I. Kararın Konusu ve Pratik Önemi
Bir dava sulhle ya da tarafların anlaşmasıyla sonuçlandığında, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesi devreye girer: "İş sahibinin birden çok olması hâlinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar." Hükmün amacı bellidir: Uyuşmazlığı kendi aralarında anlaşarak bitiren tarafların, davayı yürüten avukatı devre dışı bırakıp ücretsiz bırakmalarının önüne geçmek. Ne var ki maddedeki "avukat ücreti" ifadesi iki farklı ücreti birden çağrıştırır: avukatın müvekkiliyle yaptığı sözleşmeden doğan akdi vekâlet ücreti ile yargılama gideri niteliğinde olup Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre karşı tarafa yükletilen yasal vekâlet ücreti. Sulh olan karşı taraf bunlardan hangisinden sorumludur?
Bu soru on yıllarca iki farklı cevap aldı ve sonunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 5.10.2018 tarihli ve E.2017/6, K.2018/9 sayılı kararıyla bağlandı: Karşı tarafın müteselsilen sorumlu olduğu avukatlık ücreti kapsamına, avukat ile iş sahibi arasındaki sözleşmeden doğan akdi vekâlet ücreti dâhil değildir.1 Başka bir deyişle sulh olan hasım, karşı yanın avukatına ancak Tarife'ye göre hesaplanacak vekâlet ücretini öder; avukatla müvekkilinin kendi aralarında kararlaştırdıkları — kimi zaman çok daha yüksek — sözleşme ücreti onu bağlamaz.
II. Yasal Çerçeve: İki Ayrı Ücret, Tek Bir "Avukat Ücreti" İbaresi
Avukatlık Kanunu'nun sistematiğinde ücret üç madde üzerinden düzenlenir. 163. madde avukatlık sözleşmesinin serbestçe düzenleneceğini söyler; 164. madde ücretin çerçevesini çizer: Ücret, avukatın hukuki yardımının karşılığıdır, dava değerinin yüzde yirmi beşini aşmamak üzere kararlaştırılabilir ve Tarife'nin altında olamaz.2 Aynı maddenin son fıkrası ise ikinci ücret türünü yaratır: Dava sonunda karşı tarafa yükletilen Tarife ücreti avukata aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas, mahsup ve haciz edilemez. Uygulama ilkine "akdi vekâlet ücreti", ikincisine "yasal (karşı taraf) vekâlet ücreti" adını vermiştir.
165. madde bu zincirin son halkasıdır ve müteselsil sorumluluğu kurar. Maddenin bugünkü metni 2001 tarihli 4667 sayılı Kanun'la genişletilmiştir: Değişiklikten önce yalnızca "sulh ile sonuçlanan işler"i kapsarken, artık "her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işler"i de içine alır.3 Müteselsil borçluluğun genel çerçevesi ise TBK m.162'dedir: Teselsül ya borçluların bildirimiyle ya da kanunda öngörülen hâllerde doğar — m.165 tam da böyle bir kanuni teselsül hâlidir. Tartışma, bu teselsülün hangi ücreti kapsadığındaydı.
III. İçtihat Aykırılığı: HGK, 3. ve 13. Daireler Bir Yanda, 4. Daire Öbür Yanda
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kökleri 1982-1983 kararlarına uzanan ve 2012 ile 2017'de yinelenen içtihadında, m.165'teki ücretin hem avukatın müvekkiliyle sözleşmesinde kararlaştırılan ücreti hem de Tarife'ye göre karşı tarafa yükletilecek ücreti kapsadığını kabul ediyordu.4 3. ve 13. Hukuk Daireleri de aynı çizgideydi; 13. Daire dahası, yazılı ücret sözleşmesi yoksa sulh olunan miktar üzerinden hem m.164/4'teki hem m.164/son'daki ücretten iki tarafın birlikte sorumlu olacağını söylüyordu.5 Buna karşılık 4. Hukuk Dairesi 2015'ten itibaren verdiği kararlarla ters istikamete yöneldi: Müteselsilen sorumlu olunan ücret, yalnızca yargılama gideri olarak hasma yükletilecek ücrettir; avukatın kendi müvekkiliyle arasındaki vekâlet ilişkisinden doğan akdi ücretten, bu ilişkinin dışındaki hasım sorumlu tutulamaz.6
Aykırılık, 2016-2018 arasında avukatlar ve bir şirket tarafından yapılan üç ayrı başvuruyla İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun önüne taşındı; Birinci Başkanlık Kurulu 11.05.2017 tarihli kararıyla birleştirme sürecini başlattı. Kurul ilk toplantısında, içtihadı birleştirme konusunu üçte ikiyi aşan çoğunlukla bugünkü sorusuna daralttı: Karşı tarafın sorumlu olacağı ücrete akdi vekâlet ücreti girer mi?7
