I. Giriş: Tebligat Neden Basamaklı Bir Sistemdir?
Tebligat, bir usul işleminin muhataba ulaştığını hukuken varsayan formel bir mekanizmadır. Bu varsayımın gerçeğe ne kadar yaklaştığı, doğrudan hangi maddeye göre tebligat yapıldığına bağlıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu, muhataba ulaşma ihtimalini en yükseğinden en düşüğüne doğru sıralayan dört basamaklı bir sistem kurmuştur: önce bilinen adrese (m.10), bu adres elverişsizse veya tebligat yapılamazsa tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina hükümlerine (m.21), adres sonradan değişip bildirilmemişse adres değiştirmenin bildirilmemesi hükmüne (m.35) ve son çare olarak da ilanen tebligata (m.28-31) başvurulur.
Bu basamaklar birbirinin yerine geçmez; her biri bir öncekinin başarısız olduğunu varsayar. Uygulamada en sık karşılaşılan usulsüzlük türü, bu sıranın atlanmasıdır: doğrudan MERNİS adresine m.21/2 uygulanması, m.10'daki bilinen adres denenmeden ilanen tebligata gidilmesi ya da m.35'in koşulları oluşmadan adres değişikliği varsayılması gibi. Yargıtay'ın 2026'ya kadar uzanan güncel içtihadı, tam olarak bu "basamak atlama" hatalarını denetlemeye odaklanmıştır. Bu yazıda dört maddeyi tek bir mantık zinciri hâlinde, 18 güncel Yargıtay kararı ışığında ele alıyoruz.
II. Yasal Çerçeve: Dört Maddenin Birbirine Bağlanışı
TK m.10/1, tebligatın "muhatabın bilinen en son adresinde" yapılacağını söyler. 6099 sayılı Kanun'la eklenen m.10/2 ise, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sistemindeki (MERNİS) yerleşim yeri adresinin "bilinen en son adres" sayılacağını ve tebligatın buraya yapılacağını öngörür. Yani MERNİS adresi, bilinen adresin bir ikamesi değil, kanunun kendisinin bilinen adres saydığı bir adrestir.
TK m.21, muhatabın (veya tebligat yapılabilecek diğer kişilerin) gösterilen adreste bulunamaması ya da tebellüğden imtina etmesi hâlini düzenler. m.21/1'e göre tebliğ memuru evrakı muhtar, ihtiyar heyeti azası veya kolluğa teslim eder, ihbarnameyi kapıya yapıştırır. 6099 sayılı Kanun'la eklenen m.21/2 ise, gösterilenin doğrudan MERNİS adresi olduğu hâllerde -muhatap o adreste hiç oturmamış veya sürekli ayrılmış olsa dahi- aynı usulün uygulanacağını, ancak zarfın "MERNİS şerhi" taşıması gerektiğini öngörür. m.16 ise ayrı bir ihtimali düzenler: muhatap adreste bulunmazsa tebliğ, kendisiyle aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçisine yapılabilir — ama bu, m.21'in "bulunamama" hâlinden farklı bir kuraldır ve kendi koşullarına tabidir.
TK m.35, tebligat usulüne göre kendisine veya adresine bir kez tebliğ yapılmış olan kişinin adres değiştirmesi hâlini düzenler: yeni adresini bildirmek zorundadır; bildirmez ve adres kayıt sisteminde de bir adresi tespit edilemezse, evrak eski adresin kapısına asılır ve bu tarih tebliğ tarihi sayılır. m.35'in devreye girebilmesi için iki kümülatif şart aranır: (i) daha önce o kişiye veya adresine usulüne uygun bir tebligat yapılmış olması, (ii) adres kayıt sisteminde güncel bir yerleşim yeri adresinin bulunmaması.
Son basamak olan ilanen tebligat (m.28-31), yalnızca "adresi meçhul" olanlar için öngörülmüştür; m.28'e göre bir kimsenin adresi meçhul sayılabilmesi için önceki maddeler uyarınca tebligat yapılamamış ve ikametgâhı, meskeni veya iş yeri de bulunamamış olmalıdır. İlan; gazete, internet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu portalında yapılır (m.29), içeriği m.30'da sayılan unsurları taşımalıdır, tebliğ ise son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır (m.31).
