Karar Künyesi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Başvuru No: 2019/34170, Karar Tarihi: 17/9/2024, Oybirliği. Başkan: Hasan Tahsin Gökcan; Üyeler: Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil; Raportör: Murat Azaklı.
I. Olayın Özeti
Başvurucu Osman Alphan, çeşitli alt işveren şirketler nezdinde Diyarbakır Kayapınar Belediyesi bünyesinde 2010 yılından itibaren işçi statüsünde çalışmaktaydı. Darbe teşebbüsünün ardından, millî güvenliği tehdit eden yapılarla irtibatlı veya iltisaklı olabileceği gerekçesiyle 28/2/2017 tarihinde iş akdi feshedildi. Fesih, asıl işveren belediyenin yazısı üzerine alt işveren tarafından, 667 ve 678 sayılı OHAL KHK'lerine dayanılarak gerçekleştirildi.
Başvurucu, feshin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kendisine savunma imkânı tanınmadığını ve hakkında hiçbir idari ya da adli soruşturma bulunmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi talebiyle 23/3/2017 tarihinde dava açtı.
II. Yargı Süreci
Diyarbakır 4. İş Mahkemesi 27/11/2017 tarihinde davayı reddetti. Gerekçesinde, belediyenin iş akdinin 667 sayılı KHK'ye dayanılarak feshedildiğine dair yazısına ve 667 sayılı KHK'nin 4. maddesinin 2. fıkrasındaki "dolaylı görevlendirme" yasağının alt işveren işçilerini de kapsadığı yorumuna, ayrıca konuya ilişkin bir Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararına dayanıldı.1
Başvurucunun istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 9/5/2018 tarihinde yalnızca usule ilişkin bir eksiklik (dava arkadaşlığı eksikliği) nedeniyle kararı kaldırdı; dosya, eksik alt işverenin davaya dâhil edilmesi için mahkemesine iade edildi. Mahkeme, eksikliği giderdikten sonra 27/2/2019 tarihinde aynı gerekçelerle davayı yeniden reddetti. İstinaf başvurusu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince 27/6/2019 tarihinde kesin olarak reddedildi; kararda fesih dayanağının OHAL döneminde çıkarılan KHK olmasının ve asıl işverenin fesih talebinin alt işveren yönünden "geçerli sebep" oluşturduğu vurgulandı. Nihai karar 8/10/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildi; bireysel başvuru 9/10/2019 tarihinde yapıldı.
III. Hukuki Sorun
Başvurucunun şikâyetinin özü, işe iade davasının hiçbir aşamasında uyuşmazlığın esasına ilişkin bir inceleme yapılmamış olmasıdır: derece mahkemeleri, kendisiyle terör örgütü arasındaki bağlantıyı gösteren somut hiçbir bilgi veya belgeyi değerlendirmeden, salt KHK metnine ve bir emsal Yargıtay kararına atıfla davayı reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi bu şikâyeti, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir alt bileşeni olan karar hakkı kapsamında incelemiştir.
Karar hakkı, kişilere yalnızca şeklî anlamda bir karar elde etme değil, davaya konu edilen esaslı taleplerin yargı merciince gerçekten bir sonuca bağlanmasını isteme güvencesini de sağlar. Bir davada usule ilişkin nedenlerle (düşme, süre aşımı vb.) esasa girilmemesi kural olarak bu hakka aykırı değildir; ancak davanın esasını çözüme kavuşturma potansiyeline sahip bir uyuşmazlıkta mahkeme, tarafların iddia ve savunmalarını gerçekten araştırıp değerlendirmeden, şekilci bir yaklaşımla sonuca varırsa karar hakkı ihlal edilmiş olabilir.
