I. Kararın Konusu ve Arka Plan
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 28.6.2019 tarihinde (E.2018/3, K.2019/4) oybirliğiyle bir usul kararı verdi: Vize alarak göreve başlayan, ancak sonraki yıllarda vize yapılmadığı gerekçesiyle 5620 sayılı Kanun kapsamı dışında bırakılarak işlerine son verilen belediye işçilerinin açtığı işe iade davaları bakımından içtihatların birleştirilmesine yer olmadığına hükmetti.
Karar, bir usul kararıdır: İBGK esasa hiç girmedi. İçtihadı birleştirmenin ön koşullarını taşıyıp taşımadığını inceledi ve ön sorun aşamasında talebi reddetti. Bu nedenle kararın değeri, "ne hükmetti" değil "neden hükmetmedi" sorusunda yatmaktadır.1
II. Uyuşmazlığın Arka Planı: 5620 Sayılı Kanun ve Vize Sorunu
5620 sayılı Kanun, belirli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan geçici işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesini düzenlemek amacıyla çıkarılmıştır. Kanunun öngördüğü koşulların başında vize gelmektedir: 2006 yılı içinde usulüne uygun vizesi yapılmış bir geçici iş pozisyonunda en az 6 ay çalışmış olmak zorunludur. Bu koşulu taşımayanlar kadro kazanamaz; üstelik 5620 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca, vize yapılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz.
Söz konusu uyuşmazlıkta davacı işçiler 1999 yılında vizeli geçici işçi olarak işe başlamış, ancak sonraki yıllarda vize alınmadan çalıştırılmıştır. Bu nedenle 5620 sayılı Kanun kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilmemiş; açtıkları idare mahkemesi davasında iptal kararı çıkmış, ancak bu karar Danıştay tarafından bozulmuştur. İdare mahkemesinin bozma doğrultusunda davayı reddetmesi üzerine işverenler, işçilerin iş sözleşmelerini feshetmiştir.2
Ardından açılan işe iade davalarında Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Daireleri zıt sonuçlara ulaşmıştır. 9. Hukuk Dairesi, fesihlerin geçerli nedene dayanmadığını kabul edip işçiler lehine kararları onaylamış; 22. Hukuk Dairesi ise fesihlerin geçerli nedene dayandığını belirterek lehte kararları bozmuştur.
III. İBGK'nın Usul Gerekçesi: Ön Koşullar Neden Oluşmadı?
İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, birleştirme talebini incelediğinde üç temel tespit yapmıştır.
Birincisi, 5620 sayılı Kanun'un uygulanması yönünden gerçek bir içtihat ayrılığı yoktur. Her iki Daire de Kanun'un yorumu ve uygulaması konusunda aynı çizgidedir. Aralarındaki farklılık, Kanun'un nasıl uygulandığına dair soyut bir hukuki soruda değil, tamamen somut uyuşmazlığın koşullarına — aynı belediye bünyesindeki bu işçilerin feshinin geçerliliğine — ilişkindir.
İkincisi, uyuşmazlık soyut ve genel nitelik taşımamaktadır. İçtihadı birleştirme kararları, aynı tür uyuşmazlıkların tümü için geçerli soyut kurallar koymak amacıyla verilir. Oysa buradaki sorun, aynı belediyede çalışan sınırlı sayıda işçinin somut fesih işlemine özgüdür; genel bir hukuk kuralı gerektirmemektedir.
Üçüncüsü, söz konusu kararlar istikrar kazanmış bir içtihadı temsil etmemektedir. İçtihadı birleştirmenin ön koşulu, ilgili dairelerin belli bir konudaki görüşlerini kararlı ve sürekli biçimde ortaya koymaları ve bu yönün uygulamada kesinlik kazanmasıdır. Birkaç münferit karar bu eşiği karşılamaz.3
Genel Kurul, üstelik birleştirme konusu yapılan davaların yargılama sürecinde kesinleştiğini de saptamıştır. Bu durum, bir İBK verilse bile geçmişe yürümeyeceğinden artık kesinleşmiş bu davalar açısından herhangi bir pratik sonuç doğurmayacağını da göstermektedir.
IV. Kararın Sistematik Bağlamı: İBK'nın Sınırları
İBGK E.2018/3, K.2019/4 kararı, içtihadı birleştirme müessesesinin sınırlarını ve işlevini açık biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay Kanunu m.45 çerçevesinde İBK, yalnızca gerçek ve istikrarlı bir içtihat ayrılığı bulunduğunda, ayrılığın soyut bir hukuki sorudan kaynaklandığı durumlarda ve alınacak kararın aynı tür uyuşmazlıkların tümünü kapsayacak şekilde genel kural niteliği taşıyabileceği hâllerde verilebilir.
