I. Kararın Kimliği: Daireler Arasında Yıllara Yayılan Bir Ayrılık
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 19.10.2018 tarih ve E.2017/9, K.2018/10 sayılı kararı, işverenlerin en sık başvurduğu haklı fesih nedenlerinden birinin usul boyutunu netleştirir: işçinin sağlık raporlarıyla belgelenen ve bildirim süresine eklenecek altı haftayı aşan işe devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesi feshedilirken, işveren işçiden önceden savunma almak zorunda mıdır?
Tartışma, Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Daireleri arasında yıllar içinde şekillenmiştir. 22. Hukuk Dairesi, 2012'den beri istikrarlı biçimde savunma alınmasının gerekmediğini kabul ederken; 9. Hukuk Dairesi 2015 yılına kadar aynı görüşteyken, 24.11.2015 tarihli bir kararıyla görüş değiştirerek savunma alınması gerektiğini savunmaya başlamıştır.1 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı, bu iki daire arasındaki tutarlı ayrılığın içtihadı birleştirme yoluyla giderilmesi gerektiği görüşünü bildirmiş; Kurul da görüşmeler sırasında konuyu netleştirerek birleştirme konusunu "İş Kanunu m.25/I-(b) gereğince alınan sağlık raporları nedeniyle derhal fesihlerde işçiden savunma alınmasının gerekip gerekmediği" şeklinde tespit etmiştir.
II. Hukuki Çerçeve: İş K. m.19 ve m.25 Arasındaki Gerilim
Sorunun kaynağı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (İş K.) iki maddesi arasındaki görünürdeki çelişkidir. İş K. m.19/2 açıkça şöyle der: "Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır." Madde, yalnızca m.25/II'yi (ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık) istisna tutmuş; m.25'in diğer bentlerinden (I-sağlık, III-zorlayıcı sebepler, IV-gözaltı/tutukluluk) hiç söz etmemiştir.
İş K. m.25'in son fıkrası ise farklı bir açıdan konuya değinir: "İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir." Dikkat edilirse bu fıkra da "usul"ü düzenleyen m.19'a atıf yapmaz — yalnızca geçerli neden (m.18), fesih bildirimine itiraz (m.20) ve mahkemenin kararının sonuçlarına (m.21) gönderme yapar. İşte tam bu noktada iki farklı yorum ortaya çıkmıştır: m.19'da yalnız m.25/II'nin sayılmış olması, "diğer bentlerde savunma gerekir" mi demektir, yoksa "diğer bentlerde zaten savunmaya hiç ihtiyaç yoktur" mu demektir?
Sağlık nedeniyle haklı fesih hükmünün kendisi ise İş K. m.25/I-(b)'nin ikinci paragrafında yer alır: "(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar." Örneğin bir yıl kıdemi olan işçi için bildirim süresi dört hafta olduğundan, altı hafta eklenince toplam on haftayı aşan kesintisiz rapor süresi işverene haklı fesih hakkı tanır.
III. Doktrindeki İki Yaklaşım: "Yeterlilik" mi, "Verimlilik" mi?
Kurul'un tespitine göre öğretide baskın görüş, m.19/2'deki "verim" ifadesinin, m.18'deki "yeterlilik" kavramıyla örtüştüğü yönündeydi; ancak bir grup yazar (Ekonomi, Gülver, Şenocak/Kılıçoğlu, Astarlı, Ergin, Dulay Yangın gibi) bu iki kavramın kanun koyucu tarafından bilinçli olarak farklı seçildiğini savunmuştur.2 Bu ikinci görüşe göre "verim", işçinin iradi olarak etkileyebileceği performans düşüklüğünü ifade ederken; sağlık, zorlayıcı sebep veya gözaltı gibi m.25/I, III, IV bentlerindeki durumlar işçinin iradesi dışında gelişen objektif imkânsızlık halleridir ve bu nedenle savunma alınmasının hiçbir pratik faydası yoktur — zira işçinin zaten değiştiremeyeceği bir olgu söz konusudur.
Azınlıkta kalan karşı görüş (Sarıbay, Ulucan) ise, m.19/2'nin yalnızca m.25/II'yi istisna tuttuğunu, bunun dışındaki tüm haklı fesih hâllerinde savunma alınması gerektiği sonucuna varılması gerektiğini savunmuştur — yani "istisnaların dar yorumu" ilkesinden hareketle, kanunun açıkça saymadığı hiçbir hal için savunma zorunluluğunun kaldırılmaması gerektiği ileri sürülmüştür.
