu değerlendirilmeden uygulanmasının eğitim hakkını ihlal ettiğine oyçokluğuyla hükmetmiş; yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığından bu yola gidilmeksizin başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B.H. ve Diğerleri Başvurusu - Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kararı (Başvuru No: 2021/22087, Karar Tarihi: 13/1/2026) ↗
Başvurucu B.H., ortaokul öğrencisiyken sınıf öğretmeni olan sanığın cinsel taciz ve sarkıntılık eylemlerine maruz kaldığı iddiasıyla yapılan yargılamada, sanığın 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı çocuğa karşı cinsel taciz suçundan mahkûm etmiş; ancak beline sarılma ve omzuna el atma gibi fiziksel temas eylemlerinin hangi delile dayanılarak sabit bulunmadığı kararda açıklanmamış, Kartal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı rapordaki görgüye dayalı öğrenci beyanları yeterince değerlendirilmemiş, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilmemiştir. AYM, başvurucunun şikâyetine yönelik etkin bir ceza kovuşturması yapılmadığı sonucuna ulaşarak Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiş; yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş ve başvuruculara müştereken toplam 40.487,60 TL yargılama gideri ödenmesine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kararı — İsa Coşkun ve Pakizer Coşkun Başvurusu (Başvuru No: 2022/28626, Karar Tarihi: 13/1/2026) ↗
Başvurucular, zihinsel engelli çocuklarının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde sınıf penceresinden düşerek ağır yaralanması olayında İdarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek açtıkları tam yargı davasında, Mahkemenin başka bir davaya ait bilirkişi raporunu esas alarak bu dosya kapsamında ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırmamak suretiyle kendilerini davalı İdareye nazaran zayıf duruma düşürdüğünü ve bu nedenle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Van 3. İdare Mahkemesi davayı reddetmiş, Danıştay Sekizinci Dairesi kararı onamış ve karar düzeltme başvurusu da reddedilerek hüküm kesinleşmiştir. AYM, ispatlamada hayati önem taşıyan bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının başvurucuları dezavantajlı konuma düşürdüğünü tespit ederek Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiş; tazminat talebini reddederek yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı Van 3. İdare Mahkemesine (E.2014/703, K.2015/1030) gönderilmesine ve 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine oybirliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2025/6146, Karar No: 2026/388 — Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Kararının Kanun Yararına Bozulması ↗
Dava, avukatlık vekâlet ücreti alacağına ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali talebini konu almaktadır; davacı avukat Uğur Akay, davalı Neşe Çokmert aleyhine 25.000,00 TL asıl alacak ve 5.000,00 TL icra inkâr tazminatı hükmeden Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı bu yargılamada incelenmiştir. Adalet Bakanlığı, davacının yerleşim yerinin bulunduğu Çiğli İlçesinin Karşıyaka Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetki alanında yer aldığını, dolayısıyla Ankara'da başlatılan icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış geçersiz bir takip olduğunu ve davanın esdan değil usulden reddedilmesi gerektiğini öne sürerek kanun yararına temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinde önce yetki itirazının incelenmesi gerektiğini, yetkisiz icra dairesinde yapılan takibin geçerli sayılamayacağını, Mahkemenin buna rağmen davanın esası hakkında karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu tespit ederek kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas No: 2026/1744, Karar No: 2026/1488 — İzmir 7. Tüketici Mahkemesi Kararının Kanun Yararına Bozulması ↗
Dava, davacı Mahmut Hakan Değerli'nin, Avukat Burak Yılmaz tarafından talep edilen 6.000,00 TL danışmanlık ücretine ilişkin Karşıyaka Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemini konu almaktadır; İzmir 7. Tüketici Mahkemesi, hakem heyeti dosyasında başvuranın "Burak Yılmaz Hukuk Bürosu" olarak yanlış yazılmasını pasif husumet yokluğu gerekçe göstererek itirazı kabul etmiş ve hakem heyeti kararını kaldırmıştır. Adalet Bakanlığı, söz konusu yanlış yazımın hakem heyetinden kaynaklanan ve resen ya da talep üzerine düzeltilebilir bir maddi hata niteliğinde olduğunu, mahkemenin davanın esasını incelemesi gerekirken usule ilişkin gerekçeyle karar verdiğini ve kabule göre de gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğunu ileri sürerek kanun yararına temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle, mahkemenin davanın esasını inceleyerek sonucuna göre karar vermesi gerekirken yazılı gerekçeyle ve tarafların sıfatını karıştıran çelişkili bir hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu tespit ederek kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.
Sitede kapsam dışı tutulan içerikler (üniversite yönetmelikleri, salt atama/görevden alma kararları, ilan bölümü vb.). Tam metin için Resmî Gazete'ye yönlendirir.
- Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığından: 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu Uyarınca Terfi Sürelerini Bitiren Adli Yargı Hâkim, Cumhuriyet Başsavcı ve Savcıları ile İdari Yargı Hâkimlerinin Listeleri (21 Mayıs 2026, Sayı: 33260) ↗
- Ekonomi Bakanlığınca Lisansüstü Öğrenim Amacıyla Yurt Dışına Personel Gönderilmesi Hakkında Yönetmeliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik ↗