III. m.10 — Bilinen Adres: Sistemin Başlangıç Noktası
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, MERNİS adresinin ancak bilinen adrese tebligat imkânsız hâle geldiğinde devreye gireceğini; adres kayıt sisteminde bir adres bulunmaması durumunda ise doğrudan m.10'un genel kuralına dönüleceğini vurgulamıştır. Somut olayda, borçlunun bilinen adresine çıkarılan tebligat sonuçsuz kalınca, mahkeme MERNİS sorgusunda adres bulamamış; bu durumda Kurul, tebliğ memurunun m.10 çerçevesinde bilinen adrese ilişkin araştırmayı derinleştirmesi gerektiğine, adres kayıt sisteminin boş çıkmasının otomatik olarak ilanen tebligata geçiş anlamına gelmeyeceğine hükmetmiştir.1
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de aynı ilkeyi ceza infazı bağlamında somutlaştırmıştır: sanığın dosyada bilinen bir adresi varken, bu adres hiç denenmeden doğrudan MERNİS adresine m.21 uygulanması usule aykırıdır. Daire, "önce bilinen adrese tebliğ edilmeli, ancak bu adres elverişsiz çıkarsa veya tebligat yapılamazsa MERNİS adresine geçilmelidir" diyerek m.10'un önceliğini açıkça vurgulamıştır.2
m.10'un m.35 ile kesiştiği nokta da aynı derecede önemlidir. 2. Hukuk Dairesi başka bir kararında, adres kayıt sisteminde bir yerleşim yeri adresi tespit edilebiliyorsa m.35'in hiç uygulanamayacağını, zira m.35'in devreye girme şartının tam olarak "adres kayıt sisteminde adres tespit edilememesi" olduğunu belirtmiştir. Başka bir deyişle, MERNİS'te adres varsa yol her zaman m.10/m.21 üzerinden gider; m.35'e sapma ancak MERNİS'in de sessiz kaldığı hâllerde mümkündür.3
Pratik sonuç: Tebligat çıkarmadan önce sorulması gereken ilk soru "dosyada bilinen bir adres var mı" sorusudur. MERNİS sorgusu, bilinen adrese tebligat imkânsız hâle geldikten sonra yapılan ikincil bir işlemdir; sırayı tersine çevirmek başlı başına bir usulsüzlük nedenidir.
IV. m.21 — Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina
IV.1. 2026'nın En Güncel Kararı: m.21/2'nin "Ön Şartı"
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 3 Mart 2026 tarihli kararı, m.21/2'nin uygulanabilmesi için gözden kaçan bir ön koşulu netleştirmiştir: MERNİS şerhli tebligata (m.21/2) geçilebilmesi için, bilinen adrese çıkarılan ilk tebligatın usulüne uygun şekilde çıkıp iade edilmiş olması gerekir. Somut olayda, bilinen adrese çıkarılan ilk tebligat "isim vermedi, 45 no'lu komşu iade" şerhiyle dönmüş; ancak m.21/1 ve Tebligat Yönetmeliği m.30 gereği aranan komşunun isminin alınmadığı tespit edilmiştir. Daire, bu ilk tebligatın kendisi usulsüz olduğundan, buna dayanılarak MERNİS adresine m.21/2 uygulanamayacağına hükmetmiştir: "TK'nın 21/2. maddesine ilişkin uygulamanın ön şartı usulüne uygun çıkan ilk tebligatın bila tebliğ iadesidir."4
Bu karar, m.21/2'yi mekanik bir "iade geldi, MERNİS'e geç" kuralı olmaktan çıkarıp, zincirin her halkasının kendi içinde usule uygun olması gerektiğini teyit etmesi bakımından önemlidir: usulsüz bir işlem, bir sonraki basamağın hukuki dayanağı olamaz.
