I. Kararın Konusu ve Daireler Arası Görüş Ayrılığı
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 27.12.2017 tarihinde (E.2016/1, K.2017/6) üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla şu sonuca varmıştır: Teminat alacakları için ihtiyati haciz kararı verilemez. İhtiyati haciz bir «icra işlemi» değil, özel ve geçici bir hukuki koruma müessesesidir; bu nedenle yalnızca İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesindeki şartlar çerçevesinde ve sadece «para alacakları» için tanınabilir.
Karara konu uyuşmazlık bankacılık uygulamasından doğmuştur. Bir banka; henüz tazmin edilmemiş, yani riski gerçekleşmemiş meri teminat mektuplarının bedelleri ile henüz ibraz edilmemiş çek yapraklarının kanuni karşılıkları yönünden, müşterisi aleyhine ihtiyati haciz talep edebilir mi? Bu soruda Yargıtay 11. ve 19. Hukuk Daireleri arasında istikrar kazanmış bir görüş ayrılığı bulunuyordu:
- 11. Hukuk Dairesi: Banka ile lehtar veya müşteri arasındaki sözleşmede, risk gerçekleşmeden bankanın ileride ödeyeceği bedeli «depo ettirebileceği» hükmü varsa, depo ettirme yetkisi ihtiyati haciz isteme yetkisini de içerir; dolayısıyla ihtiyati haciz kararı verilebilir.1
- 19. Hukuk Dairesi: Banka, teminat mektubu veya karşılıksız çekle ilgili fiilen ödeme yapmadığı sürece alacak muaccel olmaz; muaccel olmayan bir alacak için de ihtiyati haciz istenemez.2
II. Yasal Çerçeve: İhtiyati Hacizde «Para Borcu» ve Muacceliyet
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için, mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden ve geçici olarak el konulmasıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun «ihtiyati haciz şartları» başlıklı 257. maddesinin ilk fıkrası bu koruma için iki temel koşul öngörür: alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve vadesi gelmiş bir para borcu niteliği taşıması.3
Burada üzerinde durulması gereken kavram muacceliyettir. Muacceliyet, alacaklının edimi talep edebilmesini ve borçlunun da bu talebe uyarak edimi yerine getirmekle yükümlü olmasını ifade eder; vade ile aynı şey değildir. İhtiyati haciz bakımından kural, alacağın muaccel (istenebilir) olmasıdır. Vadesi gelmemiş borç için ise yalnızca m.257/2'de sayılan istisnai hâllerde — borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa veya mallarını kaçırmaya hazırlanıyorsa — ihtiyati haciz istenebilir.
İçtihadı birleştirmenin konusu teminat için takip olduğundan, İİK m.42 de önem taşır. Bu madde, bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair cebrî icraların takip talebiyle başlayacağını öngörür; yani teminat verilmesi için ilamsız takip yolu açıktır. Ancak Kurul, ilamsız takip yolunun açık olmasının ihtiyati haciz yolunu da kendiliğinden açtığı anlamına gelmediğini özellikle vurgulamıştır.
III. Teminat Mektubu ve Çek Karşılığının Hukuki Niteliği
1. Banka teminat mektubu: garanti sözleşmesi ve risk
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre banka teminat mektubu, kefalet değil garanti sözleşmesi niteliğindedir; banka, üçüncü kişinin (lehtarın) fiilini garanti ederek bağımsız ve asli bir taahhüt altına girer.4 Bununla birlikte bankanın ödeme yükümlülüğü ancak riskin gerçekleşmesiyle doğar: lehtar, muhatap ile arasındaki temel ilişkiden doğan edimini ifa etmezse risk oluşur ve banka mektup bedelini öder. Risk gerçekleşip bankaca muhataba ödeme yapılmadıkça banka müşterisine rücu edemez; rücu hakkı doğmadan da takip yapılamaz (Bankacılık K. m.48).5
2. Karşılıksız çek karşılığı: kanuni gayri nakdî kredi
5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca muhatap banka, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için kanunen ödemekle yükümlü olduğu asgari tutarı (çekin karşılıksız çıkması hâlinde) ödemek zorundadır. Kanun bu yükümlülüğü, «hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi» saymıştır. Ne var ki bu sorumluluk da çekin fiilen karşılıksız çıkmasına bağlıdır; çek ibraz edilip karşılıksız kalmadıkça bankanın muaccel bir borcu doğmaz.6
