I. Kararın Kimliği ve Uyuşmazlığın Özü
Anayasa Mahkemesi, 14.1.2010 tarihinde oybirliğiyle verdiği E.2007/112, K.2010/5 sayılı kararıyla 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 23. maddesinin ikinci fıkrasının birinci tümcesini Anayasa'ya aykırı bulmadı. İtiraz konusu tümce şuydu: "Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır."
Davayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan Ankara 4. Tüketici Mahkemesi'ydi. Önündeki somut uyuşmazlıkta kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan bir dava, yargı kararlarının genişletici yorumu sonucunda Tüketici Mahkemesi'nde görülmekteydi; dava değeri ise 2,296 trilyon (yeniden değerleme öncesi) TL'ye ulaşıyordu. Mahkeme, böylesine yüksek değerli bir davada dahi tüketicilerin harçtan muaf tutulmasının eşitlik ilkesini ihlal ettiği kanısına vardı ve itiraz yoluna başvurdu.1
Anayasa Mahkemesi üç temel anayasal norm çerçevesinde inceleme yaptı: sosyal hukuk devleti ilkesi (m.2), kanun önünde eşitlik (m.10) ve tüketicilerin korunması (m.172). Her üç ölçüt açısından da itiraz reddedildi.
II. İtiraz Gerekçesi: Harç Muafiyeti Neden Sorunlu Görüldü?
Ankara 4. Tüketici Mahkemesi'nin itiraz gerekçesi iki ayrı düzlemde seyrediyordu.
Birinci düzlem — Kanunun amacından uzaklaşma: 4077 sayılı Kanun 1995 yılında, parasal değeri düşük tüketici uyuşmazlıklarını çözmek üzere tasarlanmıştı; harç muafiyeti de dar gelirli tüketicilerin mahkemeye erişimini kolaylaştırma amacını taşıyordu. Ancak 2003 yılında 4822 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik ve ardından gelen Yargıtay içtihadı tüketici mahkemelerinin görev alanını dramatik biçimde genişletti. Taraflardan birinin gerçek kişi olduğu neredeyse tüm hukuki uyuşmazlıklar — konut satışları, yüklenici davaları dahil — bu mahkemelere kaydı. Büyük değerli davalar artık harçsız görülmekte, oysa karşı taraf (örneğin arsa sahibi) benzer uyuşmazlık için genel mahkemede harç ödemek zorunda kalmaktaydı.
İkinci düzlem — Eşitlik ihlali: Aynı binadan müteahhitten daire satın alan kişi Tüketici Mahkemesi'nde harçsız dava açarken, arsa sahibinden daire satın alan kişi genel mahkemede harç ödemek durumundaydı. Mahkeme bu fiili durumun Anayasa m.10'daki eşitlik ilkesini zedelediği görüşündeydi. Ayrıca harç muafiyetinin sosyal hukuk devleti anlayışıyla da bağdaşmadığını savundu: harçsız yargılama hakkını yalnızca sıfata (tüketici) dayalı olarak sınıflandırmak, maddi durumu ne olursa olsun tüm tüketicileri ayrıcalıklı kılmaktadır.2
III. Anayasa Mahkemesi'nin Değerlendirmesi
Mahkeme üç anayasal ilkeyi sırasıyla inceledi ve her birinde itirazı reddetti.
A. Sosyal Hukuk Devleti (Anayasa m.2)
AYM, sosyal hukuk devletinin yalnızca bireysel hakları güvence altına almakla kalmayıp ekonomik ve sosyal dengesizlikleri gidermeyi de kapsayan bir anlayış olduğunu vurguladı. Bu çerçevede harç muafiyeti, üretici karşısında ekonomik güçsüz konumda bulunan tüketiciye yargı yolunun fiilen açık tutulması amacını taşıyan meşru bir sosyal politika aracı olarak değerlendirildi. Anayasa m.2'nin ihlali iddiası reddedildi.