IV.2. Adreste Bulunmama Karinesi ve Tevziat Saati
12. Hukuk Dairesi'nin 9 Eylül 2024 tarihli kararında, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ mazbatasına "geçici olarak çarşıya gitti" şeklinde yazılmasının, aynı zamanda tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği bilgisini de içerdiği kabul edilmiştir. Daire, adreste bulunmama sebebinin tevziat saatleri sonrasına dönüşü işaret ettiği hâllerde, ayrıca "dönüp dönmeyeceğinin" araştırılmasına gerek olmadığına hükmetmiştir. Ayrıca kararda, borçlunun UYAP üzerinden dosyayı görüntülediği tarihin (m.32 uyarınca muttali olma tarihi) esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.5
IV.3. Zabıta Araştırmasının Denetime Elverişliliği
9 Şubat 2026 tarihli bir başka kararda Daire, ihalenin feshine konu satış ilanı tebliğinde yapılan zabıta araştırmasını yetersiz bulmuştur: kolluk, hakkında araştırma yapılan kişiyi yerinde değil telefonla arayarak beyanını almış, mahalline gidip komşulardan sorarak fiili durumu tespit etmemiştir. Daire, bu şekilde yapılan bir zabıta araştırmasının "usule aykırı, yetersiz ve denetime elverişsiz" olduğunu, dolayısıyla tebligatın usulsüzlüğüne delil teşkil edemeyeceğini belirtmiştir — yani ispat yükü tersine dönmüş, tebligat mazbatasındaki şerhin aksini iddia eden tarafın bunu somut biçimde ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.6
IV.4. Tüzel Kişilere m.21 Uygulaması
Hukuk Genel Kurulu'nun 30 Nisan 2025 tarihli kararı, tüzel kişilere m.21/1'e göre yapılan tebligatlarda tebliğ memurunun Tebligat Yönetmeliği m.30-31'deki araştırma yükümlülüğüne tabi olmadığını netleştirmiştir. Gerekçe, gerçek kişiler için adreste bulunmama sebebinin araştırılmasının kişinin fiilen orada yaşayıp yaşamadığına dair bir güvence taşımasına karşılık, tüzel kişilerin sıfat ve niteliği gereği böyle bir araştırmanın anlamsız kalmasıdır. Bununla birlikte Kurul, tebliğ memurunun haber verdiği kişinin sıfatının (komşu/kapıcı/yönetici) mazbatada açıkça belirtilmesi zorunluluğunu korumuştur; bu ayrım, aynı kararın m.35 tartışmasıyla da doğrudan bağlantılıdır ve aşağıda V.3'te ele alınmaktadır.7
Benzer bir tüzel kişi örneğinde Hukuk Genel Kurulu, Perpa Ticaret Merkezi gibi yüzlerce iş yerinin bulunduğu büyük bir ticaret merkezinde, tebliğ memurunun yalnızca "isim ve imza vermekten imtina eden komşu" beyanına dayanmasının yeterli olmadığına, komşunun kimliğinin somut biçimde tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir.8
IV.5. Usulsüz Tebligatın İcra Takibine Etkisi
Sıra cetveline itiraz davasında Hukuk Genel Kurulu, bir icra dosyasındaki ödeme emri tebligatının usulsüz olması hâlinde, bu tebligata dayanan takibin kesinleşmediğini ve dolayısıyla o dosyadaki haczin de geçersiz sayılacağını teyit etmiştir — usulsüz tebligatın sonuçları, doğrudan icra hukukunun temel kurumlarına (haciz, sıra cetveli) sirayet etmektedir.9
Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi kaynaklı bir başka Genel Kurul kararında da benzer bir usulsüz tebliğ şikâyeti değerlendirilmiş, tebliğ memurunun mazbataya adreste bulunmama sebebini ve tebligatın hangi madde uyarınca yapıldığını yazmamasının m.23'teki mazbata zorunlu unsurlarını ihlal ettiği vurgulanmıştır.10
Pratik sonuç: m.21 uygulamasında denetlenmesi gereken üç unsur: (1) bir önceki basamağın (bilinen adrese tebliğ) usulüne uygun tükenmiş olması, (2) adreste bulunmama sebebinin mazbatada somut ve denetlenebilir biçimde yazılması, (3) tüzel kişilerde Yönetmelik m.30-31 araştırmasının aranmayacağı ama haber verilen kişinin sıfatının netleştirilmesi gerektiği.