IV. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi
1. Karar Hakkının Kapsamı
Anayasa Mahkemesi, kendi yerleşik içtihadına atıfla, mahkeme hakkının erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarını içerdiğini; karar hakkının, mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın gerçek anlamda karara bağlanmasını isteme hakkı olduğunu yinelemiştir. Bu doğrultuda, yargılamanın esasa girilmeden şekilci biçimde sonuçlandırılmasının karar hakkını ihlal edebileceğini vurgulamıştır.2
2. Şüphe Feshinde Araştırma Yükümlülüğü
Mahkeme, şüphe feshine dayalı davalarda —şüphenin mahiyeti gereği kesin ispat beklenemese de— şüphenin işçinin şahsında somut, ciddi, önemli ve objektif olay ve vakıalarla desteklenmesi gerektiğini; aksi hâlde hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı keyfî uygulamaların gündeme geleceğini belirtmiştir. Bu tür davalarda taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikte "kendiliğinden araştırma" ilkesinin uygulanması, derece mahkemesinin taraf beyanlarından bağımsız olarak da araştırma yapmasını gerektirir.
3. Somut Olayda Değerlendirme
Somut olayda derece mahkemesi, başvurucu ile işveren arasındaki güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan hiçbir olay veya olguyu incelememiş; yalnızca 667 sayılı KHK hükümleri ile bir Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararına atıfla, davanın esasını hiç değerlendirmeden ret kararı vermiştir. Mahkemeden beklenen, başvurucu ile iddia edilen örgütsel bağlantı arasındaki somut, kişisel ve güncel sebepleri gerekçeli kararında ortaya koymaktı; bu yapılmamıştır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.3
V. Giderim
Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna hükmetmiş; kararın bir örneğini Diyarbakır 4. İş Mahkemesine (E.2018/301, K.2019/92) göndermiştir. Başvurucunun tazminat talebi, yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Buna karşılık başvurucuya 364,60 TL başvuru harcı ile 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 19.164,60 TL yargılama gideri ödenmesine; ödemede gecikme olması hâlinde bu tutara yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.4
VI. Değerlendirme
Bu karar, OHAL KHK'lerine dayalı fesih davalarında derece mahkemelerinin sıklıkla başvurduğu bir kestirme yola karşı önemli bir sınır çizmektedir.
Birinci olarak, KHK metnine atıf tek başına bir gerekçe değildir. Mahkeme, iş akdinin OHAL döneminde çıkarılan bir KHK'ye dayanılarak feshedildiğini tespit etmekle yetinemez; şüphe feshinin dayandığı somut, kişisel ve güncel olguları da gerekçeli kararında ortaya koymak zorundadır. Aksi hâlde karar, "esasa girilmemiş" sayılır ve karar hakkını ihlal eder.
İkinci olarak, karar alt işveren işçileri için de emsal niteliği taşımaktadır. Başvurucu, doğrudan bir KHK ekli listesiyle ihraç edilen bir kamu görevlisi değil, asıl işverenin talebi üzerine alt işveren tarafından çıkarılan bir işçidir. Derece mahkemesinin "dolaylı görevlendirme yasağı" yorumuyla bu işçi grubunu da KHK'nin kapsamına sokması, AYM'nin denetiminden geçmeden ayakta kalamamıştır.
Üçüncü olarak, uygulayıcı açısından pratik sonuç nettir: benzer şekilde KHK'ye veya emsal içtihada salt atıfla, somut delil değerlendirmesi yapılmadan reddedilen işe iade davalarında bireysel başvuru yolu açıktır. Kararın aranması gereken temel unsuru, mahkemenin başvurucu ile iddia edilen bağlantı arasında somut, kişisel ve güncel sebepleri gerekçesinde ortaya koyup koymadığıdır.
Dipnotlar
- AYM, Osman Alphan, B. No: 2019/34170, 17/9/2024, §§ 4, 8; ilgili Yargıtay 22. Hukuk Dairesi kararı için bkz. § 8 (2019/542 E., 2019/2751 K.).
- AYM, Osman Alphan, §§ 16-18; bkz. İbrahim Demiroğlu, B. No: 2017/15698, 26/7/2019, §§ 50-52.
- AYM, Osman Alphan, §§ 21-27; şüphe feshinde araştırma yükümlülüğüne ilişkin ilkeler için bkz. Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16 (kararın tam metnine arşivimizden ulaşılamamış, atıf Osman Alphan kararındaki referanstan aktarılmıştır).
- AYM, Osman Alphan, §§ 29-31; yeniden yargılama kurumunun özellikleri hk. bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100.