B. Kanun Önünde Eşitlik (Anayasa m.10)
Mahkeme, eşitlik ilkesinin herkese her koşulda aynı kuralların uygulanması anlamına gelmediğini hatırlattı. Aynı hukuksal durumda bulunanlar aynı, farklı hukuksal durumda bulunanlar ise farklı kurallara tabi tutulabilir; bu durum eşitlik ilkesini zedelemez. Tüketici ile diğer davacılar, Anayasa'nın 172. maddesiyle özel olarak korunan ayrı bir hukuksal statüde bulunmaktadır. Dolayısıyla bu iki kategori arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz ve muafiyet Anayasa m.10'u ihlal etmez.3
C. Tüketicilerin Korunması (Anayasa m.172)
Bu, kararın kilit bölümüdür. AYM, Anayasa m.172'nin tüketicileri korumak için özel bir anayasal dayanak oluşturduğunu ve yasa koyucuya bu alanda geniş bir takdir alanı tanıdığını belirledi. Harç muafiyeti, m.172 çerçevesinde tüketicilerin haklarını kolaylıkla arayabilmelerine olanak sağlayan ve anayasal amaca uygun bir araçtır. Dahası, kanun kapsamının genişlemesiyle daha çok tüketicinin bu korumadan yararlanması, hak arama özgürlüğünün daha geniş kesimlere ulaşması anlamına gelmekte ve m.172'nin güdüsüyle çelişmemektedir. Yasa koyucunun takdirini bu yönde kullanması anayasal ölçütlerle bağdaşmaktadır.4
IV. Kararın Hukuki Önemi
Bu karar birkaç açıdan dikkat çekicidir.
Anayasa m.172'nin yorumu: AYM, tüketici korumasına ilişkin bu maddeyi yalnızca bir program normu olarak değil, somut yasa koyucu tercihlerini meşrulaştıran işlevsel bir anayasal güvence olarak okumuştur. Harç muafiyeti gibi usul hukuku alanındaki bir düzenlemeyi doğrudan m.172'ye dayandırması, bu maddenin uygulama genişliğini ortaya koymaktadır.
Eşitlik ilkesinin sınırları: Karar, aynı fiili durumda olmayan gruplar arasında eşitlik karşılaştırmasının yapılamayacağını bir kez daha teyit etmektedir. Tüketici statüsü, Anayasa tarafından özel olarak korunan bir kategori oluşturduğundan, bu statüye özgü usul avantajları eşitlik ilkesini zedelemez.
"Amaçtan uzaklaşma" argümanının reddi: Mahkeme, kanunun uygulanma kapsamının genişlemesini o kanunun anayasasallığını bozan bir unsur olarak görmedi. Yasa koyucunun sonraki değişikliklerle genişlettiği bir kanunun özgün kuralının anayasaya uygunluğu, başlangıçtaki dar uygulamaya göre değil güncel duruma göre değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, kanun değişikliklerinin yan kurallar üzerindeki anayasal etkisinin belirlenmesinde bir ölçüt sunmaktadır.5
V. Pratik Sonuçlar
Karar, 4077 sayılı Kanun döneminde tüketici mahkemelerindeki harç muafiyetini anayasal güvence altına almış ve bu uygulamanın sürmesinin önündeki hukuki engeli kaldırmıştır. Söz konusu ilkeler, 2013 yılında yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ardından çıkarılan tüketici mevzuatı bakımından da rehber nitelik taşımaktadır; zira 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi de benzer bir harç muafiyeti düzenlemesini sürdürmektedir.
Uygulayıcılar açısından şu sonuç çıkmaktadır: Tüketici mahkemelerinde harç muafiyetine dayanan taleplerin Anayasa m.172 kapsamında anayasal dayanağı sağlamdır. Dava değerinin yüksekliği, muafiyeti haksız şart ya da eşitsizlik olarak nitelendirmeye yetmez; zira bu mesele AYM tarafından incelenmiş ve muafiyet anayasaya uygun bulunmuştur.
Dipnotlar
- AYM, E.2007/112, K.2010/5, T.14.1.2010 — İtirazın konusu ve olay bölümü.
- AYM, E.2007/112, K.2010/5 — İtirazın gerekçesi bölümü (Ankara 4. Tüketici Mahkemesi'nin başvuru kararından aktarılan gerekçe).
- AYM, E.2007/112, K.2010/5 — Esasın incelenmesi bölümü, m.10 değerlendirmesi.
- AYM, E.2007/112, K.2010/5 — Esasın incelenmesi bölümü, m.172 değerlendirmesi.
- Karar, R.G. 28.04.2010 tarih ve 27565 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi, E.2007/112, K.2010/5, T.14.1.2010 — Oybirliğiyle itirazın reddi
R.G. 28.04.2010 — Sayı: 27565
İtiraz Yoluna Başvuran: Ankara 4. Tüketici Mahkemesi
İtirazın Konusu: 4077 sayılı TKHK m.23/2 — tüketici mahkemelerinde harç muafiyeti