V. m.35 — Adres Değişikliğinin Bildirilmemesi
V.1. Uygulama Şartı: MERNİS'te Adres Yokluğu + Önceki Usulüne Uygun Tebligat
12. Hukuk Dairesi, m.35'in uygulanabilmesi için gerçek kişiler yönünden iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini açık biçimde formüle etmiştir: borçlunun adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve daha önce kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması. Somut olayda, ipotek resmi senedinde yazılı adrese çıkarılan tebligat, bu adresin nüfus müdürlüğü kayıtlarına göre kapatılmış olmasına ve borçluların adres kayıt sisteminde başka bir adresinin bulunmamasına dayanarak m.35 uyarınca geçerli sayılmıştır. Daire ayrıca İİK m.21/2'nin, ilamda veya ipotek senedinde yazılı adresi değiştiren tarafın bunu noter yoluyla bildirmediği sürece tebligatın aynı adrese yapılacağını ve o adreste bulunamama hâlinde TK m.35'in uygulanacağını öngördüğünü hatırlatmıştır.12
V.2. Adresin Fiziken Ortadan Kalkması
14 Mayıs 2025 tarihli kararda, borçlunun tapuya bildirdiği adresin kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmış olması nedeniyle iade gelen tebligat üzerine, MERNİS'te de adres bulunmadığından aynı adrese m.35 gereği tebligat çıkarılmıştır. Ne var ki Daire, mahkemenin tebligatın yapıldığı tarih itibarıyla binanın fiilen yıkılıp yıkılmadığını araştırmadan karar verdiğini tespit ederek bozma kararı vermiştir — m.35'in "eski adrese asma" usulünün geçerli olabilmesi için, o adresin tebliğ anında fiziken var olması gerektiği ima edilmektedir.11
V.3. Tüzel Kişide m.21/1 – m.35/4 Sınırı
Hukuk Genel Kurulu'nun 2025 tarihli kararı, ticaret sicilindeki adresine tebligat çıkarılan bir tüzel kişi bakımından, tevziat saatlerinde adresin kapalı bulunması veya tebellüğden imtina edilmesi hâlinde bu adrese m.21/1 ya da m.35/4'e göre tebligat yapılabileceğini, ikisi arasındaki seçimin somut olayın koşullarına göre belirleneceğini ortaya koymuştur. Kararda, Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasındaki görüş ayrılığı da yansıtılmış; Genel Kurul son tahlilde tüzel kişiler için Yönetmelik m.30-31 araştırmasının aranmayacağını, ancak haber verilen kişinin sıfatının mazbatada açıkça yazılı olması gerektiğini vurgulayarak, m.21/1'in şeklen usulüne uygun uygulanmamasının m.35'e geçişi de geçersiz kılacağını belirtmiştir.7
V.4. m.21 ve m.35'in Birlikte Kullanımı
Hukuk Genel Kurulu'nun ihalenin feshi davasına konu kararında, icra müdürlüğünün "bila dönen tebligatlar için m.21 ve m.35'e göre işlem yapılması" yönünde genel bir talimat verdiği, borçlunun hem bilinen adreslerine hem de MERNİS adresine ayrı ayrı tebligat çıkarıldığı bir olay değerlendirilmiştir. Kurul, bilinen adreslere çıkarılan tebligatların iade gelmesi üzerine MERNİS adresine m.21/2 şerhiyle yapılan tebligatın usulüne uygun olduğuna karar vermiştir; bu karar, m.21 ve m.35'in aynı dosyada -farklı adresler için- eş zamanlı ve doğru sırayla kullanılabileceğini göstermesi bakımından öğreticidir.13
Pratik sonuç: m.35'e başvurmadan önce iki kutu işaretlenmelidir: MERNİS'te hiçbir adres yok mu, daha önce bu kişiye/adrese usulüne uygun bir tebligat yapılmış mıydı? Her iki kutu da işaretlenmeden yapılan "eski adrese asma" işlemi geçersizdir; ayrıca asılacak adresin tebliğ anında fiziken mevcut olması da aranır.