Bu kararda vurgulanan ayrım, hukuk uygulaması açısından kritik bir kavramsal sınırı çizmektedir: Somut olayın farklı değerlendirilmesi ile soyut hukuk sorusunun farklı yanıtlanması birbirinden ayrılmalıdır. İki daire aynı hukuki normu aynı biçimde yorumlayıp uygulayabilir; yine de somut olayın özgün koşulları karşısında farklı sonuçlara ulaşabilir. Bu tür bir farklılık, içtihat aykırılığı değil, yargısal takdir farkıdır ve içtihadı birleştirmeye konu olamaz.4
V. İş Hukuku Pratiği Açısından Sonuçlar
Karar, belediye geçici işçilerinin hukuki durumu bakımından doğrudan bir yanıt vermemiştir. Vize alınmadan çalıştırılan işçilerin 5620 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu gerekçeyle yapılan fesihlerin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı sorusu, bağlayıcı bir İBK olmaksızın açık kalmaya devam etmiştir.
Uygulamada bu belirsizlik, benzer koşullardaki işçilerin farklı dairelere ya da farklı hâkimlere düşmesine bağlı olarak çelişkili sonuçlar doğurabilmektedir. 6360 sayılı Kanun kapsamındaki belediye birleşmelerinde devredilen geçici işçilerin hakları da bu çerçevede tartışmalı olmayı sürdürmektedir. Benzer uyuşmazlıklarda savunma stratejisi kurulurken feshin geçerli nedenini somut olgulara dayandırmak ve vize koşulunun ihlalini izole etmemek önem taşımaktadır.5
VI. Sonuç
İBGK E.2018/3, K.2019/4 kararı, içtihadı birleştirme müessesesinin hem işlevini hem de sınırlarını somutlaştıran bir örnek olarak öne çıkmaktadır. Genel Kurul, ön sorun aşamasında üç temel eksikliği tespit etmiştir: gerçek bir hukuki soru yokluğu, uyuşmazlığın somut olaya özgü niteliği ve içtihadın istikrar kazanmamış olması.
Bu kararda dikkat çeken husus, İBGK'nın işçi lehine mi yoksa işveren lehine mi karar vereceği sorusunun hiç açılmamış olmasıdır. Davalar kesinleşmiş, içtihat olgunlaşmamış, soru ise soyut bir hukuki uyuşmazlığa dönüşmemiştir. Benzer koşulların yeniden oluşması ve farklı dairelerin istikrarlı biçimde zıt içtihat geliştirmesi hâlinde konu ileride yeniden İBGK önüne gelebilir; ancak o noktaya kadar belediye geçici işçilerinin hukuki konumu mahkeme takdirine bırakılmış olmaya devam etmektedir.
Dipnotlar
- İBGK'nın ön sorun aşamasında birleştirme talebini reddetmesi nadir değildir; özellikle somut olaya özgü uyuşmazlıklarda ve istikrar kazanmamış içtihatlarda bu sonuç görülmektedir. Bkz. aynı yaklaşım: İBGK E.2020/3, K.2021/1 (maaş haczi sıra cetveli); İBGK E.2019/2, K.2020/3 (MERNİS tebligat — bu kararda ise esasa girilmiştir).
- İdari mahkeme sürecindeki yürütme durdurma kararı nedeniyle işçiler vizesiz de olsa aralıksız çalışmaya devam etmiştir. Bu fiili durum, 9. Hukuk Dairesi'nin işe iade lehine yorumunun temelini oluşturmaktaydı; 22. Hukuk Dairesi ise fiili çalışmanın hukuki statüyü değiştirmediği görüşündeydi.
- İstikrar koşulu: YHGK, 20.02.1963, T.4/71-21. Yargıtay Kanunu m.45/5 uyarınca İBK diğer yargı mercilerini bağlar; dolayısıyla bu eşiğin yüksek tutulması, bağlayıcı kural üretme yetkisinin işlevini korur.
- Somut değerlendirme farkı ile soyut hukuki ayrılık arasındaki bu kavramsal ayrım, temyiz denetiminin sınırları tartışmasında da belirleyicidir: Yargıtay, vakıa değerlendirmesini değil hukuk uygulamasını denetler.
- 6360 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerdeki personel devirleri, vize ve kadro uyuşmazlıklarının iç içe geçtiği karmaşık bir alan oluşturmuştur. Bu alanda içtihat birliğinin sağlanamamış olması, iş güvencesi taleplerini sonuçsuz bırakabilmektedir.
Karar Künyesi
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2018/3, K.2019/4, T.28.6.2019 — Oybirliğiyle (Usul Kararı)