IV. Kurul'un Gerekçesi: Savunmanın Amacı Neyse, Sınırı da Odur
Kurul, çoğunluk görüşüyle savunma alınmasının amacına odaklanan bir yorum benimsemiştir: "Fesihten önce savunma alınmasında amaç, işçinin feshe neden olabilecek sebepleri öğrenmesi ile bu konudaki gerçeği ortaya çıkarmasını, böylece işverenin fesih konusundaki düşüncelerini etkileyerek onu fesihten vazgeçirmesini sağlamaktır." Bu çerçevede savunma, işçinin üzerinde tasarruf edebileceği, değiştirebileceği davranış veya performans sorunlarını düzeltmesine imkân tanıyan bir usul güvencesidir.3
Sağlık nedeniyle bekleme süresini aşan devamsızlıkta ise bu amaç işlemez: haklı nedeni doğuran olay, devamsızlığın altı haftayı aşmış olmasından ibaret fiili bir durumdur; işçinin rahatsızlığının gerçekliği veya raporun sahteliği gibi iddialar zaten bu bendin değil, m.25/II'nin (davranış kaynaklı) konusudur. Kurul'un ifadesiyle: "İşçinin bekleme süresini aşan işe devamsızlığı nedeniyle fesihten evvel işçiden alınacak olan savunma herhangi bir sonuca ulaşmaya yönelik olmadığı gibi, alınan raporlar feshin bağlandığı olgunun ortaya çıktığını gösteren yegâne belgeler olduğundan savunma alınması ile ulaşılabilecek başkaca bir belge ya da öğrenilecek bir durum söz konusu değildir." Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 158 sayılı Sözleşmesi'nin 7. maddesindeki "işverenden makul ölçülere göre beklenemeyecek haller" istisnası da bu yorumu desteklemektedir.
Kurul ayrıca, haklı nedenle derhal feshin işlem mantığına dikkat çeker: haklı nedenin doğumu sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez, yalnızca lehine haklı neden doğan tarafa bu hakkı kullanıp kullanmama serbestisi tanır. İşverenin fesih iradesi işçiye ulaştığı anda sözleşme derhal sona erer; bu nedene dayanan fesihte "ihbar süresine eklenecek altı haftayı aşan devamsızlık" tek başına yeterlidir, kanun başka bir şekil şartı öngörmemiştir.
V. Karşı Oy: İstisna Yalnızca m.25/II İçin midir?
Karar üçte ikiyi aşan oy çokluğuyla alınmış; karşı oy, m.19/2'nin lafzına daha sıkı bağlı bir yorum önermiştir. Karşı oya göre, kanun koyucu savunma zorunluluğuna yalnızca tek bir istisna tanımıştır (m.25/II — ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık); bu istisnanın kıyas yoluyla diğer haklı fesih nedenlerine (sağlık, zorlayıcı sebep, gözaltı) genişletilmesinin, kanunun açık lafzını aşan bir yorum olduğu savunulmuştur.4 Karşı oy sahipleri, sağlık nedenleriyle fesihte de işçinin savunma yoluyla en azından raporun geçerliliği, güncelliği veya bekleme süresinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı gibi hususlara itiraz edebilme imkânının tamamen ortadan kaldırılmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
VI. Sonuç ve Kapsamın Sınırları
Kurul, "4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince almış olduğu sağlık raporları nedeniyle derhal fesihlerde, işçiden savunma alınmasının gerekmediğine" karar vermiştir. Kararın kapsamı dikkatle okunmalıdır: bu istisna yalnızca m.25/I-(b)'nin ikinci paragrafı ile — yani kesintisiz sağlık raporuna dayanan, bildirim süresini altı hafta aşan devamsızlıkla — sınırlıdır. İşçinin sık sık kısa süreli rapor alması nedeniyle yapılan fesih bambaşka bir kategoridir: bu, İş K. m.18'in geçerli neden rejimine (işçinin "yeterliliği") girer ve dolayısıyla m.19/2 uyarınca savunma alınması zorunludur. Aynı şekilde, işçinin gerçekten hasta olup olmadığı veya raporun sahte olduğu iddiası da bu içtihadın değil, m.25/II'nin (davranış kaynaklı fesih, savunma zorunlu) kapsamına girer.