VI. İlanen Tebligat: Son Çare
VI.1. Yeterli Adres Araştırması Şartı
İlanen tebligatın geçerliliği, yerleşik Yargıtay içtihadına göre "yeterli adres araştırması" yapılmış olmasına bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu ve 1. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarına göre, tebliği çıkaran merci; resmî veya özel kurum ve dairelerden muhatabın adresini sormalı ve kolluk vasıtasıyla adresi araştırıp tespit ettirmelidir. Bu araştırma yapılmadan doğrudan ilanen tebligata gidilmesi, ilanen tebliği ve buna dayanan tüm işlemleri usulsüz kılar.1516
VI.2. Usulsüzlük İddiasının Hangi Aşamada İleri Sürülebileceği
12. Hukuk Dairesi'nin 28 Mart 2024 tarihli kararı, ilanen tebligattaki usulsüzlüğe dayanan bir fesih iddiasının hangi aşamada dile getirilebileceğine dair önemli bir usul kuralı koymuştur: şikâyet dilekçesinde hiçbir gerekçe sunmadan yalnızca "tebligat yapılmadı" denilmesi yeterli değildir; ilan tebligatında yazılı kişinin komşu değil muhtar olduğu gibi somut bir usulsüzlük iddiası, ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürülemez. Daire, bu hususun kamu düzeninden olmadığını, dolayısıyla mahkemece re'sen araştırılamayacağını vurgulamıştır. Sonuç olarak ilk derece mahkemesinde somut ve açık biçimde ileri sürülmeyen usulsüzlük iddiaları, istinaf aşamasında dinlenmez.14
VI.3. Usulsüz Tebliğ Zincirinden İlanen Tebliğe Geçiş Hatası
6. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, önceki tebligat işlemlerindeki usulsüzlükler (örneğin hatalı isim yazımı) nedeniyle doğrudan ilanen tebliğe geçilmesinin, o usulsüzlükler düzeltilmeden yapıldığı için geçersiz olduğuna hükmedilmiştir. Zincirin bir halkası usulsüzse, o halkaya dayanılarak ilanen tebliğe geçiş de usulsüz sayılır; bu, m.21/2 için IV.1'de anlatılan "ön şart" ilkesinin ilanen tebligat için de geçerli olduğunu göstermektedir.17
Pratik sonuç: İlanen tebligata itiraz edecek tarafın şikâyet dilekçesinde usulsüzlüğün somut gerekçesini (adres araştırmasının eksikliği, ilan içeriğindeki hata, önceki basamaktaki usulsüzlük vb.) ilk derece mahkemesinde açıkça ortaya koyması gerekir; bu yapılmazsa istinafta ileri sürülen yeni gerekçeler dinlenmez.
VII. Bağlantılı Bir Basamak: m.16 — Aynı Konutta Oturan Kişiye Tebliğ
m.16, ilanen tebligatla sık karıştırılan ama ondan bağımsız bir kuraldır: muhatap adreste bulunmazsa tebliğ, aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçisine yapılabilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 29 Mart 2023 tarihli kararında, Hollanda'da ikamet eden bir borçluya, Türkiye'deki adreste bulunan ancak farklı bir yerde ikamet eden kayınbiraderi üzerinden yapılan tebligatın usulsüz olduğuna hükmedilmiştir; zira "aynı konutta oturma" şartı somut olarak gerçekleşmemiş, tebliğ memuru muhatabın adresten hangi sebeple ve ne şekilde (geçici mi sürekli mi) ayrıldığını da tespit etmemiştir.18
Bu karar, dört basamaklı sistemin dışında kalan ama uygulamada sıkça karışan bir tuzağı da göstermektedir: "adreste birileri var, birine tebliğ edildi" görüntüsü, tek başına m.16'nın koşullarını sağlamaz; o kişinin gerçekten aynı konutta oturduğunun tespiti şarttır.
VIII. Dört Basamaklı Karar Ağacı
Yukarıdaki kararların ortak paydası, uygulayıcının her basamakta bir öncekinin usulüne uygun tükenip tükenmediğini kontrol etmesi gerektiğidir. Pratik bir sıralama şöyledir:
- 1. Adım — Bilinen adres (m.10/1): Dosyada bilinen bir adres var mı? Varsa oraya tebligat çıkarılır.
- 2. Adım — Adreste bulunamama/imtina (m.21/1) veya aynı konuttaki kişi (m.16): Muhatap adreste yoksa, önce m.16 kapsamında aynı konutta oturan/hizmetçi araştırılır; bu da mümkün değilse m.21/1 usulü (muhtar/kolluk + kapıya asma) uygulanır.