IV. Çoğunluğun Gerekçesi: Nispilik, Öngörülebilirlik ve Sulhun Teşviki
Kurul çoğunluğu, cevabını borçlar hukukunun en temel ilkesine dayandırdı: Sözleşmelerin nispiliği. Sözleşmeden doğan alacak hakkı nispi bir haktır; yalnızca sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebilir. Avukatla iş sahibi arasındaki ücret sözleşmesinin koşullarını belirleme imkânı bulunmayan üçüncü kişi konumundaki hasmı bu sözleşmenin borçlusu hâline getirmek, hem nispilik ilkesine hem de Anayasa'nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğüne aykırıdır. Nispiliğin istisnaları — üçüncü kişi yararına sözleşme (TBK m.129), tapuya şerh (TMK m.1009) gibi — kanun koyucunun açık tercihiyle ve sınırlı sayıda öngörülür.8
Çoğunluk bunun üzerine iki gerekçe daha ekledi. Birincisi hukuk güvenliği: Uyuşmazlığını sulhle bitiren kişiden, tarafı olmadığı ve içeriğini bilemeyeceği bir sözleşmenin ücret yükünü öngörmesi beklenemez. İkincisi sulhun teşviki: HMK m.140/2 hâkime tarafları sulhe davet görevi yüklemişken, sulh olan tarafın karşı yanın akdi vekâlet ücretiyle karşılaşması ihtimali bu kurumun önüne engel koyar. Ayrıca vekâlet ücreti hukuki yardımın karşılığıdır; avukattan hiçbir hukuki yardım almamış hasmın, o avukatın sözleşme ücretinden sorumlu tutulması ücretin mahiyetiyle de bağdaşmaz. Bu gerekçelerle, 5.10.2018'deki üçüncü toplantıda oyçokluğuyla, akdi vekâlet ücretinin karşı tarafın müteselsil sorumluluğu kapsamına girmediğine karar verildi.1
V. Karşı Oylar ve Doktrin: Madde Ayrım Yapmıyor
Kalabalık bir karşı oy grubu, çoğunluğun tam aksini savundu. Temel argümanları şudur: Kanun "avukat ücreti" derken akdi-yasal ayrımı yapmamıştır; m.163-164-165 sistematiği içinde okunduğunda m.165'in asıl güvence altına aldığı ücret, sözleşme ücretidir — çünkü yargılama gideri niteliğindeki Tarife ücretinden hasmın sorumluluğu zaten genel hükümlerden doğar; m.165 buna indirgenirse hükmün ayrıca var olmasının anlamı kalmaz. Karşı oya göre m.165, kanun koyucunun bilinçli olarak öngördüğü, nispilik ilkesine kanunla getirilmiş bir istisnadır ve amacı tam da tarafların "helalleşerek" avukatı ücretsiz bırakmalarını önlemektir.9 Karşı oy yazıları bu görüşün öğretideki köklü desteğini de sıralar: Kuru, Üstündağ, Yılmaz ve Pekcanıtez'in eserleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun 1994 tarihli kararı aynı yöndedir; HMK m.329'un kötüniyetli tarafı karşı yanın akdi vekâlet ücretinden sorumlu tutması da sistemin buna yabancı olmadığını gösterir.10
Karar sonrası doktrin de bölünmüştür. Sungurtekin Özkan, 2001 değişikliğinin madde kapsamını bilinçli biçimde genişlettiğini ve m.35/A'daki uzlaşma yetkisiyle birlikte düşünüldüğünde müteselsil sorumluluğun salt yargılama giderine indirgenmemesi gerektiğini savunarak İBK'yı isabetsiz bulur. Buna karşılık aksi yönde şu tehlikeye de işaret edilir: Akdi ücret kapsamda sayılsaydı, bir tarafın avukatıyla anlaşıp sözleşme ücretini fahiş göstererek sulh olan hasmı borçlandırması mümkün hâle gelirdi — çoğunluğun çizdiği sınır bu kötüye kullanma riskini de bertaraf etmektedir.11
VI. Pratik Sonuçlar
Sulh olan karşı taraf (hasım) yönünden: Sulh protokolü imzalamakla, karşı yanın avukatına ödenecek ücret bakımından üstlenilen risk artık öngörülebilirdir: Sulh olunan miktar üzerinden Tarife'ye göre hesaplanacak vekâlet ücretiyle sınırlı, müvekkille birlikte müteselsil bir sorumluluk. Karşı yanın avukatı ne kadar yüksek bir sözleşme ücreti kararlaştırmış olursa olsun, bu ücret hasımdan istenemez.
Müvekkil (iş sahibi) yönünden: İçtihat müvekkilin yükünü hafifletmez. Müvekkil, avukatına karşı hem sözleşmedeki akdi ücretin hem de m.164/son uyarınca avukata ait olan karşı taraf vekâlet ücretinin borçlusu olmaya devam eder. Sulh, avukatın ücret hakkını düşürmez (Av. K. m.165 zaten bu ihtimal için vardır).