3. Ortak payda: geciktirici şarta bağlı alacak
Her iki kalemin ortak özelliği, alacağın geciktirici şarta bağlı olmasıdır. Geciktirici şarta bağlı alacakta işlemin hükümleri, kural olarak şartın gerçekleştiği anda doğar. Risk (şart) gerçekleşmeden önce alacaklı lehine yalnızca bir beklenti vardır; mevcut ve muaccel bir alacaktan söz edilemez. Şüpheli ve müstakbel olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmadığından, bu alacağın genel haciz yoluyla takibi de mümkün değildir; dolayısıyla ihtiyati hacze de konu olamaz.7
IV. Çoğunluğun Gerekçesi ve Karşı Oy
1. Çoğunluk: «depo etmek, ifa etmek değildir»
Çoğunluğa göre, sözleşmede bankaya tanınan «risk gerçekleşmeden bedeli depo ettirme» yetkisi, alacağın mevcut ve istenebilir olduğunu göstermez. Zira depo etmek ile ifa etmek aynı şey değildir; banka yalnızca bedelin depo edilmesini isteyebilir, kendisine ödeme (ifa) yapılmasını talep edemez. Üstelik banka, sözleşmeye böyle bir depo hükmü koymakla riskten doğacak alacağını zaten güvence altına almış olur; bu durumda özel bir koruma tedbiri olan ihtiyati hacze ihtiyacı da kalmaz.8
Çoğunluk kararının asıl yasal dayanağı, 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla İİK m.257'de yapılan değişikliktir. Bu değişiklikle maddenin birinci fıkrasındaki «borcun» ibaresi «para borcunun» şeklinde değiştirilmiştir. Kurula göre bu değişiklik açıkça göstermektedir ki, teminat alacakları için İİK m.42 gereğince ilamsız takip yapılabilse de ihtiyati haciz kararı verilemez; çünkü m.257 ihtiyati haczi yalnızca «para alacakları» için öngörmüştür. Sonuç olarak teminatın «depo edilmesi» için ihtiyati haciz kararı verilemez.9
2. Karşı oy: «para borcu» konusu para olan teminatları da kapsar
Azınlıkta kalan üyeler, 4949 sayılı Kanun'un amacının teminat alacaklarını m.257 kapsamı dışına çıkarmak değil, ihtiyati tedbirden farklı olarak ihtiyati haczin yalnızca para alacaklarına özgü bir koruma olduğunu vurgulamak olduğunu savunmuştur. Bu görüşe göre «para borcu» kavramı, konusu para olan teminatları (örneğin bir miktar paranın tevdiini) da kapsar; hesabın kat'ı ile birlikte bu bedeller muaccel hâle gelir ve bankanın depo davası açabildiği ya da İİK m.42 uyarınca ilamsız takip yapabildiği bir alacak için ihtiyati haciz de istenebilmelidir.10 Karşı oy, muacceliyeti yalnızca bankanın fiilen ödeme yapmasına bağlamanın, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini yok saymak anlamına geldiğini ileri sürmüştür.
V. Değerlendirme ve Pratik Sonuçlar
Karar, ihtiyati haczin niteliğine ilişkin temel bir ilkeyi pekiştirir: ihtiyati haciz, ihtiyati tedbirden ayrı olarak yalnızca muaccel (veya m.257/2 istisnaları kapsamındaki) para alacakları için tanınan geçici bir koruma tedbiridir. Bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararı olduğundan (Yargıtay Kanunu m.45/V), bugün uygulamanın yönü tartışmasızdır. Uygulayıcı açısından somut çıkarımlar şunlardır:
- Banka / alacaklı vekili için: Henüz tazmin edilmemiş teminat mektubu bedeli veya henüz karşılıksız çıkmamış çek karşılığı için ihtiyati haciz talep edilmemelidir; risk gerçekleşmeden bu talep reddedilir. Bankanın elindeki araç, sözleşmedeki depo yetkisine dayanarak depo davası açmak veya İİK m.42 uyarınca teminatın verilmesi için ilamsız takip yapmaktır.
- Borçlu vekili için: Risk gerçekleşmeden, salt sözleşmedeki depo hükmüne dayanılarak alınmış bir ihtiyati haciz kararına karşı, kararı veren mahkemede ihtiyati hacze itiraz (İİK m.265) yoluna gidilebilir; itirazda alacağın muaccel olmadığı ileri sürülür.