- 3. Adım — MERNİS adresi (m.10/2 + m.21/2): Bilinen adres tebligata elverişsiz çıkarsa veya tebligat hiç yapılamazsa, MERNİS'te adres sorgulanır; varsa, ilk tebligatın usulüne uygun iade edilmiş olması şartıyla, doğrudan m.21/2 şerhli tebligat çıkarılır.
- 4. Adım — Adres değişikliği (m.35): Daha önce kişiye/adresine usulüne uygun tebligat yapılmış ve MERNİS'te de hiçbir adres tespit edilemiyorsa, evrak eski (fiziken hâlâ var olan) adrese asılır.
- 5. Adım — İlanen tebligat (m.28-31): Yukarıdaki hiçbir yol sonuç vermiyor ve resmî/özel kurumlardan sorgulama ile kolluk araştırması da adresi ortaya çıkaramıyorsa, son çare olarak ilanen tebligata gidilir; usulsüzlük iddiası ilk derece mahkemesinde somut gerekçeyle ileri sürülmelidir.
Sonuç
2026'nın en güncel kararının ortaya koyduğu ilke, aslında bütün sistemin özeti niteliğindedir: her basamağa geçiş, bir öncekinin usulüne uygun biçimde tükenmiş olmasını şart koşar. Usulsüz bir ilk tebligat, ne MERNİS şerhli m.21/2 tebligatının, ne m.35'in, ne de ilanen tebligatın hukuki dayanağı olabilir. Uygulayıcı için pratik sonuç nettir: tebligat usulsüzlüğü şikâyetinde bulunurken yalnızca son basamağı değil, zincirin tamamını -bilinen adresten ilana kadar- gerekçeli biçimde incelemek gerekir. Aksi hâlde hem alacaklı/davacı taraf gereksiz yere zaman kaybeder, hem de borçlu/davalı tarafın somut gerekçe sunmadan ileri sürdüğü usulsüzlük iddiaları, istinaf aşamasında -m.VI.2'de görüldüğü gibi- dinlenmeden reddedilir.
Dipnotlar
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2016/3049, K.2016/7592, T.21.03.2019 — MERNİS'te adres tespit edilemiyorsa TK m.10 çerçevesinde bilinen adres araştırmasının derinleştirilmesi gerektiği.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2018/6900, K.2019/3184, T.16.01.2020 — doğrudan MERNİS adresine tebliğ olmaz, önce bilinen adrese tebliğ edilmelidir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2015/17431, K.2016/9039, T.15.02.2017 — MERNİS'te adres varsa TK m.35 uygulanamaz.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/9078, K.2026/1465, T.03.03.2026 — TK m.21/2'nin uygulanabilmesinin ön şartı, bilinen adrese çıkarılan ilk tebligatın usulüne uygun şekilde bila tebliğ iade edilmesidir.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/1667, K.2024/6913, T.09.09.2024 — adreste bulunmama sebebinin tevziat saati sonrası dönüş karinesini içerdiği, UYAP'tan muttali olma tarihinin esas alınması.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/9947, K.2026/682, T.09.02.2026 — telefonla yapılan zabıta araştırmasının denetime elverişsiz olduğu, tebligat usulsüzlüğüne delil teşkil etmeyeceği.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/728, K.2025/261, T.30.04.2025 — tüzel kişilere TK m.21/1'e göre tebligatta Yönetmelik m.30-31 araştırması aranmaz; m.21/1 ile m.35/4 arasındaki sınır.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2021/994, K.2023/48, T.08.02.2023 — büyük ticaret merkezlerinde haber verilen komşunun kimliğinin somut biçimde tespiti gerekliliği (Perpa örneği).
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2022/976, K.2023/32, T.08.02.2023 — usulsüz tebligata dayanan takibin kesinleşmemesi ve sıra cetveline etkisi.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2018/91, K.2021/825, T.22.06.2021 — tebliğ mazbatasında adreste bulunmama sebebinin ve tebligatın dayandığı maddenin yazılmaması, m.23 mazbata unsurlarının ihlali.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2025/2254, K.2025/3965, T.14.05.2025 — m.35 uyarınca asılan adresin tebliğ anında fiziken var olup olmadığının araştırılması gerekliliği (kentsel dönüşümle yıkılan bina).