Avukat yönünden: Müvekkilinin haberi olmadan sulh olması ihtimaline karşı avukatın güvencesi, akdi ücret bakımından yalnızca kendi müvekkilinin malvarlığıdır; hasma uzanan teselsül artık sadece Tarife ücretini taşır. Bu nedenle ücret sözleşmesini yazılı ve tarih yönünden ispatlanabilir biçimde kurmak, sulh görüşmelerinden haberdar olduğunda ise ücret alacağını sulh protokolünde açıkça düzenletmek pratikte daha da önem kazanmıştır. İçtihadı birleştirme kararları benzer olaylarda tüm yargı organlarını bağladığından (Yargıtay K. m.45/5), bu sınır artık tartışmaya kapalıdır.
Dipnotlar
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/6, K. 2018/9, T. 5.10.2018 (üçüncü toplantıda oyçokluğuyla).
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164 (2.5.2001 tarihli 4667 sayılı Kanun m.77 ile değişik).
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.165 (2.5.2001 tarihli 4667 sayılı Kanun m.78 ile değişik).
- Yargıtay HGK, E. 2012/13-218, K. 2012/759, T. 7.11.2012; HGK, E. 2017/13-772, K. 2017/564, T. 29.3.2017; aynı yönde köken kararlar: HGK, E. 4-1468, K. 259, T. 10.3.1982; HGK, E. 1980/4-2329, K. 1983/699, T. 22.6.1983.
- Yargıtay 13. HD, E. 2012/5183, K. 2013/2304, T. 5.2.2013; E. 2014/14383, K. 2015/5900, T. 25.2.2015; E. 2013/23299, K. 2014/18539, T. 10.6.2014; Yargıtay 3. HD, E. 2008/21276, K. 2009/9, T. 19.1.2009; E. 2011/9308, K. 2011/13607, T. 26.9.2011.
- Yargıtay 4. HD, E. 2014/3149, K. 2015/1190, T. 29.1.2015; E. 2015/5783, K. 2016/4593, T. 6.4.2016; E. 2015/2525, K. 2016/299, T. 13.1.2016; E. 2017/690, K. 2017/3270, T. 25.5.2017.
- Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, 11.05.2017 tarihli ve 166 sayılı karar; içtihadı birleştirme konusunun belirlenmesi, birinci toplantıda üçte ikiyi aşan çoğunlukla kabul edilmiştir.
- Karar gerekçesinde nispilik ilkesinin kanuni istisnalarına örnek olarak 6098 sayılı TBK m.129 (üçüncü kişi yararına sözleşme) ile 4721 sayılı TMK m.1009 (kişisel hakların tapu siciline şerhi) gösterilmiştir.
- Karşı oy yazılarında, kanun koyucunun m.165 ile "vekilin saf dışı bırakılması hâlinin önüne geçebilmek amacıyla" sözleşmenin tarafı olmayan karşı tarafı da akdi vekâlet ücretinden kanunen sorumlu tutmak istediği vurgulanmıştır.
- Karşı oyda anılan kaynaklar: KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. VI, 6. Bası, 2001, s. 3767 vd.; ÜSTÜNDAĞ, Saim, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 6. Bası, İstanbul 1997, s. 768 vd.; YILMAZ, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, 2013, s. 1453 vd.; PEKCANITEZ, Hakan, Medeni Usul Hukuku, 15. Bası, İstanbul 2017, s. 2409; Yargıtay HGK, E. 1993/13-810, K. 1994/60, T. 16.2.1994.
- SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral, "Sulh Halinde Ödenecek Avukatlık Ücretinden Anlaşılması Gereken Hakkındaki 2017/6 Esas ve 2018/9 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının Değerlendirilmesi", Prof. Dr. Necmettin M. Berkin'e Armağan, Filiz Kitabevi, İstanbul 2021, s. 985-987 ve 999-1000 (AKGÜL, s. 205'ten naklen); kötüye kullanma riski değerlendirmesi için AKGÜL, Sercan, Türk ve İngiliz Hukukunda Hukuk Davalarında Avukatlık Ücreti, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2025, s. 205-206.
Karar Künyesi ve Kaynakça
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2017/6, K. 2018/9, T. 5.10.2018 — Avukatlık Kanunu m.165'teki müteselsil sorumluluk kapsamına, karşı taraf yönünden, avukat ile iş sahibi arasındaki sözleşmeden doğan akdi vekâlet ücretinin girmediği (oyçokluğu).
AKGÜL, Sercan, Türk ve İngiliz Hukukunda Hukuk Davalarında Avukatlık Ücreti, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2025 (YÖK Tez No: 974178).
SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral, "Sulh Halinde Ödenecek Avukatlık Ücretinden Anlaşılması Gereken Hakkındaki 2017/6 Esas ve 2018/9 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının Değerlendirilmesi", Prof. Dr. Necmettin M. Berkin'e Armağan, Filiz Kitabevi, İstanbul 2021.