VII. Güncel Uygulama ve Pratik Sonuçlar
İçtihat, 2018'den bu yana istikrarla uygulanmaktadır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin kararından hemen bir ay sonra verilen 08.11.2018 tarihli kararı ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2022 tarihli kararı (E.2022/10185, K.2022/12674) doğrudan bu İBGK'ya atıfla aynı ilkeyi tekrarlamıştır. En güncel örneği ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2025 tarihli ve E.2025/1087, K.2025/1700 sayılı kararıdır: Daire, "4857 sayılı Kanun'un 25/I-(b) hükmüne göre yapılan fesihlerde savunma alma zorunluluğu bulunmadığından iş sözleşmesinin feshinden önce davacıdan savunma alınmamasının feshi geçersiz kılmayacağı" tespitini yaptıktan sonra, davanın esas tartışmasını devamsızlığın gerçekten altı haftayı aşıp aşmadığının doğru araştırılıp araştırılmadığına yöneltmiştir.5
Pratik sonuç: İşveren vekilleri için bu içtihat, sağlık raporuna dayalı fesih davalarında savunmanın alınmamış olması itirazını büyük ölçüde etkisiz kılar — davacı işçi vekilinin bu yönde bir iddiası varsa, doğrudan İBGK E.2017/9, K.2018/10'a atıfla karşılanabilir. Ancak uygulayıcının dikkat etmesi gereken asıl mesele, davanın ağırlık noktasının savunmadan devamsızlık süresinin doğru hesaplanmasına kaymış olmasıdır: bildirim süresi işçinin kıdemine göre değişir (İş K. m.17), bu süreye eklenecek altı hafta kesintisiz rapor süresiyle hesaplanır ve doğum/gebelik hâllerinde başlangıç noktası m.74'teki sürenin bitimidir. İşçi vekilleri içinse savunma yokluğu argümanının bu bent için işe yaramayacağını bilmek, davayı daha güçlü bir zeminde — raporların kesintisiz olup olmadığı, sürenin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı veya devamsızlığın aslında m.25/II kapsamına (örneğin raporun sahteliği) girip girmediği üzerine — kurmalarını sağlar.
Dipnotlar
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, E.2017/9, K.2018/10, T.19.10.2018. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin görüş değişikliği 24.11.2015 tarihli ve E.2015/23385, K.2015/33398 sayılı kararıyla gerçekleşmiştir; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ise 16.01.2012 tarihli kararından itibaren istikrarla savunma alınmasının gerekmediği görüşündeydi.
- Doktrindeki tartışma için bkz. Süzek, S., İş Hukuku, 2018, s.707-708; Doğan Yenisey, K., "İş İlişkisinin Sona Ermesi ve Kıdem Tazminatı", İHSGHD Seminer, Ankara 2017, s.531-532; Gülver, E., "İş Sözleşmesinin İşçinin Savunması Alınmaksızın Sağlık Sebeplerine Dayanılarak İşverence Derhal Feshi ve İşe İade", İÜHFM Özel Sayı, s.407 vd.
- Karar gerekçesi, savunmanın amacını Dulay Yangın'ın "İş Sözleşmesinin İş Kanunu Md.25/I,b Uyarınca Haklı Nedenle Feshinde İşçinin Savunmasının Alınması Gerekli midir?" (DEÜHFD, Prof. Dr. Şeref Ertaş'a Armağan, C.19, 2017, s.2052) adlı makalesine atıfla açıklamaktadır.
- İBGK E.2017/9, K.2018/10, Karşı Oy Gerekçesi — m.19/2'nin yalnızca m.25/II'yi istisna tuttuğu, bu istisnanın diğer haklı fesih nedenlerine genişletilmesinin kanunun lafzını aştığı eleştirisi.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2025/1087, K.2025/1700, T.17.2.2025; ayrıca bkz. E.2022/10185, K.2022/12674, T.17.10.2022 ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2018/8363, K.2018/23924, T.8.11.2018 — tümü İBGK E.2017/9, K.2018/10'a doğrudan atıfla savunma alma zorunluluğunun bulunmadığını teyit eder.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, E. 2017/9, K. 2018/10, T. 19.10.2018 — İş K. m.25/I-(b) uyarınca sağlık raporları nedeniyle derhal fesihlerde işçiden savunma alınmasının gerekmediği.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/10185, K. 2022/12674, T. 17.10.2022 — İçtihadın doğrudan uygulanması.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1087, K. 2025/1700, T. 17.2.2025 — İçtihadın güncel uygulaması; devamsızlık süresinin doğru hesaplanması vurgusu.