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/4803, K.2024/9095, T.24.10.2024 — TK m.35 uygulama şartları: MERNİS'te adres bulunmaması ve önceden usulüne uygun tebligat yapılmış olması; İİK m.21/2 bağlantısı.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2019/664, K.2022/1745, T.15.12.2022 — bilinen adreslere çıkarılan tebligatların iadesi üzerine MERNİS adresine m.21/2 şerhiyle tebligatın usulüne uygunluğu.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E.2024/1724, K.2024/3071, T.28.03.2024 — ilanen tebligattaki usulsüzlük iddiasının somut gerekçeyle ilk derece mahkemesinde ileri sürülmesi zorunluluğu; istinafta ilk kez öne sürülemeyeceği.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2007/511, K.2009/168, T.30.04.2009 — ilanen tebligatın geçerliliği için yeterli adres araştırması şartı.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E.2016/5858, K.2016/7051, T.09.06.2016 — ilanen tebligat şartları, resmî/özel kurumlardan adres sorgulanması ve kolluk araştırması zorunluluğu.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2014/6010, K.2015/992, T.29.01.2015 — önceki usulsüz tebliğ işlemleri (hatalı isim yazımı) düzeltilmeden doğrudan ilanen tebliğe geçişin geçersizliği.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2021/60, K.2023/270, T.29.03.2023 — TK m.16 uyarınca "aynı konutta oturma" şartının somut tespiti gerekliliği; yurt dışında ikamet eden borçluya kayınbiraderi üzerinden yapılan tebligatın usulsüzlüğü.
Kaynakça
Yargıtay HGK, E.2016/3049, K.2016/7592, T.21.03.2019 — MERNİS'te adres yoksa TK m.10 uygulaması.
Yargıtay 2. HD, E.2018/6900, K.2019/3184, T.16.01.2020 — doğrudan MERNİS adresine tebliğ olmaz.
Yargıtay 2. HD, E.2015/17431, K.2016/9039, T.15.02.2017 — MERNİS adresi varsa TK m.35 uygulanmaz.
Yargıtay 12. HD, E.2025/9078, K.2026/1465, T.03.03.2026 — m.21/2 uygulamasının ön şartı.
Yargıtay 12. HD, E.2024/1667, K.2024/6913, T.09.09.2024 — tevziat saati sonrası dönüş karinesi.
Yargıtay 12. HD, E.2025/9947, K.2026/682, T.09.02.2026 — zabıta araştırmasının denetime elverişliliği.
Yargıtay HGK, E.2024/728, K.2025/261, T.30.04.2025 — tüzel kişide m.21/1 – m.35/4 sınırı.
Yargıtay HGK, E.2021/994, K.2023/48, T.08.02.2023 — ticaret merkezinde komşu kimliğinin tespiti (Perpa).
Yargıtay HGK, E.2022/976, K.2023/32, T.08.02.2023 — usulsüz tebligatın sıra cetveline etkisi.
Yargıtay HGK, E.2018/91, K.2021/825, T.22.06.2021 — tebliğ mazbatası unsurlarının ihlali.
Yargıtay 12. HD, E.2025/2254, K.2025/3965, T.14.05.2025 — m.35'te adresin fiziken varlığı şartı.
Yargıtay 12. HD, E.2024/4803, K.2024/9095, T.24.10.2024 — m.35 uygulama şartları.
Yargıtay HGK, E.2019/664, K.2022/1745, T.15.12.2022 — m.21 ve m.35'in birlikte kullanımı.
Yargıtay 12. HD, E.2024/1724, K.2024/3071, T.28.03.2024 — ilanen tebligat usulsüzlüğünün ileri sürülme aşaması.
Yargıtay HGK, E.2007/511, K.2009/168, T.30.04.2009 — ilanen tebligatta yeterli adres araştırması şartı.
Yargıtay 1. HD, E.2016/5858, K.2016/7051, T.09.06.2016 — ilanen tebligat şartları.
Yargıtay 6. HD, E.2014/6010, K.2015/992, T.29.01.2015 — usulsüz tebliğ zincirinden ilanen tebliğe geçiş hatası.
Yargıtay HGK, E.2021/60, K.2023/270, T.29.03.2023 — TK m.16 aynı konutta oturma şartı.