Karar Künyesi
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, Başvuru No: 2022/103774, Karar Tarihi: 17/2/2026, Oybirliği. Başkan: Hasan Tahsin Gökcan; Üyeler: Recai Akyel, Selahaddin Menteş, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil; Raportör: Yunus Emre Bağlar.
I. Olayın Özeti
Başvurucu Sultan Yılmaz, İstanbul'da mülkiyetindeki bir daireyi yabancı uyruklu E.E.A.'ya kiralamıştır. Kira başlangıcında E.E.A.'nın geçici koruma kimlik belgesini incelemiş, 10/5/2021 tarihli kira sözleşmesini bu belgeyle birlikte düzenlemiştir.
Kolluk görevlileri 21/6/2022 tarihinde söz konusu adrese yönelik bir ihbar üzerine inceleme yapmış; üçüncü kattaki dairede çok sayıda kimliksiz yabancı uyruklu şahıs tespit etmiştir. Bağcılar Kaymakamlığı bu tespite dayanarak başvurucu hakkında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 102. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 79.794 TL idari para cezası uygulamıştır.
Başvurucu, cezanın tebliğinin ardından Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz etmiştir. Dilekçesine daireyi E.E.A.'ya kiraladığına dair kira sözleşmesini ve E.E.A.'nın geçici koruma kimlik belgesinin örneğini eklemiştir. Dairenin uzakta olduğunu, buraya kim gireceğini bilemeyeceğini, düzensiz göçmenlerden haberinin olmadığını ileri sürmüştür.
II. Yargı Süreci
Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliği 23/9/2022 tarihinde itirazı reddetmiştir. Gerekçe şöyledir: adreste tutanakla tespit edilen otuz yabancı şahsa işyeri kiralandığından kabahat unsurları oluşmaktadır; idari yaptırım tutanağında usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Başvurucu bu karara karşı da itiraz etmiştir. Aynı savunmaları yinelemiş, kira sözleşmesini ve geçici koruma belgesini bir kez daha sunmuştur. Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği 18/10/2022 tarihinde ilk kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek itirazı kesin olarak reddetmiştir.
Başvurucu, nihai kararı 10/11/2022'de öğrenerek 25/11/2022'de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
III. Hukuki Sorun
Uyuşmazlığın özü şudur: Sulh ceza hâkimliği, idari para cezasına itirazda davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki bir iddiayı — başvurucunun daireyi geçici koruma kimlik belgesine sahip bir yabancıya kiraladığı iddiasını — gerekçeli kararında hiç tartışmadan redde karar verebilir mi?
6458 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 2. fıkrası, kiralananın "geçerli seyahat belgesi, yabancı kimlik kartı, ikamet izni veya geçerli yol izin belgesi" olmayan yabancılara kiralanması hâlinde idari yaptırım öngörmektedir. Geçici koruma kimlik belgesi ise bu belgeler arasında sayılmamaktadır; başvurucu ise daireyi bu belgeye sahip bir kişiye kiraladığını belgeleriyle ortaya koymuştur. Bu olgu, cezanın kanuni unsurlarını doğrudan etkiler niteliktedir.
IV. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi
1. Gerekçeli Karar Hakkının Kapsamı
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelemiştir. Mahkemeye göre gerekçeli karar hakkı, kararın taraflarca denetlenebilmesini ve demokratik bir toplumda yargı kararlarının kamuoyunca öğrenilebilmesini sağlamaktadır.1
Bu hakkın gereği olarak mahkeme kararları; davanın temel maddi ve hukuki sorunlarını, taraflarca ileri sürülen ve sonucu etkileyen iddiaları, delillerle kurulmuş bir bağ içinde ele almak zorundadır. Uyuşmazlıkla ilgisiz değerlendirmelere yer verilmesi de aynı şekilde gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz.