- Genel ilke: Geciktirici şarta bağlı, müstakbel ve şüpheli alacaklar için ihtiyati haciz verilemez. İhtiyati hacze esas alacağın, talep anında mevcut ve istenebilir (muaccel) olması gerekir.
VI. Sonuç
İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2016/1 K.2017/6 sayılı kararıyla, teminat alacakları için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini bağlayıcı biçimde ortaya koymuştur. Kararın temelinde üç düşünce yatar: İİK m.257'nin 4949 sayılı Kanunla «para borcu» ile sınırlanan açık metni; teminat mektubu ve çek karşılığı alacaklarının riskin gerçekleşmesine bağlı (geciktirici şarta bağlı) ve dolayısıyla muaccel olmayan niteliği; ve «depo etme yetkisinin ifa talebini içermediği» tespiti. Karşı oyda dile getirilen «konusu para olan teminat» ayrımı doktrinde tartışmaya değer olmakla birlikte, içtihadı birleştirme kararının bağlayıcılığı karşısında bugünkü uygulama nettir: banka, riski gerçekleşmemiş teminat mektubu veya çek karşılığı için ihtiyati haciz isteyemez.
Dipnotlar
- Yargıtay 11. HD görüş yazısında, teminat mektubu ve henüz ibraz edilmemiş çek yapraklarına ilişkin talebin gayri nakdî kredi niteliğinde olduğu, İİK m.257 koşullarının varlığı hâlinde ihtiyati haciz istenebileceği belirtilmiştir.
- Yargıtay 19. HD görüş yazısında, riski gerçekleşmeyen meri teminat mektubu bedeli ile bankanın henüz ödemediği asgari çek bedelleri yönünden m.257'ye göre ihtiyati haciz istenemeyeceği, zira maddede yalnızca para borcundan söz edildiği vurgulanmıştır.
- İİK m.257/1: «Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı... ihtiyaten haczettirebilir.» İhtiyati haczin, ihtiyati tedbirin özel bir türü olduğu hk. Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. b., Ankara 2013, s. 1033-1034.
- Banka teminat mektubunun garanti sözleşmesi (TBK m.128) niteliğinde olduğu hk. 13.12.1967 gün, 1966/16 E. 1967/7 K. ve 11.06.1969 gün, 1969/4 E. 1969/6 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları. Ayrıca bkz. Reisoğlu, Seza: Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, 4. b., Ankara 2003.
- Gayri nakdî kredinin, bankanın doğrudan para çıkışı yapmadığı, lehine taahhüde girerek sorumluluk üstlendiği kredi türü olduğu hk. Tekinalp, Ünal: Banka Hukukunun Esasları, 2. b., İstanbul 2009, s. 477, 509. Bankanın ödeme yükümlülüğünün doğumu için riskin gerçekleştiğinin ispatı gereği hk. Doğan, Vahit: Banka Teminat Mektupları, 2. b., s. 177.
- 5941 sayılı Çek Kanunu m.3/3; bankanın, kanunen belirlenen asgari sorumluluk tutarı (2017 yılı için 1.410-TL) ile sınırlı ödeme yükümlülüğü ve bunun dönülemeyecek gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmünde sayılması.
- İhtiyati haciz uygulamasında vade ile muacceliyet anının ayrı ayrı belirlenmesi gereği hk. Özekes, Muhammet: İcra ve İflas Hukukunda İhtiyati Haciz, Ankara 1999.
- İBGK gerekçesi (C bendi): depo ettirme yetkisinin ihtiyati haciz isteme yetkisini içermediği; «depo etmek»in «ifa etmek» olmadığı; bankanın depo hükmüyle alacağını zaten güvence altına aldığı.
- 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanun m.59 ile İİK m.257'nin başlığı «İhtiyatî haciz»ten «İhtiyatî haciz şartları»na, birinci fıkradaki «borcun» ibaresi «para borcunun» şeklinde değiştirilmiştir (İBGK gerekçesi, E bendi).
- Karşı oyda, ihtiyati hacze esas alacağın para ve teminat alacaklarını kapsayacak şekilde geniş anlaşıldığına dair öğretiye atıf yapılmıştır: Üstündağ, s. 475; Kuru, s. 2495; Özekes: İhtiyati Haciz, Ankara 1999, s. 112.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2016/1, K.2017/6, T.27.12.2017 — Üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla. (Resmî Gazete'de yayımlanmış bağlayıcı içtihadı birleştirme kararı.)