2. Kanun Yolu Merciinin Yükümlülüğü
Mahkeme, kanun yolu incelemesi yapan merci hakkında önemli bir ilkeyi anımsatmıştır: İlk derece mahkemesiyle aynı sonuca ulaşıp aynı gerekçeye ya da atfa dayanan bir karar, gerekçelendirme yükümlülüğünü karşılar.2 Ancak ilk derecede yanıt verilmeyen ya da yalnızca kanun yolu aşamasında ileri sürülebilecek esaslı iddialar varsa, kanun yolu mercii bu iddiaları ayrıca değerlendirmek zorundadır.
Somut olayda her iki hâkimliğin gerekçesi de aynı noktada sessiz kalmıştır: Başvurucunun daireyi geçici koruma kimlik belgesi bulunan bir yabancıya kiraladığı iddiası.
3. Esaslı İddianın Yanıtsız Bırakılması
Anayasa Mahkemesi, kira sözleşmesinin ve geçici koruma kimlik belgesinin sonucu etkileyebilecek nitelikte olduğunu tespit etmiştir. Bu tespite giden mantık doğrudur: 6458 sayılı Kanun m.102/2 uyarınca yaptırım uygulanabilmesi için kiracının geçerli bir belgeye sahip olmaması şarttır. Başvurucu, kiracısının bu kapsamda değerlendirilebilecek bir belgeye sahip olduğunu belgesiyle ortaya koymuştur.
Hâkimliğin kararında bu belgeye ve belgenin kabahatin unsurlarını oluşturup oluşturmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yoktur. İtiraz merciinin kararında da bu husus ele alınmamıştır. Sonuç olarak yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, davanın sonucuna etkili bir husus yanıtsız bırakılmış; gerekçeli karar hakkı ihlal edilmiştir.3
V. Giderim
Anayasa Mahkemesi yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. Kararı Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (D.İş 2022/3960) göndermiştir. Manevi tazminat talebi reddedilmiştir; yeniden yargılama, ihlali gidermek için yeterli görülmüştür. Başvurucuya 664,10 TL başvuru harcı ödenecektir.
VI. Değerlendirme
Bu karar, ilk bakışta teknik bir usul sorunu gibi görünse de pratikte önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Birinci olarak, idari para cezasına itirazda gerekçeli karar hakkı tam olarak işler. Sulh ceza hâkimliği, idari yaptırım itirazlarında karar verirken tarafın karar sonucunu etkileyebilecek somut iddialarını —özellikle kabahatin yasal unsurlarını doğrudan ilgilendirenleri— gerekçede ele almak zorundadır. "Tutanakta usul ve yasaya aykırılık yoktur" gibi genel bir ret gerekçesi bu yükümlülüğü karşılamaz.
İkinci olarak, karar geçici koruma kimlik belgesinin hukuki konumunu gündeme taşımaktadır. 6458 sayılı Kanun'un 102. maddesi bu belgeyi açıkça saymamaktadır. Yeniden yargılamada hâkimlik, bu belgenin maddede sayılan belgeler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışmak zorunda kalacaktır. Mahkeme bu tartışmaya girmemiş; meseleyi gerekçeli karar hakkı ekseninde çözmüştür. Ancak asıl uyuşmazlık yeniden yargılamada şekillenecektir.
Üçüncü olarak, karar belge sunma ödevini vurgulamaktadır. Taşınmazını yabancı uyruklulara kiralayan mal sahipleri için pratik çıkarım açıktır: Kiralama sırasında kiracının kimlik belgelerini kayıt altına almak ve itiraz aşamasında bu belgeleri mahkemeye sunmak, gerekçeli karar hakkı güvencesinin devreye girmesini sağlar. Belge sunulması tek başına kabahatin oluşmadığını kanıtlamaz; ancak hâkimliğin bu belgeyi tartışmadan geçmesini anayasal açıdan imkânsız kılar.
Dipnotlar
- AYM, Sultan Yılmaz, B. No: 2022/103774, 17/2/2026, § 16; bkz. aynı yönde Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34.
- AYM, Sultan Yılmaz, § 17; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51.
- AYM, Sultan Yılmaz, §§ 19-22.